Jodaeiye Nader az Simin

Dikkat: İzlemeden Okuma! Bu yazı filmin sürpriz sayılabilecek gelişmelerini de içermektedir.

Geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nin en iyi filmlerinden biriydi Türkçe adıyla “Bir Ayrılık”. Berlin’de kazandığı “En iyi film”, “En iyi kadın oyuncu” , “En iyi erkek oyuncu” ödüllerini sonuna kadar hak eden bir film.

Nader ve Simin kızları Termeh’e iyi bir gelecek verebilmek için yurtdışına gitmek isteyen bir çifttir. Ancak Nader’in babasının Alzheimer hastası olması hayallerinden vazgeçmelerine neden olur. Simin bu durumu kabul edemez ve evden ayrılır. Termeh ise annesinin eve dönmesini sağlayacağını düşünerek babasıyla kalır. Nader, babasına bakması için eve hamile bir kadın olan Raziye’yi alır. Raziye kocasından gizli çalışmaktadır. Nader bir gün eve geldiğinde babasını yatağa bağlanmış halde yalnız bulur. Raziye ve Nader arasında çıkacak kavga mahkemede çözülebilecekmiş gibi görünmesine rağmen hiç de öyle basit olmadığı anlaşılır.

Yönetmen Asghar Farhadi’nin başarısı da tam bu olaydan sonra ortaya çıkıyor. O kadar incelikle yazılmış bir senaryoya sahip bir film ki bu. Mahkemedeki her soruyla film zenginleşiyor, katman katman açılır hale geliyor. İzleyici elindeki bilgilerle kendine bir gerçek oluşturmaya uğraşıyor. Ama gerçeği bildiğimizi sanmamızın ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu düşünüyoruz her yalan, her sır ortaya döküldüğünde. Gerçeğin dahi bir öneminin kalmadığını anlayıp susuyor, bazen yine de bilmek istiyoruz. Filmin sonu da bizimle bir bilgiyi paylaşmıyor. Hatta her filmden sonra hemen salondan çıkan izleyici, bu filmden sonra kalkamıyor ve jeneriğin bitmesini bile bir umutla bekliyor, belki bir sorunun cevabını daha öğrenebiliriz diye. Ama yönetmen bizim her şeyi bilme isteğimizin anlamsızlığını yüzümüze vuruyor filminin sonuyla. Film boyunca bildiklerimizle hiçbir şey yapamadığımızı hatırlatıp neredeyse bilme isteğimizle dalga geçerek bitiriyor filmini. Geriye yönetmenin üçüncü sayfa haberi gibi görünen bir olaydan, aile, kadın sorunları, sınıf farkı, İran üzerine söylemeyi başardığı çarpıcı sözler kalıyor. Filmden sonra hala “ama şöyle olsaydı” gibi cümleler kuruyoruz, anlamsızlığını bile bile, illa çözme inadımızla, biraz da izleyici olarak bize bahşedildiğini düşündüğümüz yargıç koltuğunun kibirine kapılarak.

Filmi yeniden izleme şansı bulamadan gösterime girmesine sevinerek yazdım. Hep tekrarlıyorum böyle iyi filmler gösterim şansı bulamıyor pek, hele ki temmuz ayında. Hemen gidip izlemeli. Tekrar izlediğimde ekleyecek şeyler bulacağıma eminim.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

1 Comment

  1. Gerçekten harika tespitler yapmışsınız. Farhadi, gerçeği tamamen bilmemizin imkansızlığına rağmen bitmeyen bilme isteğimizle dalga geçerek bitiriyor filmini.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir