Je Vous Salue, Sarajevo

“Kalp düşünebilseydi, atmaktan vazgeçerdi.”
Fernando Pessoa, Livro do Desassossego

Katliamların spoileri olmaz. Yukarıdaki fotoğraf, herhangi bir filmin herhangi bir sahnesi değil. Normalize edilmiş şiddetin, alıştırıldığımız ve ne yazık ki artık şaşıramadığımız işkencenin tablosu; 1992’de, Bosna’da, Sırp milisler ile infaz ettikleri Müslümanların buluştuğu, Ron Haviv tarafından ölümsüzleştirilmiş bir kare. Bu kare Jean-Luc Godard’ın 1993 yılından gelen “Seni Selamlıyorum Saraybosna” ismindeki yumruğunun finali. Bir süre bu görüntüye bakacaksınız. Çünkü ‘Written, directed and narrated by Godard’ bir film bu. Fonda Estonyalı deha Arvo Pärt‘dan Te Deum, ekranda ise insanlığın sonu. Louis Aragon‘un Le crève-coeur isimli şiirinden alıntı dört dize ile sonlanan (kelimenin her anlamıyla ‘korkunç’) bir eser.

Stéphane Zagdanski ile sohbetinde, “Matematikçi Laurent Schwartz bir hiç olduğu tek bir nokta dışında her noktasında sonsuz olan bir eğri tasarlamıştı. Hiç olan nokta, işte, sinemadır. Öteki noktalarsa, edebiyat. Ama ikisi de aynı eğri üzerindeler.” diyen Godard burada kusursuz bir harman yakalıyor, edebiyat, felsefe, politika, sinema demeden kendi ağzından, kendi sesi ile bağırıyor. Ek$i Sözlük’teki hür tercümeden, değiştirilmeden, şöyle:

Bir bakıma, korku, tanrı’nın kızıdır, hayırlı cuma gecesi kurtarılan. Güzel değildir; aşağılanır, lanetlenir ve herkes onu reddeder. Ama yanlış anlaşılmasın, [korku] tüm fanilerin ızdırabına dadılık eder, insanlık için aracıdır. Zira, bir kural vardır, bir de istisna. Kültür kuraldır ve sanat istisnadır. Herkes kuralı konuşur: sigara, bilgisayar, tişört, tv, turizm, savaş. Kimse istisnayı konuşmaz. O konuşulmaz, yazılır: Flaubert, Dostoyevski. Bestelenir: Gershwin, Mozart. Resmedilir: Cézanne, Vermeer. Filme çekilir: Antonioni, Vigo. Ya da, yaşanır ve yaşama sanatı haline gelir: Srebrenica, Mostar, Saraybosna. Kural, istisnanın ölümünü istemektir. Böylece kültürel Avrupa’nın kuralı, hala serpilen yaşama sanatının ölümünü örgütlemektir.

Yolun sonuna gelindiğinde hiç pişmanlık duymayacağım. Bir çok insanın çok kötü yaşadığını, bir çoğunun da çok iyi öldüğünü gördüm.

Hayretle seyirler.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

1 Comment

  1. 2 dakika 15 saniyede gerçek bir trajedi nasıl yansıtılır dersini vermiş üstat Godard. Hele o kültür ve sanat anlatımıyla yaptığı yorum yok mu, o başlı başına bir ders. Hatta bırakın 4 yıllık diploma vermeyi amaçlayan bölümleri, sadece bu 2:15’lik videoya odaklanın. Gerçek sanatçı bu işte.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir