Issız Adam

Bir Çağan Irmak filmi.

Alper kendi restoranında aşçılık yapar, arta kalan zamanlarında kadınlarla birlikte olur, bomboş hayatının acısını da eski türk pop müziği plaklarıyla dindirmeye çalışır. Bir gün kitapçıda karşılaştığı Ada’nın peşine takılır ve onu tavlar. Ada ise onun tam tersi kişilikte uyumlu, sakin bir insandır. Dizlilerde çalışmış ancak onun hızından bıkmış ve kendi kostümcü dükkanını açmıştır, çocuklara kostüm diker. Önce Alper ile ilgilenmez, ama kendini de durduramaz. İyi gider gibi görünen ilişkileri Alper’in annesi Müzeyyen’in gelişiyle çözülür. Ada, Müzeyyen ile çok iyi anlaşır. İlişkinin derinleştiğini gören Alper annesi gider gitmez Ada’dan ayrılır. Üstelik tam da kızımız, annenin yaptığı zeytinyağlı dolmaları iştahla yemek üzereyken (sanırım filmde en çok buna üzüldüm, Ada’nın yarım kalan iştahına). Alper kendi sığ hayatına döner. Ada da kendi yolunu çizer.

Beş yıl sonra karşılaşırlar. Ada İngiltere’ye taşınmış, evlenmiş ve bir kızı olmuştur. Saçlarını da iğrenç bir modelde kestirmiştir. Alper ise iş arkadaşının oğluyla sinemaya gelmiştir. İşte tam bu noktada yönetmenin içindeki melodram canavarı ortaya çıkar; geri dönüşler ve iç sesler kullanarak ağlatmayı seçer yönetmen. İzleyiciyi histerik bir ruh haline sokana kadar uğraşır. Sinirleri sağlam olanlar dayanır, ama benim gibi her şeye ağlayanlar kendilerini tutamazlar. Ada’nın Müzeyyen’i ziyaretini, Alper’in çocukluk odasında ağlayışını da gösterir yönetmen. Buraya kadar dayananlar bile kızın sevgilisinin odasından anı olarak bir masal plağı almasıyla yıkılırlar. Oysa ki Ömer Kavur yıllar önce “Kırık Bir Aşk Hikayesi”nde aynı finali ne kadar da incelikle çekmişti. Hüngür hüngür ağlatmak yerine ıskalanmış bir aşkın sızısını hissettirmeyi seçmişti.

Klişelerden örülü hikayesini oyunculuklar bayağı kurtarmış aslında. Kağıt üzerinde eminim korkunç görünen “mavi bir telaş” gibi sözleri en azından katlanılır kılmış oyuncular. Üstelik arada kaldığına, aslında özünde başka bir insan olduğuna oyuncunun bakışları ikna etmeye çalıştı “biraz” bizi, yoksa senaryonun da Alper’in nasıl bir insan olduğuyla ilgili çok bir fikri yoktu sanki (şarkılar ve yemekler halleder). Bazı anlarda aslında iyi bir film olabilirmiş gibi hissettim, yönetmeni başka yolları tercih etseymiş. İnsanların birbirlerine döktükleri gözyaşı miktarıyla bahsettikleri bir film olmaktan fazlasını isteseymiş…

Fatih Özgüven; “Çağan Irmak’ın son filmine layık bir seyirci olamadım korkarım. Olamadığım gibi, sineması hakkındaki merak defterini de kapattım. Üç film yeter.”* demişti Radikal’deki köşesinde. Ben de Ulak ile biraz umutlanmıştım; başka yerlere mi gidiyor sineması diye, ama bu filmden sonra merak etmiyorum artık Çağan Irmak filmlerini.

*Radikal Gazetesi, 13.11.2008

Yazının tamamı buradan okunabilir.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

31 Comments

  1. ağlamayana parasını iade ediyoruz gibi taahhütlerde bulunulan Babam ve Oğlum’ da da bu filmde de aynı taktik vardı.gelen hemen her izleyici ağlamaya yer arıyordu sanki, ağlamayana duygusuz dendi, son sahnede içsesler konuşurken gülmekten alamadık kendimizi, deli bunlar dendi. sanırım sorun şu ki duygusallık, türk toplumuna mal olmuş bi özellik, ama gelin görün ki her türk filmine oturmuyor.olmamış.

  2. Filmi izledikten sonra otobüsle dönerken aklımda birsürü komik şey vardı. Bu filmi en iyi açıklayan cümleyi düşünmeyi denedim ama aklıma sadece melodram canavarını öldürmek geldi. Sanırım Çağan Irmak filmlerinin başarı grafiği fazla sapmalı. Bana Şans Dile’den sonra Mustafa Hakkında Herşey ve Babam ve Oğlum’un gelmesi nasıl şaşırtıcı ise, bu film de aksi anlamda o kadar şaşırtıcı geldi bana.

    Konuyu oldukça dar buldum. Gelir düzeyi ve yaşam standardı yüksek iki insan var ve onların dışında kalan diğer kişiler hakkında 3 cümle kuramayız sanki. Yönetmen bunu sağlayamamış bence, diyaloglar şiirsel olsun istenmiş ama sevmedim. Asıl eleştirimse, filmin ismine. Issız Adam olmak bu mudur, neye göre ıssızlıktır bu, çözemedim. Hayatında kalıcı insanlar istemeyenler ıssız mıdır yoksa yabani mi? Hem onların yabani’den ıssız’lığa yükselten etmen onların kaliteli bir yaşam sürmeleri midir merak ediyorum. Fazla gişe filmi bu, fazla yavan.

    Artık Çağan Irmak filmlerini görmek istemiyorum.

  3. Unutmadan;
    Issız Adam ile Ada arasında, “Issız Ada” illiyeti kurulmaya çalışılması da hoşuma gitmedi. “Issız Ada’m” filan olsaydı bari (sevemedim işte).

  4. dün akşam izledim filmi benim de bi yazı yazasım var, ama nezaket kadar nazik olamayabilirim. bu film bildiğin kötü film. o kadar kötü ki filmin yönetmeniyle aynı fikirde olacağımıza bile eminim.

  5. Aradığımı bulamadım bu filmde. Hani derler ya; “Filmlerdeki gibi aşk”, işte böyle bir film ıssız adam. Son sahnesi gerçekten etkileyici.

  6. filmin ismi ve pekçok şeyi oldukça aldatıcı,
    yapay ve iç bulandırıcı. Yazdıklarınıza katılıyorum.

  7. Ağlatmak kolaydır da insanı,
    Güldürmektir sorun olan
    Herkes güldüremez
    Herkeste gülmez herşeye
    Ve nankörlüğü çoktur
    Ne yapsan inanmazlar

    Velhasıl Filmi izlemediğim için hakkında yorum yapamıyorum. Eski (15-20 sene evvel) dönemdeki Türk filmlerinde bulunan melankolik sürekli acıya dayalı basit filmler üretiliyor. Ağlamayı üzüntüyü severiz biz ve bile bile de gidip izleriz.

    Kalın sağlıcakla,

  8. ”ıssız adam” ı herkes tek anlamlı görmek istemiş, ama öyle ama böyle, kimse neden iki anlamlı olduğunu anlamıyor, filmi izlemeyen için hadi peki olabilir diyelim ama filmi izleyenin artık tamamen anlaması gerekiyor, burda iki ıssız insan var, birisi evlenip çocuk sahibi olsada, biriside hergün başka kızla dolaşsada ikiside ıssız (adam’da, ada’m da) bu başlık ikisinide içeriyor, onun dışında oyunculuklarda düz text okumaya kadr varan kötü yanlarda vardı, film sonlara kadar pek etkileyici dğeil, seçilen müzikleri sahnelere yerleştirilip anlam kazandırılabilirdi, film aslında 5 dk. giriş ve gelişme bolca uzatılmış ama tabi etkili bir sonuç çıksın diyedir muhakkak, filmin 5 dk.sıda sonudur ki işte şimdi filmi izlediğime deydi, budur dedirtiyor, odur ki herşey olması gerekenin son noktasında doğal, bakışmalar, konuşmalar, düşünceler, yapılanlar… bir film çekmek için yapılmış değilde yaşanmış buna benzer birçok ilişkilerdeki sonun karıştırılıp harmanlanıp sunulması gibi olmuş, birçok insan var başka bedenlerle düzeyli düzeysiz ilişki yaşıyor ama biryandan kalpleri başka yerde, geride atmaya devam ediyor.

  9. Acaba kaç ülkede sinema seyircisi bizdeki gibidir?…
    “Film ağlatmayı görev edinmiş”, “klişelerle dolu”, “güldürmek daha zor olanı” gibi yorumlarla film izleyen Türk sinemaseverleri birşeyi ıskalıyor sanki herzaman…
    Sinema uzaydan,farklı boyuttan açılan kapılardan gelmiyor, toplumun yaşadıklarını yansıtıyor bizlere…
    Bu eğer Türk Sinemasıysa bu coğrafyada yaşananları anlatıyor… Recep İvedik’te varoşlardaki ağzın anlatılması ve yıllarca sinema kapısından girmeyenlerin gidip kendini izlemesi gibi bu film de belirli bir gruptaki insanların yaşadıkları/yaşayamadıkları aşkları anlatan bir film.
    İzleyici kitlesi genelde 18-35 yaş arasında kültürlü grup…
    Bu filme gidip ağlanacak sahnelerde gülmek sizin bu kitleden daha kültürlü/kültürsüz olduğunuz göstermez.. Sadece sinema beğenileriniz farklı olduunu anlatır. Bu da “6 milyarda 1” olduğunuz kadar doğaldır…
    Çağan Irmak beyaz perdede izleyicilerle buluştuğu filmler sıralandığında gelişmekte olan birülkede son 10 yılda yükselişe geçen Türk sineması için büyük bir kazanım olduğunu ortaya koyuyor. Bunun en büyük göstergesi de filmlerin reklamlarını izleyicinin “kulaktan kulağa” olarak adlandırılabilecek bir şekilde yapmasında görüyorum ben.
    Tabi ki ne Çağan Irmak ne de çektiği filmler Türk Sinema tarihinde “son nokta” olarak adlandırılmayacak.
    Ama bir zıplama tahtası, bir geçiş dönemi denebilir ve kendi seyirci kitlesini oluşturan Çağan Irmak bu betimlemeleri hak ettiğini kanıtlıyor.
    Filmin “bilindik mekanları” ve “bilindik diyalogları” filme zarar vermiyor.Aksine filmin soundtrack’ini oluşturan şarkıların dönemiyle bugünün aşkı arasındaki köprüyü tamamlıyor. İyi bir gözlem ve sade oyunculuklarla son dönemin tavsiye edilesi filmleri arasında yerini aldı bile. Tek eksiği sıradanlığa gülmeye alışmış veya hollywood veya avrupa sineması etkisindeki sinema seyircisini tatmin edemeyişi. Bu da seyircinin filme girerken gösterdiği eksiklik olur ancak. İllaki her filmi beğenmeyin, tarzınıza uymasın… Ama Issız Adam’ı gidip izleyin ve Long Play dönemindeki aşkların günümüzde sadece şekil değiştirdiğini, klişe kalan aşkın güzel yanlarının hala varolduğunu görün… “Aşk imkansızsa güzeldir” klişesi…

  10. Sevgili cnk’nın yorumunda katılmadığım çeşitli noktalar var:

    Türkiye’deki sinema izleyicisi öyle çok kültürlü ya da avrupa/hollywood sinemasına müptela bir kitle değil. Recep İvedik’i izledim ve Recep İvedik’te bu kitleyi göremedim ben. Issız Adam’da da çiftler gördüm, hem de öyle gramofon iğnesine ağlayacak çiftler, yalnız onlar bile filmin dağınık, şekilsiz, absürd yapısını sevmiş görünmüyorlardı. Aşk imkansızsa güzeldir klişesini mi yıktı da Issız Adam baştacı edelim anlayamıyorum. Sinemanın bizi anlatması gerektiği fikrineyse başlı başına karşıyım. Adamın gıcır bir hayatı var, takılıyor filan böyle oh para gani; -hoop: “derin ilişki adamı olamamak”a lehimliyor Çağan’ımız ve ortaya bu çıkıyor hemi?

    Sinema beğenisi kriterine kullanım alanı bile açmıyor bu film. Anne karakteri filmi hareketlendirmiyor, yavaşlatmıyor, yerinde de saydırmıyor: Çıkarın anne’yi, film yine aynı. Ada evi terk ettikten sonraki sahneler öyke feci ki, sadece yönetmenciğimiz bizi oyalıyor. İşyerindeki yardımcısıyla merdiven şarap içtiği sahnenin naylonluğu, o mimiksiz tatlo kızışmalar, hele hele böyle fonda Wagner çalarken gözlerini ufka James Dean gibi salıvererekten hayatın anlamını çözmeye çalışmaktaki ıssız’ımız için fazla bunlar. Yapmayalım, yemeyelim birbirimizi; bir adam, bir kızı tavlıyor, sonra da onu hayatından çıkarmak istiyor. Hadiseyi laçkalaştırmaya kalkınca atıyor o ‘Avrupa Sineması etkisindeki malumatfüruş izleyici’ diye yaftalanan kitlenin tepesi. Hepitopu 1 aylık bir aşkın yapış yapış duygusallıkla ve ‘unutamamak’ ile marine edilip, içine biraz flashback ve bilindik Çağan Kuruyan-Irmak sosu katılarak servis edilmesi canları sıkıyor. Çağan Irmak, Türk Telekom reklamlarında cepten yiyen Cem Yılmaz’dan pek de farksız değil. Müzikler; -LP’den veriyorsun gazı, Beyoğlu Semiramis Pekkan kokuyor.

    Aylak Adam, Öpücük Balığı, sahaflar, ikinci el kitaplar.. kaç hüzünbaz obje kaldı? Varoluşunu reel olanla sınırlandıramamış sulugözlü izleyici filmde kendinden bir şeyler buluyor, karakterlerden biriyle özdeşleştirip kendini, konserve genişliğindeki gözpınarlarına kanıyor diye sözümü sakınacak değilim bağışlayın:
    Temizlikçi kadının kızın saç tokasını bulmasından sonra vallahi de billahi de bunu enaz 2 kere daha göreceğimizi anlamıştım. Hele o bardaktaki yapayalnız diş fırçası.. İçimi çizdi de geçti bre hey. Ada’nın sevişmeyi öğrettiği sahne gerçek bir bilim hadisesiydi. Psikologuna evlenme teklifi eden bir litolog gibi hisseyledim kendimi. O muhteşem ayrılık sözü yok mu Ada’nın, -Paris Je t’aime’dekine benziyordu ama gene de koluma bir faça attırmadı değil. Hugh Grant’in Love Actually’deki şirin şapşallığın katbekat güzel olan Alkazar Sineması önündeki bir oraya bir buraya yürüme sahnesinde Alper için 4 paket süper emici mendil tüketmedim de değil hani? Of, yoruldum.

    Kalabalıklarda yalnızlık tem’ini “Cihangir-kediler-yarım kalmışlık” ile denkleştirme uğraşısındaki eksik hayatlıların cebine uzanıp sinema ücretini çekip alan bir yönetmen için ne desem az. Buna kananlarsa, gidip D&R’larda, antika eşya dükkanlarında harcasınlar o kıymetsiz zamanlarda. Muro geldiğinde de Che Kolyeleri satılır, hak yerini bulur.

  11. Bazı sahneler Amerikan filimlerinden alıntı gibi olsada ben konuyu begendim.Bazende bile bile lades de lazim degil mi? :)

  12. bn sizin hic birinize katılmıyorum filmi cok beqendim..Bence Türkiyede yapılan diğer saçma filmlerden daha etkileyi we çarpıcıı…

  13. film bence gayet iyiydi bu kadar dar bi konudan ancak bu kadar etkileyici bir film çıkartılabilrdi. son 5 dakikası gerçekten ayrı bi etkileyiciydi. bu film bence bu kadar sert eleştirinizi haketmiyor .

  14. Ben filmi beğenmeyenlerin sinema bilgisinden şüphe ediyorum yada bi film de duygusallık değilde komiklik aramaya gelmişler gibi geldi bana … Ayrıca Çağan IRMAK ın yönettiği bütün filmleri izledim kesinlikle ilk iki sıra olan bir film tabi anlayana bu senenin tartışmasız en iyisi izlemeyn çok şey kaçırıyo ve lütfen film izlemeyi bilenler gitsin diğerleri de saçmalamasın nolur komik oluyolar ….

  15. O kadar konuşuldu ki vizyondan düşmeden hemen izlemek istedim ve sonunda dün gittim. Tüm bayanlara sormak isterim:
    ilk buluşmada size saldıran bir erkeği ikinci kez görmek istermiydiniz? Ya da hadi bi kez hata yaptı affettiniz, ikinci kez yaptığında ona nasıl sevişeceğini mi öğretirdiniz yoksa çantanızı alıp ordan uzaklaşır mıydınız? Ben cinselliği bu kadar iğrençleştiren bir film daha önce görmemiştim. O yüzden konuşulanlardan sonra gittiğime değdi.

  16. cok süper flimdiya o cümleler o mimikler hale göre davranışlar süper di ayrıca son 5 dk sı

  17. cinselleik on planda eceye katılıyorumm

  18. Berbattt…neden..?? Maddi bir derdi olmayan, hayatında kimseden sorumlu olmayan, sadece kendi kişişel zevkleri için kendini Dünyanın merkezi gibi görerek yaşayan bir Playboy’un aşk hayatının bir anda değişip, ( böyle bişi olmayacağıda acıktır gerçek hayatta, çünkü bazı kızlar görünüşte agırbaslı olmasının getırdıgı seksilik ve tatlılığı barındırır. Bu da buna tutulmutur başka bişi yoktur. ) daha sonra da durup dururken ( istediğini elde etmenin verdiği yada daha hayatın tokatını yememiş olmanın verdiği “ne istediğini” bilememek” ‘in getirdiği umarsamazlık) kızı terketmenin..yıllar sonrada sanki istemeden yapmış gibi “FİLMİN ŞU MEŞHUR SON 15 dk ‘sı MASUM KEDİ GİBİ KIZI TEKRAR TAVLAMAYA ÇALIŞMASI” …film BU MUDUR??? tamamiyle REZALET ÖTESİ, BASİT…

  19. Ayrıca, eski Türk Aşk filmlerinin bir çoğu bu tarzda…bu durum Senoryaya da basitlik getiriyor..Yapsın Çağan IRMAK, “Selvi Boylum Al Yazmalım” , “Rüzgar gibi geçti” gibi film , izleyelim ağız tadıyla..Herkesi etkiliyen “Babam ve Oğlum” ‘da bile, filmin insanları etkilemesi, konusunun güzel olduğundan değil, sadece kilit sahnelerde, Türk insanının duygusal zaafından faydalanmasıdır..Her filmin konusu oldukça dar.

  20. Arkadaşlar, senaryoya basit değil de klasik Türk filmleri gibi dersek daha doğru olur. Hikayenin genelinde bizi çok affallatan şeylerle karşılaşmadık, ancak dikkatimi çeken şey yönetmenin zaten olaylardan çok karakterlerin psikolojisini yansıtma çabasıydı.Şahsen, verilmek istenilen duygunun herkese ulaştığı kanaatindeyim.Ve sırf doğallığı yansıtmak adına Çağan Irmak’ın yeni, henüz toy sayılabilecek oyuncularla çalıştığını düşünüyorum.
    Sonuç olarak Çağan Irmak yine çok ses getirecek bir iş çıkarmış.

  21. Çağan Irmak bana göre – gişe telaşına daha çok düştüğü için -her filminde biraz daha uzaklaşıyor sinemadan bana göre- Bu anlamda Issız Adam en kötü filmi bana göre. Çilekli Pasta’yı saymazsak. Sanırım o da saymıyor zaten. Mustafa Hakkında Herşey, gerek öykü gerek oyunculuk anlamında en iyi filmi bana göre. Ama çok farklı bir çizgide daha sonraki filmlerine göre. Babam ve Oğlum, öenmli bir yapım Türk Sİneması için, samimi ve üzerinde uğraşılmış. Ulak, beklentisi yüksek, öykü olarak farklı ama başarı garafiğini düşüren film. Issız Adam, çok kısa zamanda kotarılmış, salondan çıkınca akılda iz bırakmayan, sadece hoş müziklerle gönül eğlendirdiğiniz bir film. Öte yandan başka bir konuya dikkat çekmek isterim. Ban Old and Wise’ı çal dahil tüm filmlerini izlediğim için yerinde bir tahlil olacağını düşünüyorum. MHH’deki Fİikret Kuşkan’ın canlandırdığı karakter ile Issız Adam’daki Alper karakterinin temelde benzerlikleri çok dikkat çekici.
    Bu anlamda incelendiğinde belli ortak noktalarda birleşiyor Çağan Irmak filmleri.

  22. Kötü bir film ise niye bu kadar tartışıyorsunuz :)

  23. Popüler olan her şey tartışılır, sadece “iyi olanlar” değil.

  24. Turk insaninin icindeki sucluluk, gurur ve heyacani bu kadar iyi yansitan, insani filmdeki karakterlerle bu kadar iyi butunlestiren bir film simdiye kadar gormedim. Aglayarak ciktim filmden.

  25. Gercekten anlayan anlamayan eleştiriyor bu filmi , herkesin ne kadar da derin film bilgisi varmış ben yıllardır film izliyorum,sinema ust seviyede bir tutku benım ıcın.binlerce en iyi filmden olusan arşivim var ,gelmis gecmıs tum en iyi filmer listeselerini coğunu izledim.Bunları övünmek iç,n yazmıyorum,insanlar için filmi anlamak ve yorumlamak ne kadar kolay, ne biliyorlar anlamıyorum,kimi hangi filmi izlemişler? film gercek bir usta işi bence, çok incelikle basit bir konu super işlenmiş, çok etkileyici ,bam telini dokunuyor,dokunduruyor ,hep türk filmlerinde klasik köy aşkları ,masum asklar işlenmistir,ama bu tarz yasamlar,asklar veya iliskiler vardır ve gunumuzde azımsanmayacak kadar da coktur,sehir yasamında parası ve karızması,bıraz da kulturu olan o kadar cok ıssız adamlar varkı , boyle yasamak cok kolay ve cekıcı cunku,etkileyici,herkes biraz ıssız adam olmak ister,istemiyorum diyen de yalan soyler. Ama her ıssız adamda tukenmıs degıldır,herkesı etkilicek bır kadın vardır ve olcaktır, Çok gerçekçi bir seneryo,çağan ırmak sankı kendinden birseyler aktarmıs filme,kendı hayatı hakkında bir kac yazı okumustum az da olsa bır ıssız tarafı var.Takdir ediyorum kendisini tekrar ,efsane bir film yapmış,yıllar sonra müzikleri ozel sahneler ile turk sınemasının yapı tasları arasına girecektir ,girmıstir. Hak ettiiği degeri bulacagına ınanıyorum.Saygılar.

  26. Aylardir, yurtdisinda yalniz yasiyorum. Son derece kirilgan bir ruh halim var ve olup olmadik yerlerde duygularim depresiyor.

    Su halime ragmen filmde beni yakalayan iki sey oldu, muzikler ve istanbul. Ikisi de filmin parcasi sayilmazlar. Kotu oyunculuk, tutarsiz karakterler, sig yorumlar, daha fazla yazamiiiicimm…

    Cok kotu, cok…

  27. Bu film güzeldir yönündeki yorumlara katiliyorum. Cok maddi degeri olmayan, Ada ve Alperin duygularina kapilmis her seyin sade ve yalin olarak anlatildigi nadir filmlerden bu film.
    Ama izledikten sonra aska dair tüm inancimi yitirdim.

  28. filmi izledikten sonra senaryonun sondan başlanarak yazıldığından adım gibi emin oldum.

    film en başından itibaren sonunda izleyicilerin gözyaşı bezlerini gıdıklamak için yapılmış gibi duruyor. ağlatırsam başarmış sayılırım mantığıyla hakaret edildiği bariz belli.

    bana bir şey katmadı bu film. olmasa da olurdu.

  29. Issız Adam’a “Aşk filmi” demek, aşka hakaret olur.. Aşk bu kadar ucuz, aşk bu kadar aşağılık, aşk bu kadar çirkin değil..
    HINCAL ULUC

    HINCAL ULUC ASLINDA AZ DEMIS: BEN HAYATIMDA BU KADAR IGRENC ÖTESI BIR FILM SEYRETMEDIM O KADAR ÖVDÜLERKI GERCEKTEN BUNUN NERESI ASK FILMI DAHA DOGRUSU BU BIR FILMMI ANLAMADIM:::

    ILK BASINDA NE OLDUGUNU ANLAMADIM DÜSÜN DÜM DÜSÜNDÜM AMA YOK GELMEDI AMA SONRA DANK ETTI :))) BU KADAR DAHA FILMIN BASINDA FILMI IGRENCLESTIREN CIRKINLESTIREN ASSAGILAYAN ITICI BIR FILM ITICI BASROL OYUNCULARI OLAMAZ ALLAHIM YOK BÖYLE BIR SEY:: BU FILME BAKIP AGLAYAN GERCEKTENDE KENDI ZAVALLILIKLARINA AGLIYORDUR:: VEDE BU FILME HARIKA DIYEN DEMEKKI FILMIN ICINDEKI O IGRENC INSANLARLA AYNI KARARKTERI PAYLASIYOR OLMALI::: KESINLIKLE BAKMAMIS OLANLARA BU FILMI ÖNERMIYORUM KESINLIKLE::: MIGDEM BULANDI RESMEN KIZDANDA OGLANDANDA:: DÜSÜNSENIZE BIR BIR LISELI KIZI GETIRMIS YATAGA BAGLIYOR KORKMA BEN YANINDAYIM DIYOR SENI BIRAZ SONRA BECERECEK ALPER BEY YA ILK BASTAKI SAHNE IKI ERKEK BIR KIZ:: ARKADASLAR BIZ OSMANLI TORUNUYUZ VE BÖYLE IGRENCLIKLER TÜRKLÜGÜMÜZE YAKISMAZ BU FILME GIDIP ÖVENLERI VEDE BU FILMDE OYNAYAN ASSAGILIK SANATCILARI KINIYORUM::::

  30. bence bu filmin devamı olmalı , böyle bitmemeli bitemez, hangı ınsan bu sekılde bı ilişkisine son vermıstır şimdiyedek , bence fılmın çok tutulmasının sebebıde budur kavusamıyan sevgılıler , ve ızleyıcı arkadaslarıma bı sorum olacak kendınız Alper olun o kadar sevmıssınız ve kendı hatanız yuzunden ayrılmıssınız ve cok buyuk bı pısmanlık ıcındesınız , ben olsam ne yapar eder ada’yı tekrar bulurdum , ve fılmdekı Alper’in karakterı de bu yuzden askıda kalmış gıbı sankı fılmde cok iddialı cok ayrıntılı yerıne gore tıtız bı karakter ama kaybettıgı aşkı bulmada ıse tam tersı , neyse cok uzattım sanırım bunun sebebı az once fılmı 5. kez izlemnıs olmam olabilir :)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir