Into the Wild

into the wild

“Onları mezun oldukları üniversitelerin kapısında duruken görüyorum. Babam, okulun girişindeki kubbenin hemen altında. Dolaştığını görebiliyorum. Başının arkasında duran kırmızı tuğlalar kan dolu tablalar gibi parıldıryor. Annemi elinde birkaç kitapla görüyorum. Küçük tuğlalardan örülmüş duvarın hemen yanındaki hala açık duran demir parmaklıkların önünde duruyor. Sivri uçlar havaya doğru gardını almış. Mezun olmak üzereler ve de evlenmek üzereler. Çocukları, aptallıkları ama tek bildikleri masum oldukları. Daha önce hiç kimseyi duymamışlar. Yanlarına gidip ‘Durun!’ demek istiyorum. ‘Sakın yapmayın! Bu kadın yanlış kadın. Bu adam yanlış adam. İleride, şimdi hayal bile edemeyeceğiniz şeyler yapacaksınız. Çocuklarınıza kötü şeyler yapacaksınız. Daha önce hiç duymadığınız kadar acı çekeceksiniz. Hatta ölmek isteyeceksiniz.’ Onların çocukları olarak yanlarına gidip bunları söylemek istiyorum. Ama bunu yapamam. Ben yaşamak istiyorum. Onları birer kağıt erkek ve kız bebekleri olarak görüyoruz ve ayrılmasınlar diye popolarından birbirlerine bağlıyoruz. Sanki bu, onlara bağırılmasını önlüyor. Ben derim ki ‘Ne yaparsanız yapın.’ Ve ben bunu söyleyeceğim. “

Author: Akin Cetin

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir