In The Mouth of Madness

Korkutmak dışında her şeyi yapan basit, ucuz, berbat korku filmlerini bilirsiniz: Bir katil, birkaç salak, birden çok mucize, bağlantısızlıklar, leş ötesi oyunculuklar, abartı efektler filan.. John Carpenter imzalı ’94 yapımı “Çılgınlığın Ötesinde”, onlardan biri değil. Yönetmenin Apocalypse Triology‘sinin son halkası. Ayriyeten yine yönetmenin en korkunç ürünü olarak lanse edilen film, iddiasına yakınsayacak kadar iyi. Sam Neill’ı zaten biliyoruz, ama burada bir de Das Boot‘dan Jürgen Prochnow var. İkinci sınıf rollerin adamı olarak hatırladığımız şu kötü adam.

Film, Sutter Cane (J.Prochnow) adında bir yazarı odağa almış. Bu adam, yazdığı korku hikâyeleri ile insanları gerçek ile hayâl arasındaki çizginin dışına taşırabilen bir tür deli. Mutasyona uğrayıp canavarlaşan insanlar, tuhaf yaratıklar, bir dizi korku elemanı. Son kitabı In the Mouth of Madness’ı yazmak için kayıplara karışan Sutter Cane’in peşindeyse John Trent isminde başarılı bir sigorta müfettişi var. Sam Neill ve Jürgen Prochnow’un harika oyunculukları, H P Lovecraft yaratıkları (Cthulhu) ve John Carpenter’ın ustalığının bir harmanı olan filmi, kafanızda canlanan diğer abidik korku’lardan ve denemelerinden ayırın. Popüler kültür ve din temaları üzerinden, ‘insanlığın sonu’ kavramına eğilen filmdeki karakterlerin isimlerinden birkaç küçük muzırlık:

Sutter Cane–> Cain: Kabil.
John Trent–> Trend: Açıklama bile gereksiz.
Linda Styles–> Style: den den

Titanic’de, Rose’la evlilik plânları kuran genç zenginin sadık adamını oynayan David Warner da filmin kadrosunda.

Herneyse; kitabı okumak ya da filmi izlemek aynı şey: İzlediğinizde/içine girdiğinizde anlayacak, bisiklet, mavi, tablo kelimeleri size başka anlamlar ifade edecek. Bu yüzden filmi size anlatmak yerine, yalnızca tanıtmak istiyorum.. Bilindik teen-slasher‘lardan, kendisiyle aynı janrda olmasına rağmen, pop corn yiyerek zaman öldürdüğümüz tv’lere meze olmuş o Scream’lerden filan çok farklı bir film In the Mouth of Madness. Final sahnesi ile de tüm o korkunun üzerine, güldürmeyi başarıyor.

(Son: Sutter Cane karakteriyle gönderme yapılan yazar, Stephen King‘den başkası değil. Bence.)

firat@tramvayduragi.com

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir