İmparatorluk Kuranlar

Yazan: Boris Vian

Çeviren: Ayberk Erkay
Yönetmen: Hakan Çimenser
Dekor Tasarımı: Işın Mumcu
Kostüm Tasarımı: Mihriban Oran
Işık: Akın Yılmaz
Koreografi: Handan Ergiydiren
Yönetmen Yrd.: Günay Ertekin

Oyuncular:

Celal Kadri Kınoğlu
Mine Tüfekçioğlu
Sevinç Erol
Orhan Kurtuldu
Oya Okar
Uygar Özçeli

“Devlet Tiyatrolarında bir Boris Vian oyunu” şeklinde bir alt başlıkla girsem sanırım birçok kişi için devamı heyecan verici olacaktır. Yazarın orijinal adı “Les Batisseurs d’Empire” olan eseri Ayberk Erkay tarafından Türkçe’ye çevrilmiş. Oyunun yönetmenliğini ise Hakan Çimenser üstlenerek Devlet Tiyatroları ve DT izleyicileri için oldukça farklı bir işe imza atmayı başarmış.

Aslına bakılırsa oyunu izlerken tam olarak içine girmeyi başaramadım, bazı temel öğeleri yakalayabilsem de genel bir görüşe bağlanıp “bu oyun bana bunları anlattı” düşüncesinin peşinden koşamadım. (Sanattan zevk almak yerine fayda sağlamak!) Oyundan çıktıktan sonra beraber izlediğim arkadaşlarımla bir görüş birliğine vararak burjuvazi eleştirisinde karar kıldık, kafamızda taşların oturmasıyla oyun şekillendi ve rayına oturdu. Bu durumda oyun için önümde iki seçenek belirdi, ya ben çok yetersizdim ya da oldukça kapalı bir metin vardı. (İkisini de kabul ettiğim durumlar oluyor.) Ancak işin ilginç ve belki de güzel tarafı, birazdan detaylarını anlatacağım üçüncü bir seçeneğin de olması.

Boris Vian ile tanışıklığım kendisinin takma adlara sığınarak mezarlara tükürmesi ile başladı, ardından da birkaç şiirin peşinde uzadı ama bir türlü seviyeli bir beraberlik yaşayamadık! Boris kendi dünyasını değiştirdi, ben kendi değişimlerimde ona pek yer veremedim.

Vian bu oyunda, gördüğü ve yaşadığı ortamda burjuva toplumuna önemli eleştiriler getiriyor. Olanı korumak adına yitirilen değerleri, bir sınıfın ardında gizlenen insanın sonunda düştüğü yalnız kuyusunu anlatıyor. Belli ki güçlü bir anlatım sağlamış, yarım yamalak gözlerim, yetersiz tarihim bile bu kadarını yakalayabiliyor.

İlginç bir şekilde oyun metni hatta belki de benim anladığımdan daha fazlasını anlatmayı başarabilmiş, ancak biz burjuva toplumu ile böylesine net bir şekilde karşılaşmadığımız için aynı oranda anlamamız mümkün olmadı. Sanat akımlarının bile kopyala yapıştır şeklinde girebildiği, her şeyi aslında yaşamadan ve hissetmeden alıp uygulayan bir toplumdayız. Boris Vian sadece bilmenin ötesinde, yaşadığı zamandaki kusurları da görüp, gerektiğinde sertçe eleştirebilen bir yazar, onu sadece bilerek ya da “bilmeye çalışarak” – en azından bu oyun için- anlamak zor. Bu durumda Celal Kadri’nin oyunculuğuna hayran olup, anlattıklarını heyecanla izleyebiliyoruz, ancak metin akıp gidiyor ve kolayca yakalayamıyoruz. Burada yine iyi oyunculuk bizi oyunda tutuyor, kopup gitmemizi önlüyor.

Bu durumda aslında iş garip bir hal alıyor. Toplumumuzda bilen ve bilmeye çalışan kesim, genelde hazıra konarak burjuva değerlerini sahiplenmiş kişilerden oluşuyor. Boris Vian’ın “Les Batisseurs d’Empire” adlı eseri ülkemiz topraklarına girdiğinde onu anlamaya en fazla yaklaşan toplum maalesef ki onun eleştirdiği değerleri sahiplenen toplum, böyle olunca iyi bir oyun, farklı bir yerde böyle garip bir açmaza düşebiliyor.

Farklı ve etkili bir dekor kullanımı olan oyun aslında sadece cesaretinden dolayı bile alkışlanmayı hak ediyor. Devlet Tiyatroları için belki de farklı bir dönemi başlatacak bu eseri, Türkiye’de yaşayan bir birey olarak iyi anlayamasam da, en iyi yaptığım şeyi yapıyor, anlamadığımın önünde saygıyla eğiliyorum. (Bu da başka garip özelliğimiz!)

Author: Burak Kartal

Share This Post On

5 Comments

  1. Devlet Tiyatroları’nın izleyiciyi zorlayacak oyunlar oynaması olumlu bir gelişme bence. Ama yine de -salondaki sıkılan insan sayısını düşününce- pek fazla sezon oynayacaklarını sanmıyorum, bu nedenle bir an önce görmekte yarar var. Burada tiyatro yazıları görmeye başlamak da çok güzel ayrıca, devamı da gelsin.

  2. Ben de devlet tiyatrolarının izleyiciyi zorlayacak oyunlar oynamasını olumlu bir gelişme olarak görüyor ve böyle oyunların artmasını istiyorum.
    bir de söylemezsem olmaz, celal kadri kınoğlu yine çok iyiydi, sanırım ne oynasa izlerim. :)

  3. şu zincirlerin çıktığı sahne ve ecinni gibi dolaşan yaratık adamların dışında sevdim ben bu oyunu.. bir süre sonra celal bey zaten alıp goturuyor.. ancak oyun sonunda aynaya yansıyan erkek bedenine anlam veremedim. acaba yuksek burjuvazinin sanata verdiği manasız değeri mi vurguluyordu. ya da sanatın alt tabakadan çıkan bir mesele olduğunu mu?

  4. Metin Akdemir arkadaşım senin anlamadığın olayı kimse anlamadı :) bence ses efekleri çok gereksiz

  5. Uzun zamandır tiyatroyla ilgili biri olarak hiç bu kadar sıkıldığım anlamsızlığında boğulduğum bi oyun izlemedim.Biri çıkıp oyunun sonunda açıklamasını yapsaydı ayakta alkışlıycaktım…..:(

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir