İletişim’den Nisan Kitapları

TUHAF YILDIZLAR DÜNYAYA BAKIYORLAR GÖZLERİNİ KIRPMADAN, “Emine” Sevgi Özdamar, İletişim Yayınları, 212 s., 16,50TL

“Kış Berlin’in iki tarafında da çok sertti. Sokaklar bir ayna gibi kaygandı, sabahları Mercedeslerin ve Trabantların camları kazınıyordu. Şehrin her iki kısmında da aynı sesleri duyuyordum. Doğu ve Batı Berlinlilerin kirpikleri karla kaplıydı, her iki Berlin’de de insanlar hapşırıyor, Batı Berlin’in donmuş gölleri ve Doğu Berlin’in Spree Nehri üzerinde ördekler yürüyor, soğuktan dolayı tek ayak üzerinde duruyorlardı.”

70’li yıllarda, Doğu Berlin’le Batı Berlin arasında mekik dokuyan, muzip, sevimli, deli dolu bir yaşam. “Emine” Sevgi Özdamar şiirlerle, oyunlarla duvarın iki yakasında kurduğu dünyayı anlatıyor.

“Çokça komik, bazen ironik… Ama hep sanatla ve hayatla dolu.”

Sigrid Scherers, Die Zeit

“Her şeyin politik olduğu, aşk açlığıyla, tartışma açlığıyla, yaşama açlığıyla dolu 70’li yıllardan bir roman.”

Christoph Barmann, Süddeutsche Zeitung

ESTETİĞİN HUZURSUZLUĞU, Jacques Rancière, Çev. Aziz Ufuk Kılıç, İletişim Yayınları,  137 s., 14,00 TL

Rancière, günümüzün en özgün siyaset ve sanat kuramcılarından. Her iki alanda da ufuk açıcı ve ezber bozucu kuramlar geliştirmesinin yanı sıra, bu iki alanı daima birbirleriyle ilişkileri içinde ele alıyor. Çünkü ona göre sanat ve siyaset, birbirleriyle “arızî” olarak temas eden, iki sabit ve ayrı gerçeklik değil. Ortak bir mekân kurma, bu mekânda yer alacak özneleri ve nesneleri tanımlama etkinliği, sanatın ve siyasetin buluşma noktasını oluşturuyor. Estetik de, Platon’dan günümüze sanatın ve sanat üzerine söylemin geçirdiği tarihsel dönüşümün son noktası. Neyin sanat olup neyin sanat olmadığını belirleyen özgül bir “tanımlama rejimi”. Bu rejim, Kant ve Schiller’in kayda geçirip kuramlaştırdıkları “sanatın özerkleşmesi” süreciyle başlıyor; Baudelaire’le, Mallarmé’yle, 20. yüzyılın avangardlarıyla devam ediyor. Schiller’in “amaçsız özgür oyun” diye tarif ettiği sanatın özerkliği, gündelik hayattaki tahakkümden bağımsız bir mekânı ve etkinliği vaat ediyor. İşte “estetik devrim”le siyasal devrim, sanatsal avangardla siyasal avangard tam bu noktada buluşuyor: “Tahakkümden başka bir şeye adanacak bedenler” yaratma umudunda, özgürleşme vaadinde.

Estetiğin Huzursuzluğu, sanatın, politikanın, ütopyaların sonunun ilan edildiği bir dönemde, estetiğe radikal politikadaki rolünü yeniden kazandırıyor.

Kapak: Gian Lorenzo Bernini (1621-1622): The Rape of Proserpine, detay.

TEK PARTİNİN YÜKSELİŞİ, Ahmet Demirel,  İletişim Yayınları, 372 s., 23,50 TL

Ahmet Demirel’in makalelerini bir araya getiren Tek Partinin Yükselişi, Milli Mücadele dönemi ve Cumhuriyet’in kuruluş yıllarındaki seçimlere ve bu seçimler sonucu oluşan Meclis’in yapısına odaklanıyor. Demirel, tek parti rejiminin yavaş yavaş kurulduğu bu süreçte, milletvekili adaylarının belirlenmesinden, Meclis’in oluşmasına kadar geçen zaman içerisinde neler yaşandığını çarpıcı ayrıntılarla okuyucuya sunuyor. Fikrî ve ideolojik tartışmalar kadar “milletin vekillerinin” seçilmesine ve Meclis’in oluşmasına yön veren pratiklere de dikkat çekiyor. Milletvekili profillerinden, muhalefetin taleplerine, Doğu ve Güneydoğu bölgelerinin Meclis’teki temsilinden Atatürk dönemindeki Kemalizm anlayışına kadar kapsamlı bir kuruluş dönemi tahlili yapıyor. Tek Partinin Yükselişi, Milli Mücadele’den çok partili siyasi hayata uzanan süreçte yaşananları, Meclis ve vekillere odaklanan kapsamlı bir araştırma, ayrıntılı istatistikler ve yetkin bir değerlendirmeyle inceliyor.

TÜRK SAĞI: Mitler, Fetişler, Düşman İmgeleri, Der. İnci Özkan Kerestecioğlu, Güven Gürkan Öztan, İletişim Yayınları, 592 s., 32,50 TL

Türkiye’de sağ akımların ideolojik alet çantasında neler var? Türk sağcılığı kitlelere seslenirken hangi imgelere başvuruyor, hangi tahayyüllere hitap ediyor? Hangi psiko-sosyal damarları işliyor, hangi çağrışımları harekete geçiriyor?

Elinizdeki derlemede, bu sorulara cevap arayan çalışmalar yer alıyor.

İcat edilen korkular, nefret ve öfke temaları, düşman portreleri, komplo teorileri: “Moskof”tan, “kızıllar”dan masonlara… Kürtlere, Alevilere…

Kutsal yerler, ulusal hafıza mekânları: Fetih’ten, Ayasofya’ya, Çanakkale-Gelibolu’ya…

Devlet fetişizmi… Maddi ve manevi ‘kalkınma’ tutkusu…

Erkeklik ve kadınlık kurguları… Romanlardan, başörtüsü meselesine…

Din anlayışı, mümin ideali… Siyasette, edebiyatta, sinemada…

Aydınlara bakış: Milliyetçi-muhafazakârlıktan, İslamcılığa…

Tanıl Bora, Kadir Dede, Mehmet Ertan, E. Zeynep Güler, İnci Özkan Kerestecioğlu, Elifhan Köse, Seda Özdemir, M. İnanç Özekmekçi, Aylin Özman, Güven Gürkan Öztan, Tebessüm Öztan, Cenk Saraçoğlu, Nurseli Yeşim Sünbüloğlu, Yüksel Taşkın, Ömer Turan, Aslı Yazıcı Yakın ve Sinan Yıldırmaz’ın katkılarıyla…

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir