İletişim’den Aralık 2011 Kitapları

MESELENİN KALBİ, Graham Greene, Çev. Mîna Urgan, İletişim Yayınları, 319 s., 18,50 TL

İngiliz edebiyatının çağdaş yazarlarından Graham Greene’in başyapıt niteliğindeki eseri Meselenin Kalbi, savaş yılları sırasında bir sömürgede geçer. Romanın başkahramanı Scobie, savaş mağlubu Batı Afrika’da görev yapmakta olan dürüst bir komiser ve dindar bir Katoliktir. Scobie çok mutsuz olan karısını uzun bir seyahate göndermek için dürüstlüğünden ödün vererek borç almak zorunda kalır. Aldığı borç ve yaşadığı yasak aşkın ağırlığı altında ezilen, inançlarıyla yaşadıkları arasında sıkışan Scobie, bu çözümsüz sorunlarla baş etmeye çalışırken bir yıkılışa doğru sürüklenir. “Scobie, kendi yarattığını sevecek kadar insanca duyguları olan bir Tanrı’ya inanabilirdi ancak.” Romanın kahramanına ilişkin bu sözler, Katolikliği benimsemiş olan Graham Greene’in sancısını da özetlemektedir. Batı Afrika’nın her daim yağmurlu ve puslu havasını eşsiz bir resim gibi çizen yazarın bu büyük anlatısını Mîna Urgan’ın çevirisiyle sunuyoruz. “Graham Greene’in kitaplarını ilginç kılan ve onların yıllar sonra da okunmasını sağlayacak olan, onun parlak hünerinin ve üstün sanatçılığının yanı sıra metinlerindeki ilahi tehlikenin niteliğidir.” ANTHONY BURGESS “Graham Greene kendi türünde benzersiz bir yazardı. Bilinçlilik ve endişenin yirminci yüzyıldaki son vakanüvisi olarak hatırlanacak ve okunacaktır.” WILLIAM GOLDING

SOĞUK YAKINLIKLAR,Eva Illouz, Çev. Özge Çağlar Aksoy, İletişim Yayınları, 168 s.,14,50 TL

Hepimiz farkındayız, sayısız imge ve mesajın bombardımanı altındayız. Öyle ki, yarın, geriye dönüp baktığımızda bugünleri naif bir iyimserlikle de hatırlayabiliriz. Nasıl direniyoruz ya da sürükleniyoruz? Internet, televizyon, sosyal medya, endişeli modernlik, rasyonel ahmaklık, duygusuzluk, kaba menfaatçilik, fantezi ve paranoya ile içiçe yaşıyoruz. Eva Illouz, eleştirel kuramı kullanarak ve ondan ayrılarak yakın dönemin zihniyetini tartışıyor. Psikolojik ve politik mutluluk içeren kendini gerçekleştirme kavramının nasıl biçim değiştirdiğini irdeliyor. Adorno’yu izleyerek, benliğin metalaştırılması sürecinde farklı kurumların yakın ilişkisine dikkat çekiyor: psikolojik ikna, kişisel gelişim edebiyatı, nasihat endüstrisi, devlet, ilaç şirketleri ve internet teknolojisi modern psikolojik özbenliğin temelini biçimlendirme konusunda iç içe geçmişlerdir iddiasında bulunuyor. Duyguları sermayeye bağlayan kendi içinde çelişkili mantığı mercek altına almaya çalışıyor.

Sosyal mesafe ortak özelliklerin yokluğundan değil, bu özelliklerin soyut doğasından kaynaklanır. Uzaklık, insanların ortak hiçbir şeyi olmadığında değil, ortak noktaları fazla olduğunda ortaya çıkar. Diğer bir deyişle uzaklık, insanların artık günümüzde ortak ve son derece standartlaşmış bir dil paylaşmalarından kaynaklanır. İlginç ve ölçülü bir bugün eleştirisi… Eleştirel kurama taze bir katkı…

EMEĞİN TEVEKKÜLÜ, Yasin Durak, İletişim Yayınları, 144 s., 14,00 TL

“Hepsi Allah’tandır… işvereni zenginlikle sınıyor işte. Onun sınavı o, benim sınavım bu, fakirlik…”

“Valla ben sendikalara hiç bulaşmadım. On sene öncesinde filan vardı ortalıkta… Eskiden başka bir firmada çalışırken bazı sendika isimleri duyduydum o zamanlar. İşte sağı solu rahat bırakmıyorlardı, elemanları sıkıştırıyorlardı, işte ‘gelin sendikamıza üye olun, şöyle olun, böyle olun, patron işçi’ filan diye söylüyorlardı, biz pek sıcak bakmayız böyle şeylere.”

Dindarlık, işçilerin ve patronların üretim sürecine bakışlarını ve karşılıklı konumlanmalarını nasıl etkiliyor? Dinsel sosyalleşme, emek sürecinde tahakküm ilişkilerine ve politik hegemonyaya elverişli bir zemin oluşturuyor mu? Yasin Durak’ın Konya Organize Sanayi Sitesi’ndeki işçi-işveren ilişkileri örneğinde yaptığı araştırma, bu temel sorular etrafında bir tartışma örüyor. Dindar muhafazakârlık ekseninde sağlanan “ütopik uzlaşmayı” ve enformel ilişki ağları sistemini gözler önüne seriyor.

Bunun yanı sıra Durak, kültürel hegemonyanın meşruiyet çerçevesi içinde kalmakla beraber, işçilerin rıza ve tevekkül yerine açık veya gizli direniş mekanizmaları geliştirdiği anlara da dikkat çekiyor. Sınıf mücadelesinin “saklı” bir sahnesine dair ipuçları veriyor bize. Canlı gözlemlerle Türkiye’de işçi sınıfı kültürünün puslu kalmış bir kesitini sunan, çarpıcı bir çalışma.

TAMAMLANMAMIŞ DEVRİM, Gosta Eping-Andersen, Çev. Selin Çağatay, İletişim Yayınları, 256 s., 18,50 TL

Son onyıllarda yaşanan değişim ve dönüşümler, “sanayicilik mantığı”nın gerileyip hizmet sektörünün genişlemesi, küreselleşme, neoliberal iktisat politikaları toplumsal hayatı her bakımdan ama özellikle kültürel ve ekonomik yönden derinden etkiliyor. Geçimini erkeğin sağladığı aileler gittikçe azalıyor, zamanında “atipik” olarak kabul edilen, kadının da aile ekonomisine katkıda bulunduğu ailelerin sayısı hızla artıyor. Gøsta Esping-Andersen, Tamamlanmamış Devrim’de bütün bu altüst oluşlar içinde kadınların değişen konumları, kadınların rollerindeki sessiz devrim üzerine düşünüyor.

Sosyal eşitsizlikler ve yeni eşitsizlik biçimleri, sosyal refah devletinin aile politikalarındaki dönüşüm, eşlerin çocuk bakımı ve ev işi konularındaki tavırları, doğurganlık oranlarındaki düşüş, kadın istihdamındaki durum, nesiller arasındaki farklılıklar, yoksulluk gibi birçok konuyu günümüz dünyasında kadınların rolü çerçevesinde ele alan Tamamlanmamış Devrim yaşanan sorunlara farklı toplumların nasıl yanıtlar verdiklerini ortaya koyuyor.

İstikrarlı, yeni bir toplumsal cinsiyet eşitliği dengesi için refah devletinin tetikleyiciliği ön plana çıkaran Esping-Andersen, daha da gelişeceğini düşündüğü kadın devrimi açısından kilit bir sorunun cevabını arıyor: “Refah devleti kadınların bu yeni rollerine nasıl uyarlanmalıdır?” Gerek toplumsal eşitsizliklerle gerek refah devleti analizleriyle ilgilenenler için çok önemli bir kitap.

Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikayesi, Xiltê Biçûk ê ku Dixwest Bizanibe ka kê bi ser Serê wi de Kiriye, Werner Holzwarth-Wolf Elbruch, Türkçe’ye Çeviren. Bahar Siber, Kürtçe’ye Çeviren. Helim Yusiv, İletişim Yayınları, 24 s., 13,00 TL

ZOR BİR AİLEDE BÜYÜMEK, Susan Forward, Craig Buck, Çev. Ahu Terzi, İletişim Yayınları, 327 s., 22,50 TL

Her birimiz küçükken anne-babalarımızın içimize ektiği zihinsel ve duygusal tohumlarla büyüyoruz. Kimi ailelerde bu tohumlar sevgi, saygı ve bağımsızlık kaynağı olurken, ne yazık ki birçok ailede tohumların arasında korku, yaptırım ve suçluluk duyguları da bulunuyor. Bu tohumlar biz büyüdükçe filizleniyor ve yetişkinlik hayatımızda duygularımızı, davranışlarımızı, dolayısıyla başkalarıyla kurduğumuz ilişkileri etkiliyor. Kitap, küçükken anne-babaları tarafından fiziksel, duygusal ya da cinsel tacize maruz bırakılan, korku ve suçluluk duygularıyla büyütülen ya da bakımları sağlanmayan yetişkinlere, hayatlarını yeniden kazanmanın kapılarını aralıyor. Çocukken anne veya babanızdan korkar mıydınız? Anne veya babanıza karşı öfkenizi ifade etmekten çekinir misiniz? Anne veya babanızla fikir ayrılığında olmak sizi endişelendirir mi? Anne-babanız size hâlâ çocuk muamelesi yapıyorlar mı? Birine çok yakın olduğunuzda canınızı yakacağını veya sizi terk edeceğini düşünür müsünüz? Bu ve benzeri sorulara olumlu yanıt veren yetişkinler, kitapta anlatılan vakalar sayesinde onlara acı veren duygularıyla yüzleşecek ve önerilen çözüm yollarıyla hayatlarını bu duyguların olumsuz etkisinden arındırıp hasar gören özsaygı ve özgüvenlerini yeniden kazanacaklar.

Dünyaca ünlü bir terapist olan Susan Forward’ın Craig Buck ile birlikte yıllar süren deneyimlerine dayanarak hazırladığı Zor Bir Ailede Büyümek, günlük hayatları, anne-babalarının geçmiştesergiledikleri yıkıcı davranışların etkisinde, hatta kontrolü altında olan yetişkin çocuklara yardım etmeyi amaçlıyor.

İktisatta Yeni Yaklaşımlar, Der. Ercan Eren-Metin Sarfati, İletişim Yayınları, 286 s., 19,50 TL

Ekonomi politik pek çok düşünürle değişim geçirmiş, başkalaşarak yeni ve zihin açıcı açılımlara sahip olmuştur. Smith, Mill veya Marx hemen sayılabilecek öncü isimler. Görünenin ardındakini açığa çıkarmak, yeni sorular sormak ve anlamaya  ilişkin kılavuzlar oluşturmak hususunda çığır açıcı isimlerden biri de kuşkusuz Walras. Kuramsal yaklaşımları irdelemek, mevcut birikimi özgün bir yöntemle farklı bir merhaleye taşımak, iktisat biliminin her zaman temel amaçlarından biri oldu. İktisatta Yeni Yaklaşımlar bu sürecin gelişimini ve analizini yapıyor. İktisat teorisinin temel

çıkarım ve varsayımlarında neyin değiştiğini anlamaya çalışıyor. Çeşitli sorular sorarak tartışıyor: İktisadın yarını açıklama iddiası ne kadar sahiciydi ya da bu iddiayı bugün koruyabiliyor mu? Bilimsel olmamakla itham edilen klasik ekonomi politik, “yeni iktisat” için hâlâ bilim dışı mıdır? Ortodoks iktisada yönelik heterodoks yaklaşımlar ne denli başarılı oldular? İktisadın nasıl değiştiğini sorgulayan, yeni yaklaşımları değerlendiren ufuk açıcı bir başvuru kitabı…

Ercan Eren, Metin Arslan, Sevinç Orhan, Mine Kara, Metin Sarfati, Hüseyin Özel, Ragıp Ege, Alp Yücel Kaya, Çınla Akdere kitaba katkıda bulunan iktisatçılar.

FELSEFE TARİHİ CİLT 1, KURUCU DÜŞÜNCELER, A. Baudart, F.Chenet, J.-P. Dumont, F. Farago, P. Hadot, C. Jambet, F. Jullien, J. Russ, Çeviren. İsmail Yerguz, İletişim Yayınları, 288 s., 19,50 TL

Felsefe Tarihi serisinin birinci cildi olan Kurucu Düşünceler, kültürün ve düşüncenin belli başlı kurucu uğraklarının doğuşunu betimlemeyi, bu uğrakların kaynaklarına gitmeyi amaçlıyor. Felsefe tarihi alanında pek çok başarılı çalışmaya imza atan Jacqueline Russ yönetimindeki uzman bir ekip tarafından özgün bir yöntemle hazırlanmış olan kitapta, felsefe tarihinin Yunan düşüncesine indirgendiği klasik bakış açısı terk ediliyor ve Doğu düşüncesinin temelleri de gün ışığına çıkartılıyor. Fikir alanında Yunan geleneği kadar Kitab-ı Mukaddes’in bildirisini, Hıristiyanlığın temellerini, Çin düşüncesini, Budacılığı ve İslam felsefesini kapsayan bu çalışma, insanlığın düşünsel mirasını oluşturan kültürel biçimler bakımından zenginliği ve farklılığıyla göze çarpan bir sentez sunuyor. Kurucu Düşünceler, felsefe alanında çalışan veya felsefeye meraklı kişiler ve öğrenciler için olduğu kadar evrensel kültür meselesiyle ilgilenen herkes için faydalı bir başlangıç ve malzeme oluşturuyor. Felsefi düşünceye dair geniş bir bakış açısı sunan ve önceki birikimleri geniş bir çerçeve içinde yeniden değerlendirme imkânı yaratan temel bir eser…

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir