İletişim Yayınları Şubat 2012 kitapları

AMERİKAN DEVRİMİ, Robert J. Allison, Çev. Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, 168 s., 14,50 TL

Amerikan Devrimi, İngiliz İmparatorluğu’na karşı “vatandaşlık” hakları temelinde bir isyanla başladı. Devrimin getirdiği tartışmalar, insan hakları konusunda Fransız Devrimi’ni önceleyen güçlü bir etkiye sahipti. Robert J. Allison bu kitabında bir toplumun özgürlük mücadelesini, devrime yön veren fikirler etrafında inceliyor. İsyan, silahlı mücadele, savaşlar ve anlaşmaların ayrıntılı sunumunun yanı sıra Amerikan Devrimi sırasında yaşanan insan hakları, anayasa, özgürlük,  eşitlik, temsiliyet, seçim ve siyasal sistem tartışmalarını da  canlı bir biçimde aktarıyor.

Amerikalılar niçin isyan ettiler? Savaş nasıl başladı?  Fransızlar Amerika’yı niçin ve nasıl destekledi? Amerikan Anayasası’nı biçimlendiren fikirler ve tartışmalar nelerdi?  Eyaletler bu tartışmalar sırasında hangi tutumları aldılar? Amerikan Anayasası nasıl hazırlandı? Bir toplumun ortak iradesi nasıl şekillendi? Amerikan Devrimi: Kısa Bir Tarihçe, dünyayı etkileyen ilk devrimi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluş hikâyesini bu sorular etrafında ele alıyor.

SIMON BOLIVAR, Norbert Rehrmann, Çev. Hulki Demirel, İletişim Yayınları,  280 s., 19,50 TL

Güney Amerika’da üç yüz yıl kadar mutlak egemen olan İspanyol kolonyalizmine karşı giriştiği mücadeleyi zaferle taçlandırmış muzaffer bir general… Güney Amerika’nın yarısının “kurtarıcısı” ve siyasi mimarı, birkaç ülkenin devlet başkanı… Sayısız siyasi risale, cüretkâr anayasalar, zekice denemeler yazan, parlak bir üsluba sahip, eşsiz bir konuşmacı… Kitaplarla arası her zaman çok iyi olmuş, hem antik çağlarda yaşamış hem de çağdaşı filozofları çok iyi tanıyan, mücadele arkadaşlarının yanına bile yaklaşamadıkları bir entelektüel… Öte yandan diktatörce yöntemleri uygulamaktan kaçınmayan, keyfine düşkün, bitmez tükenmez biçimde şan ve şöhret peşinde koşan, sayısız sevgilinin ve günübirlik ilişkilerin kahramanı olan, nefret edilen bir figür…

İspanyollara karşı verdiği yıllarca süren mücadele sonunda dünyayı değiştiren devasa bir eser yaratan Simon Bolivar, Norbert Rehrmann’ın kaleminde bütün yönleriyle ortaya çıkıyor. Bakıldığı yere göre muhafazakâr, liberal, antiemperyalist, sosyalist, dindar, seçkinci, halkın dostu, kölelik karşıtı, demokrat, otoriter… her türlü forma girebilen bir ikonu yaratan tarihsel, kültürel ve sosyolojik olgulara kapsamlı bir bakış sunuyor.

KAPİTALİZM AHLAKİ MİDİR?, André Comte-Sponville, Çev. Dilek Yankaya,  İletişim Yayınları, 235 s., 18,50 TL

Kapitalizm ahlaki midir? Kapitalizmin insanın insana yapabilecekleri konusunda özgürleştirici bir tarafı olduğu düşünülürse, bu potansiyeli kısıtlayıcı bir işlevi olan ahlakla çeliştiği varsayılır. Öyle midir hakikaten? Marksist bir geçmişi olan Fransız filozof André Comte-Sponville, üniversitelerde düzenlenen konferanslarda yaptığı konuşmaları topladığı bu kitapta, biraz da kışkırtıcı bir üslupla, kapitalizmin ahlaklı bir ekonomik sistem olup olmadığını tartışıyor. Bunu yaparken, amacını da “bireyin görüşünü netleştirmesi, kararlarını vermesi, kısacası bugünün dünyasının dayattığı çeşitli güçlüklere karşı profesyonel, ahlaki ve siyasi sorumluluklarını üstlenmesi gibi konularda yardım etmek,” diye ortaya koyuyor. Tartışma esasına göre, Comte-Sponville derdini anlattıktan sonra, ikinci bölümde soruları alıyor ve bunları tek tek cevaplıyor. Elinizdeki nüshanın, Comte-Sponville’in kitabın ilk baskısına gelen eleştirilere verdiği cevaplarla genişletildiğini de eklemek gerek. Dolayısıyla yazarın mizahi ve kışkırtıcı üslubuyla yer yer provoke ettiği karşı görüşün de sesini duyabildiğimiz, akıcı, düşündürücü ve bilgilendirici bir eser çıkıyor ortaya.

SINIF MÜCADELELERİ, Dennis Dworkin, Çev. Utku Özmakas, İletişim Yayınları, 425 s., 25,00 TL 

Düşünün, sınıf kavramı ne denli çok biçimde kullanılıyor. Bazen sınıf krizinden söz ediliyor, böyle dendiğinde, ekseriyetle Marksizmin tıkandığı, varsayım ve çözüm önerilerinin arkaikleştiği iddia ediliyor. Endüstriyel işçi sınıfının çöküşü, yeni sağın yükselişi ve kaçınılmaz olarak solun krizinden bahsediliyor. Diğer yandan, bu güçlü eğilim ve manipülasyonlara cevap verenler yok değil. Dworkin’in elinizde tuttuğunuz Sınıf Mücadeleleri kitabı bu tür çalışmalardan biri. Elbette sadece düz ve toptancı bir cevap vermiyor, zihin açıcı yorumlarda bulunarak, başarıyla tartışıyor. Sakin, konusuna hâkim, mesafeli bir tutumla daha en başta, sınıf eleştirilerini irdeliyor, rahat bir dille neyi vurguladıklarını anlatıyor. Sınıf ve toplumsalla ilgili yakın dönem tartışmalarının nasıl geliştiğini açıklıyor. Sınıf kavrayışımızı baştan ayağa reddetmektense sınıf dinamiklerine yönelik kavrayışımızı zenginleştirmeye yarayan eleştirileri yeniden ele almayı deniyor. Toplumsal ve kültürel yaklaşımlardan birinde ya da ötekinde ısrar etmektense bir senteze gitmeyi öneriyor.

Bir kavram olarak sorunlu olabilmesine, oluş halinde olduğu itirazlarına, kimi zaman ele geçirilemez gibi görünmesine ve bazen de sınırlarına ulaştığı düşüncesine karşın “sınıf” insanların yaşamlarını istila eden eşitsizliğin ekonomik biçimlerini haritalandırmada başka hiçbir kavramın yapamadığı kadar çok olanak sağlamaktadır.

HARPUT’TAKİ HAYALET, Metin Aktaş, İletişim Yayınları, 436 s., 24,50 TL 

Harput’taki Hayalet, Osmanlı’nın askeri olmamak için Harput’ta medreseye giden, burada gayrimüslimlerin, Ermenilerin katline tanık olan Roc adlı bir gencin hayat hikâyesi. Ermeni bir kıza âşık olan Roc, bu aşk için kendini tehlikeye atıp Hamidiye milislerinin komutanını öldürünce,  Dersim’e kaçarak hayatını başka bir isimle ve bambaşka bir biçimde sürdürmek zorunda kalır. Hayatının geri kalanında onu çetin bir  kaçış serüveni ve zorlu savaş yılları beklemektedir. Üstelik uğruna her şeyi göze aldığı sevgilisi Sato’ya kavuşup kavuşamayacağı da meçhuldür.

“Harput’taki Hayalet, salt yaşanmışlıklarla ilgili değil aynı zamanda yakın tarihin iyi bir zemin etüdünün de romana tezahürü gibi. Elbette roman kurgusu içinde.” Şeyhmus Diken

“Bazen yaşanan büyük acılar, dağa-taşa, toprağa-suya ve gökyüzüne siner. Burada çarpıcı bir Harput öyküsü yer alıyor. Bu öyküde bir genç kızın izlerini bulacaksınız, onun dinmek bilmeyen çığlığını ve üstü betonla kapatılan bir minarenin sırrını…” Ragıp Zarakolu

ŞAŞI KAPTAN’IN LANETİ / TUHAF SOKAK, Margaret Ryan, Çev. Mercan Yurdakuler Uluengin, İletişim Yayınları, 63  s., 7,50 TL

Tuhaf Sokak’ta yaşayanlar ne kadar tuhaf olabilir ki?

13 sayısı kimileri için uğursuzluk demektir. 13 numarada, camdan dışarı bakarak dans eden deli bir papağanla kapının önünde oturan tek kulaklı bir kedi vardı. Derken kapının üzerindeki lomboz açıldı ve içeriden bir ses gürledi.

“KİMDİR O? DOST MUDUR DÜŞMAN MI?”

Tuhaf Sokak’ta gazete dağıtıcısı olarak işe başlayan Jonny’nin şaşırtıcı ve kışkırtıcı maceralarıyla  eğlenceye doymaya hazır olun!

BAY TIPP’İN HAZİNESİ / TUHAF SOKAK, Margaret Ryan, Çev. Mercan Yurdakuler Uluengin, İletişim Yayınları, 63  s., 7,50 TL

Tuhaf Sokak’ta yaşayanlar ne kadar tuhaf olabilir ki?

34,5 numarada neler oluyor? O patlama sesleri ve dumanlar  nereden geliyor? Burada olsa olsa bir  dev oturuyor olmalı. Bahçesinde  bozuk buzdolapları ve bebek arabaları biriktiren pasaklı bir dev!  En tuhafı da, evin sıra sıra  sebze sarkan çatısı…

BURADA NELER OLUYOR?

Tuhaf Sokak’ta gazete dağıtıcısı olarak işe başlayan Jonny’nin şaşırtıcı ve kışkırtıcı maceralarıyla  eğlenceye doymaya hazır olun!

 

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir