Hor Görülen Albümler 1 : Metal Sahnesi(1)

Müzik yapmak zor iş, hele onu insanlara beğendirtmek daha da zor. Bir de yaptığınız müziği “metalci” zümreye dinletmeye kalkıştıysanız işin işinden çıkamazsınız. Bu insanlar pek kolay beğenmez, çok çabuk defterden silerler sizi. Bu yazı dizisinin ilk bölümünde metalciler tarafından hor görülmüş, nefret kusulmuş, ardından ana avrat düz gidilmiş bir kaç albümden ve sebeplerinden bahsedeceğim.

Aslında bu yazıyı yazmama ilham veren şey, geçtiğimiz günlerde atgözlüklü bir arkadaşımızın dinlediği müzik konusunda yavşak bir şekilde “ben melo-death” takılıyorum demesi ve örneklendirirken In Flames’i zikretmesi oldu. Evet In Flames zamanında deliler gibi olmasa da dinlediğim, playlistimde önemli yer etmiş bir gruptur. Tabi playlistimde yer edişi 2000lerin ortalarında olsa da o tarihten çok daha önce arkadaşın bond çantasından çıkarıp kendi bond çantama transfer ettiğim 1999 tarihli Colony albümü sayesinde grupla tanışmıştım. Embody to Invisible, Colony, Ordinary Story ve Pallar Andres Visa gibi unutulmaz şarkılara sahip olan albümün üstüne Clayman gibi bir efsane yaratırsanız tabi ki ateşle oynar, fan baskısıyla karşı karşıya kalırsınız.  Clayman’den hemen bir sene sonra piyasaya sürülen Reroute To Remain, ya yerinde sayıp bir kaç ufak değişiklikle fanların aşık olacağı ya da grubu ilerilere taşıyacak köklü değişikliklere sahne olacak bir albüm olacaktı. Grup ikinci yolu tercih ederek büyük bir cesaret sergiledi. Fanlarla anlaşırcasına bütün metal siteleri de albüme tavır aldı. İlginçtir grubun bu albümüne hak ettiği tek değeri metal notları genelde çok kıt olan Allmusic gösterdi. Fanlara göre grup piyasaya oynuyordu. Bir albümün diğerine göre daha rahat dinlebilmesi (daha kafa yormadan mı desem?) , daha optimist şarkı sözleri içermesi piyasalaşma mıdır bilinmez.

Hatta Reroute To Remain, Soundtrack to Your Espace’e göre oldukça mütevazi bir deneme sayılırdı. Eski In Flames müziği hala sapasağlam orada duruyordu. Bu albüm bazılarına göre piyasalaşmasaydı, zaten metal dünyasında piyasalaşacaktı. Grup bu albümle epey yeni fan edindi ve en büyük riskleri olan Soundtrack to Your Escape’i piyasaya sürdü. Bir önceki albümde Hardcore yapmakla suçlanan grup bu sefer de amerika’nın yeni müzikal gözdesi nu-metal yapmakla suçlanıyordu. Bazı fanlar grubun bu yönde ilermesinin çok normal olduğunu düşünürken bazıları tarlalarında eski in flames’i aradıklarından bu durumu kabullenemediler. Yine tonla hakaret, tonla kötü söze rağmen en azından Kerrang! ve Metal Hammer albümün değerini bildi. In Flames şu an çok az dinlemem rağmen bu iki cesaret abidesi albümden sonra geriye bakmayıp bildikleri yönde ilerdikleri için takdir ettiğim bir gruptur.

İkinci hadisesimiz de İngiltere’den. My Dying Bride acı çektirici metal müziğin kalesidir gözümde. İnişli çıkışlı müzikleri, sürükleyici şarkı sözleri, karizmatik isimleriyle her daim, her yaptıkları işle ilgimi çekerler. Turn Loose The Swans, The Angel and The Dark River, Like Gods of The Sun.. Bu albümlerin her birinin birer efsane olmadığını kim iddia edebilir? Açıkçası ben iddia edemem ama açık yüreklilikle grubun en sevdiğim albümünün 34.788 % … Complete olduğunu söylerim. Değil metal tarihinin, müzik tarihinin en ilgi çekici, en enterasan, en detaycı, en yorucu, en değişken albümlerinden biridir 34788. Karamsar vokaller, gitarlar minimize edilmesine rağmen belki de grubun en karamsar albümüdür. Elektronik eklemeler ile dinamizm kazanan albüm saykedelik denemelere de sahiptir çokca. “The Whore, The Cock And The Mother” ile bangır bangır başlayan albüm, şu an bile kalbimi küt küt attırmakta. Böylesine kışkırtıcı bir müzikal başyapıtın metalci kitlesinin dar görüşlülüğü yüzünden yokmuş gibi varsayılmasını görmek istemezdim doğrusu. Albümü sonuna kadar savunmalarına rağmen bu riske bir daha girememiştir MDB. Çünkü çıta çok çok yüksektedir ve bu çıtayı kendileri aşsalar bile aşamayan milyonlarca insan olacaktır. İlginçtir ben de M.D.B.’nin buna benzer bir başyapıtı bir daha çıkaramayacağını düşünüyorum. Bu da albümü çok da özel yapıyor. (Heroin Chic ve Acopalypse Woman’dan bahsetmemek olmaz, bu parantezin başka bir işlevi yoktur)

Yazının başından beri hep risklerden bahsettik. Megadeth’inkinden bahsetmemek olmaz. Şunda çok ısrarcıyım bu albüm değme alternative rock albümünü cebinden çıkarır. Dave Mustaine 1997 yılında aslında ufaktan mainstreame kayacağının sinyallerini vermektedir. Farklı sounduyla Trust grubun listelerde 1 numaraya oturan ilk single’ı olunca kendisine bir gaz gelir (Halk arasında Marty Friedman gazı da denebilir. Metalden iyice sıkılan MF bu yönde ilerlemesi için Mustaine’i teşvik eder, iyi de eder) ve Risk kaydedilir. Köklerinden tamamen sıyrılmış, sertliğini ve hızını kaybetmiş bir Megadeth albümü tabi ki camiada hoş karşılanmaz. Nihayet Megadeth de poplaşmıştır bazıları için. Benim içinse çıktıktan 1.5 sene sonra ucuzluk reyonundan kapıp walkmanime yerleşen ve aylarca içinde kalan bir efsaneye dönüşür. Insomnia, Prince of Darkness gibi şizofrenik şarkılarla başlayan albüm (enter the arena ve crush em’i saymazssak (crush em’i sevmiyorum, enter the arena’da onun introsu, yani kanbağı var, aklıma getiriyor)) kim milyoner olmak ister parodisi Breadline ile devam eder, sonra bir şarkılık arıza yine devam eder. Arızanın adı The Doctor is Calling. Şu şarkıyı bir kere canlı çalsalar başka bir şey istemem! Böyle bir girişten sonra I’ll Be There, Seven, Ecstasy boşluğu doldurur. Pek de güzel doldurur aslında. I’ll Be There, Arjantinli fanlar için yazılmıştır oralarda bir farklı sevilir, akustik olanı tavsiye edilir. Seven 7 ölümcül günahı iğneler, dalgasını geçer. Ecstasy albümün pek de bilinmeyen ağırtopudur. Hayal dünyasında onu tamamlayan mükemmel bir erkekle yaşayan bir kızı anlatır. Fakat bunun gerçekte bir ihtimali yoktur ve hislerini ondan saklamaya çalışır. Daha sonra ikisi de birbirlerini ecstasynin hayal dünyasında oluşturduğunu anlar. vs vs.. Ne yazık ki Megadeth de bunun gibi bir albüm daha yapmadı. Yapamayacak. Tek isteğim Dave Mustaine’in solo projesinin bu yönde ilermeseydi, hatta 2001deki grup dağılışında çok da üzgün değildim. Belki gelecekte yine deneysel işleri bulaşır veya onu bulaştırır. Bekleyelim..

Author: Anıl Okay

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir