Harbiden: God Save The Clientele

Gerçek bir hayâlkırıklığı. 4 Aralık 2010 gecesi sahneye 23.00 gibi çıkan ve 00.00 gibi inen, -Ekim 2009 çıkışlı son albümleri Bonfires on the Heath’e bir türlü ısınamasam da- albüm albüm, ep ep hatmetmekten bıkmadığım 4 kişilik Londra’lı ekip, kısacık konser süresine kavga, kargaşa ve gürültü sığdırmayı bir şekilde başaran hayrete şayan topluluk önüne keyifsiz ve hızlı bir çıkış yapıp, aynı  şekilde de indiler. Geldikleri gibi gittiler de diyebiliriz yani.

Oysa haberi aldığımda nasıl heyecanlandığımı çok iyi hatırlıyorum. “Here Comes the Phantom” çalar, “Dreams of Leaving” ruhu kateder, “K” ve “Voices in the Mall” beni o alana gömer diyordum ama öyle olmadı.

Eğer doğru duyabildiysem (ki solist Alasdair Maclean sesini duyuramama sıkıntısı içerisindeydi), ilk albümleri Suburban Light’dan doğumgünü hediyesi Saturday ve tadı tuzu anlaşılamayan bir Reflections After Jane çaldı ekip. Neredeyse tüm şarkıları hüzünlü olan bir grubun konserinde içindeki ağır metalciyi dışavuran saygısız, sorumsuz bir kalabalık gördüğümde delleniyorum. Konser adabı mı? Ben bir konsere iştirâk ettiğimde eğlenmek ya da ağlamak gibi turistik saiklerle hemhal olmuyorum; bir konser atraksiyonunun temel amacı sahnedeki sanatçıyı ya da sanatçıları ‘dinlemek’ ve bu süre içerisinde beklentilerinin karşılanmasını ummak olmalı, diye düşünüyorum. Bronx Pi Sahne’nin kasvetli aurasında sahneye henüz ilk saniyelerde bile memnuniyetsizlikleri yüzlerinden okunan bir ifade ile çıkan ekiple göz temasında başarılı olabilmemin sebebinin de bu olduğunu düşünüyorum.

Mel Draisley’nin kemanını duyamamamız, farklı, naif gitar stili ve ses tonu ile sahnede The Clientele’nin kendisi haline gelen Maclean’ın hevessizliği ve hatırlamak dahi istemediğim izleyici kitlesi (1 saatlik konserde yerde onlarca bira şişesi, zırt pırt patlayan ne idüğü belirsiz flaşlar, bağırış çağırışlar) ile beni hiç tatmin etmeyen ama “en azından The Clientele’yi görmüş olduk!” gibi bir gariban avuntusu ile teselli bulmaya çalıştığım bir geceydi. Zoraki bis’e 2 şarkının sığdırıldığı geceyi benim için güzel kılan tek detay Somebody Changed’in çalmış olmasıydı sanırım. Yoksa böyle bir konseri tek bir bira içerek tamamlayacağıma ihtimâl vermezdim.

Her şeye rağmen teşekkürler Kilientele. Başka yerlerde, doğru zamanlarda, doğru insanlarla. Tanrı sizi harbiden korusun.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

2 Comments

  1. Doğumgünü hediyesi banaydı :) Ve maalesef dipdibeymişiz ama görüşememişiz.

  2. Daha kötü bir seyirci kitlesi olamazdı gerçekten de, susmak bilmediler. Küçük bir açıklama gereği duyuyorum: Mel Draisley’in kemanını duyamamış olamamızın nedeni, kemanın uçakta -büyük ihtimalle basınçtan dolayı- kırılmış olması. Mel’in kendi de çok üzülmüştü bu duruma ve şikayetçiydi kemanını çalamamış olmaktan.. Başka bir açıklama da Alisdair için; o gece mide problemleri olmuş. Performans düşüklüğünün ve hemen kaçmalarının sebebi bu olmalı. Biz de doyamadık ve yetersiz bulduk ama ne diyelim, inşallah yine gelirler!

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir