Grace Cathedral Park

413RaGs2SwL

Post-rock gün geçtikçe derinliği artan bir deniz. Grace Cathedral Park da bu denize balıklama atlayan ama atlarken damla su sıçratmayan insanlar gibi sessiz sedasız derinliklere doğru ilerleyen bir grup.

Grup adını daha önce bir Red House Painters şarkısına da ödünç olarak veren San Francisco’daki parktan alıyor. Şarkıları dinlemeye başlar başlamaz yakıcı olmayan bir güneşin altında devasa bir parkta yürüyüşe çıktığınızı düşlerken buluyorsunuz kendinizi.

Songs: Ohia’dan beri akustik yoğunluklu bir müzikten benzer tadlar almamıştım. Post-rock’ın alıştığımız hüznüne ve melankolisine bir de romantizm ve aşk da eklerseniz ortalama bir insanın hayatını karartabilirsiniz. Grace Cathedral Park melonkoli, aşk ve hüzün üçlüsünün bütün ölümcül yanlarını kullanmaktan çekinmemiş. Grubun bazılarımızın hayatına kastı olduğu bir gerçek.

Müzik olarak kimseye benzetemedim. Slowcore ve Post-rock karışımı bir şey var ortada ama bunu yaparken de bilinçli olup olmadıklarına emin olamıyorsunuz. Eğer çok hassas bir kulağınız varsa çok derinlerden gelen bir Yndi Halda esintisi almanız mümkün.

GCP’ın şarkılarını bazı insanlara adamak isteyecekseniz, keşke daha çok şarkı yapsalardı diye üzülecekseniz. 6 şarkı ve 76 dakikaya sığan yoğun drama içeren albümleri “In the Evenings of Regret” 2009 yılında yayınlanmış ve o tarihten sonra da albüm yapmamışlar. Silinip gitmemeleri ümidiyle.

Play Delicate, Desire Quiet şarkısını paylaşmak istedim

Author: Anıl Okay

Share This Post On

1 Comment

  1. GCP, neredeyse fabrikasyon müzik üreten Low öykünmeli slowcore/post rock gruplarının yanında (tek albümün albenisiyle de belki) ışıldayan bir oluşum. Bir şeyin uzantısı, bir başka şey’e angajmanı gibi durmamalarını sağlayan bir dinginlikleri, bu sakinliği altüst edecek kadar diri bir enerjileri var. Türün Mogwai, Yndi Halda, Explosions in the Sky, Early Day Miners gibi iyilerinin tornasından geçen deneyimli ve tatminsizleşmiş kulaklara Efrum Menuck + Labradford gibi saldırıyorlar. Bir benzerlerini söylemem gerekse Bluetile Lounge diyebilirdim. Yazında da temas ettiğin gibi, sessiz sedasız derinliklere doğru ilerliyorlar. Sonra destansı “Latter Day Love Affairs and Everything Else You Would Hope to Forget” geliyor, acelesizlik can yakan bir hızla bütünleşip büyüyor.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir