Give ‘em Hell, Malone

- Matchstick! Soyduğun her yeri yakar mısın?
- Abba dağıldıktan sonra disko kültürü bitmeliydi. Bunun olmasına yardım ediyorum sadece.

2009 yılının bana en güzel hediyesi sanırım. Sonbahar’dan sonra.

Boulder rolünde ortalama filmlerin sabit kötüsü Ving Rhames’i görüyoruz. Yine acımasız fakat kendince ahlâk kuralları olan bir kötüyü oynuyor iri adam. İş arkadaşı ise ateşle oynamayı pek seven ve bunun cezasını yüzünü yakarak çekmiş Matchstick. Heath Ledger’ın Joker performansından etkilendiğini söylemekse yanlış olmaz. Mimiklerinden, o tüm psikopat haline tavrına kadar başka bir Joker olmuş Doug Hutchison.

Yalanlara doymayan kadınımız Evelyn rolünde Elsa Pataky, sanıyorum ki absürdlüklerle dolu filmin en hafif karakteri. Hızlı giden filmin el freni, benim bir filmde ya da dizide en sevmediğim baharat. House’un Cuddy’si gibi.

Ve elbette  Malone. Thomas Jane’in canlandırdığı karakter resmen “tutkulu bir gangster”. Bir adamın kalbini göğüskafesinden çıkartması üzerine olsun, ailesinin katledilmesi üzerine olsun hakkında efsaneler dolaşan bir kiralık. Huzurevindeki alkolik annesine giderek yaralarına pansuman yaptırması ile, parçalanmış bir arabadan inip bir barın içki reyonuna ilerleryebilmesi ile tam bir fenomen olma yolunda.

Basit kurgusu, zorlamayan akışı ile “Give ‘em Hell, Malone”  Lock, Stock and Two Smoking Barrels gibi, Snatch gibi hızlı, komik, absürd bir film. Kurşun sesleri arasında gülmeye doymuyorsunuz. İlk dakikalarında ortalık kan gölüne dönünce temponun hep bu  şekilde gideceğini sanıyorsunuz ama vites biraz düşürülüyor. Beklenmedik diyalogları ise bence filmi bu tam kıvamındaki vasatlığından alıp bir kademe üste taşıyor. Ben filmin The Boondock Saints’i anımsatan gayrıciddi atmosferini çok sevdim ve o ciddi olmak için zorlayan  mafya filmlerinin çoğunun da ötesinde konumlandırdım kendimce.

Bunları da Okuyabilirsiniz

  • 31 Ağustos 2010 -- Ricky
    Dikkat: İzlemeden Okuma! Bu yazı filmin sürpriz sayılabilecek gelişmelerini de içermektedir. François Ozon’un en farklı filmlerinden biri olan Ricky bir kadının sosyal hizmet uzmanıyla konuşmasıyla açılıyor. Kadın, iki çocuğuyla tek başına kaldığını ve yalnız yapamadığını anlatarak ağlıyor. Bu ...
  • 18 Ağustos 2010 -- The Joneses
    Jones ailesi alımlı bir kadın, çekici bir erkek, güzel genç kız ve yakışıklı genç erkekten oluşan dört kişilik süper bir ailedir. Ancak filmin daha ilk dakikalarından bu olağanüstü görünen sevgi dolu ailede bir sorun olduğunu fark ederiz. Çok geçmeden de -izleyiciyi hiç kandırmadan- bir pazarlama ...
  • 11 Ağustos 2010 -- Ondine
    Syracuse adlı balıkçının ağına bir kadın takılır. Adının Ondine olduğunu söyleyen bu kadın kimselere görünmek istemez ve Syracuse’un evinde saklanır. Syracuse alkol bağımlılığı nedeniyle herkesin “soytarı” dediği şanssız bir balıkçıdır. Kızı Annie böbrek yetmezliği hastalığı çekmektedir. Böyle bir...

Yorum Ekleyin

Twitter Kullanıcıları
Aşağıdaki butona basarak Twitter ile giriş yapıp, yorum yazabilirsiniz.

Spam protection by WP Captcha-Free