Geri’s Game

 

Aslında niyetim, Gürgen Öz’ün yazdığı ‘Ayna’ adlı oyundan uyarlanan 2001 yapımı Alman Satrancı‘nı tanıtmaktı ancak tek parça halinde bulamadım. İyi bir kısa film olduğunu düşünüyorum, meraklılarını Internet’in cömert kolları kucaklayacaktır. Satranç, bende büyük bir ilgi.  Pek anlamasam da, o efsaneleri seviyorum. “Makineye karşı oynamış, o öyle iyi bu böyle deli” duyduğum yere bir iskemle çekerim. Çok değil, bir ay içerisinde ‘satranç’ ile alâkalı iki kitap okudum. İkincisi epey kötüydü. Miguel de Unamuno üstadın Sel Yayıncılık çıkışlı İsmail Yerguz tercümeli La Novela de Don Sandalio, Jugador de Ajedrez (Satranç Ustası Don Sandalio’nun Romanı) yaz sıcağında kafama girmedi, havsalam almadı. (Yazarı da çevirmeni de severim, hatta çevirmeni yazardan biraz daha fazla severim. Artık dizgi masrafı mı, redaktör hatası mı bilmiyorum, tekrar deneyeceğim.) Fakat ilki, Stefan Zweig’ın Schachnovelle (Satranç)’i öyle değildi elbet. Mübalağasız, aynı isimdeki, Curd Jürgens’in başrolünü oynadığı ’60 yapımı filmi izlemek kitabı okumaktan daha uzun sürüyor. Usain Bolt gibi okuyorsunuz kitabı. Altı saatlik otobüs yolculuğunda iki kez okuyarak başımı göğe erdirdim. Mirko Czentovic’e efelendim bir süre. Uzun süren yalnızlıktan, tek başınalıktan ve çıldırıştan bu kadar haz almak? Bence evde de deneyebilirsiniz.

Neyse, kısa film olarak son olarak Alma‘yı paylaşmışım, epey de zaman olmuş. Bu arada kısa film izlemedim, boşluğu anime ile doldurmaya çalıştım, haz da aldım diyebilirim. Death Note zaten çılgınlıkmış, ben geç kalmışım, yetişilmiyor her yere. Manga’dır anime’dir beni biraz itse de, çoğu kişi gibi ben de animasyonları, özellikle de Pixar işlerini seviyorum. O nedenle dümeni biraz kırarak yalnızlık, yaşlılık, şizofreni arasında gidip gelen bir kısa filmden söz etmek,  Geri’s Game‘i sunmak istiyorum. Film izleyici ile çok konuşmuyor, en azından benim kadar konuşmuyor olsa da, hatta çok iyi olmasa da buralarda dursun, bir bakanı olur diye düşünüyorum.

’97 yapımı, Jan Pinkava’nın yazıp yönettiği bir kısa. Afiyetler.

 

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir