Gattaca – The Other Side

Bana kalırsa Andrew Niccol’ün şimdiye kadar yaptığı en iyi şey olan Gattaca’da çok önemli yer tutar, Vincent ve Anton arasındaki yüzme yarışları. Kendi aralarında “ödlek oyunu” oynarlar. Daha uzağa giden cesur sayılırken, geride kalan ödlek oluyor. Ve kalbinden rahatsızlığı bulunan, tamamen doğal yöntemlerle dünyaya gelmiş olan Vincent hep ödlek olarak kalıyor. Doğal yöntemlerle dünyaya gelen Vincent ile bilimin yarattığı Anton arasındaki yarışı Vincent sadece bir defa kazanıyor ve ona empoze edildiği gibi güçsüz birisi olmadığını anlıyor. İşte bu her şeyi mümkün kılıyor.

Yıllardır hayalini kurduğu Gattaca’ya giren Vincent, uçuşuna bir hafta kala işlenen bir cinayetin zanlılarından birisi haline geliyor. Cinayeti araştıran dedektiften, gerçek kimliği ifşa olmasın diye köşe bucak kaçan Vincent, katilin ortaya çıkmasının ardından bu hırslı dedektifin kim olduğunu öğrenme gereği duyuyor.

The Confrontation ve The Other Side olarak bilinen sahnelerde doğal ile yapay olanın savaşına bir kez daha tanık olurken, Vincent’ın çocukluğundan beri hayalini kurduğu tek şeyi nasıl başardığını da öğrenmiş oluyoruz.

Vincent parmak ucundan kan numunesi vererek turnikeden geçer ve ofise doğru ilerler. Masasında tanımadığı birisi vardır. İçeri girer. Ofiste ikisinden başka kimse yoktur. Masasında oturan kişiye doğru ilerler. Masada oturan ve sırtı Vincent’a dönük olan kişi ayak seslerinin susmasının ardından seslenir;

Anton: Vincent?

Vincent tepki vermez. Anton arkasını dönüp ayağa kalkar. Şaşkındır.

Anton: Tanrım, değişmişsin. Kardeşini tanımadın mı?

Vincent: Kardeş miyiz biz?

Anton: Anne babamız senin öldüğünü sanarak öldüler. Benim şüphelerim vardı.

Vincent: Burada ne yapıyorsun?

Anton: Burada olmaya hakkım var. Peki ya senin? Hayır, yok?

Anton, Vincent’ın üzerine doğru yürümeye başlar. Vincent ufak adımlarla gerisin geriye gider.

Vincent: Buna inanmış gibisin. Cinayeti ben işlemedim. Düş kırıklığına uğramış olmalısın.

Anton: Sahtekarlık yaptın. Başın dertte. Seni buradan kurtarabilirim.

Dururlar.

Vincent: (Öfkelenir.) Buraya gelmek için savaştım!

Anton: Gidebileceğin kadar gittin. Benimle gel, şimdi!

Vincent: Daha gidilecek bir milyon mil var.

Anton: Buraya kadardı!

Vincent: Benim başarısız olduğumu görerek mi başarılı olacaksın?

Anton: Beni dinle!

Vincent: (Daha da öfkelenir. Anton’a doğru birkaç adım atar.) Tanrım! Şimdi de neyi yapıp neyi yapmayacağımı mı söyleyeceksin? Kurtarılmaya ihtiyacım yok. Ama senin bir kez vardı (Bir kez kazandığı ve kardeşini boğulmaktan kurtardığı ödlek oyununa gönderme yapar.) Bunu nasıl açıklarsın?

Anton: Beni yenmedin. Kendim yenildim.

Vincent: Kimi kandırmak istiyorsun?

Anton: Kanıtlamamı ister misin?

Vincent: Önemli değil, Anton. Unutuldu hepsi.

Anton: Sana kanıtlayacağım. (Öfkelenir.) Kanıtlamamı ister misin?! Sana kanıtlayacağım!

Vincent: Evet, isterim.

Sahile kesme yapılır. Soyunduktan sonra dalgalara karşı yüzmeye başlarlar. İlk önce başa baş giderken bir süre sonra Vincent arayı birkaç metre açar.

Anton: (Kulaç atmayı bırakır.) Vincent! Vincent! Sahil nerede? Çok uzaklaştık!

Vincent: (Kulaç atmayı bırakıp arkasını döner.) Bırakıyor musun?

Anton: Çok uzaklaştık!

Vincent: Bırakıyor musun?

Anton: Hayır!

Tekrar kulaç atmaya başlarlar. Anton, Vincent’a yetişir. Fakat Vincent arayı tekrar açar.

Anton: (Kulaç atmayı bırakır.) Vincent! Bunu nasıl yapıyorsun, Vincent?! Bunları nasıl yaptın? Geri dönmeliyiz.

Vincent: Hayır. Öbür tarafa yaklaştık.

Anton: İkimizi de boğduracak mısın?

Vincent: Nasıl yaptığımı öğrenecek misin? İşte böyle yaptım. Geriye yüzmek için hiçbir şey bırakmadım.

Bir süre bakışırlar. Sonra Anton arkasını dönerek sahile doğru yüzmeye başlar. Vincent, onun gidişini seyreder. Anton sisin içinde kaybolunca Vincent da sahile doğru yüzmeye başlar.

Bilim adamlarının yarattığı Anton’un kulaç atmaya gücü yetmez ve suya batmaya başlar. Sisin içinden çıkan “doğal insan” Vincent çevrede kimseyi göremez ve suyun altına dalarak, kardeşi Anton’u boğulmaktan kurtarır. Sahile doğru sırtüstü yüzürken içine girdikleri sis bulutu dağılır ve gökyüzündeki yıldızları rahatça görür hale gelir.

“Derler ki, bedenizimdeki her atom eskiden bir yıldızın parçasıydı… Belki de eve gidiyorum.”

Author: Akin Cetin

Share This Post On

1 Comment

  1. Andrew Niccol süper bir sinemacıdır. Gattaca şüphesiz sinemanın en iyi distopya filmlerinden biridir. Kalemi de çok sağlam olan Niccol’un yönettiği dışında yönetmenin nasip olmadığı ama senaryolarını yazdığı filmlerede bakınca ne kadar sağlam bir sinemacı olduğu anlaşılır.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir