Following

Bugünlerde Inception ile gündemde olan Christopher Nolan’ın ilk filmi Following. Orta metraj kategorisine falan giriyor sanırım. Süresi 69 dakika. İşsiz güçsüz Bill yolda rastgele karşısına çıkan insanları takip etmeyi huy haline getirmiştir. Yazar olma heveslisi olduğu için malzeme toplamak amacıyla yapyıyordur bunu. Sonra bu durum takıntı haline gelmeye başlar. Bill kendisi için koyduğu kuralları çiğneyince yakayı ele verir. Cobb isimli tecrübeli hırsız takip edildiğini fark edince Bill’e bunu niye yaptığını sorar. Sonra aralarında bir dostluk gelişir ve birlikte hırsızlık yapmaya başlarlar.

İyi bir karafilm örneği Following. Avcı konumunda olduğunu sanan bir adamın av olduğunu anlama sürecini izliyoruz. Bu açıdan “Yönetmenler bütün filmlerinde aslında tek bir şeyi anlatırlar” düşüncesine örnek olarak gösterilebilecek bir yönetmendir Nolan. Avcıyken av olan (ya da tam tersi) karakterleri ve bu süreçte başlarından geçen olayları anlatır. Kısa filmi Duudlebug dahil böyledir bu.

Kurgusal olarak çizgisel olmayan bir akışı tercih etmiştir Following’de Nolan. Bu durum bilindiği gibi ona has bir şey değildir ama filmografisine baktığımız zaman alamet-i farikalarından birisi olduğunu söyleyebiliriz. Bu türden bir akış ise kara film olan Following’i sürprizlere açık hale getiriyor.

Oyunculara baktığımızda üç karakterden ikisinin bir daha sinemaya bulaşmadıklarını görüyoruz. Bu da onların Nolan’ın yakın arkadaşları olduğunu düşünmeme neden oluyor. (Zaten Jeremy Theobald, Duudlebug’da da oynayarak ilk iki işinde yardımcı olmuş Nolan’a. Following’e para yatıran adamlardan birisi de kendisi ayrıca.) Theobald ile Alex Haw (hırsız Cobb rolünde) hiç fena değiller. Aslında gayet iyi olduklarını da söyleyebilirim. Theobald’un Batman Begins’deki kısa rolünü saymazsak, bir daha sinemaya bulaşmamış olmalarına şaşırdım. Ayrıca Theobald’un yüzü öylesine tanıdık geldi ki bana, en az on filmde onu seyrettiğime yemin edebilirdim.

Oldukça düşük bütçeli bir film bu. Nolan filmin hem senarist yönetmeni, hem yapımcılarından birisi hem de kameramanı. Arkasında çok az insan bulunan (kapanış jeneriği iki dakika falan sürüyor) bu filmde Nolan kendisine bütçe sağlandığı taktirde çok daha iyilerini yapabileceği mesajını vermiş aslında. Bakmış ki cebinde şu kadar parası var, “Bundan böyle böyle bir film yapılır” diyerek ortaya böyle bir film çıkartmış sanki. Yıllar sonra milyon dolarlık bütçelerle filmlerini çekeceği sevdiği bir süper kahramana da selam yollamış: Bill’in dairesinin kapısında Batman’in amblemi var!

Önemli bir yönetmenin ilk filmini izlemek, sonraki filmlerini değerlendirmek açısından önemli aslında. Çünkü daha sonra çekeceği filmlerdeki belli başlı şeylerin temellerini attığını söyleyebiliriz. Nolan’ın dramaturjisini av-avcı konumundaki karakterlerinin üzerine oturtması, femme fatele’den şaşmaması, çizgisel olmayan kurguyla gidişatı sürprizlere açık hale getirmesi gibi… Bu açıdan Nolan’ın sonraki filmlerine baktığımız zaman ilk filmi olan Following daha da değer kazanıyor.

Author: Akin Cetin

Share This Post On

3 Comments

  1. Memento’yu seyrettikten sonra izlemiştim bu filmi. Ondan sonra Nolan’ın bize daha birçok güzel film vereceğini anlamak çok zor olmadı, o da zaten bunu için elinden geleni yapiyor.

  2. Bunu izleyememiştim bir türlü, hemen edineyim.

  3. memento, prestij,inception hepsi süper filmler ve gerçekten bulunamayan bi matematik sorusunun sonucunu bulmuş gibi dahice hazırlanmış filmler kurgu süper nolan a hayranım following i seyretmemiştim sanırım şimdi sıra onda…

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir