Filmekimi 2010

Sonbaharın en güzel yanlarından birisi de Filmekimi. Yine burada anlatmak üzere birçok film izleyeceğiz, bilet kuyruklarında cebelleşeceğiz. Vakti olanlar özellikle gündüz seanslarını kaçırmasınlar. Festival programını İKSV’den aldım, ayrıntılar için şöyle buyrun.

Filmekimi’nin Altın Yıldızları

• BAŞKA BİR YERDE / SOMEWHERE / Sofia Coppola
Ünlü Amerikalı yönetmen Francis Ford Coppola’nın kızı Sofia Coppola’nın geçtiğimiz
günlerde Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan kazanan son filmi Başka Bir Yerde,
Filmekimi’nde gösterilecek. Sofia Coppola’nın çocukluk anılarından esinlendiği filmin
başrolünde Blade filminin kötü vampiri Stephen Dorff yer alıyor. Dorff’un canlandırdığı
Hollywood yıldızı Johnnie Marco karakteri, 11 yaşındaki kızı Cleo’nun beklenmedik ziyaretiyle
alt üst oluyor. Cleo’yu Dakota Fanning’in kız kardeşi Elle Fanning canlandırıyor. Amerika’dan
önce gösterime giren filmin hem senaryosunu yazan hem de yöneten Sofia Coppola, 2004
yılında yazıp yönettiği Lost in Translation filmiyle de En İyi Senaryo dalında Oscar kazanmıştı.

• AMCAM ÖNCEKİ HAYATLARINI HATIRLIYOR / UNCLE BOONME WHO CAN RECALL
HIS PAST LIVES / Apichatpong Weerasethakul
Mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanan, Festival seyircilerinin
Tropikal Hastalık filmiyle tanıdığı, İstanbul Bienali’ne de katılan Taylandlı yönetmen
Apichatpong Weerasethakul’un son filmi de Filmekimi programında. Altın Palmiye
kazanan ilk Tayland filmi olan Amcam Önceki Hayatlarını Hatırlıyor metafizik konuların
yanı sıra animizm ve reenkarnasyona da göndermeler yapsa da aslen şefkat hakkında…
Cannes Film Festivali’nin jüri başkanı Tim Burton’a göre film “güzel, tuhaf bir rüya gibi”…

• İNSANLAR VE TANRILAR / OF GODS AND MEN / Xavier Beauvois
Bu yıl Cannes’da Büyük Ödül’ü kazanan Fransız yönetmen Xavier Beauvois’nın son filmi
İnsanlar ve Tanrılar inanç ve fanatizm hakkında ağırbaşlı bir başyapıt. Gerçek olaylardan
esinlenen film, 1990’larda Mağrip’te, dağların tepesinde bir manastırda, Müslüman köylülerle
yan yana huzur içinde yaşamlarını sürdüren sekiz Fransız keşişin hikâyesini anlatıyor.

• TURNE / TOURNÉE / Mathieu Amalric
Mayıs’ta yapılan Cannes Film Festivali’nde hem En İyi Yönetmen hem de FIPRESCI
Ödülü kazanan Turne, Fransız oyuncu Mathieu Amalric’in yönettiği ilk film. Fransız
romancı Colette’in hatıralarından esinlenerek yönettiği ilk filminde Amalric filmin başrolünü
de üstlenerek Fransız bir TV yapımcısını canlandırıyor. Joachim, Amerika’da yeni bir
hayata başlamak uğruna her şeyi ardında bırakmıştır; yıllar sonra ülkesine döner ve bürlesk
striptizcilerle birlikte turneye çıkar… Mathieu Amalric daha önce Kelebek ve Dalgıç, Yabani
Otlar, James Bond Quantum of Solace filmlerinde de rol almıştı.

Usta Yönetmenlerin Son Filmleri

• NEW YORK, I LOVE YOU
Tıpkı Paris, Seni Seviyorum gibi New York, I Love You da bir şehrin nasıl bir aşk mektubuna
dönüşebileceğini anlatıyor. Bu kez mekân New York… İnanılmaz bir yönetmen ve oyuncu
kadrosu barındıran film, günümüzün en yaratıcı on bir sinemacısının kamerasından hiçbir
zaman uyumayan, aklından aşkı hiç çıkarmayan New York kentinde apansız, şaşırtıcı,
heyecan verici, seksi, eğlenceli, insanları birbirine bağlayan tutkular ve aşk öykülerini anlatıyor.
Aralarında Fatih Akın, Yvan Attal, Mira Nair, Allen Hughes ve Natalie Portman’ın da yer
aldığı on bir yönetmenin çektiği kısa filmlerin oyuncu kadrosunda Shia Laboeuf, Uğur Yücel,
Robin Wright Penn, Orlando Bloom, Ethan Hawke, John Hurt, Irfan Khan ve Christina
Ricci gibi önemli isimler bulunuyor.

• BENİM GÜZEL OĞLUM, NE YAPTIN SEN? / MY SON, MY SON, WHAT HAVE YE DONE / Werner Herzog
Bir diğer efsane yönetmen, Werner Herzog 29. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen,
başrolünde Nicholas Cage’i oynattığı Bad Lieutenant / Kötü Polis’in ardından yine bir
polisiyeyle karşımıza geliyor. Gerçek bir katilin öyküsünden esinlenen, gerçeküstü, teatral ve
tuhafın sınırlarında dolaşan Benim Güzel Oğlum Ne Yaptın Sen?, yönetmeni
Herzog’un sözleriyle “kan ve testerenin görünmediği, ama acayip, adsız bir korkuyu içinize
salan bir korku filmi”. David Lynch’in yapımcılığını üstlendiği film, Venedik Film Festivali’nde
Altın Aslan için yarıştı.

• TEHLİKELİ YOL / ROUTE IRISH / Ken Loach
Saygın İngiliz yönetmenlerden Ken Loach’un Cannes Film Festivali’nde son anda
Altın Palmiye yarışmasına eklenen filmi Tehlikeli Yol Filmekimi’nin merakla beklenen
gala filmlerinden. İki eski askerin Irak’ta özel güvenlik şirketi elemanı olmalarıyla bu ülkede
perde arkasında yaşanan uluslararası yolsuzlukları ve skandalları ele alan filmin senaristi ise
Ken Loach’la uzun yıllardır birlikte çalışan yakın dostu Paul Laverty.

• ASLI GİBİDİR / CERTIFIED COPY / Abbas Kiarostami
İran Yeni Dalgası’nın önde gelen isimlerinden Abbas Kiarostami, kendi yaşam öyküsünden
esinlendiği sıra dışı filminde Juliette Binoche’un karşısında İngiliz bariton William Shimell’ı
oynatarak nesnelerin veya kişilerin gerçekliğini sorguluyor. İngiliz bir yazarla Fransa’dan gelen
bir sanat galerisi sahibini izleyen filmin fonunda Toskana ve aşk var. Juliette Binoche
bu filmdeki performansıyla Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’ne layık görüldü.

• CARLOS / Olivier Assayas
Olivier Assayas’ın Cannes Film Festivali’nde dünya prömiyeri yapılan filmi Carlos, tarihin ve
kendi deliliğinin peşi sıra giden uluslararası bir teröristin öyküsünü anlatıyor. Venezüella’da
bir eylemciyken yolun sonunda, Sudan’da Fransız polisine teslim edilişine Çakal Carlos,
benzerine zor rastlanır bir karakter: Soğuk savaş günlerinin meşum teröristi, 1970’lerle 80’lerin
uluslararası terörizm ağının neredeyse merkezi, bir çağdaş zaman efsanesi.

• SOSYALİZM / FILM SOCIALISME / Jean-Luc Godard
Oscar komitesinin Onur Oscar’ı ile ödüllendirmeye karar verdiği efsane Fransız yönetmen
Jean-Luc Godard’ın son şaheseri Sosyalizm, “fikirler bizi ayırır, hayaller birleştirir”
aforizmasından yola çıkıyor. Ünlü Fransız filozof Alain Badiou ve efsane şarkıcı Patti Smith,
üç bölümden oluşan bu senfonin bir parçası.

• MONTPENSIER PRENSESİ / THE PRINCESS OF MONTPENSIER / Bertrand Tavernier
Fransa’nın en saygın yönetmenlerinden Bertrand Tavernier, 2009’da İstanbul Film
Festivali’nde gösterilen Sislerin İçinden’in ardından bu “romantik gerilimle” yine kostümlü
dönem filmlerine dönüş yapıyor. Madame de la Fayette’in 17. yüzyılda yazdığı romandan
uyarlanan film, Katoliklerle Protestanlar arasında süregiden dinler savaşı sırasında geçen
karmaşık bir aşk öyküsünü anlatıyor.
Merakla Beklenen Filmler Vizyonu Beklemeden Filmekimi’nde

• ATEŞLE OYNAYAN KIZ / THE GIRL WHO PLAYED WITH FIRE / Daniel Alfredson
İsveçli gazeteci-yazar Stieg Larsson’un 41 ülkede 21 milyon satarak rekor kıran
Millennium dizisinin gizem ve aksiyonu, ikinci filmde de devam ediyor. İsveçli yönetmen
Daniel Alfredson Türkçe’ye de aynı adla kazandırılan ikinci kitaptan uyarladığı
Ateşle Oynayan Kız’da Noomi Rapace, tıpkı ilk filmdeki gibi yine asosyal, saldırgan, gizemli,
dövmeli hacker Lisbeth Salander’i canlandırıyor. Dizinin birinci kitabından uyarlanan
Ejderha Dövmeli Kız nisan ayında İstanbul Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluşmuştu.

• GÜMMM / KABOOM / Gregg Araki
Aşırı stilize bir çağdaş zaman kara film denemesi olan Gümmm, olağanüstü seksi ve
güzel, genç bir oyuncu kadrosuyla, çılgınca hareketli, cinsellik dolu bir komedi-gerilim-
cinayet filmi… 2010’da Cannes’da ilk kez verilen Eşcinsel Palmiye ödülüne layık görülen
filmin kahramanı, 18 yaşındaki “hercinsel” üniversite öğrencisi Smith, kızıl saçlı bir güzelin
öldürülmesine ve dünyanın sonunu getirecek bir komploya tanık olur. Gregg Araki’nin
rengârenk, ışıl ışıl ve alabildiğine tarz son kült filmi, yönetmenin önceki filmleri
Kıyamet Kuşağı ve Duman Altı’yı hedonistik bir zeminde birleştiriyor. Filmde Smith
rolündeki Thomas Dekker, Terminator dizisinde genç John Connor’ı canlandırdı.

• HIRSIZLAR ŞEHRİ / THE TOWN / Ben Affleck
Toronto Film Festivali’nde dünya prömiyeri yapılan başarılı oyuncu Ben Affleck’in
yönetmenliğini üstlendiği Hırsızlar Şehri, Filmekimi gala filmlerinden. Affleck, aynı zamanda
başrolünü de üstlendiği bu kara filmde tıpkı babası gibi hırsızlığı kariyere çeviren
Doug MacRay’i canlandırıyor. Filmin diğer oyuncuları ise, Mad Men dizisinden tanıdığımız
Jon Hamm, Vicky Cristina Barcelona’nın Vicky’si Rebecca Hall ve Gossip Girl dizisinin
güzel oyuncusu Blake Lively. Chuck Hogan’ın romanından beyazperdeye uyarlanan
film Affleck’in 2007 yapımı Gone Baby Gone’ın ardından ikinci yönetmenlik denemesi.

• HER ŞEY GÜZEL OLACAK / EVERYTHING WILL BE FINE / Christoffer Boe
Reconstruction filmiyle kendine büyük bir hayran kitlesi edinen Danimarkalı yönetmen
Christoffer Boe’nin son filmi Her Şey Güzel Olacak yazmayı sürdürdüğü savaş filminin
senaryosunu bir türlü bitiremeyen, kendi işiyle takıntılı bir senarist ve yönetmen
Falk’un hikâyesi… Boe’nin alıştığımız tarzını sürdüren film, çizgisel olmayan bir anlatı izleyerek
Falk’ın arabasıyla Arap asıllı bir adama çarpmasıyla siyasal bir gerilime ve ardından bir
trajediye dönen hayatını anlatıyor.

• MUTLUYUM, DEVAM ET / HAPPYTHANKYOUMOREPLEASE / Josh Radnor
Sundance’in İzleyici Ödüllü en çok beğenilen filmi, bağımsız romantik komedi
Mutluyum, Devam Et’in senaristi, yönetmeni ve başrol oyuncusu How I Met Your Mother’da
Ted Mosby rolüyle tanıdığımız Josh Radnor. Film, altı New Yorklu’nun aşk, arkadaşlık ve
büyüme öykülerini anlatıyor.

• NEFES NEFESE / INHALE / Baltasar Kormakur
Festival izleyicilerinin yakından tanıdığı İzlandalı yönetmen Baltasar Kormakur’un son filmi
Bir Nefes Uğruna’nın başrollerinde Diane Kruger, Rosanna Arquette ve Vincent Perez gibi
yıldız isimler yer alıyor. İzlandalı yönetmenin ilk kez kendi ülkesi dışında çektiği filmi Inhale,
Los Angeles ve Meksika’da geçen bir gerilim – aksiyon filmi.

• ATEŞLİ ODA / ROOM IN ROME / Julio Medem
Kaotik Ana, Seks ve Lucia, Kutup Çizgisi Aşıkları gibi tartışılan filmlerin yönetmeni
Julio Medem, yine bolca tartışılacak bir filmle Filmekimi’nde. Hücre 211 ve Che filmlerinin
prodüktörlerinin yapımcılığını üstlendiği filmde yılın en kısa gecesinde, Roma’da bir otel
odasında 12 saat boyunca birbirini yakından tanımaya çalışan iki kadının erotik öyküsü
anlatılıyor.

• MEZARA KADAR / GET LOW / Aaron Schneider
2004 yılında En İyi Kısa Film dalında Oscar ödülünü kazanan tanınmış görüntü yönetmeni
Aaron Schneider imzalı Mezara Kadar, 1983 yılında ABD’nin Tennessee eyaletinde
gerçekleşen trajikomik bir olayı beyazperdeye taşıyor. Başrollerinde Robert Duvall,
Bill Murray ve Sissy Spacek’in yer aldığı komedi-dram Mezara Kadar, yıllarca kasabanın
korku kaynağı olan bir adamın kendi cenazesini düzenlemesini ve kasaba ahalisini cenazesine
davet etmesini konu ediyor.

• AĞAÇ / THE TREE / Julie Bertucelli
Otar Gittiğinden Beri filmiyle büyük ilgi toplayan Julie Bertucelli’nin yazıp yönettiği ikinci filmi
olan Ağaç, kocası ölen dört çocuk annesi bir kadın ve ailesinin geçtiği yas sürecini anlatıyor.
Cannes Film Festivali’nin kapanış filmi olan bu ilginç dramda evin küçük kızı babasının
ruhunun bahçelerindeki ağaçta yaşadığına inanıyor ve zamanla tüm aile ağaçla konuşup
ağaçtaki ruha inanmaya başlıyor. Avustralya’da çekilen filmin başrollerinde son dönemde
yaptığı işlerle kendinden sürekli bahsettiren başarılı oyuncu-şarkıcı Charlotte Gainsbourg yer
alıyor.

• AŞKA FIRSAT VER / WITH LOVE… FROM THE AGE OF REASON / Yann Samuell
Cesaretin Var Mı Aşka ve Hırçın Sevgilim’i izleyen bu üçüncü filminde Yann Samuell fantezi
ve komedi türlerini pişmanlık teması altında birleştiriyor. Filmde hayatının her noktasına hakim
başarılı işkadını Margaret, kırkıncı doğum gününde çocukken kendine yazdığı bir mektup
alır ve böylece hayatını gözden geçirmeye başlar. Marton Csokas, Michel Duchaussoy,
Jonathan Zaccaï ve Sophie Marceau gibi önemli oyuncular da filmin kadrosunda yer alıyor.

• CHATROOM / Hideo Nakata
Halka, Halka 2 ve Karanlık Sular gibi korku şaheserlerinin yönetmeni Hideo Nakata’dan bu
kez sanal dünyanın korkularına ve endişelerine dair, interneti canlı, yaşayan bir mekânlar
dizisi olarak hayal eden bir psikolojik gerilim filmi geliyor. Steve McQueen’in Açlık filminin
de senaryosunu yazan Enda Walsh’ın bir oyunundan uyarlanan film, karizmatik William’ın
açtığı bir sohbet odasında buluşan bir grup genci izliyor. Başroldeki kötü ruhlu genç William’ı
Nowhere Boy filminde John Lennon’ı canlandıran Aaron Johnson oynuyor. Chatroom ilk kez
mayıs ayında Cannes Film Festivali’nde izleyiciyle buluştu.

• SİHİRBAZ / THE ILLUSIONIST / Sylvain Chomet
Efsanevi Fransız mim ustası, yönetmen ve oyuncu Jacques Tati, ölümünden yıllar
sonra beyazperdede bu kez çizgi-film haliyle yeniden can buluyor. Belleville’de Randevu
filminin yönetmeni Sylvain Chomet’nin uyarladığı ve Berlin Film Festivali’nde dünya
prömiyeri yapılan Sihirbaz, Tati’nin 1956’da büyük kızına bir mektup formunda yazdığı,
çekilmemiş bir senaryosundan esinlenerek sinemaya kazandırılan bir canlandırma film.

• MAMUT / MAMMUTH / Benoît Delépine & Gustave Kervern
Komik olduğu kadar absürd durumların art arda sıralandığı eğlenceli yol filmi Mamut, 70’lerin
ruhunu Gérard Depardieu, Yolande Moreau ve Isabelle Adjani gibi yıldızlarla dolu bir
oyuncu kadrosuyla büyük ekrana taşıyor. Filmin yönetmenliğini Benoît Delépine ve Gustave
Kervern üstleniyor.

• JACK’İN KAYIK GEZİNTİSİ / JACK GOES BOATING / Philip Seymour Hoffman
Oscarlı oyuncudan alışılmadık tarzda bir romantik komedi-dram… Philip Seymour Hoffman’ın
ilk yönetmenlik denemesi Jack’in Kayık Gezintisi New York sokaklarında aşkı ve kendilerini
arayan iki çiftin ihanet ve dostlukla örülü öyküsünü anlatıyor. Bir tiyatro oyunundan uyarlanan
filmin başrolünde, sahnede de olduğu gibi limuzin şoförü Jack rolünde Hoffman’ın kendisi yer
alıyor.

• DEVRİM! / REVOLUCION
Meksika devriminin 100. yılında, uluslararası alanda tanınan on Meksikalı yönetmen,
ülkelerini sonsuza dek değiştiren bu toplumsal hareketi kendi bakış açılarıyla Devrim!’de
anlatıyor. Meksika sinemasının kendi ülkesine bir saygı duruşu niteliğini taşıyan günümüz
Meksika’sından benzersiz, renkli manzaralar sunan Devrim!, prömiyerini Berlin Film
Festivali’nde yaptı. Filmin yönetmenleri ise ünlü oyuncu Gael Garcia Bernal,
Mariana Chenillo, Ördek Mevsimi ve Tahoe Gölü’yle tanıdığımız Fernando Eimbcke,
Kan ve Piçler filmleriyle tartışmalar yaratan Amat Escalante, Gael Garcia Bernal’in ortağı
oyuncu Diego Luna, Gerardo Naranjo, Rodrigo Garcia, Rodrigo Plá, Japonya,
Cennette Savaş ve Sessiz Işık filmleri festivalde gösterilen Carlos Reygadas ve
Patricia Riggen.

• DUYARLI EVLAT – FRANKENSTEIN PROJESİ / TENDER SON – THE FRANKENSTEIN
PROJECT / Kornél Mundruczó
Bu yıl Saraybosna Film Festivali’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan
Duyarlı Evlat – Frankenstein Projesi, bir baba ile oğlunun acıklı hikayesi. Yetimhanede
büyüyen ve 17 yaşında oyuncu olmak için seçmelere katılan bir çocuk tesadüfen babasıyla
karşılaşır. Babası bu filmin yönetmenidir ve başrol oyuncusunu bulduğu için memnundur.
Ancak deneme çekimi tam bir felaketle sonuçlanır. Genç Macar yönetmen Kornél Mundruczó
filmde de yönetmen karakterinde oynuyor. Gotik bir klasiğin çağdaş bir yorumu…

• ANNEME DOKUNMA! / CYRUS / Jay Duplass & Mark Duplass
Ultra düşük bütçeli yapımlarla tanınan yeni bağımsız Amerikan sinema hareketi mumblecore
kurucuları Duplass kardeşlerin yeni filmi Cyrus, kimi zaman kapkara, kimi zaman dokunaklı
bir komedi. Karısından yeni boşanmış, neredeyse hayat boyu kaybeden bir adam, bir partide
tanıştığı hoş ve seksi bir kadın ve kadının 21 yaşındaki filme de adını veren oğlu Cyrus’un
arasındaki alışılmadık aşk üçgenini anlatan film, aynı zamanda kahkahalar attıran, ürpertici bir
savaş dansı…

• HIRSIZ / THE ROBBER / Benjamin Heisenberg
Benjamin Heisenberg’in yönettiği Hırsız, mükemmel bir maratoncu, aynı zamanda
profesyonel bir banka hırsızı olan Johan Rettenberger’in Avusturya tarihinde eşi benzeri
görülmemiş bir insan avından kaçış hikâyesini anlatıyor. 2010 Berlin Film Festivali’nde
Altın Ayı için yarışan Hırsız, 2010 Diagonale’de En İyi Avusturyalı Erkek Oyuncu ve
En İyi Avusturyalı Kadın Oyuncu ödüllerine layık görüldü.

• ŞEYTANI GÖRDÜM / I SAW THE DEVIL / Kim Ji-Woon
Karanlık Sırlar filminin yönetmeni Kim Ji-Woon’un yeni filmi, Kore’de daha önce benzeri
görülmemiş bir yaş sınırlamasıyla neredeyse yasaklanan Şeytanı Gördüm, zevk için öldüren
tehlikeli bir psikopatla üst düzey bir gizli ajan arasındaki kedi-fare oyununu izleyen bir intikam
filmi. Başrolünü İhtiyar Delikanlı’nın kahramanı Choi Min-sik’in paylaştığı, şiddet düzeyi çok
yüksek bu müthiş gerilim, Eylül başında yapılan Toronto Film Festivali’nde izleyiciyle buluştu.

• GÜZEL BİR HAYAT DÜŞLERKEN / CIRKUS COLUMBIA / Danis Tanovic
Dünya prömiyeri Eylül başında Toronto Film Festivali’nde yapılan Bosnalı Danis Tanovic’in
yönetmenliğindeki Güzel Bir Hayat Düşlerken, bir yüzyıl sona erirken, Balkanlar’da yeni bir
dönemin başladığı günlerde geçen romantik olduğu kadar trajik bir aşk öyküsü anlatıyor.
Danis Tanovic 2002 yılında No Man’s Land ile Yabancı En İyi Film Oscar’ına layık görülmüştü.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

1 Comment

  1. Sadece G-MALL sinemalarında olup Beyoğlu’nda hiç seansı olmayan filmler var. Emek Sineması’nı unutan İKSV, yakında Beyoğlu’ndan da mı vazgeçecek?

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir