Feux

Umarım bu kitap hiç okunmaz.
M. Yourcenar

Onunla tanışmam bir tesadüf eseri gerçekleşti. Sonra tabii ki bir çırpıda etkilenme, akla gelen pasajlar, sözler, koca koca lâflar. Karşınızda “Gururdan kirli bir şey yoktur” diyen bir yazar varsa hayranlığınızı itiraf etmeniz kolaylaşıyor; kendinizi adeta teslim ediyorsunuz. Feux, yani Ateşler, Brüksel doğumlu Fransız biseksüel yazar Marguerite Yourcenar’ın uzun, lirik, mensur şiirinin adı. Okunmayı, paylaşılmayı hakettiğini düşündüğüm ciddi bir eser. Yazarının da belirttiği gibi, bir aşk şiirleri derlemesi sayılabilir. Aşk kavramını Antik Yunan karakterleri -Magdalalı Meryem hariç- ile birlikte ele alan, onların gerek mitik gerekse de efsanevi deneyimleriyle yalan, umutsuzluk, intihar gibi kavramlar arasında bir bağ kurmaya çalışan, bu bağı kurarken de politik, toplumsal ve elbette ki kişisel görüşünü açık eden sarsıcı bir kitap. Marguerite Antoinette Jeanne Marie Ghislaine Cleenewerck de Crayencour olan esas adını babasının soyadından türettiği bir oyundan ötürü Yourcenar olarak değiştirmiş olan yazar, en çok bilinen kitabı olan Hadrianus’un Anıları‘ndan önce yazmış olduğu ve ‘tipik bir aşk bunalımının ürünü’ dediği Ateşler’de; öz oğluna aşık olan Phaidra’yı umutsuzlukla, korkusuz savaşçı Akhilleus’u yalanla, (Lesbos adasında doğduğundan) lezbiyenlik kavramına adını veren Sappho’yu intiharla özdeşleştirirken mitolojiyi seven ve ilgilenen herkesi bilgisine ve diline adeta hayran bırakıyor. Bakar mısınız..

Mutsuz aşk yoktur: sahip olmadığımıza sahibizdir yalnız.
Mutlu aşk yoktur: sahip olduğumuza sahip değilizdir artık.

Ateşler, daha önce de dediğim gibi karakterlere yüklenen kavramların ve imgelerin bir alaşımı. Hemen ardından da bilinç akışını andıran tuhaf, erotik bir lirizmle bezenmiş italik şiirler. Bu, paragraflara bölündüğü için okunması oldukça kolay olan fakat yazarının (yoksa şairinin mi demeliyim?) yaşamış olduğu ağır bunalımı gözönüne aldığınızda sizi derinden sarsan düzyazı-şiirlerin her birinde işlediği konuyu kişiselleştiren, mitos’tan arındıran ve okuyucuya gerçekten bir ‘son ürün’müş gibi sunan biriyle karşı karşıya olduğunuzu anlıyorsunuz.

Örneğin Magdalalı Meryem ya da selamet’i izleyen sayfalardan birinde şöyle diyor Yourcenar:

Demek gidiyorsun? Gidiyor musun?.. Hayır, gitmiyorsun: seni alıkoyuyorum… Ruhumu bir palto gibi ellerime bırakıyorsun.

Metis’ten çıkma Sosi Dolanoğlu çevirili Ateşler’i çok sevdim ben.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir