Faydalı Hayat

Uruguay’ın Oscar adayı olan bu film İstanbul Film Festivali’nin 30.yılına çok yakışıyor. Önce Sinematek’ini sonra birer birer sinemalarını kaybetmiş bir ülkeye hiç uzak bir film değil bu. Festival kitapçığındaki deyimle film, “sinemaya bir aşk mektubu” sunarken 25 yıl boyunca bir sinemada çalışmış karakterinin hikayesini de 67 dakika gibi kısacık bir sürede başarıyla anlatıyor.

Orta yaşına rağmen ailesiyle yaşayan Jorge, Sinematek’in kapanmasıyla işsiz kalır. Ancak işsiz kalmasından daha önemlisi Jorge, 25 yıldır bir sinemada çalışmıştır ve yaptığı iş film izlemek, film göstermek olmuştur. Dış dünyaya dair algısını da biraz bu filmler biçimlendirmiştir. Sinematek’ten devlet, “artık kar getirmeyen kültürel yapıları desteklemeyeceklerini” açıklayarak elini çekince, İzlanda filmleri izlerken kendisini birdenbire sokakta bulur. Artık “Sinemadan Çıkmış İnsan”dır. Filmin iki bölümü var, ilk bölüm Sinematek’in ayakta kalma mücadelesine değinirken ikinci diyebileceğimiz bölümünde Jorge’un dışardaki bir gününe odaklanıyoruz. Bu bölümde Jorge filmlerden bildiklerini hayata uygular, saçını kestirir, bir derse vekil öğretmen olduğunu söylerek girer, yalan söylemenin erdemleri üzerine söylev verip çıkar, merdivenlerde dans eder ve bir kadına sinemaya gitmeyi teklif eder. Bunların hepsi filmlerden gördüğü kahramanların değişme, hayata tutunma davranışları gibidir. O bunları yaşarken müzik de alttan alta ona eşlik eder. Her şey filmlerdeki gibidir.

Sinematek bakımsızlıktan, ilgisizlikten eskimiştir. İki adam yıllarca bildikleri yöntemlerle burayı idare etmeye çalışırlar, teknolojileri eskimiştir. Ama yok edilmeleri değil, elden geçirilmeleri gerekmektedir sadece. (Bu filmi izleyip de Sinematek’in eskidiği ve teknolojiye yenildiği için kapanması gerektiğini düşünenler varsa Emek Sineması’nın koltukları pis olduğu için yok edilmeye çalışılması gibi bir aptallığa kapılıyorlardır.) Tam bu filmi izlediğim günde Cinebonus’un Türkiye’nin 16 sinema salonuna sahip ilk sinemasını açtığı haberini duyuyorum. Bu ülkenin Sinematek’ini hiç görememiş, sinema salonlarının teker teker kapandığı bir dönemde yaşayan biri olarak, bugün Sinematek işlevi gören festivalimize aman bir şey olmasın diyerek bitiriyorum yazımı. Çünkü 16 salonluk sinemalarda bize bir Uruguay filmi izleme şansını hiçbir zaman vermeyecekler.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir