Esna

herkesin bıçağı yok bir esnada
eşyanın devamı
senin tamamın olduğum bir evde
sana en uzun yarımlardan bahsediyorum
ben açıkçası seni yanımda hep siyah bir huy gibi taşıdım
kendi masalından düşene biz denir bir vakitte
insan durup kuyusunu beğenmeye gelir bir dünyada
birkaç kişiydik güya
birkaç iş vardı
birkaç ev
iki ömür üç defa eşyanın asıl yerini aradım

aramak eşyanın en kötü yeridir bu bıçak başka
ruhumu kestim ruhumu kestiğim bir zaman biçimidir esna
siyah huylu adamlar var bir dünyada
bak sen sustukça kalbime kaçıyor sesim
bak kendimin devamı değilim ben
yüzümün devamı değil gövdem
yazık ki terbiye eşyaya mahsus insan unutkan
eskinin eski kıymetiyle utan dedim
utan ve güle kırmızı davran
eski seslerin aşkıyla ilgilendiğim o vakit
elimde alnın elimde ağız tadın
elimde seni sevme tehlikesi geçirdim diye bir ilan
gül’e sabır et sabr’a bıçakla katlan
başka hayal girince aşkın girmediği evlerde
kapının sesine inanmak feci
biz demek korkunç
zaman yok esna yalan
eşyanın asıl yeri kimin haddi
kimin hesabı sevişmeyi artık unuttum sanmak

bu sefer suyuma saplandı masalını yazdığım bıçak
bu yüzden ruhumu kesti masalını olduğum insan
işte bütün bütün suları daha iyi düşündüm
sesimin kara devamıdır sesin
insan aslen fazlasıdır bir dünyanın
her şeyi suyla düşünecek kadar pişmanıdır bıçak
burada hep iki kişiyiz ama üç ağız tadım var
hep üç cümlem var üçü de aynı:
insan bizzat fazlası olur bir dünyada
dersi tarih olanların en önce ellerini yıkaması içinmiş su
en uzun yarımlarla unutanmış insan

Hasar Ayini, Seyyidhan Kömürcü

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir