Emek Sineması’nı Neden Yıktırmamalıyız?

“Bundan elli yıl önce de İstanbul’da hâlâ işleyen Emek Sineması’nda (o zaman adı Melek idi) gösterilen bir filmin beş dakikalık arasında, arkadaşlarıyla birlikte koltuklarından kalkıp lobiye çıkan annemle babam ilk defa birbirlerini görüp tanışmışlar. Varoluş neden ve rastlantımı sinemaya borçlu olan ben sinemaya ne kadar da borçlu olduklarını anlatan yazarlara hep hak vermişimdir.”

Yukarıdaki bu satırlar Orhan Pamuk’un “Sinemayı Sevmek” adlı yazısından. Bugün Emek Sineması’nı yıkmak isteyenler bir tane bile Orhan Pamuk’a tahammül edemeyenlerdir. Düşünen, eleştiren, gören ve duyan bir nesil için, içimizden daha fazla Orhan Pamuk çıkması için Emek Sineması’nı ve temsil ettiği değerleri korumalıyız.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

4 Comments

  1. :) Biliyo musun benim babam da anneme inci pastanesinde evlilik teklifi etmiş. orası da yıkılacaklar listesindeymiş…

    dur başka bir “biliyor musun?” ekleyecem buraya, yazıyı kimin yazdığını görmemiştim, alıntının altındaki parağrafı görünce “şaak” diye anladım senin yazdığını:)

    Haavi teknokrasi ile savaşan bir kişotyendir! :)

  2. Tahammül edebildiğim çok fazla düşünür var. Onlarcası dururken neden Orhan Pamuk?
    Yazdığı yukarıdaki cümlelere karşı değilim, popüler oluş şeklinden rahatsızım sadece bu adamın ve bana samimi gelmiyor maalesef.

  3. Ben de uzunca bir süre sizin gibi düşündüm. “Popüler yazar” kavramı bana çok yabancı ve sahte geldiğinden hoşuma gitmiyordu, hatta yazarlığın “daha kendi halinde” insanların işi olduğunu düşünüyordum ama Orhan Pamuk’u daha yakından tanımaya başlayınca düşüncelerim değişti. Bir insanın popüler olmak istemesi yaptığı diğer şeylerin yanında pek de önemli kalmıyor aslında. Hayatını detaylıca incelediğinizde bu davranışın “nedeni” de çok açık bir şekilde anlaşılıyor ve ben anlayabildiğim yazarları çok iyi anlaştığım arkadaşlarım arasına dâhil ediyorum.

    Orhan Pamuk bana göre Türk Edebiyatı dediğimizde Yaşar Kemal ile birlikte yaşayan en büyük iki isimden birisi. Onun popüler olması, televizyonlarda yer alıp yazdıklarını, yazmak istediklerini hala heyecanla anlatabilmesi benim hoşuma gitmeye başladı. Hiçbir zaman heyecanını kaybetmiyor ve gerçekten yazdıkları hakkında konuşurken keyif alıyor, bunun yanında gelen şöhretinin de keyfini sürüyor.

    Yanlış hatırlamıyorsam herhangi bir reklamda, dizide ya da televizyonun diğer ucuz diyebileceğimiz alanlarında da yer almıyor. Arada sırada röportajlarında söyledikleri medyada yer alıyor, arasından cımbızla seçilmiş cümleler “başka ne dediğini merak etmeyen”lere servis ediliyor. Bu durum da “tatsız” bir Pamuk imajı bırakıyor, samimiyeti yerlere sürüklüyor. Bana çok şey öğretti Orhan Pamuk, bu yüzden Orhan Pamuk diyebilirim :)

    Not: Bundan iki yıl önce Orhan Pamuk ile ilgili yazdıklarımı ekleyeyim, en azından benim samimiyetime inanmanız için :)
    http://haavi.blogspot.com/2008/08/masumiyet-mzesi.html

  4. Cevap için teşekkür ederim :) Rahat bir zaman dilimimde detaylı olarak incelemeye çalışıcam :)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir