Electric’lerin Kesilsin Magnolia!

ElectricCo.

Bant bir süredir Converse sponsorluğunda bağımsız müzik dinleyicilerini tatmin eden güzel konserlere imza atıyor. İyi müzik yapan ancak arkasına geniş kitleyi alamayan müzisyenleri, mülayim ve sempatik mekânlarda konuk ederek az ve öz kitleleri ile buluşturuyorlar. Niyetleri her zaman iyi, ancak doğal olarak tüm konserler harika geçmiyor. Bazen o “sempatik” mekânlar sorun oluyor, bazense gelen grup kayıtlarını aratıyor, bazense dinleyici ilginç olabiliyor. (Çoğu zaman bu üçüncü “bazense” grubunu ben yaratıyorum)

26 Ekim gecesi Indigo sahnesinde bu kez Songs Ohia olarak bildiğimiz Jason Molina’nın müzik kariyerine devam ettiği grup olan Magnolia Electric Co. vardı. Songs Ohia ile tanıdığım ve kafamdaki “yalnız ve güzel adamlar” kategorisine dâhil ettiğim Jason Molina Lioness albümü ile sağlam bir müzik adamı olduğunu bana kanıtlamıştı, ancak grubun tarzı ve adı değişip Magnolia Electric Co. olduğunda durum da değişti. Açıkçası Fading Trails hariç bu grubun ortaya çıkarttığı şeyleri çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Fading Trails, Songs Ohia albümlerine oldukça benzeyen iyi bir albümdü ancak onun heyecanıyla dinlemeye giriştiğim diğer eserler ve özellikle son albüm Josephine grup hakkındaki pek de olgunlaşmayan o saf görüşlerimi negatif yönde değiştirdi. Yine de konser haberini aldığımda özellikle Molina’nın nasıl bir insan olduğunu daha yakından görmek ve yıllarca yazdığım blogumun isim babası ile aynı ortamda bulunmak için bilet alırken fazla düşünmedim. (7th St. Wonderland)

Konser hakkında söyleyebilecek fazla bir şey yok aslında, bu yazı da bir konser inceleme yazısı sayılmaz. ancak yine de ortamı kısaca özetlemem gerekirse;

Şapkalı çocuk, genç sevgilisi olan ortam adamı yaşlı amca, büyük çerçeveli gözlüğü olan kız ve pantolon askısı kullanan çocuk konserdeydi ve ideal bir “alternatif müzik” konser kadrosu vardı. Sigarasız ortamın güzelliğinden olsa gerek Indigo tüm küçüklüğüne rağmen biraz havadar bile göründü ve konser uygun şartlar oluşunca 10 dakika gecikmeli olarak başladı. Jason Molina beklediğimden oldukça farklıydı, ben daha çok genç ve atik olduğu zamanları dinlediğimden ve videoları ile ilgilenmediğimden “neşelenmeye çalışan üzgün adam” görünüşünü üzerinde taşıyan bu adam için birazcık üzüldüm. Grup ise benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Basçı ve klavyeci “Sofisticated fuck princess please leave me alone” tadında takılan ikiliydi, davulcuyu ise kucağına kedi vererek Georges Perec diye Mephisto’ya imza gününe götürecektim, kim ne kadar yerse artık.. Gitarist Jason Groth ise metal gruplarında bile iş bulamayıp son olarak Molina’ya sığınmış gibi duruyordu, hele ki kendinden geçtiği anlarda ben de kendimden geçtim, çıktım kendimden dışarı, iyi niyetimden bile kendisi için vazgeçtim..

Aslında bu grubu sevenler için güzel bir konser olabilir ancak ben Jason Molina’yı yalnız adamken ve elektro gitarı yokken daha çok seven bir insan olarak sahnedeki müziğe çok yabancı kaldım. Sahnede kendinden geçen o gitaristi ve o “fazla sesli” elektro gitarları duydukça ürperdim, canım sıkıldı, Molina’m yıkıldı. Konserden erken kaçtım ve çıkar çıkmaz bazı insanların bile isteye “eski” ve “yalnız” kalmalarının daha iyi olduğuna karar verdim. Jason Molina da benim için o insanlardan birisi. Elektro gitar ve heyecanlı arkadaşlar ona pek yakışmıyor. (En azından ben yakıştıramıyorum) Bu tarz adamları sohbet ortamında akustik konserlerde dinleyeceğimiz günler umarım gelecek, o zaman Molina ile tekrar buluşacağız.

Yazı bitti, bunlar sadece yazı notları: Artık bu tarz grupları oluşturan “diğer” elemanların farklı olmasını talep etmek en doğal hakkım sanırım. Devendra Banhart konserinden sonra Magnolia Electric Co. konserini de izleyenler ne demek istediğimi çok iyi anlayacaklardır. Grup elemanları Devendra’da Fatih döneminin İspanya’sından gelmiş gibiydiler, Molina’nın arkadaşları ise biraz daha Fransız İhtilali’ne yakınlar.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir