El espíritu de la colmena

Bazen tanımlayamıyorum. Burak’ın da dediği gibi iyi olanı anlatmak biraz güç oluyor. Üstelik şiirsel, ketum ve masalsıysa, daha da zor. Sanki her gözün farklı algıladığı bir renk gibi; harikulade çıplaklığını biz giydiriyoruz. Herkes kendine bir pay çıkarabiliyor ve bunu çok seviyorum.

Víctor Erice’in ilk uzun metrajı ‘The Spirit Of The Beehive’ yani ‘Arı Kovanının Ruhu’, A Ay‘dan bu yana izlediğim belki de en sessiz, en şiirsel, en masum film. Tabii ki tüm çığlığını saklıyor ve bu yüzden de izlerken yoruyor, olsun..

1940’lı yıllarda, İspanyol İç Savaşı’nın bitiminin akabinde Kastilya Bölgesi’nin kırsalında yaşayan bir aile.. Zengin, doğaya düşkün, arılarla mantarlarla arası iyi bir baba ile sessiz, yorgun, ilgilenilmemiş bir annenin iki küçük kızı. Ana ve Isabel.

James Whale’in Frankestein’ının sinemaya gelişini hayretle izleyen onlarca çocuk. Kuş cıvıltısı gibi kahkahaları. Merakla, korkuyla fakat ilgiyle perdeye bakan gözler.. Isabel, yaşça kendisinden küçük Ana’ya bir oyun oynamak ister. “O gerçekten var Ana, onunla arkadaş olursan onu görebilirsin”. Bakan, keşfeden; ve güzelliği, sevimliliği ile kalbinizi çalan o küçücük kız çocuğu Ana’nın gerek korkusuzluğu gerekse de ‘büyümüş de küçülmüş’ hâlleri ile izlemeye doyulamayan bir film El espíritu de la colmena.

Dedim ya bazen tanımlayamıyorum: belki onlarca kez izledim ama hala başarısız, eksik hissediyorum. Bu filmi izleyenlerden destek ve yardım bekliyorum aydınlatılmak için.

Bu film bir şiir olabilir mi?

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

1 Comment

  1. filmi nasıl izlediğinizi sorabilir miyim acaba? ülkemizde dvdsi yayımlanmadı ve ben de nasıl izleyebeileceğimi hiç bilmiyorum…

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir