Dustin O’Halloran, Johann Johannsson, Hauschka

Fat Cat Records piyanonun başındaki en güzel adamları bünyesinde barındıran güzel bir müzik şirketi. Bu sene bu “üç güzel adam” beraber turluyorlar ve iki gece de Salon İKSV sahnesinde yer alarak İstanbul ziyareti yaptılar. Ben de iki geceyi izleyip, sonra da bir güzel sindirip ortaya bir yazı çıkarttım.

Benim için öncelikli olan Dustin O’Halloran’ı görmekti. Kendisini ne kadar sevdiğimi defalarca anlatmışımdır, anlatmaktan da bıkmam sanırım. Geçtiğimiz ay A Winged Victory for The Sullen ile sahnedeydi. Bu kez solo çalışmalarıyla sahneyi alan ilk isim oldu. Konserde kendisine bir yaylı dörtlüsü eşlik etti. Sadece piyano da olabilirdi ama keman/çello her zaman piyanoyu besleyen ve dengeleyen enstrümanlar olduğundan muhteşem performansa katkıda bulundular. Gözleri kapatıp kafada bir yolculuğa çıkıyorsunuz Dustin çalarken. Müziği kadar kırılgan ve sakin bir konser oldu. Ruhumu teslim etmeden konseri tamamlayabildiğim için şanslıyım!

Dustin’den sonra sahneyi yine aynı dörtlüyle Johann Johannsson aldı. Açıkçası İzlanda’da babam çalsa dinleyecek bir insanım ama yıllardır ne kadar denersem deneyeyim Johann’ın müziğine girmeyi başaramadım. Tekrar eden ritmlerin fazlalığı ve elektronik seslerin beni rahatsız eden şekilde kullanılması Johann ile arama set çekiyor. 45 dakikalık performansının ardından Hauschka sahneyi devraldı.

Volker Bertelmann 15 dakikalık konser arası boyunca piyanosunu ayarladı. Kağıt bantları, pinpon topları ve çeşitli zilleriyle piyanoyu özelleştirdi, hazırladı. Konserde kendisine Mum’dan da bildiğimiz Samuli Kosminen davulla eşlik etti. Aslında “eşlik etti” derken son zamanlarda bu terimin bir durumu bu kadar iyi açıkladığına şahit olmamıştım açıkçası. İki müzisyenin kusursuz uyumu izleyicilerin oldukça farklı bir konser tecrübe etmelerini sağladı. Hauschka baharda Borusan sahnesinde yer alacağı zaman tüm parayı Kings of Convenience’a yatırdığımdan gidememiştim ama konseri izleyince o geceyi kaçırdığıma üzüldüm.

İki gün arasında ciddi sayılabilecek farklar yoktu. İkinci gün önce Johann Johannsson sahne aldı ve bu kez hiç konuşmadan, sadece eşlik eden dörtlüyü tanıtarak ilk bölümü kapattı. Johann belli ki sessiz ve içine kapanık birisi, sahnede konuşmayı pek tercih etmiyor, diğer müzisyenlerle de iletişimi el kol ile sağlıyor. Dustin O’Halloran sahneyi aldığında yine İstanbul’un ne kadar güzel bir şehir olduğunu anlattı ve buraya bolca gelmesinden duyduğu memnuniyeti vurguladı. (Hiç gitmese de olur!)

Son konserde yine Hauschka ve Samuli vardı. Konseri ilk gün beraber izlediğim arkadaşlarımdan “Samuli solo konser verse hiç düşünmeden bilet alırım” diyenler vardı. İkinci günde ise Hauschka’ya kalmadan gitmek isteyen arkadaşlarım! Elimden geldiğince dil döktüm, sonuçta kaldıkları için mutlu oldular. Konserin başında epeyce konuştu, piyanosuna dolduracağı ufak tefek yeni “sesler” almış, onlardan bahsetti. Bilye toplarına dünyanın parasını vermiş, “hepsinin ayrı sesi var ve bütün dükkanı alasım geldi” diye de heyecanla anlattı. Ses arayan, sesin peşine düşen müzisyenleri oldum olası sevmişimdir, Hauschka da böyle bir derviş, yanına da Samuli gibi “davuluna ek yapan” bir yoldaş bulunca yine muhteşem bir performans sergilediler. Piyano ve davul ile tekno’dan tutup zaman zaman rock müzik bile yapan, belli bir türe dahil olamayacak kadar akıcı ve değişken çalan Hauschka ve Samuli geceyi olabilecek en iyi şekilde sonlandırdılar. Keşke Salon İKSV sahnesi iki piyanoyu alabilecek kadar büyük olsa da Hauschka ile Dustin O’Halloran’ı Berlin’deki gibi dört el dinleyebilsek!

Not: Fotoğraflar Salon İKSV sayfasından alınmıştır. Ben çekmedim.

Author: Burak Kartal

Share This Post On

1 Comment

  1. Bu yazı sıkıntımı açıklamış: Konser Johannsson ile bitmiş olsaydı muhtemelen ağrıdan kasılmış bir kafa ile eve dönecektim. Metalik bir gürültüye dönüştü bir an. O nedenle muhteşem Dustin sonrası balıksever neşeli Hauschka, günü kurtardı; elektronik cızırdamaları ve sıkıntı ifadeleri hafızadan sildi, mesut etti. Payıma beklediklerim: Mark Kozelek, Matt Elliott, Richard Hawley. En azından bir tanesi. İKSV’ye duyurulur ve teşekkür edilir.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir