Diyebilmeli..

Tüm dünyaya, halklara, insanlara ve insanların yaptıkları tüm bu korkunç şeylere bakıyorum. Düzeletebilir miyiz? Amacımız bu mu olmalı diye düşünüyorum. Çünkü bugün bir  film izledim. The Invasion. Ana fikir şu: eğer dünyada savaşların, haksızlığın, gözyaşı ve kanın olmadığı bir yapının olması için insanın insan olmasından vazgeçmesi gerekiyor. Tamam diyelim ki vazgeçtik, ne olacak sorusu ise şöyle cevaplanıyor: Tek olmak. Yani bir görüş, bir duygu, bir ideal. Sanırım bunun felsefik yaklaşımları uzatılabilir ama ben biraz daha bize yani gündelik yaşama yaklaşmaya çalışacağım. Biraz önce salondaki vitrinden fincan almak için yazıyı yarıda kestim. Kahve içeceğim.

Gece geç saatlere erişti yine ve ben salona gecenin karanlığında girdiğimde şunu fark ettim. Evet, bir vitrin kültürü yaşandı. Belki de son numunesi annemin neslidir. Bu vitrin kültürü aslında biraz da o neslin kadınlarının yaşama bakış açısını göstermesi açısından ilginç geliyor bana. Mesela gayet güzel işlemeli bir porselen çay takımı seti görüyorum. Üzeri özenle örülmüş işlemeli cicili bicili dantellerle örtülmüş ,içerisinde ne saklanıyor bilmem ama porselen takımının dışı toza hapsolmuş. Annem titiz bir kadındır ancak alışkanlıklar ve dönemler de yapışıp kalabiliyor işte böyle geçmişe toz tutarak.

Velhasıl ben hiç görmedim annem ve babamı bu takımı kullanırken ama çok gördüm televizyonlarda,zengin köşk sofralarında ya da hayal meyal romanlarda. Neden diye sorasım geliyor. Neden çekindiler kullanmaya. Eskir diye mi korktular yoksa hatıra gözüyle mi baktılar çeyizden? Bilemiyorum, ancak biz öyle değiliz. Gidip gece gece kahveyi güzel bardakça içeceğim diye o vitrini açıp bir tane alıyoruz içinden. Annemiz bizi yakalarsa yüzünde nazlı bir dudak kıvrımı diyor ki: Ay o tozluydu..

Belki de bu olay gibi tüm yaşananlar. Birileri vitrine koyup izliyor, içmeden ama hep güzel günlerde kurduğu o romansı aile hayalini hiç bozmadan. Birileri de alıp kullanıyor sonra yerine koyuyor. Bu dünyada elbet sorunlar olacak, elbet insan içindeki nefsinden ötürü hep hataya düşecek. Bile bile haksızlıklara katlanmanın acısını yaşayacak. Adalet nerede diye haykıracak.Ama birileri onların kulağına bu dünyada adaletin olduğunu onlara kimin söylediğini fısıldamalı. Birileri harekete geçip kendi kabuklarını kırmalı. Sömürgenin oyunları, siyası tuzakların, mandacılığın ve haksızlığın ortada rahat rahat gezdiği bu yüzyılda birileri çıkıp ‘ben sizden biri olmayacağım’ demeli..

Diyebilmeli..

 

Author: F.Sibel Ağlamaz

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir