dEUS İstanbul Konserinden Notlar

Geçen yazıda da bahsetmiştim, “yeni haftada geriye bakanlar dEUS izlemişse şanslıdır” gibisinden. Tam da bu oldu, 20 mayıs’ta Salon sahnesi Tom Barman (vokal), Alan Gevaert (bass), Mauro Pawlowski (gitar), Stéphane Misseghers (davul) ve Klaas Janszoons (klavye) olmak üzere 5 kişiden oluşan Belçika’lı gruba dar geldi…

Sahneye çıkmalarıyla gitarı eline alan Barman, hemen enerjiyi fulleyip önce ikinci albümlerinden Little Arithmethics ile kendini dinleyicilerine hatırlattı, günün nasıl geçeceği hakkında anektodlar verdi ve daha sonra ise yepisyeni Vantage Point’in şaheserleriyle devam etti.

dEUS için istanbul konseri iki açıdan önemliydi bana kalırsa, ilk olarak, istanbul grubun yeni turnesinin ilk durağıydı ve bu açıdan enerjileri, kondüsyonları yüksek olmayabilir diye düşünüyordum ki ilk gün izleyicisi ben buna bizzat şahit oldum, grubun set list-inde görünen iki bissten sadece birini izleyebildik ve konser bittiğinde herkesin yorulmuş  olduğu besbelliydi, yordukları da… İkincisi ise grubun “second nature” ı olan bu halini (yani Pawlowski’li hali) Tom Barman nasıl sunacağı sorusuydu. Barman, bence grubun yardımıyla bu zor ikilemden de oldukça şık sıyrıldı. Sahnede herhangi bir Vantage Point şarkısını da taşıdılar, hemen ardından gelen; grubun ilk yıllarındaki “hızlanmalı” Tim Vanhamel (grubun ilk gitaristi) ayarlı gürültüye de geri dönebildiler. Ya da başka bir deyişle Barman’ın yeni ekibi de kendini o gürültüye dahil edebildi…

Aslında burada bahsedilmesi gereken başka bir insan da grubun ikinci beyni Klaas Janszoons. Klavye başında, durduğu yer sanki çok önemli değilmişcesine babacan; işine konsantre vaziyetiyle sahneyi-sahneleri grubun ilk günlerinden beri Barman’ ın şovuna açmış (Salon sahnesi dar da olsa, herkes cozutacak yerini bulabildi) ve bu şovun aksamaması için elinden gelen her şeyi yapan bir tamamlayıcı parça gibiydi. (Her grubuna lazım adam)

Sonuç olarak, kendinden emin fakat bambaşka sularda gezen beş kişilik şölen dEUS, öncelikle İstanbul’ u çok severek kendi adlarına mesut ayrılırken, diğer yandan Salon IKSV’nin ışıkları yandığında ise, benim de dahil olduğum kalabalık, grubun setlist’inde olmasa da şaheser Roses’ı ya da dünyanın en gaz şarkılarından Sun Ra’  ya da Suds&Soda’ yı dinlemiş olmanın mutluluğuyla güzel bir gece geçirdi…

Fotoğraflar: Ali GÜLER

Author: Onur Yener

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir