Despicable Me

Animasyonları severim. Çünkü peşinen vaadettikleri bir eğlence vardır ve bunu da büyük ölçüde yerine getirirler. Bir de, aynı temalar üzerinden geçe geçe, nasıl oluyorsa, aşındıramadılar o yolları. Ezelden beri belli bir sempatim var canlandırma sinemasına karşı. Hele ki son dönemde beni fazlasıyla eğlendirdiklerini fark ettim. Hoşuma gidiyor bu durum. Çünkü ben de güldüm mü herkes gibi güzel gülerim. Neyse, Despicable Me de türdeşi birçok animasyonla benzer konuları işleyen oldukça eğlenceli bir animasyon.

Mısır’daki piramitlerden birisinin çalındığı anlaşılınca dünya ayağa kalkar. Kendi çapında ufak tefek hırsızlıklar yapan, görünüş itibariyle Penguen (Batman’deki) ile Nosferatu karışımı bir şey olan Gru, bunu gururuna yediremez ve bir numara olmak için Ay’ı çalmaya karar verir. Bunun için Şeytan Bankası’nın sahibi olan Mr. Perkins’ten fon alması gerekmektedir. Onunla görüştüğü sırada piramiti çalan kişinin Vektör isimli bir genç olduğunu öğrenir. Eğer Gru “madde küçülten silah”ı çalabilirse Mr. Perkins’ten fon alabilecektir. Fakat madde küçülten silahı Vektör’e kaptırır ve fon alamaz. Fakat çocukluğundan beri hayalini kurduğu Ay’a gidip onu çalabilmesi için madde küçülten silaha ihtiyacı vardır. Böylece Gru ile Vektör arasında bir çekişme başlar. Gru, kek satmak için kapısına gelen şirin mi şirin üç yetim kızı planlarına alet eder. Onları evlat edinerek kek satmaları için Vektör’e gönderir ve bu kekler özel olarak üretilmiş robotlardır.

Gru bir yandan Ay’ı ele geçirmenin planlarını hazırlarken diğer yandan evlat edindiği kızlara zoraki babalık yapmaktadır. Bu zoraki babalık işi bir noktadan sonra gönüllü hale gelir ve Gru değişmeye başlar.

Türkçe dublajlı olarak izlediğim bu filmi çok beğendim. Orijinal dilinde izleseydim bu kadar hoşuma gitmeyebilirdi. Çünkü İspanyol kökenli olan Gru “yea”lı ballı konuşmalarıyla zaman zaman Türk’leşiyordu ve bu da bana çok komik geliyor (Gru’yu kimin seslendirdiğini çıkartamadım ama mesela Fatih Özacun da çok yapar böyle.) Başlarda Trakya ve Karadeniz kırması bir şiveye sahip olduğunu düşünmüştüm Gru’nun ama durum sonradan anlaşıldı.

Bu kadar sevimli karakterleri en son ne zaman bir arada gördüğümü hatırlamıyorum. Gru, Gru’nun tombiye benzeyen ve konuştuklarının yüzde doksanı anlaşılmayan haylaz yardımcıları, Margo-Edith-Agnes üçlüsü (özellikle Agnes ve tek boynuzlu atla ilgili tekerlemesi) şahaneydiler! Felaket komik mizansenleri vardı. Animasyonların olmazsa olmazı hümanist ve etik birkaç konuya da parmak basınca hüzünlendiriyorlardı. Fakat genel olarak epey kaliteli bir mizah duygusu hakimdi filme. Bende şiddetli bir biçimde tekrar izleme hissi uyandırdı. Dublajı da pek güzel, pek şirindi. Ekibe ayrıca bir teşekkür göndereyim kendi adıma.

Author: Akin Cetin

Share This Post On

4 Comments

  1. Spirited Away Ve Mary&Max’ı öneririm. yani izlemediysen:)

  2. İkisi de çok sevdiğim filmlerdir. Bu filmi de en az onlar kadar sevdim :)

  3. Ya Gru bir yerde İspanyolca bir şey söyledi gibi ama sankim aksanı Rus aksanıydı…

  4. Yeni seyretme fırsatı buldum. Karakterler mükemmel. Çok beğendim. Sevgili Akın’ ın yazısında vurguladığı gibi, alışageldik bir konu olmasına rağmen eğlence baki :)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir