Dead and Lovely

Wristcutters: A Love Story diye bir film var, bu parçayla açılan. Son zamanlarda izlediklerim arasında en iyi başlangıç, en trajik ve sarsıcı giriş bu filmde. Çünkü Tom Waits’in o viski kokan, nodüllü sesi sevgilisine şöyle diyor: “Ölü ve hâlâ çok güzelsin… sonsuza dek…”

2004 yılında Waits, Red Drum diye bir albüm çıkarma kararı alır. Daha sonra albümün ismini Real Gone olarak değiştirir. Çok şarkılı, ritmik ve elbette efsane bir albüm olur bu. 15 şarkılık albümün en kritik noktasına, yani 8. sırasına konuşlanmış olansa Dead and Lovely’dir; santraya slow bir başyapıt yerleştirilmiştir. Diyeceğim, bir çingene düğününden çıkıp bir morga girdiğinizi düşünün ve bunun içine biraz da hayalkırıklığı katın.  Onu umarsızlık, sınıf bilinci, çaresizlik ve aşk ile marine edin. Sonra soğuk servis.. Şefin tavsiyesi.

Dead and Lovely’nin, benim kişisel tarihimdeki yeri bambaşkadır. Filmden çok önce, Hang Down Your Head ile birlikte yüreğimde taht kuran bu olağanüstü güzellik için bir şeyler söyleme zamanım da geldi işte…

Siz, dünyanın en güzel kadınını bilir misiniz…  O, apartman topuk ayakkabıları ile “tak… tak..” diye inletir taş zemini. Kırmızı elbisesinin içinde, kontrbası kanatan o melodiyle bir kuğu gibi süzülür. Ruju da, gözdipleri de, düşleri de kırmızıdır. Taş plakta Tom Waits, taş soğukluğunda Dead and Lovely, denize taş fırlatan bir çocuk heyecanıyla o en güzel kadın… eczane kokusu arasından kendisine mezarlığa kadar eşlik edecek zombi sevgilisini bekler de durur. Gözlerinin yerinde metal iki Smith Wesson namlusu; aklında ise enjektörlerle dolu bir taş sahilde sevgilisiyle uyuma fikri vardır. Manik-depresiftir. Tüm ilişkileri sıvılaştıran bir yantesir taşıyarak gülümseyen Waits ile, üç kişi, bir şişe Jim Beam’in açılışındaki sese koşarlar. Bir tren istasyonunun en izbe köşesine… Uzun bir şiirin en yalnız dizesine koşarlar ve sonra aşağıya atarlar kendilerini.

Evet bu şarkıda intiharlar gizlidir. Kulakları kanatan bir kendini bilmezlik, bir ego, bir katliam sevdası. Ne zaman bir yerde Dead and Lovely çalarsa, orada ben eksilirim ve kendimi tamamlayacağım yerlerime kamikazeler düşer. En güzel kadını da bulamam. En güzel kadın umrumda bile olmaz. Bir şarkı ve bir ömür de böyle, güzel ve ölü, biter. Biter işte..

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir