Dandelion

Sorumsuz, katı kuralları olan, yerel seçimlere katılma hazırlığında hırslı bir baba. Kocasından sevgi görmeyen ve kendisini ilaçlara, alkole vermiş bir anne. Aklî dengesi pek de yerinde olmayan, savaş gazisi bir amca. Bu ‘sorunlu aile’yi tamamlayan, kendi halinde, sessiz bir çocuk; Mason. Son olarak da, annesiyle yeni bir hayata başlamak için, birçoklarının da yaptığı gibi, bir başka yere taşınmayı seçen bir kız; Danny.

Sparklehorse’un It’s A Wonderful Life’ı ile açılan ve yine onunla kapanan; adını, fotoğrafta da görmüş olduğunuz üzre dandelion yani karahindiba (radika, acımarul filan da deniyor)’dan alan bir Mark Milgard filmİ: Uyduruk çevirmenlerimizce ‘İlk Aşk‘.

Birbirlerine kısa sürede bağlanan Mason ve Danny’nin ilişkisi, Mason’ın babası Luke’un arabayla bir adama çarpması ve suçu Mason’ın üstlenmesi ile sekteye uğrar. 2 yıl ıslah evinde kalan Mason, döndüğünde her şeyin  değiştiğini görür. Danny pislik bir tiple birliktedir. Savaş gazisi amcası Robert ölmüştür. Babası ve annesi arasındaki uçurum giderek büyümüştür. Üstelik babası, hırsı yüzünden oğlunun onun suçunu üstlenmesine sessiz kalmanın da acısını yaşamaktadır. Yani bitmiştir; oğlunu ve karısını seven ama zamanın mağrurlaştırdığı içine dönük bir kaybedendir o. KazanmaYı istemesi de belki de bu yorgunluğa, tıknefesliğe bir çözüm bulacağına inandığındandır. Karısını, “Bu fotoğraflar, bu eşyalar bile bizden fazla ses çıkarıyor.” diye haykırmaya itecek kadar diptedir.

Danny ve Mason.. Onlar, kaynayan kanları ve kanayan kalpleri ile elbette yine yakınlaşırlar. Aşkı bulmuş gibidirler. Bu sırada çok güzel görüntüler (görüntü yönetmenine ayrıca tebrik) ve çok güzel müzikler aklımızı başımızdan alır. Tüm güzelliklerle çelişen olayların içerisindeyizdir. Tıpkı filmimize adını veren karahindiba’nın rüzgârda dağılışı gibidir bu: Ölüyor ama hala güzel.

Yani biz hariç, herkes mutsuzdur. Danny’nin annesi, kocası tarafından terk edilmiş bir kadındır. Kızının iplerini elinde tutmak için çabalamaktadır. Kendisiyle aynı kaderi paylaşmasın diyedir oradan oraya taşınmak istemesi.. Bingo! İşte annesi, yine başka bir yere taşınacaklarını söylemektedir. Kızı aşkı bulmuştur, kızı mutludur. Kızının mutluluk sarhoşu kendini bilmez halini gördüğünde, önüne gençliğinin aynası konmuş yaralı her kadın gibi müdahale etmek isteyecektir. Komiktir; kendi kaybedişinden ders aldığını sanıp da bir başkasının hayatı üzerinde tahakküm kurmaya çalışan her insan gibi bencildir. Yönetici moleküldür o, tipik bir karar vericidir. O ne diyorsa o olacaktır.

Danny gitmelidir ama istememektedir. Mason ‘kal’ der. Danny kalamayacağını bilir. ‘Sadece eğlenelim, belki böylesi daha iyi’ diye keser atar. O gece, Danny ve Mason için, başkalarının hatalarını, erken kararlarını, hızlı yargılarını ve tüm bunların sonuçlarını çekmek zorunda olduklarını trajik bir şekilde anlayacakları bir sabaha demirleyecektir..

Dandelion; bir tren kazasında kaybettiği karısının ardından her öğlen 16.00’da tren durağında karısının hayâliyle dans eden ‘Train Guy’ın, gecikmiş sevgi sözcüklerinin, yarı yolda bırakmaların filmi. Kendi değerleri olan ve sadece kendi değerlerine, seçimlerine, tercihlerine değer verenlerin filmi. Onların suçlarının, hatalarının, saçmalıklarının ceremesini ağırbaşlı bir büyüklükle ‘harbiden’ ödeyenlerin filmi bir de.. hatta en çok onların.

firat@tramvayduragi.com

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir