Crazy Heart

Hepimiz Jeff Bridges’a hak ettiği ödülü kazandıran film olarak biliyoruz bu filmi. Filmin de bu ilgiden daha fazlasını istediği yok. Çünkü başrol oyuncusunun performansı dışında en ufak bir şey yok filmde.

Bad Blake 57 yaşında bir country şarkıcısıdır. Alkoliktir. Yeni bir şarkı yapmadığından küçük barlarda, bowling salonlarında konser verir. Onun yetiştirdiği genç Tommy ise oldukça ünlü olmuştur. Bu küçük konserleri sırasında Bad Blake kendisiyle röportaj yapmak isteyen genç bir kadınla tanışır ve değişmeye çalışır. Bunun nedenini ne yazık ki anlayamıyoruz, çünkü Jean hakkında hiçbir şey bilmiyoruz –yüzünün kızarması dışında. Karakter o kadar düz ki Maggie Gyllenhaal da ona bir şey katamıyor. Filmin ödül getirmesinin dışında sadece şöyle bir artısı var sanırım; Tommy rolündeki Colin Farrell. Son zamanlarda canlandırdığı aptal rollerinden sonra onun ne kadar karizmatik bir adam olduğunu unutmuştuk, bu filmle hatırladık.

Oyuncu performansına yaslanan filmlerin her zaman senaryoyla ilgili bir dezavantajı oluyor evet, ama sanki bu filmde bu durum insanı biraz kızdırıyor. İlk filmini çeken Scott Cooper’a tavsiyem The Wrestler’ı oturup tekrar tekrar izlemesi olabilir. Çünkü filmin sürekli hatırlattığı şey, o filmin ne kadar önemli bir film olduğu oluyor. Bir de Jeff Bridges’in -aslında ödül alması gereken- canlandırdığı diğer karakterler. Oyunculuğu tabi ki burda da kötü değil, ama keşke bu kadar vasat bir senaryoyla, kendisinden başka hiçbir şeyin olmadığı bir filmle de almasaydı diye düşünmeden edemiyor insan.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir