<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tramvay Durağı &#187; Yeni Albümler</title>
	<atom:link href="http://www.tramvayduragi.com/category/muzik/yeni-albumler/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tramvayduragi.com</link>
	<description>Göğe Bakma Durağı..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 22:27:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Therapy? &#8211; A Brief Crack Of Light</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=therapy-a-brief-crack-of-light</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 19:49:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[therapy?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7615</guid>
		<description><![CDATA[Therapy? dinlerken mutlu olduğum grupların başında gelir isminin aksine. 2012’de hala sert müzik yapan bir grup olmalarına rağmen yeni albümlerini bu kadar bekliyor olmamın da gruba olan sevgimle doğru orantısı bulunmakta. Nurse, Troublegum ve Infernal Love albümlerini deliler gibi dinlediğim dönemler oldu. Bu albümlerin yanına yaklaşacak kalitede olmasa da Shameless ve Never Apologise, Never Explain [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><div>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/therapybrief.jpg"><img class=" wp-image-7616  alignleft" style="border-image: initial; border-width: 3px; border-color: black; border-style: solid; margin: 3px;" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/therapybrief.jpg" alt="" width="215" height="215" /></a></p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Therapy? dinlerken mutlu olduğum grupların başında gelir isminin aksine. 2012’de hala sert müzik yapan bir grup olmalarına rağmen yeni albümlerini bu kadar bekliyor olmamın da gruba olan sevgimle doğru orantısı bulunmakta. Nurse, Troublegum ve Infernal Love albümlerini deliler gibi dinlediğim dönemler oldu. Bu albümlerin yanına yaklaşacak kalitede olmasa da Shameless ve Never Apologise, Never Explain de harika tatlar barındıran, en kötü ihtimalle gaza getiren albümlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Açıkçası 2004’ten sonra yayınlanan Therapy? albümlerinde bariz bir şekilde enerji yoksunluğu gözleniyordu. Beste olarak da başarılı sayılmazlardı. En fazla bir kaç kere dinlediğim albümlerden sonra konser kayıtlarında dinlediğim Living In the Shadow of the Terrible Thing beni heyecanlardırmaya yetmişti. Albümün açılış şarkısı olması oldukça yerinde bi tercih olmuş. Albümden yayınlanan ilk single da olan şarkı sert ve akılda kalıcı melodilere sahip. Grubun akılda kalıcı gitar riffleri yazmayı devam ettirmeleri en çok sevindiren konu oldu.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Albümün en dikkat çekici parçası şüphesiz ki üçüncü sıradakı Marlow. Aslında albümün herkese hitap eden belki de tek parçası. Hipnotize edici bir gitar riffi ve ardından zillerle desteklenen şarkı bir Mono albümünde yer alsaydı yadırgamazdım. Kolay dinlenebilen bir post rock klasiği olmuş. Diğer şarkıları birbirinden çok ayıramıyorum. Therapy? albümü dinlerken şarkı atlamak içime sinmiyor. Bütün şarkılar enerjilerini baştan sonra sürdürüyorlar. Belki son şarkı, Ecclesiastes hariç. Onu da rahatlatıcı bir havası olduğu için affedebiliriz. Bu şarkı bana büyük ölçüde Anathema &#8211; Closer&#8217;ı hatırlattı.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Son zamanlarda Zune’da dinleyecek yeni şeyler için sıkıntı yaşıyordum. Önce The Maccabees sonra da Therapy? imdadıma yetişti. Sanırım bu senenin dinleyeceğim distorşınlı gitar ağırlıklı tek albümü bu olacak. Therapy? severler göz atsın.</p>
</div>
<div class="shr-publisher-7615"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Maccabees &#8211; Given To The Wild</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/the-maccabees-given-to-the-wild/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=the-maccabees-given-to-the-wild</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/the-maccabees-given-to-the-wild/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 20:04:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[2012 albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Given To The Wild]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Avunduk]]></category>
		<category><![CDATA[The Maccabees]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7555</guid>
		<description><![CDATA[The Maccabees’i bundan 2 sene önce Mete Avunduk’un Aşırı Doz adlı radyo programında duymuştum. Love You Better isimli şarkıları oldukça iyi şeyler düşünmemi sağlamıştı grup hakkında. Daha sonra albümlerini edindim ama içerdikleri güzel şarkılara rağmen albümleri tekrar tekrar dinleme isteğim hiç oluşmadı. Bir şekilde dinleyiciyi kendine ısındıramayan bir müzikleri olduğunu düşünüyordum ama Love You Better, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><div>
<p dir="ltr"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/giventothewild500.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7557" title="giventothewild500" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/giventothewild500-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>The Maccabees’i bundan 2 sene önce Mete Avunduk’un Aşırı Doz adlı radyo programında duymuştum. Love You Better isimli şarkıları oldukça iyi şeyler düşünmemi sağlamıştı grup hakkında. Daha sonra albümlerini edindim ama içerdikleri güzel şarkılara rağmen albümleri tekrar tekrar dinleme isteğim hiç oluşmadı. Bir şekilde dinleyiciyi kendine ısındıramayan bir müzikleri olduğunu düşünüyordum ama Love You Better, X-ray, Toothpaste Kisses gibi muhteşem şarkılar yapan bir grubun bu yeni albümüne de bir şans vermek istedim.</p>
<p dir="ltr">Maccabees verdiğim bu şansı neyse ki iyi değerlendirdi. Şimdiye kadar beni içine çekebilen, daha doğrusu hadi bakalım bu şarkıdan sonra nasıl bir şey yapmışlar dediğim ilk The Maccabees albümü oldu Given To The Wild. Baştan sonra sıkılmadan dinleyebildim, ve en önemlisi tekrar tekrar dinlemek istedim.</p>
<p dir="ltr">Albüm neye benziyor diyecek olursanız, şimdiye kadar okuduğum albüm incelemelerinde Arcade Fire’ın The Suburbs’ına olan benzerliğinden değinmeyen yoktu. Albüm kesinlikle The Suburbs’dan çok esinlenerek üretilmiş. Açıkçası önceki albümlerine çok katlanamadığım için grubun karakteristiği konusunda pek fikir sahibi değilim. Ama “Love You Better” darmadağınlık ve çiğlik ise bu albümdeki “Heave” de beyefendilik gibi kalıyor.</p>
<p dir="ltr">Şarkı bazında yer yer inanılmaz yukarılara çıkan albümün en büyük handikapı Go ile zirveye çıktıktan sonra en azından güçlü bir sona sahip olmayışı. Unknown ile bitirselerdi çok güzel olabilirdi mesela. Ama albümün sonundaki iki şarkı ihtişamsız bir kapanış yaptırıyor albüme.</p>
<p dir="ltr">Given To The Wild 2012’in benim açımdan güzel bir sürprizi oldu. Çok sevmediğim bir grubun güzel bir albümü. İçerdiği bir kaç vasat&amp;kötü karışımı şarkı nedeniyle enfes bir albüm olmayı kılpayı kaçırıyor.</p>
</div>
<div class="shr-publisher-7555"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/the-maccabees-given-to-the-wild/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kesmeşeker &#8211; Doğdum Ben Memlekette</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/kesmeseker-dogdum-ben-memlekette/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kesmeseker-dogdum-ben-memlekette</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/kesmeseker-dogdum-ben-memlekette/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 12:51:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[kesmeşeker]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7307</guid>
		<description><![CDATA[Şişli doğumluyum, Sultanahmetliyim, çocukluğumun bir kısmını Bakırköy&#8217;de, gençliğimin tamamını Beylikdüzü&#8217;nde, iş ve eğlence hayatımın çoğunluğunu Beşiktaş, Beyoğlu ekseninde geçirdim. Fenerbahçeli olmak çocuk ve ergenken beni Kadıköy&#8217;e bağlayan yegane şeydi. Bir de annemin halasına yapılan rutin ziyaretler. O ziyaretlerden birinde Rexx sinemasına gitmek, annesiz izlenen ilk film, filmden çıkıp atari salonuna dalmak, özgürlük!. Kadıköy&#8217;ü sevmeye başlamıştım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/dogdumbenmemlekette.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7426" title="dogdumbenmemlekette" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/dogdumbenmemlekette.jpg" alt="" width="400" height="358" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Şişli doğumluyum, Sultanahmetliyim, çocukluğumun bir kısmını Bakırköy&#8217;de, gençliğimin tamamını Beylikdüzü&#8217;nde, iş ve eğlence hayatımın çoğunluğunu Beşiktaş, Beyoğlu ekseninde geçirdim. Fenerbahçeli olmak çocuk ve ergenken beni Kadıköy&#8217;e bağlayan yegane şeydi. Bir de annemin halasına yapılan rutin ziyaretler. O ziyaretlerden birinde Rexx sinemasına gitmek, annesiz izlenen ilk film, filmden çıkıp atari salonuna dalmak, özgürlük!. Kadıköy&#8217;ü sevmeye başlamıştım.</p>
<p style="text-align: justify;">Aklımın yavaş yavaş başıma gelmeye başladığı yaşlarda Kadıköy müziğinin etkisinin de hayatımında büyük yer aldığını hissediyordum. Whisky, Mavisakal, Kesmeşeker, Nekropsi de bu büyüklükte yer alan gruplardı. Kesmeşeker&#8217;in yeri bunlardan biraz daha ayrıydı. En son Kesmeşeker&#8217;i keşfetmiştim. Sözleri farklıydı, müziği basitti. Anlamsız bir şekilde önemliydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık kendimi daha fazla Kadıköy&#8217;e ait hissediyorum. Kadıköy&#8217;e daha çok gidiyorum. Ara sokaklarının sakinliğini daha çok seviyorum. O sakinliğin içinden geçerken evlerde neler döndüğünü, neler konuşulduğunu veya Arkaoda&#8217;dan çıkıp Kadıköy&#8217;de bir evde uyanmanın, kahvaltı yapmanın nasıl bir duygu olduğunu çokca merak ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Kesmeşeker&#8217;in 12 yıl sonra yeni bir albümü çıktı. 1997 tarihli İnsulin albümünün kadrosuyla hem de. Albümü sabırsızlıkla bekliyordum, tamamen üstteki sebeplerden dolayı. Beylikdüzü&#8217;nde otururken, Beylikdüzü yalnızlığına eşdeğer bir Metin Kurt yalnızlığı barındıran albümü, nostalji yapıp, 10 sene önce de pil almaya üşendiğim için televizyon kumandasının piliyle çalıştırdığım discmanime takıp dinliyorum. (Piller bitmemeli, parası neyse verelim) Hava tam anlamıyla bok gibi. Hani şu çirkin ince yağmurlar var ya onlardan yağıyor. Gökten çok pis bir açıyla düşerler, doğanın insanoğluna yaptığı bir işkence gibi. Yanaklarınızı acıtır. Albüm ise akıp gidiyor. Bildiğimiz Kesmeşeker, belki biraz daha sert. Sert gibi, ama değil gibi de.</p>
<p style="text-align: justify;">Albüm bittikten sonra dışarı çıkmak istemedim. Çünkü adımımı attığım anda Kadıköy&#8217;de olmadığımı hatırlayacaktım. Bizim burada sokaklar yaz-kış soğuktur, amaç ise gizli bir mutluluk içinde hayatta kalmaktır. Kesmeşeker bana Kadıköy&#8217;ü fazlasıyla hatırlatıyor. En azından albümü dinlediğim sürece kendimi oradaymışım gibi hissediyorum. Aslında, şu anda Kadıköy&#8217;de de olsam yine evimde oturup bu albümü dinlerdim.</p>
<p style="text-align: justify;"> Eminim ki bu albümde çok acayip notalar falan vardır. Geçişler falan değişiktir, bilmemkaçlık vuruşlar vs.. kusura bakmayın, ben albüm incelemesi yazmayı bilmem.</p>
<div class="shr-publisher-7307"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/kesmeseker-dogdum-ben-memlekette/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Markéta Irglová &#8211; Anar</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/marketa-irglova-anar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=marketa-irglova-anar</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/marketa-irglova-anar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 13:04:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[marketa irglova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7062</guid>
		<description><![CDATA[Bayram tatillerinden pek hoşlandığım söylenemez. Bir sürü angarya iş, ayda yılda bir görülen akrabaların iyi olduğunu öğrenmek, pek çok dedikoduya kulak kabartmak gibi saçma olaylardır buna sebebiyet veren. Bu seferki tatilden hemen önce Marketa Irglova&#8217;nın ilk solo albümünün çıktığını öğrendim. Albümü dinlemeden önce bir kez de &#8220;Once&#8221; izleyerek hem filme, hem güzel sesine olan özlemimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/marketa-irglova-anar2.jpg"><br />
<img class="size-full wp-image-7063 alignleft" style="margin: 2px; border: black 2px solid;" title="Markéta Irglová - Anar" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/marketa-irglova-anar2.jpg" alt="" width="206" height="206" /></a>Bayram tatillerinden pek hoşlandığım söylenemez. Bir sürü angarya iş, ayda yılda bir görülen akrabaların iyi olduğunu öğrenmek, pek çok dedikoduya kulak kabartmak gibi saçma olaylardır buna sebebiyet veren. Bu seferki tatilden hemen önce Marketa Irglova&#8217;nın ilk solo albümünün çıktığını öğrendim. Albümü dinlemeden önce bir kez de &#8220;Once&#8221; izleyerek hem filme, hem güzel sesine olan özlemimi giderdikten sonra.. Aslında tam olarak sesine doyamadığım için soundtracki ve önceki Swell Season albümlerini epey dinledim. Solo albümüne geçmem biraz zaman aldı. Belki de biraz korkmuştum.</p>
<p style="text-align: justify;"> Marketa&#8217;nın bu ilk solo çalışması New York&#8217;a taşınıp evlendikten sonra kaydedilmiş. Daha önce İrlanda ve Çek Cumhuriyet&#8217;nin naifliğinin bir karışımı olan şarkılarına alışmıştık Glen ve Marketa ikilisinin. Gücünü Marketa&#8217;nın piyanosundan ve sesinden alan ama naifliğini bir ölçüde kaybetmiş bir albüm Anar.</p>
<p style="text-align: justify;"> Marketa&#8217;nın efsanevi sesini kaybetmediği sürece dinlemememiz için bir neden yok gibi görünüyor. Bu albüm de naif bir grubun albümünden çok güçlü bir kadının albümü. Dinlerken ister istemez sıklıkla Tori Amos ile karşılaştırdığım yerler oldu. (Çek bir Tori Amos esprisi yapmamak için kendimi zor tutuyorum)</p>
<p style="text-align: justify;"> Divine Timing, Go Back, We Are Good albümün güçlü şarkıları. Bu arada Amerikalı&#8217;lar albüm kapağındaki narı soğan sanmış. Yana yakıla Anar&#8217;ın kelime anlamını aramışlar. Anar ise bildiğin nar. Bazen iyi ki Amerikalı değilim diye düşünüyorum.</p>
<div class="shr-publisher-7062"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/marketa-irglova-anar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yann Tiersen &#8211; Skyline</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/yann-tiersen-skyline/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yann-tiersen-skyline</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/yann-tiersen-skyline/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 19:36:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[skyline]]></category>
		<category><![CDATA[Yann Tiersen]]></category>
		<category><![CDATA[yeni albüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7029</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Yann Tiersen&#8217;den Sigur Ros esanslı bir albüm&#8221; Eğer doğan grubunun gazetelerinden birinde haftalık müzik eleştrileri yazan biri olsaydım kesinlikle başlık olarak bunu seçerdim. Yann Tiersen&#8217;in yeni bir albüm yapacağından haberim vardı ama ne zaman yayınlanacağını unutmuştum şu sıralar pek çok şeyi unuttuğum gibi. Last.fm&#8217;in esrarengiz önerilen albümler fonksiyonuna minnetarım hatırlattığı için. Yann Tiersen&#8217;in bir önceki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/skyline.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7030" style="border-width: 3px; border-color: black; border-style: solid; margin: 3px;" title="skyline" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/skyline.jpg" alt="" width="240" height="240" /></a>&#8220;Yann Tiersen&#8217;den Sigur Ros esanslı bir albüm&#8221; Eğer doğan grubunun gazetelerinden birinde haftalık müzik eleştrileri yazan biri olsaydım kesinlikle başlık olarak bunu seçerdim. Yann Tiersen&#8217;in yeni bir albüm yapacağından haberim vardı ama ne zaman yayınlanacağını unutmuştum şu sıralar pek çok şeyi unuttuğum gibi. Last.fm&#8217;in esrarengiz önerilen albümler fonksiyonuna minnetarım hatırlattığı için.</p>
<p>Yann Tiersen&#8217;in bir önceki albümünü malesef dinleyememiştim. Bazı müzisyenlerin albümleri hadi oturup dinleyeyim diyince dinlenmiyor. Yann Tiersen de o bazı müzisyenlerden biri. Açıkçası hala kendisini Amelie dönemindeki işleri ile hatırlamak ihtiyacı hissediyorsanız, bu albüm size göre değil.</p>
<p>Hafızlardan asla silinemeyecek bir rüyanın içinde hapsolmak istemeyen bir Yann Tiersen benim tercihim. Burak&#8217;ın da daha önce dediği gibi &#8220;Yann Tiersen, akordeon ve piyanosunu evde bıraktığında da pek tabii ki en yakın arkadaşımız olabilir&#8221;. Oluyor da. Albümün türüne pek çok yerde post-rock dendiğini gördüm. Aslında bazı şarkılar gerçekten de Sigur Ros ve Explosions in The Sky ritmlerine kardeş ritmlere sahipler. Bunda da en büyük paylardan birinin Sigur Ros&#8217;un prodüktörü Ken Thomas&#8217;a ait olduğunu düşünüyorum. Kendisi efsanevi albümler Ágætis byrjun ve Takk&#8217;ın da prodüktörlüğünü de üstlenmişti. Uzun lafın kısası, böylesine şahane bir prodüktör ve müzisyenin elinden çıkan bir albümde prodüksiyon yönünden kusur bulmak imkansız.</p>
<p>Distorşınlı (ben bunu hep bu şekilde kullanmayı sevdim =) ) gitarları (ama çok sert değil!), rüya atmosferine katkıda bulunan ilginç ses efektleri, beyaz çarşaflı hortlakları akıllara getiren klavye ezgileriyle Yann Tiersen (ya da sevdiğimiz hitabet şekliyle YannTi) efsanevi bir albüm ortaya koymuş. Dinleyin.</p>
<div class="shr-publisher-7029"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/yann-tiersen-skyline/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilal Karaman&#8217;ın &#8220;Bahane&#8221;si ve Otoröportaj</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/bilal-karamanin-bahanesi-ve-otoroportaj/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bilal-karamanin-bahanesi-ve-otoroportaj</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/bilal-karamanin-bahanesi-ve-otoroportaj/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Jun 2011 17:05:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Doğa Genç</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[otoröportaj]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=6280</guid>
		<description><![CDATA[Serhan Yasdıman’la  doğaçladığı projelerden adını duyduğum gitarist Bilal Karaman. Elif Çağlar’la birlikte verdiği konserlerden birini de canlı izleme fırsatı bulduktan sonra araştırma ihtiyacı hissettim kendisini. Armoni bilgisinden ve sazına hakimiyetinden de tahmin ettiğim gibi büyük isimlerle çalışılmış; Doğan Canku, Önder Focan, Donovan Mixon, Wolfgang Muthspiel, Erkan Oğur ve Aydın Esen. 2003 yılından bu yana yurtdışı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><strong><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/bahane.jpg"><img class="size-medium wp-image-6282 aligncenter" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/bahane-300x300.jpg" alt="" width="240" height="240" /></a></strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Serhan Yasdıman</strong>’la  doğaçladığı projelerden adını duyduğum gitarist Bilal Karaman. <strong>Elif Çağlar</strong>’la birlikte verdiği konserlerden birini de canlı izleme fırsatı bulduktan sonra araştırma ihtiyacı hissettim kendisini. Armoni bilgisinden ve sazına hakimiyetinden de tahmin ettiğim gibi büyük isimlerle çalışılmış; <strong>Doğan Canku</strong>, <strong>Önder Focan</strong>, <strong>Donovan Mixon</strong>, <strong>Wolfgang Muthspiel</strong>, <strong>Erkan Oğur</strong> ve <strong>Aydın Esen</strong>.</p>
<p>2003 yılından bu yana yurtdışı ve yurtiçi birçok ünlü isimle aktif olarak sahnelerde yer alan Bilal Karaman, 2011 yılında “Bahane” isimli albümünü de yayınlayarak, üretim miktarı kısıtlı olan bir kategoride(caz gitar) yerini aldı.</p>
<p>Bilal Karaman’ı bir bebop gitaristi olarak tanıdığımdan albümün de bu eksende olacağını beklemiştim. Yanılmışım. Tamamen özgün ve yelpazesi sandığımın ötesinde geniş bir albüm “Bahane”. Bu yüzden salt “caz albümü” demek yerine “nevi tarzına münhasır” demeyi tercih ediyorum. Altı adet bestenin yanında iki de düzenlemeye sahip albüm için “gözünü batıya dikmiş” bir albüm demek de doğru olur. Lakin tam olarak batıyı konumlandıramayız albümün tarzı için. Gözleri orada olsa da ayakları Anadolu’da. “Doğu-batı sentezi” klişesinden dahası var albümde.</p>
<p>Otoröportaj fikrime olumlu yaklaşan Bilal Karaman, <strong>Tramvay Durağı</strong> okurlarından birine de albümünü <strong>hediye edecek</strong>.  İsim, adres ve telefon bilgilerini <a href="mailto:polente@hotmail.com.tr">polente@hotmail.com.tr</a> adresine gönderecek kişilerden birinin &#8220;Bahane&#8221;si olacak. Online olarak albümü satın almak isteyenleri <a href="http://www.esenshop.com/detail.aspx?id=65017" target="_blank">buraya</a>, canlı performansını izlemek isteyenleri de <a href="http://youtu.be/O_0c3PCNg4s" target="_blank">buraya</a> alalım.</p>
<p>Aramızda herhangi bir diyalog, “keyifli dakikalar” ve “gülüşmeler” yaşanmayan otoröportaja geçelim:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaç yaşından beri gitar çalıyorsunuz?</strong></p>
<p>11 yaşından beri gitar çalıyorum. 14 yaşına kadar tamamen bilinçsizce, daha sonra Doğan Canku&#8217;dan aldığım dersler sonucu biraz daha bilinçlice çalmaya başladım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tavsiye edebileceğiniz bir gitar modeli var mı?</strong></p>
<p>Hayır aslında pek yok. Ben pek fazla müzik mağazalarına gidip gitarlara bakmıyorum. Zaten ülkemizde de fazla bir seçenek şansı yok. Ama çok güzel 3 tane Yamaha marka gitarım var, el yapımı gitarlarım da var.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Gitar seçerken neye dikkat etmeliyim?</strong></p>
<p>Öncelikle beğendiğiniz ve taklit etmek istediğiniz bir gitarist varsa, onun kullandığı modelleri deneyiniz, daha sonra başka markaları da deneyerek kıyaslayınız&#8230; En çok beğendiğinizi, en çok içinize sineni alabilirsiniz.</p>
<p><strong>Gitaristler kısa yoldan nasıl sizin gibi çalabilirler?</strong></p>
<p>Bunun kısa yolu olsaydı ben de yapardım fakat uzun ve meşakkatli bir yol, o yüzden sadece sabırla ve sistematik bir şekilde çalışmak gerek. Ustalardan faydalanmak gerek. Karar alma mekanizmasının da çok iyi çalışıyor olması gerek. Fakat gene de kısa yoldan gitmek isterseniz, taklit edin derim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Müzisyenler doğaçlama çalabilmek için ne yapmalı?</strong></p>
<p>Enstrümanınızı çalabiliyorsanız ve hayal kurabiliyorsanız doğaçlama yapabilirsiniz. Fakat işinizi kolaylaştıracak ayrıntıları öğrenmek için, armoni ve solfej de çalışmanız gerekmektedir. Her ifadenin bir tekniği vardır bunları bütün olarak görebilme ve kompoze etme becerinizi geliştirmelisiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Genç gitaristler için tavsiyeler?</strong></p>
<p>Müzik dinlerken yüzeysel değil analiz ederek dinlemeli. Duyduğunuzu çalmaya çaldığınızı notaya dökmeye çalışın. Caz armonisi öğrenin ve kulağınızı geliştirin. Gamlar, arpejler, voicing*&#8217;ler, kromatik yaklaşımlar gibi teknik konuları çalışın.</p>
<p><em>*İkiden fazla sesin oluşturduğu, her zaman minör veya majör bir akor olarak tanımlanamayan ses salkımı. </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tavsiye edeceğiniz bir müzik okulu var mı Türkiye&#8217;de?</strong></p>
<p>Hayır tam anlamıyla yok. Fakat çok değerli müzik hocaları var, konservatuarlarda müzisyen ruhundan uzaklaşıp akademisyen olmamış, hala müzisyen ruhuyla yaşayan ve konserler veren çok değerli enstrüman ustaları var, bazı müzik okullarında ve konservatuarlarımızda da çok değerli hocalarımız var tabii ki fakat sistem dahilinde sanatçı ruhunu yaşatmak oldukça güç. Öğrenciler ulaşabildikleri ustalardan özel dersler alarak faydalanabilirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tavsiye edeceğiniz gitaristler kimlerdir?</strong></p>
<p>Charlie Christian, Django Reinhardt, Wes Montgomery, Jim Hall, Joe Pass, Tal Farlow, George Benson, Baden Powell, Allan Holdsworth, John Mclaughlin, Pat Metheny, John Scofield, John Abercrombie, Mick Goodrick, Joe Diorio, Vicente Amigo, Antonio Forcione, Wolfgang Muthspiel, Kurt Rosenwinkel.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sizin müziklerinizi ilk kez duyan birisi nerden takip edebilir veya size ulaşabilir?</strong></p>
<p>Internet üzerinde biraz arama yaptıkları zaman benim tüm hayran sayfalarıma ulaşabilir. Burdan albümümü satın alabilir ve konser tarihlerimi öğrenebilirler. Ve e-mail aracılığıyla direkt iletişim kurabilirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-6280"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/bilal-karamanin-bahanesi-ve-otoroportaj/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>My Morning Jacket &#8211; Circuital</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/my-morning-jacket-circuital/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=my-morning-jacket-circuital</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/my-morning-jacket-circuital/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Jun 2011 03:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[2011]]></category>
		<category><![CDATA[circuital]]></category>
		<category><![CDATA[my morning jacket]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=6201</guid>
		<description><![CDATA[Kentucky menşeli, benim en sevdiğim çağdaş rock gruplarından My Morning Jacket’in altıncı stüdyo albümü Circuital. Resmi olarak 31 Mayıs’ta piyasaya sürülen albüm her zamanki gibi haftalar öncesinden malum sitelere sızdırılmış ve last.fm’de skroplanmaya başlamıştı bile. Sırasıyla Tennessee Fire, At Dawn, It Still Moves, Z, ve Evil Urges albümleriyle sürekli üzerine koyarak, hem müzikalitesini hem deneysel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/89e8ffd322248e1810fe7513ddc7297a.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-6203" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/89e8ffd322248e1810fe7513ddc7297a-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Kentucky menşeli, benim en sevdiğim çağdaş rock gruplarından <em>My Morning Jacket</em>’in altıncı stüdyo albümü <em>Circuital</em>. Resmi olarak 31 Mayıs’ta piyasaya sürülen albüm her zamanki gibi haftalar öncesinden malum sitelere sızdırılmış ve last.fm’de skroplanmaya başlamıştı bile. Sırasıyla <em>Tennessee Fire</em>, <em>At Dawn</em>, <em>It Still Moves</em>, <em>Z</em>, ve <em>Evil Urges</em> albümleriyle sürekli üzerine koyarak, hem müzikalitesini hem deneysel ve özgün post-rock tarzını derinleştirerek kariyerlerini sürdürürken, çıkışı aylar öncesinden duyurulan Circuital ile ilgili benim beklentilerim de tabiatıyla çok yüksekti.</p>
<p>İki aya yakın bir süredir bayıla bayıla dinledikten sonra böyle bir fikir belirmem nasıl olacak bilemiyorum; ancak, ben bu albümü MMJ’nin önceki 2 albümünün üzerine –bir türlü– koyamıyorum. Circuital’ı playliste her attığımda, arkasından bir “<em>Dondante</em>”, bir “<em>Bermuda Highway</em>” ya da “<em>Touch me I’m going to scream pt. 2</em>” dinlemezsem doyuma ulaşamıyorum sanki. Bilmiyorum bu “<em>dondante etkisi”</em> belki de hayatımın sonuna kadar devam edecek birşeydir ve Jim James’in müziği benim için bu şarkıyla zirveye ulaşmıştır ancak  albümle ilgili de eskilerle mukayese edildiğinde bazı eksiklikler var gibi. Ekibin Z ve Evil Urges ile yakaladıkları o sıradışılık, o tanımlanamayan ayrıştırıcı müzikal baharat olan çeşitlilikten – Evil Urges’daki funk, country, psychedelic öğelerin kullanımından bahsediyorum &#8211; ve deneysellikten biraz vazgeçip, o ilk albümlerindeki klasik rock tınılarına geri dönmüşler sanki. Yine çok fazla enstrüman ve özgünlük var ancak törpülenmiş bir yenilikçilik. Sıradan olmuş demiyorum, sadece Evil Urges’dan sonra bende yarattıkları asgari beklentilerimin altında kaldığını hissediyorum çünkü ben o yenilikçiliğe bayılıyordum, hepsi bu.</p>
<p>Albümde çok sevdiğim şarkılar var elbette, mesela: <em>Wonderful(the way I feel)</em>, <em>Outta My System</em>, <em>Circuital</em>, <em>The Day Is Coming</em>. On şarkının onu da farklı lezzet veriyor, yüksek kalite olarak edinip öyle dinlemenizi öneririm. Ben My Morning Jacket’i canlı dinleyebilmiş şanslı insanlar grubuna dahil biri olarak onları tekrar sahnede görebileceğim günü halatla çekiyorum. Zaten canlı performanslarına tanık olduktan sonra Jim James ve grubuna hayran kalmamak elde değil. Ömür boyu takipçileriyim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-6201"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/my-morning-jacket-circuital/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Vaccines &#8211; What did you expect from the Vaccines?</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/the-vaccines-what-did-you-expect-from-the-vaccines/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=the-vaccines-what-did-you-expect-from-the-vaccines</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/the-vaccines-what-did-you-expect-from-the-vaccines/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 Apr 2011 06:11:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=5551</guid>
		<description><![CDATA[Bu adamlar ne zaman ortaya çıktı, ne zaman yükselen yıldız, ne zaman meşhur grup oldular anladıysam bahar güneşiyle kararıp esmer olayım. 2010 yılının Haziran ayında Londra’da kurulan dört kişilik bir grupmuş The Vaccines. Henüz geçtiğimiz Mart ayının ortasında da bir albüm çıkarmışlar. Ben de NME’nin “next big thing”, “rising stars”, “up and coming” diye çığırtkanlığını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/what-did-you-expect-from-the-vaccines.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-5552" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/what-did-you-expect-from-the-vaccines.jpg" alt="" width="300" height="300" /></a></p>
<p>Bu adamlar ne zaman ortaya çıktı, ne zaman yükselen yıldız, ne zaman meşhur grup oldular anladıysam bahar güneşiyle kararıp esmer olayım. 2010 yılının Haziran ayında Londra’da kurulan dört kişilik bir grupmuş The Vaccines. Henüz geçtiğimiz Mart ayının ortasında da bir albüm çıkarmışlar. Ben de NME’nin “next big thing”, “rising stars”, “up and coming” diye çığırtkanlığını yaptığı bu dörtlünün albümüne kayıtsız kalamazdım. Ve last.fm şahidim olsun ki kendimi, tekrar tekrar dinlemekten alamıyorum. Indie Rock/Post Punk tarzında, birazcık bahar/yaz tadında kıpır kıpır bu 11 şarkının (35 dakika) etkileri çok güzel. <em>“What did you expect from the Vaccines?” yani </em>:)  Takılıyorlar efendim, özellikle de öğlen saatlerinde en zıpır olduğum o dersler bitip de evlere dağıldığımız an, yüzüme düşen o engellenemez tebessümle birlikte çalıyorlar da çalıyorlar.</p>
<p>Önümüzdeki dönemde The Vaccines’in festivallerin gözbebeği, en eğlendiren grubu falan olduğunu duyarsam hiç şaşırmayacağım çünkü albümün başından sonuna kadar tam bir “hype” makinesiler. Arcade Fire’ın The Suburbs’ından beridir böyle birşey duyduğumu hatırlamıyorum. Zevk itibariyle de genelde melodik ve yavaş tempo müzikler dinliyorum ancak “işte bu tarz!” içimi ısıtacak tınılara bayılıyorum. Ha müzikal anlamda, olgunluk ve bütünlük anlamında The Suburbs’a yaklaşması söz konusu bile değil hatta Londra’daki bütün fırınların ekmeklerini yeseler de yetmez. Ama dediğim gibi bir, bilemedin iki sezon dinlemelik kıpır kıpır bir indie rock albümü işte. Şarkı sözleri de çok güzel.</p>
<p>Ben bir iki şarkı deneyeyim diyenlere <em>A Lack of Understanding</em>, <em>Post Break-Up Sex</em>, <em>Nørgaard</em> ve <em>Blow It Up</em>’ı önerebilirim ama full indirilinip arşive eklenebilecek, açık hava bir konsere gelirlerse de koşa koşa gidilebilecek bir grup The Vaccines.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-5551"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/the-vaccines-what-did-you-expect-from-the-vaccines/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sum 41 &#8211; Screaming Bloody Murder</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/sum-41-screaming-bloody-murder/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sum-41-screaming-bloody-murder</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/sum-41-screaming-bloody-murder/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 16 Apr 2011 15:26:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=5505</guid>
		<description><![CDATA[Kanada’dan ne çıksa dinlenir diyenler için gelsin. Green Day’den sonra Pop Punk’ın ikinci en göze çarpan grubudur Sum 41. Fırtına gibi estikleri gençlik yılları ve ilk 3 albümlerinde “with me”, “fat lip”, “hell song”, “we’re all to blame” gibi çok başarılı şarkılar yapıp dünya çapında bir hayran kitlesine ulaştılar. 2004 yılının en iyi rock albümü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><img class="aligncenter size-medium wp-image-5506" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/00-sum_41-screaming_bloody_murder-2011-front-300x300.jpg" alt="" width="300" height="300" /></p>
<p>Kanada’dan ne çıksa dinlenir diyenler için gelsin. Green Day’den sonra Pop Punk’ın ikinci en göze çarpan grubudur Sum 41. Fırtına gibi estikleri gençlik yılları ve ilk 3 albümlerinde “with me”, “fat lip”, “hell song”, “we’re all to blame” gibi çok başarılı şarkılar yapıp dünya çapında bir hayran kitlesine ulaştılar. 2004 yılının en iyi rock albümü seçilen &#8220;Chuck&#8221; çıktığında ise ben lisedeydim, herkesin Green Day sevmesine gıcık olup MTV’de görüp beğendiğim grup, 2007’de çıkan dördüncü stüdyo albümleri “Underclass Hero”yla, çok fazla pop yoluna girdikleri için beğenilmemiş, pek ses getirememişlerdi.</p>
<p>Üç hafta önce yayınlanan “Screaming Bloody Murder” ise bence tekrar doğru yolu bulduklarına işaret. 14 şarkılık albümde gerçekten çok tatmin edici şarkılar var. Bir kere “Underclass Hero”yla kaybettikleri müzikal dolgunluk ve agresifliklerini yerine koymuşlar. Ayrıca 4-5 tane farklı A1 niteliğinde şarkı yazıp sadece kendilerini tatmin etmekten öte, albümün dinlenebilirlik ömrünü uzatmışlar.</p>
<p>Bomba gibi iki şarkı “Reason to believe” ve “Screaming Bloody Murder” ile başlayıp bütün albüm boyunca eğlendirmeye devam ediyor dörtlü. Bu ilk iki şarkının en büyük özellikleri hem kalabalıları gaza getirici, hem de bağıra çağıra beraber söylenebiliecek nakaratları sahip olmaları. “What am I to say” ve “Crash” daha duygusal ve Green Day’imsi tınılar barındırıyor olsa da bu tarz albümler için olmazsa olmaz türden parçalar. Albümde baştan sonra hakim olan bir bütünlük var ve zaten punk seviyorsanız hiç sıkılıp şarkı geçme ihtiyacı duymuyorsunuz.</p>
<p>Sum 41 orta yaş bunalımını çabuk atlatmış gruplardan bence. Halihazırda devam eden dünya turlarının Avrupa ayağının bir ucundan tutabilmeyi diliyorum kendime.</p>
<p>“Screaming Bloody Murder” senenin en iyilerinden.</p>
<div class="shr-publisher-5505"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/sum-41-screaming-bloody-murder/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beady Eye &#8211; Different Gear, Still Speeding</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/beady-eye-different-gear-still-speeding/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=beady-eye-different-gear-still-speeding</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/beady-eye-different-gear-still-speeding/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2011 14:58:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Beady Eye]]></category>
		<category><![CDATA[Different Gear]]></category>
		<category><![CDATA[oasis]]></category>
		<category><![CDATA[Still Speeding]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=5259</guid>
		<description><![CDATA[2009&#8242;un müzik dünyasındaki en önemli olaylarından biri şüphesiz, 90ların en sansosyanel grubu Oasis&#8217;in dağılmasıydı. Diğer brit pop gruplarının aksine The Smiths yerine The Beatles ile karşılaştırılan, 14 yılda yayınladıkları 7 stüdyo albümüyle İngiltere listelerine hep bir numaradan giren grup geçtiğimiz sene Noel Gallagher&#8217;ın gruptan ayrılmasıyla dağılmıştı. Grubun şarkılarının büyük bir çoğunluğunu yazan Noel Gallagher&#8217;ın ayrılmasından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Beady-Eye-Different-Gear-Still-Speeding.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-5261" style="margin-left: 2px; margin-right: 2px;" title="Beady Eye - Different Gear, Still Speeding" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Beady-Eye-Different-Gear-Still-Speeding-300x300.jpg" alt="" width="210" height="210" /></a>2009&#8242;un müzik dünyasındaki en önemli olaylarından biri şüphesiz, 90ların en sansosyanel grubu Oasis&#8217;in dağılmasıydı. Diğer brit pop gruplarının aksine The Smiths yerine The Beatles ile karşılaştırılan, 14 yılda yayınladıkları 7 stüdyo albümüyle İngiltere listelerine hep bir numaradan giren grup geçtiğimiz sene Noel Gallagher&#8217;ın gruptan ayrılmasıyla dağılmıştı.</p>
<p style="text-align: justify;">Grubun şarkılarının büyük bir çoğunluğunu yazan Noel Gallagher&#8217;ın ayrılmasından sonra, Oasis&#8217;ten geriye kalan Gem Archer, Andy Bell, Chrish Sharrock ve Liam Gallagher&#8217;ın kurdukları, bazılarınca &#8220;Noel&#8217;siz Oasis&#8221; olacağı beklenen Beady Eye aslında bu tanıma çok da uymayan bir albümle karşımıza çıktı.</p>
<p style="text-align: justify;">Daha önce The Smiths, Morrissey, The La&#8217;s, The Rolling Stones gibi grup üyelerinin etkilendikleri müzisyenlerin albümlerinde de parmağı bulunan Steve Lillywhite&#8217;ın prodüktörlüğünü yaptığı albüm aslında beklentileri oldukça karşılayan, pek çok insanı da şaşırtan bir albüm oldu. Steve Lillywhite (Prodüktör) Liam&#8217;ın vokalini adeta yüceltmiş. Tabi vokalin ön plana çıkmasını yapılan müziğin Oasis&#8217;e nazaran daha &#8220;iddiasız&#8221; ve temiz olmasına da bağlayabiliriz. Bunda da en büyük pay grubun adından da anlaşılacağı üzere hemen hemen beatlesvari bakış açısından hiç uzaklaşmamaları.</p>
<p style="text-align: justify;">Şarkılara gelecek olursak grubun albüm çıkmadan önce yayınladığı şarkılardan Four Letter Word ve Bring The Light&#8217;ın albümün Oasis&#8217;e en yakın aynı zamanda punk etkilenimleri taşıyan şarkıları olduğunu söyleyebiliriz. Bunların dışında genel olarak Beatles ve The Stones havası albümün geneline hakim. Albümün gizli kalmış şarkısı olarak ise The La&#8217;s'ın There She Goes&#8217;u kafasındaki For Anyone&#8217;ı seçtim.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu albüm öyle enfes, nefes kesici bir albüm değil belki ama Liam ve arkadaşlarını, Oasis mirası üzerine yatmayıp, Beady Eye&#8217;ın bambaşka bir grup olduğunu bizlere inandırabilecek kadar güzel ve farklı bir albüm yaptıkları için kutlamamız gerekiyor.</p>
<div class="shr-publisher-5259"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/beady-eye-different-gear-still-speeding/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

