<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tramvay Durağı &#187; Müzik Dosya</title>
	<atom:link href="http://www.tramvayduragi.com/category/muzik/muzik-dosya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tramvayduragi.com</link>
	<description>Göğe Bakma Durağı..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 22:27:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Müzik Durağı #1</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/muzik-duragi-1/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=muzik-duragi-1</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/muzik-duragi-1/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Oct 2010 21:33:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Davil Gilmour]]></category>
		<category><![CDATA[Dream Theater]]></category>
		<category><![CDATA[fleet foxes]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[High Fidelity]]></category>
		<category><![CDATA[Mike Portnoy]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[oasis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=3239</guid>
		<description><![CDATA[Şu anda müzik durağı&#8217;nın ilk nüshasınızı okuyorsunuz. Peki müzik durağı nedir? Müzik durağı hafta boyunca gelişen müzik haberlerinin, dedikodularının, toplandığı, derlendiği, adam edildiği ve yorumlandığı bir durakta bekleme etkinliğinden başka bir şey değildir. İlk haberimiz ilk albümüyle yapılabilecek en iyi debut (debü diye telafuz etmeyi ne de çok sevdik) albümlerden birini yapan Fleet Foxes&#8217;dan. Grup [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><img class="aligncenter size-medium wp-image-3244" title="music" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Music_by_DrBunsenHoneydew-300x196.jpg" alt="" width="300" height="196" /></p>
<p style="text-align: justify;">Şu anda müzik durağı&#8217;nın ilk nüshasınızı okuyorsunuz. Peki müzik durağı nedir? Müzik durağı hafta boyunca gelişen müzik haberlerinin, dedikodularının, toplandığı, derlendiği, adam edildiği ve yorumlandığı bir durakta bekleme etkinliğinden başka bir şey değildir.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-3241" style="margin: 4px; border: 2px solid black;" title="Fleet Foxes" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/images1.jpg" alt="Fleet Foxes" width="100" height="100" /></p>
<p style="text-align: justify;">İlk haberimiz ilk albümüyle yapılabilecek en iyi debut (debü diye telafuz etmeyi ne de çok sevdik) albümlerden birini yapan Fleet Foxes&#8217;dan. Grup geçtiğimiz günlerde yeni albümlerinin kayıtlarını bitirdi ve albümü envai prodüksiyon işlemi için ilk albümlerinin de prodüktörlüğünü yapan memleketlileri Phil Ek&#8217;e teslim etti. Albümün adını ise Deepwater Horizon olarak belirlemişler. 2011&#8242;in başlarında çıkması bekleniyor.</p>
<p style="text-align: justify;">
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/images-1.jpg"><img class="size-thumbnail wp-image-3242 alignleft" style="margin: 4px; border: 2px solid black;" title="the orb" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/images-1-150x150.jpg" alt="" width="120" height="120" /></a>Ambient ikilisi The Orb&#8217;un David Gilmour ile birlikte kaydettiği albümleri Metallic Spheres bugün piyasaya çıktı. Henüz dinleme imkanı yakalayamasak da Pink Floyd ve Gilmour&#8217;un solo albümlerinin tarzından tamamen farklı olduğunu grubun eski işlerini dinleyince idrak edebiliyorsunuz. Merak edenler için iki adet de link hediyemiz olsun;</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.youtube.com/watch?v=den8ofw1qFg">http://www.youtube.com/watch?v=den8ofw1qFg</a> &#8211; David Gilmour  + The Orb albüm kayıt seanslarından ufak bir video</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.youtube.com/watch?v=FHixChYgGRI">http://www.youtube.com/watch?v=FHixChYgGRI</a> &#8211; The Orb &#8211; Little Fluffy Clouds</p>
<p><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-3243" style="margin: 4px; border: 2px solid black;" title="Liam Gallagher" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/liamg171209-150x150.jpg" alt="" width="63" height="63" /></p>
<p style="text-align: justify;">Noel Gallagher&#8217;in Oasis&#8217;ten ayrılmasından sonra artakalan Oasis elemanlarını toplayan Liam Gallagher yeni grubuna Beady Eye ismini verdi. Gayet de ağır konuşmuş Liam abimiz. Hatta Beady Eye&#8217;ın Oasis&#8217;ten daha büyük olacağını, yeni grubun Oasis&#8217;e kıyasla &#8220;pop&#8221; grubu kaldığını falan söylemiş ama.. Tarih her şeyi yazacak.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısa haberler&#8217;e geçecek olursak;</p>
<p style="text-align: justify;">Mike Portnoy Dream Theater&#8217;dan ayrıldı. Avenged Sevenfold&#8217;a yoğunlaşacakmış. İyi dedik.</p>
<p style="text-align: justify;">Helloween yeni 7 Sinners albümünden önce bir single yayınladı. İsmini de kendisini de beğenmedik: &#8220;Are you metal?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Soul Müziğin dev ismi Solomon Burke 70 yaşında hayatını kaybetti. Kendisini High Fidelity&#8217;den ötürü Got to Get You Off My Mind ve Cry to Me şarkılarıyla tanıyorduk.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu haftalık bu kadar. Tramvay geldi. Ön kapıdan bininiz.</p>
<p style="text-align: justify;">
<div class="shr-publisher-3239"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/muzik-duragi-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Field Mice ve Pop (ya da sadece Snowball&#8217; s Inner Note)</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/the-field-mice-ve-pop-ya-da-sadece-snowball-s-inner-note/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=the-field-mice-ve-pop-ya-da-sadece-snowball-s-inner-note</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/the-field-mice-ve-pop-ya-da-sadece-snowball-s-inner-note/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 May 2010 22:20:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onur Yener</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=2014</guid>
		<description><![CDATA[(işbu çevirinin orjinal metni, Ekin Sanaç&#8217; ın armağanı olup; aynı zamanda hazırlayacağım C86 yazısından evvel bir nevi önhazırlıktır.) Mogwai&#8217;  ye teşekkürler:) On yedi yıl, pop için bir ömürden fazladır. On yedi yıl, Elvis efsanesinin başlangıcından The Beatles’ın sonuna kadar geçen zamandan daha fazla; Beatles’ın sonundan The Sex Pistols’ın doğuşuna kadar geçen sürenin üç katıdır. Pop [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/the_field_mice_-_inner_notes_11.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2022" title="the_field_mice_-_inner_notes_1" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/the_field_mice_-_inner_notes_11-300x160.jpg" alt="" width="300" height="160" /></a></p>
<p>(işbu çevirinin orjinal metni, Ekin Sanaç&#8217; ın armağanı olup; aynı zamanda hazırlayacağım C86 yazısından evvel bir nevi önhazırlıktır.)</p>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Mogwai&#8217;  ye teşekkürler:)</span></strong></p>
<p>On yedi yıl, pop için bir ömürden fazladır. On yedi yıl, Elvis efsanesinin başlangıcından The Beatles’ın sonuna kadar geçen zamandan daha fazla; Beatles’ın sonundan The Sex Pistols’ın doğuşuna kadar geçen sürenin üç katıdır. Pop için on yedi yıl, efsanelerin parodilere dönüşmesi ve anıların solarak yok olması için yeterli zamandır.</p>
<p>The Field Mice, güçbela üç yıl birlikteydi, ama hiç bu kadar kısa hissettirmedi. Gençseniz hiçbir şey kısa gelmez. Tufnell Park’ta sahnede dağılmalarından bugüne kadar geçen zamana neredeyse altı tane daha Field Mice kariyeri sığdırabilirsiniz; ve bunda hem rahatlatıcı, hem de korkutucu bir şey var. Geçen zamanda kaç gruba aşık oldunuz? Kaç tanesini özlediniz?</p>
<p>The Field Mice’ı ilk dinleyişim, özel olduğunu hissettiğiniz bir şeyi ilk duyuşunuz gibiydi. Nasıl olduğunu bilirsiniz: omurganızda dalgalanmalar, göz kapaklarınıza öpücük konduran kelebekler, kalbinizde menekşe rengi titremeler ve dünyanın, sabah güneşinin Alpujarra Dağları’nı öpüşü gibi önünüzde açılması.</p>
<p>Sarah Record&#8217; un albümlerini, şirket kurulduğu günden beri alırdım. Bundan önce büyük bir adanmışlıkla Sha-la-la plaklarını yalayıp yutmuş, ve Are You Scared to Get Happy gibi fanzinlere İncil muamelesi yapmıştım. 1980’lerde bazıları için bu normal sayılırdı, ama şimdi düşününce bu teenagerların nadir olması daha iyi oldu.</p>
<p>Sarah albümlerinin ilk on birini koşulsuz sevmiştim. Aslında, Golden Dawn dışında, ki bu plak hakkında herkesin aynı duyguyu paylaştığını düşünüyordum: o kadar kifayetsiz bir albümdü ki, insanları sinirlendirmek için çıkarılmış olmalıydı. Aynı zamanda insanlara bir şirketin çıkardığı tüm albümleri almanın bir müzik hayranının değil, bir koleksiyoncunun davranışı olduğunu fark ettirmek için. Bu fikrin temelinde, doğal olarak, bunun aslında böyle olmadığı, ve Pop tüketiminin, fazla analiz edilirse içinden çıkılamayacak bir kuyuya dönüşen ben merkezci tezatlardan oluştuğu bilinci yatıyordu. Yani “Pristine Christine”in tiz melodisinden The Springfields’in Byrds-vari ahengine, The Orchids’in titrek, soprano vokalinin fenalığından Another Sunny Day’in ellerinizde kırılabilecek kadar narin, kalp kıran popuna, gecenin yarısı evden kaçışlardan mezuniyet balosu duvarlarında 14 Iced Bears posterlerine, ironikçe “Please Rain Fall”u söylediğimiz güneşli öğleden sonralara ve kakülümün Roger McGuinn’inki gibi durmasını dilemeye, Sarah Plak Şirketi her zaman, içinde dünyanın daha parlak olduğu ve yalnızlığımı azaltan bir ışıktı.</p>
<p>On ikinci Sarah (“Emma’s House” EP) ise tamamen farklıydı. Sakince ve doğallığın nadir bulunan akışkanlığıyla ilerliyordu. Şu muhteşem Buddy Holly plakları gibi, The Field Mice’ın sihirli bir minimalliği vardı; ama grup aynı zamanda mucizelerle doluydu ve nefesimi kesmişlerdi. 60’ların sonlarından daydream pop tüttüğü halde The Field Mice; bize, Thomas Leer gibi insanlar ve The Wake gibi grupların melodik baslar ile zarif ve sıkıntılı gitarlarla renklendirdikleri ucuz elektronik ritimlerle ve tabi ki Pop dilinden anlayarak bedroom pop şaheserleri yarattığı yakın bir geçmişi hatırlatmıştı.</p>
<p>O zamanlar underground olan house ve techno çocuklarının bedroom pop’undan da çok uzak değildi, ancak o aralar bunu fark edenler çok azdı. Bu bağlantılar ileride daha rahat görülebilecekti tabi ki, ama acele etmeyelim.</p>
<p>Bobby Wratten, kaybolan veya baştan bulunamayan aşklar, harap olmasına rağmen kalbinizde çınlamaya devam eden arkadaşlıklar üzerine öyle uysal ve trajik bir tavırla şarkı söylüyordu ki, ona sempati duymamak imkansızdı. “Ben cesur değilim, ben özel değilim, ben bunların hiçbiri değilim” diyordu “Fabulous Friend”de ve kalplerimiz eriyiveriyordu. Genç ve aşık olmanın ne demek olduğunu; gerçek bir aşk sanısı ve pop çevresinin olanaklarıyla -müzik olsun, söz olsun, imgeler olsun- sadece birkaç dizede anlatabiliyordu. Gözlerinizi kapatıp düşünürseniz, sözlerin Peter Blake’in kot giyinmiş ve rozetlerle donatılmış otoportresinde bir düşünce balonunun içinde süzüldüğünü, ya da Roy Lichtenstein’ın çizgi romanlarındaki talihsiz kadın kahramanlardan birinin metniyle yer değiştirdiğini görebilirdiniz.</p>
<p>Ama burada bazı yanlış anlaşılmaları düzelteyim. Bazı mitleri yok edeyim: hiçbir zaman kendine güven eksikliğiyle alakalı değildi. Yani, hiçbir zaman kendimden hoşlanmadığım olmadı; sadece biraz naiftim. Şu tipik İngiliz şeylerden biriydi sanırım; size hiçbir zaman iyi görünmek, para ve gücün geçerliğinden bahsedilmediği ve bunun sonucunda sosyal hayatın bunlarla alakalı kısımlarında kendinizi rahat hissetmeyerek büyüdüğünüz bir vaka. Bence bu, 80’lerde İngiliz indiepop’unun önemli bir kısmına yön veren şeydi. O günlerde İngiliz çekingenliği hala ruhlarımıza hükmediyordu, bugünkünden çok daha fazla. Hatırlayın ki ebeveynlerimiz, 60’ların “swing”inin, ya da 50’lerde Formica’larda acemice ekilen tohumların kültürel ehemmiyetine gerçek anlamda tanıklık etmek (daha doğrusu bunu anlamak) için fazla yaşlılardı. Tabi ki bu zamanları yaşamışlardı, ama onlarla hiç bağlantıları yok gibiydi; Pop’un esansı, bizim tersimize, onları ele geçirmemişti. Onun yerine, göbek bağları onları 40’ların haşinliğine bağlıyordu, ve hiçbir zaman konuşulmayan şeyler vardı. Seks, para ve güç bunlardan sadece birkaçıydı. Ya da belki bu sadece benim için böyleydi.</p>
<p>Şu aralar 80’ler indiepop’unun sekse karşı olduğu, aseksüel olduğuna inanılıyor. Bu çoğunlukla saçmalıktır. Tabi ki seksle ilgiliydi. Zaten Pop, esasında teenage kültürüdür (Burada “teenager”la kastettiğimin 13 yaşında başlayıp 20 yaşınıza geldiğinizde biten bir zaman değil, varolmanın soyut bir şekli olduğunu kabul ettiğinizi varsayıyorum – ki zaman bir şeyleri ölçmenin her yöntemi gibi ihtiyaridir zaten.) ve bir teenager için seksten daha önemli çok az şey vardır. Seks,doğal olarak, Pop müziğin merkezidir. Eğer Pop seks yapmakla ilgili değilse, seks yapmak istemekle ve birinin seks yapmayı reddetmesiyle ilgilidir. Ya da romantik olmak istiyorsanız, Pop aşık olmakla ilgili değilse, aşık olmayı dilemekle ilgilidir, bu da basite indirgenirse seksle ilgilidir zaten.</p>
<p>80’ler indiepop’unun Sekse Karşı olması fikrinin doğruluk payı varsa, imaj ve modanın yarattığı bir yanlış anlaşılmadır. İnsanlar 80’lerin sonunda indiepop’un aynı zamanda moda karşıtı olduğuna inanıyorlar, ama durum hiç de böyle değildi. Büyük bir adamın dediği gibi, “Eğer modaya bu kadar karşıysanız, İspanyol paça pantolon giyin”. Ve indie çocuklar kesinlikle İspanyol paça pantolon giymiyorlardı. Hayır, giyime ve birçok grubun tarzına nüfuz eden, masumiyetin dönüşü modası, seksist ve testosteronla örülü hakim kültüre bir tepki şeklinde dikkatlice planlanmıştı. Bunlar kültürlerin akışkanlaşarak seri üretime kaynaklık etmesinden önceydi, hakim bir kültürün olması fikrinin hala bir ağırlığı olduğu zamanlardı. İnternet yoktu ve sadece dört televizyon kanalı vardı (Channel Four’un sinyal alanının dışında kalanlarımız içinse sadece üç).</p>
<p>Bana gelince, hep “Emma’s House”un kendi özel ve yıkıcı karakteriyle çok seksi bir albüm olduğunu düşünmüşümdür.</p>
<p>Ancak, çoğu insanın doğrulup dikkatini verdiği single “Sensitive” idi. Şarkıyı ilk defa, Bobby’nin bana gönderdiği bir kasette, 1989 Ocak&#8217;ının başında dinledim. O kaset bana çok uzun süre eşlik etti, ya da öyle geldi. Gerçekte sadece birkaç ay olmalıydı, ama bir haftanın on sene gibi geldiği bir zamanda, o aylar bir ömür sayılırdı. O şarkıları her dinlediğimde nefesimi kesiyorlardı, ve özellikle “Sensitive” bunu en hızlı yapandı. Ses ve sözlerin klasik tezadıydı. Kulaklarınızı döven bir ritim, ve The Shop Asisstants okuldan kaçıp yatak odalarında White Light White Heat’i çalmışlar gibi gitarlarla beraber, Bobby gün batımlarının onu ağlatmasıyla ilgili şarkı söylüyordu. Çelişkilerle kurulu bir şaheserdi, dolayısıyla klasik Pop’tu.</p>
<p>“Sensitive”in dinleyiciler üzerine bir etki bırakmaması imkansızdı, ve 90&#8242;ların başında Seattle&#8217;da bir partide bir plağın pikaptan alınıp duvara fırlatılmasıyla ilgili çok iyi bir hikaye olmasına rağmen, bıraktığı etki çoğunlukla iyiydi. Fransa&#8217;da başı çeken müzik dergisi Les Inrockuptibles yazarları oy birliğiyle (bir daha hiç hemfikir olamamışlarıdır) şarkıyı Ayın Single&#8217;ı yaptı, ve böylece grupla uzun süreli Fransız bir aşk ilişkisinin tohumlarını ekti. Bu arada da İngiltere&#8217;de, dirayetli radyo dinleyicileri, oylarıyla şarkıyı John Peel&#8217;in Festive 50&#8242;si için bir üst seviyeye taşıdı.</p>
<p>Ama hadi sekse geri dönelim, ve hiç The Field Mice&#8217;ın seksle ilgili olmasından şüphe duyduysanız, Snowball albümünün açılış parçasını dinlemeliydiniz. &#8220;Let&#8217;s Kiss And Make Up&#8221;, kendi karakterinde &#8220;Sensitive&#8221; kadar nefes kesiciydi. İhtiraslıydı ve kayıp gidiyordu, bir nevi bisikletlerin arkasında öpüşmek, ay ışığında kızıl saçları okşamak, kalp atımlarının birbirine karışmasının sesiyle sarsılmak gibiydi. Tenin tene değerek ısınmasının sesiydi, dudağın diğer dudağın üzerinde yükselmesinin. Bu formda bile &#8220;Let&#8217;s Kiss And Make Up&#8221; klasik bir dans albümüydü. 1990’da Saint Etienne’in şarkıyı Acid House sonrası bir dans klasiği şeklinde yeniden yorumlaması, başta şarkının kökenlerini fark edemeyenler için onları belirginleştirmişti.</p>
<p>Snowball harika bir plaktı. Yalnızca 10” formatından dolayı değil (en iyi plak formatı budur); aynı zamanda o güzel, sade, leylak rengi kapağından dolayı. Üzerinde aynı leylak kare olan bir t-shirtüm vardı, ama köşesine beyazla The Field Mice yazıyordu. Hep yazının t-shirtü bozduğunu düşündüm, renkli karenin basitliğini tercih ederdim. Ama bu belki de Pop konusundaki züppeliğimden ileri geliyordu. Şarkılara gelince, “Kiss And Make Up” dışında favorilerim “End Of The Affair” ve “White” idi. İkincisi, ne bir Graham Greene romanının hayali, ne de Weekend’in faux-jazz dehasına bir göndermeydi (ikisi de olabilecek olmasına rağmen); bir aşkın sonunu anlatan, ustura gibi bir şarkıydı. “Artık seninle aynı odada olmaya dayanamıyorum. Seni görmeye bile katlanamıyorum”. Ve şarkının otobiyografik olduğu kabullenilse de, bu sözlerin Bobby’e söylendiği mi yoksa sözleri söyleyenin kendisi mi olduğu anlaşılmıyordu. Acıtacak kadar kişisel olmakla, fevkalade evrensel olmak arasında gidip gelen bir şarkıdır. Bu sadece Pop’un en iyilerinin başarabileceği bir şeydir. Bununla beraber “White”, “Sensitive”in çelik gibi bir kendine güvenle yürüğü yoldan yürüyordu ve kasetlerde onu My Bloody Valentine’ın “You Made Me Realise” , The Velvet Underground’un “I Heard Her Call My Name”, New Order’ın “Broken Promise” şarkıları arasına koyuyordum. Her zaman New Order’la olan bağlantının ayrı bir önemi olduğunu düşündüm.</p>
<p>80’lerin sonlarında Factory Funster dediğimiz insanlar vardı. Bunlar Manchester’lı efsanevi plak şirketine ve onunla ilgili her şeye zaman zaman sağlıksız derecelerde ilgi duyan insanlardı. Factory Funster arkadaşlarım vardı, ve neredeyse her biri Sarah ile ilgili her şeyden hırsla nefret ederdi. Sonra The Field Mice’ı, özellikle “Let’s Kiss And Make Up”ı dinlediler. Şarkının ihtişamından hararetle söz ettiler, The Wake ve The French Impressionists gibi Factory ve Crepuscule gruplarıyla olan benzerliklerinden bahsettiler. Ve tabi ki haklılardı. Sonradan, müzik basınında The Field Mice’ın, New Order ve The Smiths arasındaki kayıp halka olduğunu söyleyen yazılar ortaya çıkmaya başladı.</p>
<p>Ve bir yere kadar, onlar da haklıydı.</p>
<p><strong><span style="color: #3366ff;"> </span></strong></p>
<div class="shr-publisher-2014"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/the-field-mice-ve-pop-ya-da-sadece-snowball-s-inner-note/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Madchester</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/madchester/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=madchester</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/madchester/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Mar 2010 13:47:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Madchester]]></category>
		<category><![CDATA[Manchester]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=1614</guid>
		<description><![CDATA[Manchester’ı fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla pek beğendiğim söylenemez. Üstüne üstlük futbol takımları United ve City’den ayrı ayrı tiksinirim. Yıllardır Manchester maçlarında Mançester şeklindeki telefuzundan dolayı Ömer Üründül’ün de bu takımları sevmememde önemli bir katkısı olduğunu da söylemeden geçemem. Benim Manchester ile tek alakam Madchester; 80’lerin sonlarında ortaya çıkıp fazla uzun soluklu olamayan bu müzik akımı. Post-punk, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/madchesterL.gif"><img class="alignleft size-full wp-image-1615" style="margin-left: 3px; margin-right: 3px;" title="madchesterL" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/madchesterL.gif" alt="" width="300" height="300" /></a>Manchester’ı fotoğraflardan gördüğüm kadarıyla pek beğendiğim söylenemez. Üstüne üstlük futbol takımları United ve City’den ayrı ayrı tiksinirim.  Yıllardır Manchester maçlarında Mançester şeklindeki telefuzundan dolayı Ömer Üründül’ün de bu takımları sevmememde önemli bir katkısı olduğunu da söylemeden geçemem.</p>
<p style="text-align: justify;">Benim Manchester ile tek alakam Madchester; 80’lerin sonlarında ortaya çıkıp fazla uzun soluklu olamayan bu müzik akımı. Post-punk, elektronik, pop, house, acid. Acid’in keşfi 70li yıllarda progressive rock gruplarının birbiri ardına efsanevi kayıtlar çıkarmasına vesile olmuştu. Yaklaşık 20 sene sonra yine İngilizler doğru zamanda kafa oldu. Bu sefer Ecstacy ile. Madchester’da ayık yok.</p>
<p style="text-align: justify;">Madchester henüz başlamamışken post-punk yavaş yavaş yerini elektronik tınılara, acid-house denilen yeni bir türe bırakıyordu.  The Stone Roses, James, Inspiral Carpets, 808 State, Happy Mondays henüz “toy” gruplardı. Bunların içinde Happy Mondays’i ayırmak istiyorum çünkü Madchester’ın oluşmasında en büyük etkisi olan Mr Manchester lakaplı Tony Wilson’ın kurduğu Factory Records’den çıkan singlelarını yine bu dönemin önemli simalarından Electronic, New Order ve Joy Division’ın kurucusu Bernard Sumner prodüktörlüğünde çıkarmışlardı. Bu da onları bu dönemin en önemli gruplarından biri olacakları konusunda ilk işaretti. Daha sonra Madchester: Rave On Ep’si ile bu akıma ismi vermenin gururunu da yaşayacaklardı.</p>
<p style="text-align: justify;">Madchester dönemi biraz sancılı başladı. Happy Mondays, Stone Roses ve A Guy Called Gerald aynı  dönemde ard-arda singlelar çıkardılar. A Guy Called Gerald’ın Voodoo Ray albümü olumlu tepkiler alsa da bu dönemin resmi startını Stone Roses &#8211;  Made of Stone singleı ile başlattı. Basının ilgisi muazzımdı ve pek çok kişi tarafından en iyi çıkış singleı olarak lanse edildi. ı.</p>
<p style="text-align: justify;">Manchesterlı James, Electronic, The Mock Turtles, The Charlatans, Inspiral Carpets, Happy Mondays birbiri ardına hitler çıkartırken bunları Manchesterlı olmayan fakat akıma kendini kaptıran The Fall, Soup Dragons, Flowered Up, Blur gibi gruplar da takip etti. Bu dönemde bazı gruplar halen müzik yapıyor olsalarda pek çok kısa soluklu grup da ortaya çıktı. Northside, New Fast Automatic Daffodils, Paris Angels, World of Twist  gibi..</p>
<p style="text-align: justify;">Bu dönemle ilgili en sevdiğim tanımlama “Alternative Rock’ın Dans Müziğiyle Buluşması”dır.  Bir gece kulübü etrafında olgunlaşan daha sonra ünü tüm İngiltere’ye ulaşan bu akımın içinde yer almak için pek çok şeyimi feda ederdim. Neyse ki arkalarında ölümsüz eserler ve enfes takipçiler bıraktılar. Ve yine neyse ki pek çoğu hala müzik yapıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu yazının hediyesi, bu akımı daha yakından tanımak isteyenler için kendi yaptığım derleme albüm. Umarım beğenirsiniz.</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/folder.gif"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1616" title="folder" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/folder-300x300.gif" alt="" width="300" height="300" /></a><a href="http://rapidshare.com/files/366272294/Tramvay_Duragi_-_Madchester_Compilation.rar.html"></p>
<p>http://rapidshare.com/files/366272294/Tramvay_Duragi_-_Madchester_Compilation.rar.html</a></p>
<div class="shr-publisher-1614"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/madchester/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Zamanların En Tırt Grupları &#8211; 2</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-2/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-2</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-2/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Oct 2009 23:07:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=759</guid>
		<description><![CDATA[Berbat, tiksinç, kahrolası, yer yüzünden silinesi gruplar listesinin devamı. Burda bitiyor sanmayın devamı da gelecek. Daha önceden sizinle anlaşmıştık, bu yazıya gelen olumsuz yorumları anında sileceğiz. İlk bölümü kaçıranlar hemen  şurdan baksınlar biz de işimize bakalım. Özellikle şu ortadakilerin cinsiyetini tahmin edebiliyorsanız, sizde sorun var arkadaş! Tokio Hotel Almanları akıllı uslu adamlar sanırdık. Ben Batı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;">
<p style="text-align: left;">Berbat, tiksinç, kahrolası, yer yüzünden silinesi gruplar listesinin devamı. Burda bitiyor sanmayın devamı da gelecek. Daha önceden sizinle anlaşmıştık, bu yazıya gelen olumsuz yorumları anında sileceğiz. İlk bölümü kaçıranlar hemen  <a title="Tırtlar" href="http://www.tramvayduragi.com/?p=698" target="_blank">şurdan</a> baksınlar biz de işimize bakalım.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/TokioHotel.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-885" title="TokioHotel" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/TokioHotel-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a><br />
Özellikle şu ortadakilerin cinsiyetini tahmin edebiliyorsanız, sizde sorun var arkadaş!</p>
<p><strong>Tokio Hotel</strong></p>
<p style="text-align: left;">Almanları akıllı uslu adamlar sanırdık. Ben Batı Almanyalı olduklarından kelli Batı Almanlara olan sempatimi de kaybettim bu piçozlar yüzünden. Esenyurt tayfası bile giyimine kuşamına sizden daha fazla özen gösteriyor ulan. Adamların en azından tutkuları, size benzer şeyler giymek için elde ettikleri bir amaçları (hatun kaldırmak) var. Sizin cinsiyetiniz belli değil. Kim bilir grupta kim kimi düdüklüyordur? Bankacı mankacı olsaydınız ya siz ne bulaştınız müziğe?</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="jonas" src="http://www.playbackstl.com/images/stories/livemusic/jbs.jpg" alt="" width="400" height="300" /><br />
-Avrille resmimiz var lan artık yihüü, okulda ne havamız olur düşünsenize. (Yazarın notu: Kravat gömleğe takılır yavrucuğum)</p>
<p><strong>The Jonas Brothers</strong></p>
<p>Disney Channel&#8217;ın dünya çocuklarına armağını. Zaten adamların ön grup olduğu isimlere bakar mısınız: Miley Cyrus ve Avril Lavigne. Bizim orda yazları festival oluyor. Sazcı Hilmi Hoca var. Yemin ederim onun önünde çıksam daha büyük başarıdır benim için. Yaptıkları çalışmaların yarısını Disney yarısını Nickelodoen için yapan dünyada başka hangi grup var?</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" title="jonasibneler" src="http://forgottenjournal.com/wp-content/uploads/2008/05/boyzone.jpg" alt="" width="405" height="340" /><br />
Polis  şapkası yerine yaprak kullansaydanız daha orjinal olurdu. Bak mesela RHCP çorap taktı, niye? Çünkü adamlar orjinal.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Boyzone</strong></p>
<p style="text-align: left;">Çakma Backstreet Boys. Geçen gün bir elemanları ölmüştü ordan geldi aklıma bu ibişler. Thom Yorke bunlardaki Ronan Keating isimli dallama hakkında çeşitli kereler boşu boşuna kukla ve salak demedi. Akıllı adamın hali bir başka.</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://static.obolog.net/multimedia/fotos/12000/11411/11411-12294_p.jpg " alt="" width="450" height="300" /><strong> </strong></p>
<p style="text-align: left;">Bir dahaki sefere objektifin nerde olacağına hep beraber karar verin, öyle fotoğraf çektirin canlarım benim.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>My Chemical Romance</strong></p>
<p>Emo. Sokaklarda gördüğümüz özgüvensiz, sünepe, kaltaklığı maharet sanan tiplerin dinlediği, onların çoğalmasına yardım ve yataklık etmiş iğrenç ötesi bir grup. Marilyn Manson&#8217;ı da çok sevmememe rağmen yaptıkları müziğin Manson&#8217;ın kötü bir kopyası olması da içler acısı.</p>
<p style="text-align: center;">&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img.blogcu.com/uploads/enjoyrockman_cradle_of_filth.jpg " alt="" width="320" height="310" /><strong> </strong></p>
<p style="text-align: center;">Yurtseven Kardeşler vs. Cradle of Filth</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Cradle of Filth</strong></p>
<p>Bir metre boyuyla dünyayı ele geçireceğini sanan satanik frontman Dani Filth önderliğinde müzik kariyerine devam eden grup şu an bir şatoda yaşamaktadır. İlk duyduğunuzda maytap geçtiğimi sanıyor olsanız da bu olay tamamen gerçek. Bunlar bir ara sapıtık gore film falan çekmeye çalıştılar. Bir arkadaş (ekolü) sayesinde izlemek zorunda kaldığım filmde aklımda kalan tek şey kopan insan uzuvlarıydı (meme, bacak, böbrek, dalak). Velhasıl kelam: görüldüğü yerde uzaklaşın, tek yakalarsanız dalın bu ipnetorlara. Bunu hakediyorlar.</p>
<div class="shr-publisher-759"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-2/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Zamanların En TIRT Grupları Bölüm 1</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-bolum-1/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-bolum-1</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-bolum-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 19:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Coldplay]]></category>
		<category><![CDATA[Creed]]></category>
		<category><![CDATA[Happy Mondays]]></category>
		<category><![CDATA[Matchbox 20]]></category>
		<category><![CDATA[Nickelback]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=698</guid>
		<description><![CDATA[Biliyorum bu yazıda ve bu yazının ilerleyen bölümlerinde çok küfür yiyeceğim. Ama malesef gerçekler böyle. Biz de sevdiğiniz grubun TIRT olarak Tramvay Durağı arşivlerinde yerini almasını istemezdik. (Not: &#8220;abi aslında o grup şöyle iyi, böyle babacan, öyle damardan şeklindeki yorumlar aniden silinecektir&#8221;. Yazıyı destekleyici yorumlara ise dokunulmayacak. ) önce adam gibi grup resmi çekinin sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Biliyorum bu yazıda ve bu yazının ilerleyen bölümlerinde çok küfür yiyeceğim. Ama malesef gerçekler böyle. Biz de sevdiğiniz grubun TIRT olarak Tramvay Durağı arşivlerinde yerini almasını istemezdik. (Not: &#8220;abi aslında o grup şöyle iyi, böyle babacan, öyle damardan şeklindeki yorumlar aniden silinecektir&#8221;. Yazıyı destekleyici yorumlara ise dokunulmayacak. )</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Coldplay.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-883" title="Coldplay" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Coldplay-300x245.jpg" alt="" width="300" height="245" /></a>önce adam gibi grup resmi çekinin sonra gelin</p>
<p><strong>Coldplay</strong></p>
<p>Ulan yarım saatten beri öldüremediğim sivrisineği bile sizden daha çok seviyorum. En azından bir yaşam gayesi var hayvanda. O bit kadar hayvan bile kendini sizin kadar tekrar etmiyor. Hep farklı farklı yerlerden ısırıyor. Siz kendinizi tekrarlamanın allahını yaptınız. Hadi bunu geçtim, biraz sonra bu listede adını altın harflerle anacağım U2&#8242;ya bile özendiniz lan bir ara. Ananız babanız yok mu sizin oğlum?</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://justwilliam1959.files.wordpress.com/2009/02/creed-wallpaper-800x600.jpg" alt="" width="320" height="200" />Ayna&#8217;nın sizden ne eksiği vardı da siz milyon dolarlar kazandınız ulan?</p>
<p><strong>Creed</strong></p>
<p>İğrenç bir gitar tonu, birbirinden kolpa gitar riffleri.. Üstüne üstlük milyarda biri olamayacağınız Pearl Jam özentiliğinize ne demeli? Ulan aylarca Alice in Chains ile turladınız Jerry Cantrell &#8220;hayatımda gördüğüm en burnu havada adamlar bunlardı, tek bir merhaba bile demediler&#8221; demiş sizin için. Az bile demiş. 120. sınıf kolej filmi soundtrackçileri sizi..</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img121.imageshack.us/img121/8640/dallamalar.jpg" alt="" width="410" height="153" />utanıyoruz abi diyip kapıma gelmeyecektiniz</p>
<p><strong>Matchbox 20</strong></p>
<p>Yapmayın evladım, yapmayın oğlum. Beceremiyorsanız yapmayın ya. Zaten o kadar boktan bir grupsunuz ki google adam gibi grup resminiz bile yok. Hep aynı resim. Piyano çalan elemanınız başarılı acilen başka tarzlara yönelip hayatını kurtarmalı. Diğerlerini Allah&#8217;a havale ediyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://64.131.83.194/~isgaysti/wp-content/uploads/2007/04/nickelback.jpg" alt="" width="300" height="200" />hem yeteneksiz hem kolpa hem de tipsiz olup nasıl başarılı olmayı planlıyorsunuz?</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nickelback</strong></p>
<p style="text-align: left;">Mtv-rock diye bir tarz varsa hah işte onu bu lavuklar çıkardı. Yüzyılın yazılmış en rezil, en sütlaç balladlarını yazdınız. Hala da albüm çıkarınca listelerde 1. sıraya çıkıyorsunuz. Arkanızda kim var oğlum sizin?  Template şarkı yapıp hala para kazanabiliyorsunuz ya ben ona yanıyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://static.nme.com/images/article/84_HappyMondays_L290307.jpg" alt="" width="300" height="184" />Hayır hayır bu, Shaun of the Dead&#8217;in zombi seçmelerinden bir fotoğraf değil!</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Happy Mondays</strong></p>
<p style="text-align: left;">Dinlerken en gerildiğim grup sizsiniz abicim. Mançester&#8217;in yüz karalarısınız. Bu kadar baygın, sünepe bir müzik yapılır arkadaş. Neyin tribini yaşıyorsanız hemen vazgeçin zira insanlıktan çıkmışsınız.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">devamı yakında..</p>
<div class="shr-publisher-698"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-bolum-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sonradan Açılan Şarkılar</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/sonradan-acilan-sarkilar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sonradan-acilan-sarkilar</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/sonradan-acilan-sarkilar/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 13:57:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Şarkı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=178</guid>
		<description><![CDATA[Kavga etmeden tartışmayı deniyorsunuz ama olmadığını anladığınız zaman önce yavaştan sesinizi yükseltiyorsunuz ve büyük patlama gerçekleşiyor. Başladığında mülayim ve sessiz, ortasına doğru hafiften şiddetini belli eden, kırılma noktasını geçtikten sonra da çıldırıp deliren şarkılardan bahsediyorum, Lifehouse&#8217;un Everything&#8217;i, Victory At Sea&#8217;nin Love is Ageless&#8217;ı ya da Band of Horses&#8217;ın Is There a Ghost&#8217;u gibi şarkılardan. Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: left;">Kavga etmeden tartışmayı deniyorsunuz ama olmadığını anladığınız zaman önce yavaştan sesinizi yükseltiyorsunuz ve büyük patlama gerçekleşiyor. Başladığında mülayim ve sessiz, ortasına doğru hafiften şiddetini belli eden, kırılma noktasını geçtikten sonra da çıldırıp deliren şarkılardan bahsediyorum, Lifehouse&#8217;un Everything&#8217;i, Victory At Sea&#8217;nin Love is Ageless&#8217;ı ya da Band of Horses&#8217;ın Is There a Ghost&#8217;u gibi şarkılardan.</p>
<p>Bu şarkıların saydıklarım dışında aslında pek fazla ortak özellikleri yok. Bir anda hayatınıza giren ve aynı hızla çıkan insanlar gibiler, etkileyici olabiliyorlar ama devamındaki gürültünün korkutuculuğu rahatsız ediyor düzeninizi. Daha sakin, daha sessiz şarkıları seviyorsunuz yine ama onları da bir türlü unutmuyorsunuz, zamanı gelince çıkıyorlar ortaya, sakladıkları enerjiye şaşarak tekrar dinliyorsunuz.</p>
<p>Aslında &#8220;sonradan açılan&#8221; sözümün altında &#8220;celallenmek&#8221; anlamı yatıyor ama &#8220;celallenmek&#8221; herkeste bendeki anlamını uyandırmadığından şarkıları &#8220;açmak&#8221; zorunda kaldım. Damien Rice&#8217;ın ve Carissa&#8217;s Wierd&#8217;in de bu türe dahil olabilecek birçok parçası var, hatta düşününce Glen Hansard&#8217;ın Marketa Irglova ile yaptığı When Your Mind&#8217;s Made Up bile çok harika bir örnekmiş gibi duruyor..</p>
<p>Sonradan açılan şarkıları seviyorum genelde, sevdiğim bir dizide bir anda sahneyi tamamlama ihtimallerini seviyorum, sözlerini merak ediyorum, anlattıklarını dinliyorum. Bazılarının bir kısmı çok gereksiz geliyor ama yine de bütünüyle sevmeyi başarıyorum. Listemi genişletip bolca şarkı eklemek istiyorum.</p>
<div class="shr-publisher-178"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/sonradan-acilan-sarkilar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hor Görülen Albümler 1 : Metal Sahnesi(1)</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/hor-gorulen-albumler-1-metal-sahnesi1/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hor-gorulen-albumler-1-metal-sahnesi1</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/hor-gorulen-albumler-1-metal-sahnesi1/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2008 22:27:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[in flames]]></category>
		<category><![CDATA[megadeth]]></category>
		<category><![CDATA[my dying bride]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Müzik yapmak zor iş, hele onu insanlara beğendirtmek daha da zor. Bir de yaptığınız müziği &#8220;metalci&#8221; zümreye dinletmeye kalkıştıysanız işin işinden çıkamazsınız. Bu insanlar pek kolay beğenmez, çok çabuk defterden silerler sizi. Bu yazı dizisinin ilk bölümünde metalciler tarafından hor görülmüş, nefret kusulmuş, ardından ana avrat düz gidilmiş bir kaç albümden ve sebeplerinden bahsedeceğim. Aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Müzik yapmak zor iş, hele onu insanlara beğendirtmek daha da zor. Bir de yaptığınız müziği &#8220;metalci&#8221; zümreye dinletmeye kalkıştıysanız işin işinden çıkamazsınız. Bu insanlar pek kolay beğenmez, çok çabuk defterden silerler sizi. Bu yazı dizisinin ilk bölümünde metalciler tarafından hor görülmüş, nefret kusulmuş, ardından ana avrat düz gidilmiş bir kaç albümden ve sebeplerinden bahsedeceğim.</p>
<p style="text-align: center"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/5/57/InFlames-RerouteToRemain.jpg/200px-InFlames-RerouteToRemain.jpg" alt="" width="200" height="200" /></p>
<p>Aslında bu yazıyı yazmama ilham veren şey, geçtiğimiz günlerde atgözlüklü bir arkadaşımızın dinlediği müzik konusunda yavşak bir şekilde &#8220;ben melo-death&#8221; takılıyorum demesi ve örneklendirirken In Flames&#8217;i zikretmesi oldu. Evet In Flames zamanında deliler gibi olmasa da dinlediğim, playlistimde önemli yer etmiş bir gruptur. Tabi playlistimde yer edişi 2000lerin ortalarında olsa da o tarihten çok daha önce arkadaşın bond çantasından çıkarıp kendi bond çantama transfer ettiğim 1999 tarihli Colony albümü sayesinde grupla tanışmıştım. Embody to Invisible, Colony, Ordinary Story ve Pallar Andres Visa gibi unutulmaz şarkılara sahip olan albümün üstüne Clayman gibi bir efsane yaratırsanız tabi ki ateşle oynar, fan baskısıyla karşı karşıya kalırsınız.  Clayman&#8217;den hemen bir sene sonra piyasaya sürülen Reroute To Remain, ya yerinde sayıp bir kaç ufak değişiklikle fanların aşık olacağı ya da grubu ilerilere taşıyacak köklü değişikliklere sahne olacak bir albüm olacaktı. Grup ikinci yolu tercih ederek büyük bir cesaret sergiledi. Fanlarla anlaşırcasına bütün metal siteleri de albüme tavır aldı. İlginçtir grubun bu albümüne hak ettiği tek değeri metal notları genelde çok kıt olan Allmusic gösterdi. Fanlara göre grup piyasaya oynuyordu. Bir albümün diğerine göre daha rahat dinlebilmesi (daha kafa yormadan mı desem?) , daha optimist şarkı sözleri içermesi piyasalaşma mıdır bilinmez.</p>
<p style="text-align: center"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/b/bf/InFlames-Soundtrack_To_Your_Escape.jpg/200px-InFlames-Soundtrack_To_Your_Escape.jpg" alt="" /></p>
<p>Hatta Reroute To Remain, Soundtrack to Your Espace&#8217;e göre oldukça mütevazi bir deneme sayılırdı. Eski In Flames müziği hala sapasağlam orada duruyordu. Bu albüm bazılarına göre piyasalaşmasaydı, zaten metal dünyasında piyasalaşacaktı. Grup bu albümle epey yeni fan edindi ve en büyük riskleri olan Soundtrack to Your Escape&#8217;i piyasaya sürdü. Bir önceki albümde Hardcore yapmakla suçlanan grup bu sefer de amerika&#8217;nın yeni müzikal gözdesi nu-metal yapmakla suçlanıyordu. Bazı fanlar grubun bu yönde ilermesinin çok normal olduğunu düşünürken bazıları tarlalarında eski in flames&#8217;i aradıklarından bu durumu kabullenemediler. Yine tonla hakaret, tonla kötü söze rağmen en azından Kerrang! ve Metal Hammer albümün değerini bildi. In Flames şu an çok az dinlemem rağmen bu iki cesaret abidesi albümden sonra geriye bakmayıp bildikleri yönde ilerdikleri için takdir ettiğim bir gruptur.</p>
<p style="text-align: center"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/3/3f/34_788_Complete_Album_Cover.jpg" alt="" /></p>
<p>İkinci hadisesimiz de İngiltere&#8217;den. My Dying Bride acı çektirici metal müziğin kalesidir gözümde. İnişli çıkışlı müzikleri, sürükleyici şarkı sözleri, karizmatik isimleriyle her daim, her yaptıkları işle ilgimi çekerler. Turn Loose The Swans, The Angel and The Dark River, Like Gods of The Sun.. Bu albümlerin her birinin birer efsane olmadığını kim iddia edebilir? Açıkçası ben iddia edemem ama açık yüreklilikle grubun en sevdiğim albümünün 34.788 %   &#8230; Complete olduğunu söylerim. Değil metal tarihinin, müzik tarihinin en ilgi çekici, en enterasan, en detaycı, en yorucu, en değişken albümlerinden biridir 34788. Karamsar vokaller, gitarlar minimize edilmesine rağmen belki de grubun en karamsar albümüdür. Elektronik eklemeler ile dinamizm kazanan albüm saykedelik denemelere de sahiptir çokca. &#8220;The Whore, The Cock And The Mother&#8221; ile bangır bangır başlayan albüm, şu an bile kalbimi küt küt attırmakta. Böylesine kışkırtıcı bir müzikal başyapıtın metalci kitlesinin dar görüşlülüğü yüzünden yokmuş gibi varsayılmasını görmek istemezdim doğrusu. Albümü sonuna kadar savunmalarına rağmen bu riske bir daha girememiştir MDB. Çünkü çıta çok çok yüksektedir ve bu çıtayı kendileri aşsalar bile aşamayan milyonlarca insan olacaktır. İlginçtir ben de M.D.B.&#8217;nin buna benzer bir başyapıtı bir daha çıkaramayacağını düşünüyorum. Bu da albümü çok da özel yapıyor. (Heroin Chic ve Acopalypse Woman&#8217;dan bahsetmemek olmaz, bu parantezin başka bir işlevi yoktur)</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/4/4d/MegadethRisk.jpg" alt="" /></p>
<p>Yazının başından beri hep risklerden bahsettik. Megadeth&#8217;inkinden bahsetmemek olmaz. Şunda çok ısrarcıyım bu albüm değme alternative rock albümünü cebinden çıkarır. Dave Mustaine 1997 yılında aslında ufaktan mainstreame kayacağının sinyallerini vermektedir. Farklı sounduyla Trust grubun listelerde 1 numaraya oturan ilk single&#8217;ı olunca kendisine bir gaz gelir (Halk arasında Marty Friedman gazı da denebilir. Metalden iyice sıkılan MF bu yönde ilerlemesi için Mustaine&#8217;i teşvik eder, iyi de eder) ve Risk kaydedilir. Köklerinden tamamen sıyrılmış, sertliğini ve hızını kaybetmiş bir Megadeth albümü tabi ki camiada hoş karşılanmaz. Nihayet Megadeth de poplaşmıştır bazıları için. Benim içinse çıktıktan 1.5 sene sonra ucuzluk reyonundan kapıp walkmanime yerleşen ve aylarca içinde kalan bir efsaneye dönüşür. Insomnia, Prince of Darkness gibi şizofrenik şarkılarla başlayan albüm (enter the arena ve crush em&#8217;i saymazssak (crush em&#8217;i sevmiyorum, enter the arena&#8217;da onun introsu, yani kanbağı var, aklıma getiriyor)) kim milyoner olmak ister parodisi Breadline ile devam eder, sonra bir şarkılık arıza yine devam eder. Arızanın adı The Doctor is Calling. Şu şarkıyı bir kere canlı çalsalar başka bir şey istemem! Böyle bir girişten sonra I&#8217;ll Be There, Seven, Ecstasy boşluğu doldurur. Pek de güzel doldurur aslında. I&#8217;ll Be There, Arjantinli fanlar için yazılmıştır oralarda bir farklı sevilir, akustik olanı tavsiye edilir. Seven 7 ölümcül günahı iğneler, dalgasını geçer. Ecstasy albümün pek de bilinmeyen ağırtopudur. Hayal dünyasında onu tamamlayan mükemmel bir erkekle yaşayan bir kızı anlatır. Fakat bunun gerçekte bir ihtimali yoktur ve hislerini ondan saklamaya çalışır. Daha sonra ikisi de birbirlerini ecstasynin hayal dünyasında oluşturduğunu anlar. vs vs..  Ne yazık ki Megadeth de bunun gibi bir albüm daha yapmadı. Yapamayacak. Tek isteğim Dave Mustaine&#8217;in solo projesinin bu yönde ilermeseydi, hatta 2001deki grup dağılışında çok da üzgün değildim. Belki gelecekte yine deneysel işleri bulaşır veya onu bulaştırır. Bekleyelim..</p>
<div class="shr-publisher-102"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/hor-gorulen-albumler-1-metal-sahnesi1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

