<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tramvay Durağı &#187; Icelandic</title>
	<atom:link href="http://www.tramvayduragi.com/category/muzik/icelandic/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tramvayduragi.com</link>
	<description>Göğe Bakma Durağı..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 07:14:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Ólöf Arnalds&#8217;tan Selam Var</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/olof-arnaldstan-selam-var/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=olof-arnaldstan-selam-var</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/olof-arnaldstan-selam-var/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2011 02:19:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=5019</guid>
		<description><![CDATA[Bu bir İstanbul etkinliği değil ve nispet yapmak aklımın ucundan geçmez :) Biliyorum ki Tramvay Durağı’nı takip eden birçok kişinin severek dinlediği ve İstanbul’a gelmesi için merakla beklediği bir isim Ólöf Arnalds. Zaten kendim için yazacaktım, sevgili Burak da rica edince neden olmasın dedim. Onu kanlı-canlı görme, dinleme ve sohbet etme şerefine nail olduğum için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/olof-564x376.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-5020" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/olof-564x376-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>Bu bir İstanbul etkinliği değil ve nispet yapmak aklımın ucundan geçmez :) Biliyorum ki Tramvay Durağı’nı takip eden birçok kişinin severek dinlediği ve İstanbul’a gelmesi için merakla beklediği bir isim Ólöf Arnalds. Zaten kendim için yazacaktım, sevgili Burak da rica edince neden olmasın dedim. Onu kanlı-canlı görme, dinleme ve sohbet etme şerefine nail olduğum için o kadar mutluyum ki, Ólöf&#8217;ü heyecanla bekleyenlere selamlarını iletmek ve konser deneyimimi –naçizane- paylaşmak istedim.</p>
<p>Mekan bir performans salonu değil, olabildiğince küçük ve samimi bir bar sahnesiydi. Bizse Ólöf’ün mikrofonuna bir kol mesafesindeydik. Mekan’ın amatörlüğü mü yoksa Ólöf’ün mütevazılığı mı bilemiyorum ancak sahneye çıkmadan tam beş dakika önce, seyircilerin arasından nazikçe süzülerek ve gülücükler dağıtarak geçti sahne arkasına Arnalds. Önce enstrümanlarını yerleştirdi – bir akustik, bir klasik gitar ve bir <em>charango</em> –  sonra köpüklü şarabından bir yudum aldı ve çalmaya başladı. Çalmak dediysem öyle alelade bir çalmaktan bahsetmiyorum, klasik gitarının tellerine her dokunuşu, iki dudağının arasından çıkan İzlandaca sözler bütün dinleyicileri muhtelif hassas noktalarından vurmuştu.  O söylerken, biz acizdik, kullanışsızdık sanki. O anda ona birşey olacak olsa, oradaki herkes bir organını feda edebilirdi büyü bozulmasın diye. Billur gibi sesi, ay gibi parlayan gözleri, daimî tebessüm eden dudakları, sahnede dimdik duruşu, hepsi bu büyünün bir parçasıydı. Herhangi biri olsa sahnede sap gibi durdu derler, Ólöf durunca harikulade bir kompozisyon :)</p>
<p>Son albümü <em>Innundir skinni</em>‘den sırayla başladı çalmaya. Seyircilerin yaş ortalaması benim alıştığım kitlelerden oldukça yüksekti. Gözlemlediğim kadarıyla Barselona’da yaşayan Dan, Fin, Norveçli ve İsveçli göçmenler ağırlıktaydı ve özellikle Ólöf’ü değil, kendi topraklarından bir insanı dinlemek için gelmişlerdi. Bense çoğu şarkısının İzlandaca sözlerini bile ezberleyecek kadar dinlemiştim Ólöf’ü. İçimden eşlik ediyordum ve sanki bunu hissetmiş gibi bana gülümsüyordu her göz göze geldiğimizde. Her şarkıdan sonra konuştu bizlerle Ólöf. Şarkıların anlamlarından bahsetti, kız kardeşlerine bestelediği şarkıları çaldı, basit vokallerine eşlik etmemizi istediğinde herkes gayretliydi. Yıllarca klasik müzik eğitimi aldığını tescil eder gibi gitardaki ustalığı kolayca farkediliyordu. Önceden playlist hazırlamamıştı, aralarda şimdi hangi şarkıyı çalsam diye karar vermeye çalıştığı belliydi. Aylardır turnede olduğunu ve yolculuk sırasında yeni besteler yaparak eğlendiğini söyledi ve bunlardan biriyle ilgili bizim onayımızı almak istedi, hatta “sizce neyi anlatmalı” diye şarkı sözleri için ipucu toplamaya çalıştı. Bir buçuk saatin sonunda o sahneden inerken, geri kalan herkes saflığa ve güzelliğe doymuştu. Ben sabaha kadar alkışlamaya hazırdım ama sahneye tekrar çıkması sadece yarım dakika sürdü. Bis olarak tamamen akapella bir İrlanda türküsü söylemeyi önerdi, ki o da çok güzeldi. Sevgi dolu, samimi ve kaliteli bir performanstı.</p>
<p>Konser sonrası hemen kulisten çıkıp onu bekleyen dinleyicilerinin yanına geldi. İşte bu arada bende kendisiyle iki dakikalık kısa bir sohbet fırsatı buldum. Onu çok beğendiğimi, performansını ilk defa dinlediğimi, tebrik ettiğimi söyledim. Turnenin nasıl gittiğini sordum ve kendisini İstanbul’a da sabırsızlıkla beklediğimizi söyledim. İstanbul konusunda olumluydu, “davet gelirse neden olmasın, İstanbul’u çok merak ediyorum dedi”. Kuzeni Ólafur Arnalds’ın geçen ay orada olduğunu hatırlattığımda “aa öyle mi, o zaman ona sorarım nasılmış” diye şaka yaptı, bende “öyle olmaz ki, gelip görmeniz lazım” diye devam ettirdim, güldü. &#8220;En yakın zamanda bekliyoruz&#8221; dedim, &#8220;tamam İstanbul&#8217;daki sevenlerime selamlarımı ilet&#8221; dedi. Biletimi imzalattım ve arkamda bekleyenleri daha fazla kızdırmadan Ólöf’le vedalaştım.</p>
<p>Harika bir deneyimdi, umarım en yakın zamanda İstanbul’a teşrif eder de bu sefer hepberaber dinleriz Ólöf’ün hikayelerini.</p>
<div class="shr-publisher-5019"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/olof-arnaldstan-selam-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İzlandik Bir Festival: Jónsvaka</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/jonsvaka-midsummer-festival/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=jonsvaka-midsummer-festival</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/jonsvaka-midsummer-festival/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 13:38:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Dide Gokay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Vesaire]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=2295</guid>
		<description><![CDATA[Önümüzdeki günleri Efes Pilsen One Love Festival ve Sonisphere Festival ile geçirecek olan İstanbullular bir yana, İzlandikler de boş durmuyorlar. Bu sene ilki düzenlenecek olan Jónsvaka/Midsummer Festival 24-27 Haziran tarihleri arasında Reykjavik&#8217;te düzenlenecek. Festivalin ismi olan &#8220;Jónsvaka&#8221;, Yahya Peygamber&#8217;in doğum gününe gönderme içermekte olup İzlandaca &#8220;Yahya&#8217;nın doğumu&#8221; anlamına gelmektedir. Festivalin müzik programının yanı sıra pek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Önümüzdeki günleri Efes Pilsen One Love Festival ve Sonisphere Festival ile geçirecek olan İstanbullular bir yana, İzlandikler de boş durmuyorlar. Bu sene ilki düzenlenecek olan <a href="http://jonsvaka.is">Jónsvaka/Midsummer Festival</a> 24-27 Haziran tarihleri arasında Reykjavik&#8217;te düzenlenecek.</p>
<p>Festivalin ismi olan &#8220;Jónsvaka&#8221;, Yahya Peygamber&#8217;in doğum gününe gönderme içermekte olup İzlandaca &#8220;Yahya&#8217;nın doğumu&#8221; anlamına gelmektedir.</p>
<p>Festivalin müzik programının yanı sıra pek çok sanatsal aktivite de yapılabilmekte. Ayrıca bana göre festivalin en ilgi çeken kısmı da şu: Festivalin finalinde, pek çok ünlü şehrin meydanlarında çıplak insan topluluklarını çeken <a href="http://www.spencertunick.com/">Spencer Tunnick</a> fotoğraf çekecek.<span id="more-2295"></span></p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/jons-vaka.png"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2300" title="jons-vaka" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/jons-vaka-246x300.png" alt="" width="246" height="300" /></a></p>
<p>Festivalin genel programına bakarsak:<br />
- Maggi Noem adlı yerel bi graffitici, festival boyunca mural yapacak.<br />
- Yerel moda ve tasarımcıların defile ve sergileri olacak.<br />
- Birds Women isimli ikili, dans performansı sergileyecek.</p>
<p>Sahne alacak müzisyenler ise şunlardır:<br />
- Hjálmar<br />
<a href="http://www.hjalmarmusic.com/">http://www.hjalmarmusic.com/</a></p>
<p>- Hudson Wayne<br />
<a href="http://www.myspace.com/hudsonwayne">http://www.myspace.com/hudsonwayne</a></p>
<p>- Seabear<br />
<a href="http://www.seabearia.com/">http://www.seabearia.com/</a></p>
<p>- Hjaltalín<br />
<a href="http://www.myspace.com/hjaltalinband">http://www.myspace.com/hjaltalinband</a></p>
<p>- Ensími<br />
<a href="http://www.myspace.com/ensimi">http://www.myspace.com/ensimi</a></p>
<p>&#8211;<br />
Manen Türkiye&#8217;de bulunup, kalbi İzlanda&#8217;da atanlara adadığım bu yazıya son verip, herkese iygünler dilerim.</p>
<div class="shr-publisher-2295"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/jonsvaka-midsummer-festival/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Found Songs</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/found-songs/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=found-songs</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/found-songs/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 14:53:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Ólafur Arnalds]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=388</guid>
		<description><![CDATA[Ólafur Arnalds henüz yirmili yaşlarının başında olmasına rağmen İzlanda&#8217;nın dünya müziğine kazandırdığı en önemli isimlerden birisi olma yolunda hızla ilerliyor. Kendi deyimiyle klasik müziği o &#8220;gergin&#8221; kesimden alarak herkesin kulağına ulaştırmayı istiyor, deniyor.  Değerini kimsenin sorgulamadığı klasik müzik günümüz dünyasında çok kısıtlı bir kitleye kendini dinlettirebiliyor, bunun nedeni de klasik müziğin saygınlığını korumakla görevli olan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Olafur.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-4085" title="Olafur" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Olafur.png" alt="" width="331" height="331" /></a></p>
<p style="text-align: left;">Ólafur Arnalds henüz yirmili yaşlarının başında olmasına rağmen İzlanda&#8217;nın dünya müziğine kazandırdığı en önemli isimlerden birisi olma yolunda hızla ilerliyor. Kendi deyimiyle klasik müziği o &#8220;gergin&#8221; kesimden alarak herkesin kulağına ulaştırmayı istiyor, deniyor.  Değerini kimsenin sorgulamadığı klasik müzik günümüz dünyasında çok kısıtlı bir kitleye kendini dinlettirebiliyor, bunun nedeni de klasik müziğin saygınlığını korumakla görevli olan &#8220;gizli güç.&#8221;</p>
<p>Ólafur bana göre her biri ayrı şaheser olan yedi şarkı yayınladı. Found Songs isimli bu Ep&#8217;nin içeriği her gün <a href="http://foundsongs.erasedtapes.com/" target="_blank">http://foundsongs.erasedtapes.com</a> adresine yüklendi ve dinleyiciler şarkıları ücretsiz olarak indirdiler. Site şu anda aktif ve parçaları ücretsiz indirebilirsiniz.</p>
<p>İnternetin güçlenmesi ilk etapta müzik dünyasını zorlamıştı. Ardı ardına gelen davalar ve paylaşım teknolojilerine karşı savaş doğru düzgün sonuçlar doğurmadı. İnternet yeni ve gelişen bir şey, bunu yüz yıllık hukuk ile engellemek son derece zor. Bu tatsız durumdan Lars Ulrich bile karlı çıkamadı ve günümüze geldik. Artık dünyanın en önemli grupları bile albümleri web sitelerinden ücretsiz indirmeye açıyorlar. Klasik müziğin yeni neslini temsil eden Ólafur&#8217;un bu davranışı müziğine de uyum sağlamış, indirin dinleyin derim..</p>
<div class="shr-publisher-388"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/found-songs/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sin Fang Bous</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/sin-fang-bous/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sin-fang-bous</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/sin-fang-bous/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 11 Dec 2008 14:04:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onur Yener</dc:creator>
				<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[sindri mar sigfusson]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=149</guid>
		<description><![CDATA[Daha önceki yazım Seabear ile alakalıydı, bu soundu sevenler (ya da kendim) için yelpazeyi biraz daha büyütüp Sindri Mar Sigfusson un solo projesi Sin Fang Bous tan bahsetmek istiyorum. Sindri Mar Sigfusson, on parmağında on marifet, etinden, sütünden yararlanılabilinecek bir insan. Bu yeni projeside zaten bunun güzel bir örneği gibi geldi bana. Albümünün adı ; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/18119709.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-150 aligncenter" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/18119709.jpg" alt="" width="252" height="229" /></a></p>
<p>Daha önceki yazım Seabear ile alakalıydı, bu soundu sevenler (ya da kendim) için yelpazeyi biraz daha büyütüp Sindri Mar Sigfusson un solo projesi Sin Fang Bous tan bahsetmek istiyorum.</p>
<p>Sindri Mar Sigfusson, on parmağında on marifet, etinden, sütünden yararlanılabilinecek bir insan. Bu yeni projeside zaten bunun güzel bir örneği gibi geldi bana. Albümünün adı ; Clangour.</p>
<p>Şimdi gelirsek;  Clangour&#8217;a.Bana kalırsa Sigur Ros&#8217;un <em>Með suð í eyrum við spilum endalaust una </em>benzer bi sound içeriyor. Catch The Ligth&#8217; ı dinlerken gobbledigook dinlediğini hissedebilir insan. Tabii bir de gerçekten içten geldiğini düşündüğüm ses olgusunun mücerretliğine cuk oturan o sesiyle Sigfusson&#8217; un bu işe katkısı yadsınamaz.</p>
<p>İzlanda&#8217; dan Sin Fang Bous yeni yeni piyasaya çıkmış projelerden birisi&#8230;</p>
<p>dinlemek, göz atmak isterseniz diye Myspace&#8217;ini vereyim;</p>
<p><a href="http://www.myspace.com/sinfangbous">http://www.myspace.com/sinfangbous</a></p>
<div class="shr-publisher-149"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/sin-fang-bous/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Seabear</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/seabear/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=seabear</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/seabear/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Dec 2008 00:49:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onur Yener</dc:creator>
				<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>
		<category><![CDATA[Seabear]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=147</guid>
		<description><![CDATA[İzlanda dendiğinde akla gelen o atmosferik soundu birkaç dakikalığına unutun, ve hemen Kings of Convenience, Belle and Sebastian arası bir şeyler anımsayın; zihninizde dönsün dursun o folk… İşte o iki Indie kilometre taşının arasındaki izbe bir durakta, Reykjavik civarında Seabear&#8217;e rastlanabilinir. Aslen tek kişilik &#8220;Sindri Már Sigfússon&#8221; projesi olarak başlayan fakat –tahminimce- “kayıt” – konser [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p class="MsoNormal" style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/seabear.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-148" title="seabear" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/seabear-198x300.jpg" alt="" width="198" height="300" /></a></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt"><span style="Times New Roman;">İzlanda dendiğinde akla gelen o atmosferik soundu birkaç dakikalığına unutun, ve hemen Kings of Convenience, Belle and Sebastian arası bir şeyler anımsayın; <span style="yes"> </span>zihninizde dönsün dursun o folk…</span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt"><span style="Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt"><span style="Times New Roman;"><span style="small;">İşte o iki Indie kilometre taşının arasındaki izbe bir durakta, Reykjavik civarında Seabear&#8217;e rastlanabilinir. Aslen tek kişilik </span><span style="11pt">&#8220;Sindri Már Sigfússon&#8221;</span><span style="small;"> projesi olarak başlayan fakat –tahminimce- “kayıt” – konser düşmanlığı/vefasızlığı dolayısıyla sonradan 8 müzisyen olan Seabear, 2007 yılında <span style="EN">&#8220;The Ghost That Carried Us Away&#8221; albümünü ortaya çıkartmıştır.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt">
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt"><span style="Times New Roman;"><span style="small;"><span style="EN">Debut albüm için söylenmesi gereken şeylerden biri bana göre keskin bir sound yerine sanki diğer İzlanda Ambient gruplarına inat daha hamurumsu bir dokunuşu/görselliği içinde barındırıyor olmasıdır. &#8220;Hamurumsu&#8221; tabirini betimlemem gerekirse, renkli renkli, emprovize fakat bir o kadar da kolay ki </span></span></span><span style="Times New Roman;"><span style="small;"><span style="EN">albümde bulunan, sırasıyla Hospital Bed, I Sing I Swim, Owl Walz, Arms gibi parçalar dinlenirse ne söyleyemediğim ya da söylemek istediğim daha rahat anlaşılır şahsen. Ayrıca, kapağındaki tasarım da albümün güzelliğini destekleyen başka bir donedir.</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt">
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt"><span style="Times New Roman;"><span style="small;"><span style="EN">Ne de olsa  hem İzlanda çıkışlı, hem de folk tınılı çifte kavrulmuş bir grup Seabear, kulak verilesi, dinlerken mutlu olunasıdır..</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt"><span style="Times New Roman;"><span style="small;"><span style="EN">Myspace adresleri:</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="0cm 0cm 0pt"><span style="Times New Roman;"><span style="small;"><span style="EN"><span style="#008000;">www.myspace.com/<strong>seabear</strong></span><br />
</span></span></span></p>
<div class="shr-publisher-147"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/seabear/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amiina</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/amiina/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=amiina</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/amiina/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 13:46:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Amiina]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Sólrún, Edda, Hildur ve María isimli dört bayandan oluşan İzlanda&#8217;lı grup. Sigur Ros&#8217;un yaylılarını çalan insanlar olarak tanımıştım kendilerini, 2004 yılında ise kendi müziklerini yapmaya karar verdiler ve AnimaminA isimli bir EP yayınladılar. Albüm öncesinde 2006 yılında yayınladıkları Seoul isimli ikinci EP&#8217;lerinde yapmak istedikleri müzik biraz daha netleşmiş gibiydi ve Kurr adındaki ilk albümlerini 2007&#8242;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.brooklynvegan.com/img/music/amiina1.jpg" alt="" width="340" height="255" /></p>
<p>Sólrún, Edda, Hildur ve María isimli dört bayandan oluşan İzlanda&#8217;lı grup. Sigur Ros&#8217;un yaylılarını çalan insanlar olarak tanımıştım kendilerini, 2004 yılında ise kendi müziklerini yapmaya karar verdiler ve AnimaminA isimli bir EP yayınladılar. Albüm öncesinde 2006 yılında yayınladıkları Seoul isimli ikinci EP&#8217;lerinde yapmak istedikleri müzik biraz daha netleşmiş gibiydi ve Kurr adındaki ilk albümlerini 2007&#8242;nin Mart ayında piyasaya sürdüler.</p>
<p>Hildur Ársælsdóttir, Edda Rún Ólafsdóttir, Maria Huld Markan Sigfúsdóttir ve Sólrún Sumarliðadóttir Reykjavík&#8217;te müzik okurken tanışmışlar ve beraber müzik yapmaya karar vermişler. Heima&#8217;da da epeyce görünen grup üyeleri son derece sessiz sakin insanlar, aklımdaki İzlanda resminin oluşmasında Sigur Ros ile beraber önemli bir yere sahipler. Müzikleri de Sigur Ros&#8217;un en naif ve kırılgan olduğu zamanlarda araya giren Slowblow gibi.  Bir yaylı dörtlüsü olarak bolca keman, viyola, çello gibi ensturmanlara sahipler ve müziklerinin temelindeki öğe de doğal olarak yaylılar. Ancak parçalarına atmosfer oluşturmakta son derece başarılı elektronik kullanımı var, rahatsız etmeyecek düzeyde ve müziklerini çok iyi tamamlıyor. Gruptaki herkes birden fazla enstruman çalabiliyor ve genelde kimin ne zaman hangi enstrumanı çalacağı belli olmuyor, henüz Türkiye&#8217;ye gelmediler ama konserlerinde bolca yer değiştirdiklerini görebiliyoruz. (Gelseler de izlesek diye de ekliyorum..)</p>
<p>İzlanda bize blogumuzda &#8220;icelandic&#8221; diye bir alan açtıracak kadar müzik dünyasında kendi piyasasını oluşturdu, Amiina da o piyasanın yeni gruplarından birisi. Güzel bir EP ile uyandırdıkları merakı, albüm öncesi denemesi diye nitelendirebileceğimiz ikinci EP&#8217;leri ile arttırdılar ve bu temellerin üzerine inşa ettikleri ilk albümleri Kurr ile de ben dahil birçok kişinin beklentisini boşa çıkarmadılar. Geçtiğimiz yıl en çok dinlediğim albümlerden birisi oldu Kurr, yeni albüm ve Türkiye Konseri beklentisi ile kapatayım yazımı.</p>
<p>Ayrıca çok eğlenceli bir web siteleri var, <a href="http://www.amiina.com/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<div class="shr-publisher-138"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/amiina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Björk / İstanbul</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/bjork-istanbul/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=bjork-istanbul</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/bjork-istanbul/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Aug 2008 06:27:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Vesaire]]></category>
		<category><![CDATA[Björk]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>
		<category><![CDATA[Kuruçeşme Arena]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=83</guid>
		<description><![CDATA[Björk konser haberini ilk aldığımda çok heyecanlanmıştım, ancak zamanla, özellikle de Volta albümünü dinledikten sonra heyecanım söndü gitti. Hatta son güne kadar da konsere gitmeyi planlamıyordum. Björk İzlanda&#8217;nın en popüler şahsıydı ki popülerlikle İzlanda&#8217;mı yanyana koyamakta da epey bir zorlanıyordum.. Neyse son günün son saatlerinde &#8220;ciddi ciddi Björk geliyor&#8221; düşüncesi şimşek gibi indi kalbime ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://farm4.static.flickr.com/3236/2728964027_e532eaa4af.jpg?v=0" alt="" width="375" height="278" /></p>
<p>Björk konser haberini ilk aldığımda çok heyecanlanmıştım, ancak zamanla, özellikle de Volta albümünü dinledikten sonra heyecanım söndü gitti. Hatta son güne kadar da konsere gitmeyi planlamıyordum. Björk İzlanda&#8217;nın en popüler şahsıydı ki popülerlikle İzlanda&#8217;mı yanyana koyamakta da epey bir zorlanıyordum.. Neyse son günün son saatlerinde &#8220;ciddi ciddi Björk geliyor&#8221; düşüncesi şimşek gibi indi kalbime ve biletleri aldım.</p>
<p>Kuruçeşme Arena&#8217;nın Ortaköy&#8217;den yürünecek mesafede olmasını ve sahnesini çok seviyoruz, zaten daha önceki yazılarımda da epey bir övmüşümdür mekanı. 19:40 gibi Zeynep Hanım&#8217;la Arena&#8217;ya gittik, boğaz kenarındaki banklardan birisinde yer bulduk ve konseri beklemeye koyulduk, ikimiz de çok heyecanlı değildik, ancak Şebnem Ferah&#8217;ı 20 kilo vermiş halde görünce heyecanlandık, insanlar bu konsere özel olarak hazırlanmışlardı!</p>
<p>Björk sahneye çıktı, arkada kuşlar, tavuklar, kaplumbağalarla Volta turnesinde olduğumuzu yeniden anladık. Kylie ve Massive Attack deneyimleri sonrasında sahnede gördüğümüz üç adet plazma tv pek ihtişamlı durmasa da konser boyunca merak uyandıracak bir içeriğe sahiptiler.. Björk&#8217;ün orkestrası epey bir şenlikli olsa da elektronik işlerle uğraşan çocuğun amigovari tavırları rahatsız ediciydi. Ayrıca Björk sahnede resmen şuurunu yitirip &#8220;yumruk şov&#8221; yapıyordu ki bundan sonra o hareketleri &#8220;björk yap bakayım&#8221; şeklinde anacağız.</p>
<p>Eski şarkıları bekleyen kitle panik oldu, Volta turnesi kapsamında olan bu konserde de seyirciye bir kıyak yapmadı Björk. Hatta &#8220;güzel Türkçemiz&#8221; dersi de almamıştı, arada sırada Merci diyor, onun dışında da tek bir kelime bile etmiyordu, sanırım o eşsiz boğazımıza kayıtsız kalan ilk sanatçı da Björk oldu.. Sadece orkestrasını seyirciye tanıttı, onun dışında hal hatır da sormadı. Böylece bis dahil 1.5 saat kadar süren konser, Kuruçeşme tarihinin en kısa konserlerinden birisi oldu.</p>
<p>Özetle çok muhteşem bir konser beklemiyordum ve eşsiz bir konser olmadı. Zaten bu sene Massive Attack ile kafamdaki konser performansı kavramını  epey bir değiştirmiştim, ondan sonra gelecek konserlerin şansı azdı. Ancak yine de seyircinin durgunluğa anlam veremedim, hadi biz konserden çok şey beklemiyor ve &#8220;dünya gözüyle Björk görmek&#8221; adına orada bulunup arkalardan izliyorduk ama sahne önü dahil herkes bir ara uyuyordu, konserin performansının düştüğünü de kabul ediyorum ama seyirci de Björk&#8217;ü daha iyi bir performans için zorlamadı, sahnede ne varsa onu aldılar. Koskoca Björk sahnedeyken iki lazere tav oldular.. Sonuçta sahneyi güzelleştirenlerden birisi de seyirci ve seyircinin görevini iyi yaptığını söyleyemeyeceğim.</p>
<p>Not: Kullandığım resim de Ceylan Şahin tarafından çekilmiş olup Flickr&#8217;daki yerini almıştır.</p>
<div class="shr-publisher-83"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/bjork-istanbul/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Frakkur</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/frakkur/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=frakkur</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/frakkur/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jun 2008 15:09:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Frakkur]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>
		<category><![CDATA[Jonsi]]></category>
		<category><![CDATA[Sigur Ros]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/blog/?p=4</guid>
		<description><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" style="vertical-align: middle;" src="http://www.sigur-ros.co.uk/images/frakkur2004-12.jpg" alt="" width="297" height="173" /></p>
Frakkur, Sigur Rós’tan bildiğimiz Jónsi Birgisson’un solo çalışmalarını yayınlamak için seçtiği sahne adı. Büyük grupların başında bulunan dahilerin bilgisayarları ile oynadıklarında ortaya çıkan çalışmaların ne kadar muhteşem olabileceğini Thom Yorke’un The Eraser albümü ile görmüştük.. Frakkur da açıkçası bende büyük bir heyecan uyandırıyor..

İzlanda belki coğrafyasından belki de bizim aramızdaki adıyla “masalya” olmasından ötürü muhteşem müzisyenler doğuruyor. Sigur Rós da bana]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Frakkur.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-5389" title="Frakkur" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Frakkur-300x165.jpg" alt="" width="300" height="165" /></a></p>
<p>Frakkur, Sigur Rós’tan bildiğimiz Jónsi Birgisson’un solo çalışmalarını yayınlamak için seçtiği sahne adı. Büyük grupların başında bulunan dahilerin bilgisayarları ile oynadıklarında ortaya çıkan çalışmaların ne kadar muhteşem olabileceğini Thom Yorke’un The Eraser albümü ile görmüştük.. Frakkur da açıkçası bende büyük bir heyecan uyandırıyor..</p>
<p>İzlanda belki coğrafyasından belki de bizim aramızdaki adıyla “masalya” olmasından ötürü muhteşem müzisyenler doğuruyor. Sigur Rós da bana göre bu topraklardan çıkmış en büyük grup.. (Hatta yeryüzünden de diyebilirim) Jonsi’nin Sigur Rós için yaptıkları saymakla bitmez aslında, hiç anlamadığımız bir dili bize sevdiren, zaman zaman çıkarttığı seslerle hepimizi çocuk yapan, arşesi ile çaldığı gitarından onlarca masal dinlettiren pek sevdiğim bir adam.. Alex Somers ile beraber yarattıkları Riceboy Sleeps ile de naif insanın kırılganlığını ve yaratabileceklerini görmemizi sağladı, Frakkur heyecanımın bir kısmı da aslında bu çalışmada saklı..</p>
<p>Sigur Rós’un web sayfasından da indirilebilen ilk çalışmaları da beni tatmin etmeyi başardı. Jonsi yine masal anlatacak ve alışılmış Sigur Rós’tan farklı olarak biraz daha az ses çıkartarak bunları yapacak belli ki.. Grup içerisinde çalışırken kişisel istekleri genellemek ve denemek istediklerini törpülemek zorunda kalabilirsin, bu yüzden kişisellikleri dökmek için yapılan solo çalışmaları seviyorum Radiohead – Thom Yorke örneğinde olduğu gibi gruba faydası dokunuyor.</p>
<p>Ben bu satırları yazarken Frakkur Songs For The Little Boy isimli bir albüm çıkarttı, Sigur Rós bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaktır ama ilk izlenimim olumlu, ilerki günlerde albüm hakkında detaylı yazacağım.</p>
<div class="shr-publisher-4"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/frakkur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

