<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tramvay Durağı &#187; Grup İnceleme</title>
	<atom:link href="http://www.tramvayduragi.com/category/muzik/grup-inceleme/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tramvayduragi.com</link>
	<description>Göğe Bakma Durağı..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 22:27:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Suede Pazar Günü Ne Çalar?</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/suede-pazar-gunu-ne-calar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=suede-pazar-gunu-ne-calar</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/suede-pazar-gunu-ne-calar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 11:00:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onur Yener</dc:creator>
				<category><![CDATA[Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Bernard Butler]]></category>
		<category><![CDATA[Efes One Love]]></category>
		<category><![CDATA[suede]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=6342</guid>
		<description><![CDATA[Evet bu önümüzdeki pazar doksanların en büyük gruplarından birisini izleyeceğiz One Love vesilesiyle. Suede adı benim için bir hayli mühimdir ve iki farklı dev paragrafı içerisinde barındırır; Bernard Butler’lısı ve Bernard Butler’sızı… Neyse hikâyenin en başı Matt Osman ile Brett Anderson’un (bir de Fettan kadın Justinie Fritchmann var) birlikte bir grup kurup ilan vererek Bernard [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/suede.jpg"><img class="size-medium wp-image-6348 aligncenter" title="suede" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/suede-300x292.jpg" alt="" width="300" height="292" /></a></p>
<p>Evet bu önümüzdeki pazar doksanların en büyük gruplarından birisini izleyeceğiz One Love vesilesiyle. Suede adı benim için bir hayli mühimdir ve iki farklı dev paragrafı içerisinde barındırır; Bernard Butler’lısı ve Bernard Butler’sızı…</p>
<p>Neyse hikâyenin en başı Matt Osman ile Brett Anderson’un (bir de Fettan kadın Justinie Fritchmann var) birlikte bir grup kurup ilan vererek Bernard Butler’ı bulmasına dayanır. 10 yıl ömrü var Suede’in, 10 yılda 5 stüdyo albümü… Ama dünya üzerinde hiçbir grup yoktur ki bu denli sıradan bir hikaye ile kurulsun, temelin 10 sene sonrasında falan tesadüfi bulduğu eski gitaristine yeni İngilizlerin en büyüklerinden Liberines’i bahşetsin, tüm idol-ekol gitaristler tarafından 2 albümde gitar çalmasına rağmen Butler adından hayranlıkla söz edilsin. Suede bu yüzden İngilizler için James ile beraber bambaşka bir hadisedir. (Bu James olayı da bambaşka bir tezdir!)</p>
<p>Ben söyleyeyim, o gece Suede ne çalarsa çalsın en önde eşlik edeceğim aşikar. Ve gelelim “Suede ne çalar” a;</p>
<p>O gece “Coming Up” gecesi olabilir. Butler’sız bu ilk albümden, “Trash”, “Filmstar”, “She”, “By the Sea” ve “Beatiful Ones” banko olur! “Beautiful Ones” her Suede konserinde son şarkı olandır ayrıca. Ve sanırım 2002’deki son Suede albümü “A New Morning” de en az sesini duyacağımız albüm olacaktır. Gerçi en sevdiğim Suede şarkılarından “Lost In TV” ve “Obsessions” bu albümden ama, pek umutlu değilim. Bunun dışında Butler’lı ilk “debut” albümden dünyanın en güzel solosuna sahip “So Young” da kesin olacaktır. “Animal Nitrane” “Metal Mickey” ve “We Are the Pigs“ de çalınacak şarkılardandır kuvvetle muhtemel. Ve bis… “Saturday Night” bir Suede ritüeli olarak duyacağımız şarkıdır sanırım.</p>
<p>Şimdiden bu konserle ilgili en ufak düşünce bile beni bayağı daraltıyor ve zaman yavaş akıyormuş gibi hissediyorum. Bir şeyler eksik olsa da Suede’ i görme şansımız olacak işte ve eksik adam Bernard bir keresinde grubun “Reunion” ununa dair bir açıklamasında “ben Suede’in yalnızca beş dakikasıyım” demişti. Butler’sız haliyle görmemiz ile ilgili yapılan en büyük spekülasyon ise Rough Trade’in Butler’a ait olması ve Suede’in EMI’de olması gibi ticari şeyler. Kaldı ki bence Brett Anderson, Bernard Butler’ a aşıktır!</p>
<p>Bir de <a href="http://setlist.fm/" target="_blank">setlist.fm</a>’e baktığımda gördüğüm o ki başka başka konserlerde başka başka şeyler çalabiliyorlar. Yani kısacası en önden mesela “The Chemistry Between Us!” diye Brett’in duyabileceği şekilde bağırırsanız, bence sizi kırmayacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-6342"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/suede-pazar-gunu-ne-calar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye’den Indie Gruplar</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/turkiyeden-indie-gruplar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=turkiyeden-indie-gruplar</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/turkiyeden-indie-gruplar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jul 2011 09:15:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onur Yener</dc:creator>
				<category><![CDATA[Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[123]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Ev Ablukada]]></category>
		<category><![CDATA[Efes One Love]]></category>
		<category><![CDATA[Kırık Çizgi]]></category>
		<category><![CDATA[Ricochet]]></category>
		<category><![CDATA[Seni Görmem İmkansız]]></category>
		<category><![CDATA[Toz ve Toz]]></category>
		<category><![CDATA[Yora]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=6345</guid>
		<description><![CDATA[One Love’ dan Evvel Vaziyetler: Haliyle Suede geliyor. Bayağı büyük olay var koyu İngilizmüziğisever’ler için. Bunun dışında daha evvel Türkiye’de görme şansı bulduğumuz Cake, Manics, Editors’ de yine yolunu One Love sahnesine düşürmüş. Ne yalan söyleyeyim Suede dışındaki yabancı gruplardan birçoğu birazdan söz edeceğim grupları açık sahnede izlemek kadar beni heyecanlandırmıyor. Evet programın nasıl olacağını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/büyük-ev-ablukada.jpeg"><img class="size-medium wp-image-6346 aligncenter" title="büyük ev ablukada" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/büyük-ev-ablukada-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a></p>
<p>One Love’ dan Evvel Vaziyetler:</p>
<p>Haliyle Suede geliyor. Bayağı büyük olay var koyu İngilizmüziğisever’ler için. Bunun dışında daha evvel Türkiye’de görme şansı bulduğumuz Cake, Manics, Editors’ de yine yolunu One Love sahnesine düşürmüş. Ne yalan söyleyeyim Suede dışındaki yabancı gruplardan birçoğu birazdan söz edeceğim grupları açık sahnede izlemek kadar beni heyecanlandırmıyor.</p>
<p>Evet programın nasıl olacağını öğrendiğim ilk anda aklıma Brett Anderson’ ın “Trash” i dinleyicilere söyleteceği anlar zihnimde canlandı hemen. Lakin bununla beraber; farz-ı mahal Kırık Çizgi’nin ya da Yora’nın Suede konseri ile çakışıp çakışmaması ya da öteki konserlerle nasıl senkronize edildiği ikinci merakımdı. Derken aylar sonra Kırık Çizgi’yi, Yora’yı, 123’ü, Toz ve Toz’u, Seni Görmem İmkansız’ı, Ricochet ve  Büyük Ev Ablukada’ yı büyük sahnelerde, açık havada izleme fikri bir güzel gelmeye başladı ki sormayın.</p>
<p><strong>Kırık Çizgi</strong></p>
<p>İlk başta belirttiğim gibi Kırık Çizgi aylar sonra ilk kez canlı çalacak. Grubun solisti Ezgi hanım kızımız tahsili için yurtlardan ırak düştüğü için uzun süredir pek sesleri çıkmıyordu kendilerinin. Punk’ a yakın davul-bass-klavye sound’unu beklenenin aksine Dresden Dolls değil de daha çok kendilerince ve bir hayli melodik işleyen Kırık Çizgi’ yi geniş geniş alanlarda izlemek büyük şans doğrusu. Evet unutmadan;</p>
<p>İlk gün saat 16:00 da “Dolu Dolu Müzik Sahnesi” nde izleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.myspace.com/kirikcizgi/music/songs/jonathan-ve-guvecin-25347407" target="_blank">“birdenonugördükarşısında o kan kırmızı koridordaaa adama bakıp guguk dedi canıtınkorkupevini terkettiii”</a></p>
<p><strong>123</strong></p>
<p>Berke Can Özcan- Feryin Kaya- Dilara Sakpınar ve Burak Irmak’tan oluşan 123 bu yıl Arve Henriksen ile beraber yaptıkları Arve adlı albüm ile 4 kişilik bir müzikal enstalasyon grubu olduğunu şık bir şekilde göstermişti. Yalnız iyi müzik icra etmekle kalmayıp, kendi imkanlarıyla “büyük” oynayan 123’ ün çıkartacağı sesler ve sahne saati tam doğru anda hiç dinlemeyenine bile hoş seda bırakacak bir planlamaya sahip. Öğlenin yerini serinliğe bıraktığı gölgeli dinginliği “Toz ve Toz” ile “123” arasında paylaştıracaklar şanslıdır.</p>
<p><a href="http://vimeo.com/12489353" target="_blank">“aaa viiil kambaaaak aaaa viil faaynd yuuuu”<br />
</a><strong></strong></p>
<p><strong>Yora</strong></p>
<p>Türkiye’de barok pop ilhamlı indie müzik yok sananların sayısı sanırım bir hayli fazla. Ve bir o kadar da Arcade Fire delisi adamın -kadının “yaaa keşke şöyle türk bir grup olsa” dediğini de az işitmemişidir şimdiye kadar. Bir yandan kolay değil kalabalık çalmak fakat Yora’da 7 kişi ve orkestrasının uyumunu beraber çalmanın keyfinden alan insanların üretim hali yıllardır&#8230; “Karşılaşma 2: Gökyüzünde” “Bugün”e karşı “Işık Lekesi” ve “Atlıkarınca”. Yora’nın ilk dönem kayıtları ile ileride çok duyulacak yeni kayıtları yan yana olursa o sahne yıkılır! Ve neredeyse 2005 yılından beri müziğini İstanbul’un önemli bağımsız sahnelerinde icra eden Yora için büyük gün denebilinir. Kocaman sahnedeler hemi de!!</p>
<p><a href="http://www.myspace.com/yoramusic/music/songs/bugun-28757391" target="_blank">“kaaaalk, başını kaldııır, gökyüzüne baak, senin havaaaan, senin sesiiiin senin şarkıııın bugün senin olsuuun!”</a></p>
<p>Kısa ve öz: “neşeli hissettiren fakat hüzünlü olan şarkılar” çalacaklar.</p>
<p><strong>Ricochet</strong></p>
<p>Amerikalı tınılarıyla The Burning One’ ı Peyote Müzik etiketiyle çıkarttıklarında bir hayli sevinmiştim. Yer yer sevdiğim Pinback’e benzeyen güzel bir şeydi bu albüm. Twelve mesela… Editors ile çakışması dışında bir dezavantajı yok aslında. Ve bence aklı başında kendini tam anlamıyla rock müziğe vermiş bir grup olduğundan dinlerken gaza getirebilir, güzele iyi gelir!</p>
<p><a href="http://www.myspace.com/wericochet/music/songs/twelve-70152442" target="_blank">“yu caast sımaayl eeeen meyk nooyz” </a></p>
<p><strong>Toz ve Toz</strong></p>
<p><a href="http://www.myspace.com/tozvetoz" target="_blank"><em>&#8221; Her biri şimdi bir beyaz cüce, nötron yıldızı ya da kara delik olan yıldızlar; Güneş sistemimizi ve bizi oluşturdu. Varlığımızı kırmızı devlere ve süpernova patlamalarına borçluyuz. Hepimiz yıldız tozundan oluştuk.&#8221; </em>Buyurmuşlar myspace’lerinde.</a></p>
<p>Aslında solistleri Belkıs Akkale olmayan Toz ve Toz, Ürgüp’ten Peribacalarının eksperimenti gibidir. Ne kadar dirayetli müzisyenler olduklarını da Cumartesi Saat 15.00’de “Dolu Dolu Müzik Sahnesi” nde göstereceklerdir.</p>
<p><strong>Büyük Ev Ablukada</strong></p>
<p>Ne reklama ihtiyaçları var, ne de son bir yılda ne kadar büyük bir grup haline geldiklerini anlatmaya. “Baksen Oyalama” teknik direktörlüğünde 2010-2011 sezonunu açık ara şampiyon kapattılar. Bu büyük hadisenin içinde müzik dışında şakalar, muhabbetler de yükselecektir! Hem de elektirikli! Beklentiniz düşmesin.</p>
<p><a href="http://www.myspace.com/olmadikacariz/music/songs/havadar-61384587" target="_blank">“salonun ortasındaaa bermuda şeytan üçgenii”</a></p>
<p><strong>Seni Görmem İmkansız</strong></p>
<p>İki kişilik oyuncaklı orkestranın müziği herkesin ilgisini çeken bir deneyselliğe sahip. Gaye Su Akyol ve Tuğçe Şenoğul’dan gelecek. Dinlemek yetmez. Görmek de gerek. Biraz Cocorosie, biraz dört tekerlekli bisiklet nostaljisi.</p>
<p><a href="http://www.myspace.com/senigormemimkansiz/music/songs/tarcin-gezegeni-63345507" target="_blank">“göööökteyiiim gökteee bir yerlerdeeee kumu çakılı başka”</a></p>
<p>Bu grupları dinleyin, sahneden çok uzaklaşmayın…</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-6345"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/turkiyeden-indie-gruplar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tunng</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/tunng/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tunng</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/tunng/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 10 May 2010 19:09:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Onur Yener</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=2074</guid>
		<description><![CDATA[Bazı gruplar, yaptıkları müziğin üzerine; albümlerini referans göstermek suretiyle pek fazla düşünmemizi istemez&#8230; Sonuç ortadadır, içinde &#8220;çok büyük&#8221; bir şeyler barınması gerekmez böyle grupların albümlerinde/şarkılarında. Büyük manalar için kovalanmak  ya da harcıalem edilmesi üzerine büyük &#8220;savunmalara&#8221; girilmesine de lüzum yoktur üzerlerine. Evet bir şeyleri farklı kılıyor da olabilirler, peki ya verdiği his? İşte bu gruplardan birisi; Tunng&#8217; da, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/all-aboard1.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2083" title="all-aboard" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/all-aboard1-300x207.jpg" alt="" width="300" height="207" /></a></p>
<p>Bazı gruplar, yaptıkları müziğin üzerine; albümlerini referans göstermek suretiyle pek fazla düşünmemizi istemez&#8230; Sonuç ortadadır, içinde &#8220;çok büyük&#8221; bir şeyler barınması gerekmez böyle grupların albümlerinde/şarkılarında. Büyük manalar için kovalanmak  ya da harcıalem edilmesi üzerine büyük &#8220;savunmalara&#8221; girilmesine de lüzum yoktur üzerlerine. Evet bir şeyleri farklı kılıyor da olabilirler, peki ya verdiği his?</p>
<p>İşte bu gruplardan birisi; Tunng&#8217; da, 2000lerin başlarında Sam ve Mike&#8217; ın iç hatlar terminallerinde geçen zamanının külliyatlarının bir toplaması olarak harekete geçmiş bi proje aslında. Derbyshire ve Londra arasında mekik dokuyan ikili; önce bir şeyler biriktirip (ki bunun için genelde, pub&#8217; a gitmeyi yeğlerlermiş) daha sonra studyoya girmeye karar vermişler. Tabii ortaya ilk olarak çıkan; gruba hayat veren &#8220;janr&#8221; olmuş&#8230; &#8220;Folktronica!&#8221;</p>
<p>Ve Folktronica&#8217; nın ardından; kayıtlara geçen grup elemanları, kolabrasyonu sağlayan her türlü insanı gruba katmış. ilk kayıt dönemleri adeta bir curcuna halinde geçen Tunng&#8217; un 2005 çıkan ilk albümlerine bakılırsa zaten bangır bangır &#8220;ben bir proje grubuyum&#8221; sedasını verdiğini görebiliriz&#8230; Mother&#8217;s Daughter and Other Songs, bir çok enstrumanın kullanımı bakınımından yenilikçi, aynı zamanda türlerarası etkileşimi getiren, eskiz görüntüsü veren bir albüm. Fakat, döneminde folktronica&#8217; yı daha tür skalasında jackpot yaptıracak bir albüm değil. Ve bu albümün ardından Sam ile Mike biriktirmeye devam ediyor&#8230;</p>
<p>İkili Biriktiriyor, biriktiriyor veeee debut albümlerinden bir sene sonra hızlıca Comments of the Inner Chorus piyasaya sürüyor&#8230; Bununla beraber hem Tunng&#8217; un masalsı kısmı devam ediyor hem de kayıt daha geniş bir kadro ile tamamlıyorlar&#8230; Sam ve Mike&#8217; ın İkinci albümüne dair söylenebilinecek en güzel şey; içerisindeki figürler aslında. Örneğin Woodcat&#8217; de Grimm Kardeşler ile Wicker Man &#8216;i harmanlamaları ve bunun albüm üzerinde yarattığı dingin karanlık&#8230; Bu konudaki asıl keramet ise, Sam Genders&#8217; inmiş Mike&#8217; ın bir röportajda söylediğine göre.</p>
<p>Ve Jackpot&#8230;</p>
<p>2007 yılında; Comments of the Inner Chorus&#8217; dan bir sene sonra, bu sefer turnayı gözünden vuruyor ikili. Good Arrows albümü; Folktronika konusunda gerçekten devrim niteliği taşıyan bir albüm. Sebebi de açık aslında altyapıların daha da zenginleşmesi! Evet daha önceden sesleri, parazitleri ya da delayları bolca kullanan Tunng, bunun yanına ikinci albümlerinden itibaren kullandıkları &#8220;sample&#8221;ları Good Arrows&#8217; da daha da fazla eklemeye, hatta yer yer, kendi aralarındaki konuşmaları da parçalara sepiştirmeye başlıyor. (bir nevi doğaçlamacılık) Folk- experiment- elektronik&#8230; Fakat bu zenginliğin de sebebi sonradan anlaşılıyor. Artık &#8220;duo&#8221; olmaktan çıkılmış, grup halini almış bir Tunng olmaları&#8230;Kayıtlara herkesin katkı yaptığı bir topluluk halini alıyorlar. Ve turnelerde de beraber olmanın verdiği ışık ile (hatta yeni albümleri and then we saw the land i Tinariwen ile çıktıkları turnede yazmışlar ) albüm müzik piyasasında olumlu tepkiler alıyor. Ama bütün bunlar, grup içinde başka bir şeylerin habercisi aynı zamanda&#8230; (Bir dipnot geçeyim, Pitchfork bu albümü &#8220;tenha kırlarda, karnavala rastlamak gibi bir şey.&#8221; şeklinde tanıtmış)</p>
<p>Good Arrows&#8217; un içeriğine dair söylenecek ilk şey, şarkıdan şarkıya fark yaratmış olsa da, aynı fikirler doğrultusunda kaydedilmiş olması. Elektronik cömertliğininde daha fazla göründüğü bir gerçek ve elektrogitarların girmesiyle daha İngliz bir etkileşim (saykodelik açıdan) içine girdiği de görebiliyoruz yeryer. Cans, Bricks gibi iki naçiz parça da albümün kenar süsü bence&#8230; En naif şarkıları olaraktan.</p>
<p>2008 yılının ortaları ise; başarı falan bi kenara, Tunng için farklı bir şeyler söz konusuydu. Başlangıçtan itibaren beraber olan Sam Genders ve Mike Lindsday Good Arrows sonrası birlikte çalışmaya son veriyor (Sam Genders daha kişisel şeylerle uğraşmak; grup olmak istemediğini söyleyip The Accidental projesine yoğunlaşıyor-ki bence iyi yapıyor) ve vokalist olarak Becky Jacobs&#8217; un rolü büyüyordu. Tabii yeni albüm çalışmaları, turneler ve başka çalışmalar&#8230; (Bu dönemde ayrıca gruba Ben Bickerton&#8217; ın da sözyazarı olarak katıldığını dipnot edeyim) And Then We Saw The Land albümü, daha çok elektro gitarlı; öncekilerden daha az karanlık görüntü çizen sözlerinde ve melodilerinde daha &#8220;mellow&#8221;luk da barındıran bi albüm. Grubun frontmeni (artık öyle) Mike&#8217; da albümü, albümün manasını, albümün adını &#8220;tünelin sonundaki ışık gibi bir şeyi de temsil ediyor. Kaostan gelen sakinlik, ki bu zaman zaman yazma sürecimize yön veren oldu&#8221; şeklinde anlatıyor zaten&#8230; Şöyle bakarsak, Santiago ve Hustle&#8217; da (albümün adı Hustle&#8217;daki bi kısımdan geliyor zaten) Tunng, folktronica&#8217; da olsa; &#8220;mellow&#8221; tadı veren şarkılar. Ve aynı zamanda albümü dinlemeye sebep&#8230;</p>
<p>5 sene gibi kısa bir zaman diliminde, 4 albüm ve bir sürü başka kalıcı çalışma. Tunng&#8217; u sevmemek insana pek bir şey kaybettirmez ama (neden sevmiyosun? diye de sordurtmaz)  mesela seven için de 23 mayıs pazar günü Türkiye&#8217; de sahne alacak olmalarının manası büyük olabilir&#8230;</p>
<div class="shr-publisher-2074"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/tunng/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Smiths&#8217;e Giriş: Her şeyiyle The Smiths</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/the-smithse-giris-her-seyiyle-the-smiths/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=the-smithse-giris-her-seyiyle-the-smiths</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/the-smithse-giris-her-seyiyle-the-smiths/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 01:13:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Johnny Marr]]></category>
		<category><![CDATA[Morrissey]]></category>
		<category><![CDATA[The Smiths]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=775</guid>
		<description><![CDATA[1982&#8242;nin sisli Manchester gecesinde Morrissey ve Marr kafaya kafaya vermişken popüler müzik tarihini bu kadar değiştireceklerini bilselerdi bu kadar iddiasız bir isim seçerler miydi? Kesinlikle seçmezlerdi. Daha havalı, daha karakterist bir isim elbette mevcuttu.  İsimlerinin sıradan ve iddiasız oluşu, müziklerinin de iddiasız olması anlamına gelmiyordu. Şarkı sözü her zaman Morrissey&#8217;in liderliğinde ilerledi grupta. Onun utangaç [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/smiths.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-857" title="smiths" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/smiths-300x223.jpg" alt="" width="300" height="223" /></a></p>
<p>1982&#8242;nin sisli Manchester gecesinde Morrissey ve Marr kafaya kafaya vermişken popüler müzik tarihini bu kadar değiştireceklerini bilselerdi bu kadar iddiasız bir isim seçerler miydi? Kesinlikle seçmezlerdi. Daha havalı, daha karakterist bir isim elbette mevcuttu.  İsimlerinin sıradan ve iddiasız oluşu, müziklerinin de iddiasız olması anlamına gelmiyordu.</p>
<p>Şarkı sözü her zaman Morrissey&#8217;in liderliğinde ilerledi grupta. Onun utangaç ve misantropik tavırları şarkı sözlerinin büyük bir oranını oluşturmaktadır elbette. Sözlerinde itirafları ve hatta fanları hakkındaki eleştireler de yer alır zaman zaman. Marr&#8217;ın ise kendine has gitar soundu binbeşyüz metreden belli eder kendini. Morrissey bile solo kariyerinde Marr&#8217;ın gitar sesini kopyalayan gitaristlerle çalışmıştır/veya onları böyle çalmaya zorlamıştır.</p>
<p>Peki bu ortaklığın kuruluşu nasıl başladı. Morrissey The Smiths&#8217;den önce Nosebleeds&#8217;de vokal yapıyordu. Daha sonra dönemin meşhur punk gruplarından Slaughter And The Dogs&#8217;a transfer olup onlarla 4 şarkı kaydetse de bu birliktelik çok uzun sürmemiştir. Marr ise Wythenshawe bölgesinin grupları olan Paris Valentinos, White Dice, Sister RAy ve Freaky Party&#8217;de çalmıştır.</p>
<p>1982 yazında ikili bir grup kurmaya karar verir ve davula Simon Wolstencroft&#8217;u, kayıt mühendisi olarak da Dale isimli şahısı (Çok aradım ama soyadını bulamadım sayın okur) alarak bir demo kaydeder. Wolstencroft The Smiths&#8217;e katılmayı reddeder ve daha sonra The Fall üyesi olur. Davuldaki boşluğu ise daha önce punk ilhamlı bir grup olan Hoax and Victim de çalmış Mike Joyce dolduracaktır.</p>
<p>1982 sonuna gelindiğinde ise grupta bass gitarist arayışları başlar. Daha önce Marr ile çalışmış olan Andy Rourke gruba dahil edilir. Yerel bir girişimci olan Joe Moss&#8217;un kol kanat gerdiği grup seri konserler vermeye başlar ve ardından bağımsız plak şirketi Rough Trade Records ile imzalar. Tam bu esnada &#8220;Hand in Glove&#8221; singılı da piyasaya çıkmış olacaktır. Bu singıl çıktığı zaman başarıya ulaşamayarak listelerde ilk 50&#8242;ye giremez. Grup 1983 yazı boyunca tabloid gazetelerin ilgisini çeker. Bu ilginin nedeni ise şarkı sözlerinde çocuk tacizini refere ettiklerini iddia etmeleridir. Morrisey ise bu söylentileri yalanlar.</p>
<p>Aynı dönemde grup yapımcı Troy Tate ile albüm çalışmalarına bşalasada kayıt aşamasında yapımcı değiştirilir ve kayıtlara tekrar başlanır. Kasım 1983&#8242;te grubun ikinci singılı &#8220;This Charming Man&#8221; piyasaya çıkar. Listelerde daha başarılı olan bu singıl ilk 30 da yer alır. Kayıtlarına Amerika&#8217;da devam eden grubun çıkan 3. singılı &#8220;What Difference Does it Make?&#8221; ise 12. sıradan listelere giriş yapar.</p>
<p>Morrissey&#8217;in dolambaçlı, cinsiyetsiz sözleri ve Marr&#8217;in cesur gitarları da eklenince grup potansiyelini iyice gösterebilmiştir. Albümün (The Smiths) kapanış şarkısı &#8220;Suffer Little Children&#8221; 60 yıllarda Moors Cinayetlerinde öldürülen çocuklar için yapılmış bir ağıttır. Buna rağmen şarkı konusunda tabloid basın ile kısa süreli bir tartışma yaşansa da, ölen çocuklardan birinin annesinin Morrissey&#8217;in tarafında yer almasıyla konu fazla uzamadan son bulur. İngilteredeki bir dizi kolej konserinden sonra grup kült favori niteliği kazanır. Bunda Morrisey&#8217;in aykırı duruşu ve bu duruşu tamamlayan National Healt gözlüklerinin de etkisi yadsınamaz. <a href="http://www.makingthemodernworld.org.uk/everyday_life/img/IM.0912_zl.jpg">http://www.makingthemodernworld.org.uk/everyday_life/img/IM.0912_zl.jpg</a>. Bu konserlerden sonra Sandie Shaw ile kaydedilen &#8220;Hand in Glove&#8221; büyük bir başarı kazanmış ve liste başarısızlığını unutturmuştur.</p>
<p>1984 yılına gelindiğinde The Smiths bazı müzik dergileri tarıfından Britanyanın en iyi grubu olarak gösterilmektedir.  Yayınlanan yeni single &#8220;How Soon is Now?&#8221; ın yeni albümün (Meat is Murder) ne kadar güçlü olacağına delalet etmektedir. Bu şarkı Morrissey&#8217;in artan sosyal mesaj verme kaygısını gözler önüne sermiştir. Şarkıda Band Aid ve IRA bombalamaları hakkında tartışma yaratacak yorumlar bulunmaktadır. Albümde sırasıyla okullardaki şiddet (&#8220;The Headmaster Ritual&#8221;), gençlik haydutlukları (&#8220;Rusholme Ruffians&#8221;), çocuk tacizleri  (&#8220;Barbarism Begins At Home&#8221;) ve hayvan katliamları (&#8220;Meat Is Murder&#8221;) konu olarak işlenmiştir.Bu propagandacı ton Marr, Rourke ve Joyce un muhteşem müzisyenlikleri ile harmanlanmıştır.</p>
<p>Marr&#8217;ın &#8220;The Headmaster Ritual&#8221; ve &#8220;That Joke Isn&#8217;t Funny Anymore&#8221; daki gitar işçiliği bir anda kendisini Britanya&#8217;nın en saygı duyulan gitaristleri arasına sokmuştur. Kilometretaşı bir albüm yayınlamalarına rağmen grubun singılları listelerde fazla başarılı olamamıştır. &#8220;Shakespeare&#8217;s Sister&#8221; pek fazla ilgi görmemiş ve listelere 26. sıradan girebilmiştir. Bu başarısızlıktan dolayı grubun yeni bir plak şirketiyle anlaşma yapacağı söylentileri ortaya çıkmıştır.</p>
<p>Başarılı bir Amerika turnesini takiben yaz singılı olarak &#8220;The Boy With The Thorn In His Side&#8221; piyasaya sürülmüş, tüm reklamlara rağmen  şarkı sadece 23. sıraya kadar yükselebilmiştir. Rough Trade ile yaşanan anlaşmazlıktan dolayı Marr&#8217;ın en iyi performansına sahip efsanevi şarkılardan  &#8220;Big Mouth Strikes Again&#8221; singılının çıkışı ertelenmiştir. Yine aynı dönemde Rourke eroinle çok fazla içli dışlı olması sebebiyle bir dönem gruptan ayrılmış fakat kısa süre sonra gruba Aztec Camera, Bluebells ve Colourfield gruplarında çalmış ikinci gitarist pozisyonunu alacak Craig Gannnon ile birlikte geri dönmüştür. Haziran 1986 da  The Queen Is Dead yayınlanmış, ve yayınlanır yayınlanmaz saf gücü ve farklılığı sayesinde büyük bir takdir toplamıştır.</p>
<p>Albümdeki değişken duygu ve ruh halleri oldukça şaşırtıcıdır. Görkemli açılış şarkış şarkısı &#8220;There Is A Light That Never Goes Out&#8221; apaçık bir aşk şarkısıyken, &#8220;Frankly, Mr Shankly&#8221; ve &#8220;Some Girls Are Bigger Than Others&#8221;  saygısız birer komedi örneğidir sanki. Morrissey/Marr&#8217;ın adeta ilahlaştığı albüm Meat is Murder ile birlikte grubun en iyi ürünlerinden biri olarak yerini almıştır. Albümden sonra grup Amerika&#8217;da stadyum konserleri verdiği bir turneye çıktı ve &#8220;Panic&#8221; listelere 20. sıradan girdi. Şarkıdaki fikirler, Morrissey&#8217;in siyahi müziğiyle ilgili yaptığı yorumlardan sonra basından ters tepkiler aldı.</p>
<p>Tartışmalar daha sonra The Smiths&#8217;in Rough Trade için sadece bir albüm daha kaydedeceği ve daha sonra EMI&#8217;ye transfer olacağı söylentileri başlayınca son buldu. İngiltere turnesinden sonra üzücü -ölümcül- bir araba kazasından sağ kurtulan Johnny Marr iyileştikten hemen sonra &#8220;Ask&#8221; şarkısının yazarlarlarından Craig Gannon gruptan kovuldu.  Grup 1986 yılını Brixton Academy&#8217;de verdiği ver kendileri gibi Manchesterlı olan The Fall&#8217;ın ön grup olduğu bir konserle bitirdi. Bu konser grubun İngilterede verdiği son konserdir.</p>
<p>&#8220;Shoplifters Of The World Unite&#8221; hit singılıyla beraber grubun son albümü için beklemeye geçildi. Glam rock ilhamlı &#8220;Sheila Take A Bow&#8221; grubu tekrar listelerde ilk 10 a sokan şarkıydı ve hemen sonra yayınlanan toplama albüm The World Won&#8217;t Listen&#8217;da da yer aldı. Bu esnada Marr&#8217;ın grubun müzikal yöndeki gidişatına karşı olan tutumu gittikçe büyüyordu. Aslında kişisel olarak bir molaya ihtiyacı olduğunu da söylemişti. Grubun geleceği belirsizken basında çıkan spekülasyonları doğrularcasına grup Ağustos 1987 de dağıldığını resmen açıkladı.</p>
<p>Strangeways, Here We Come ölümden sonrasıyla ilgili ve ilgi çekici bir değişime sahipti. Çalışma, farklı yönlere doğru ilerlemekte olan büyük kahramanların artık son aşamaya geldiklerini gösterdi. Grubun kariyerini gösteren prestijli bir belgesel The South Bank Show programında yayınlandı. Bir sene sonra gecikmiş bir konser kaydı olan &#8220;Rank&#8221; yayınlandı.</p>
<p>The Smiths hikayesi bu kadar. Ama hayatımıza bu kadar az albümle devasa etkisi  olan ender gruplardan. Şimdi sorularla grubu ve elemanlarını biraz daha yakından tanıyalım.</p>
<p>&#8211;<br />
The Smiths ismi nerden geliyor?</p>
<p>The Smiths isminin aslında grup üyelerinin o dönemdeki Manchester&#8217;daki popüler grupların isimlerine karşı olan tavrından dolayı alındığını söyleyebiliriz. Çünkü grup, diğer grupların isimlerini komik ve kendini beğenmiş bulmaktadır. The Smiths ise en &#8220;sıradan&#8221; isim olduğu için seçilir.</p>
<p>İlk konser?</p>
<p>The Smiths ilk konserini ilk albüm ve singlelarını yayınlamadan, 1982 yılında Manchester&#8217;daki Ritz gece kulübünde vermiştir. Bu konserde grup Blue Rondo A La Turk&#8217;un alt grubuydu. Buna rağmen grubu dinleyenlerin çoğu Johnny Marr&#8217;ın arkadaşlarıydı ve Blue Rondo A La Turk&#8217;tan daha fazla fan kitlesine sahiplerdi. Konserde ilginç şeylerde yaşanmıştır, örnek olarak Morrissey&#8217;in arkadaşı James Maker sahnede kadın ayakkabısıyla dans etmiş ve tef çalmıştır. Grubun ilk konserinde klasikleşmiş kadrodan Moz, Marr ve Mike Joyce yer alırken bas gitarları Dale Hibbert üslenmiştir. Konserin bir diğer önemi de &#8220;Suffer Little Children&#8221; gibi efsane bir şarkının çalındığı tek konser olmasıdır.</p>
<p>Grup neden dağıldı?</p>
<p>Aslında bu cevabı kolaylıkla verilebilen sorulardan değil. Grubun dağılmasındaki ana neden Johnny Marr&#8217;ın Morrissey ile kişisel farklılıkları sebep göstererek gruptan ayrılmasıdır. Morrissey ve Marr&#8217;ın bu kişisel farklılıkları grubu farklı yönlere çekmesine neden oluyordu belki de grubun dağılmasındaki ana faktör buydu.</p>
<p>The Smiths kimleri etkiledi?</p>
<p>The Smiths kendinden sonra gelen bütün brit pop/indie gruplarını etkiledi desek yanılıyor olmayız herhalde. Zaten neredeyse her yeni gruptan sonra yapılan &#8220;İngiltere&#8217;nin yeni The Smiths&#8221;&#8216;i yakıştırması da bunu biraz zorunlu kılıyor galiba. Yine de en çok etkilenenler içinde benim sayacaklarım, İsimlerini The Smiths&#8217;in Suedehead şarkısından alan ve pek az gruba nasip olacak etkilendikleri ismin kendi şarkılarını coverladığı (my instaible one) Suede, Johnny Marr&#8217;ın gitar tekniğine hasta olduğunu defalarca kez söyleyen Noel Carragher dolayısıyla Oasis,  The Smiths&#8217;ten sonra gelen Brit pop akımından The Stone Roses, Blur, İskoçyalı Belle &amp; Sebastien, vokali Morrissey taklidi The Dears.. Ve daha niceleri.</p>
<p>The Smiths üyeleri şu an ne yapıyor?</p>
<p>Morrissey malum solo kariyerine devam ediyor. Johnny Marr geçtiğimiz sene Men&#8217;s Needs ile çok iyi bir çıkış yapan The Cribs ile turladı. Mike Joyce Autokat isimli bir grupta çalıyor. Açıkçası ne olduğundan pek bir bilgim yok. Andy Rourke ise djlik yapıyor ve bunun yanı sıra Ian Brown&#8217;ın son turnesinde bass gitarları çaldı.</p>
<div class="shr-publisher-775"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/the-smithse-giris-her-seyiyle-the-smiths/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Victory at Sea</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/victory-at-sea/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=victory-at-sea</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/victory-at-sea/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Dec 2008 08:15:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Mel Lederman]]></category>
		<category><![CDATA[Mona Elliott]]></category>
		<category><![CDATA[Victory At Sea]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=171</guid>
		<description><![CDATA[Mona Elliott (Vocals &#38; Guitar), Mel Lederman (Piano, bass &#38; backing vocals) ve David Norton (Drums, Cymbals &#38; backing vocals) üçlüsünden oluşan Boston&#8217;lı grup. Aslında cümleyi geçmiş zamana alabilirim, zira kendileri 2007&#8242;nin Eylül ayında beraberliklerini sonlandırdılar ve grubu dağıttılar. Arkalarında 5 albüm ve birçok Ep bıraktılar, giderken de tüm dinleyicilerine ayrı ayrı teşekkür ettiler. Grubun kuruluşu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://userserve-ak.last.fm/serve/500/284941.gif" alt="" width="280" height="372" /></p>
<p style="text-align: left;"><span>Mona Elliott (Vocals &amp; Guitar), Mel Lederman (Piano, bass &amp; backing vocals) ve David Norton (Drums, Cymbals &amp; backing vocals) üçlüsünden oluşan Boston&#8217;lı grup. Aslında cümleyi geçmiş zamana alabilirim, zira kendileri 2007&#8242;nin Eylül ayında beraberliklerini sonlandırdılar ve grubu dağıttılar. Arkalarında 5 albüm ve birçok Ep bıraktılar, giderken de tüm dinleyicilerine ayrı ayrı teşekkür ettiler.</p>
<p>Grubun kuruluşu 96 yılına dayanıyor. Mona ablamız o zamanlar oldukça hareketli, birçok grupta çalıyor söylüyor. Sonra da kendi grubunu kumak istiyor ve Lederman ile Victory At Sea&#8217;yi kuruyorlar. Geçmişlerine baktığımız zaman aslında pek hakettikleri değeri görmediklerini söyleyebilirim. Bayan vokale sahip grupların en büyük sorunu vokalin genelde müziğin önüne geçmesi ve adının grutan önce anılır olması diyebilirim. Victory At Sea&#8217;ye kimse gereken önemi vermediği için Mona Eliott da pek fazla ön plana çıkmadı. En azından ülkemizde hala pek fazla dinleyenleri yok ev insanlar gerçekten neler kaçırdıklarını bilmiyorlar.</p>
<p>1999-2006 arasında beş albümleri yayınlanıyor, sırasıyla The Dark is Just The Night (1999), Carousel (2000), The Good Night (2002), Memories Fade (2004) ve All Your Things Are Gone (2006). Benim grubu tanımamsa 2005 yılında dinlediğim The Good Night albümüyle oluyor, kısa bir süre dinleyip güzelmiş diyerek geçiştiriyorum. </p>
<p>İnternet neslinin çocukları olarak tüketmeye programlandığımızdan ötürü elimizdekilerin değerini iyi bilmiyoruz, öyle berbat bir duruma geldik ki artık kaliteli müzik bile geçiştiriliyor. Victory at Sea de eğer kendime çeki düzen verip hatalarımın farkında olmasaydım harcanıp gidecekti. Geçtiğimiz yıl grup dağılmadan hemen önce Memories Fade ile yeniden karşılaştım ve dinler dinlemez özellerim arasına aldım. Mona&#8217;nın gerçekten eşsiz bir vokal olduğunu düşünüyorum, alışılmış bayan vokallerin aksine biraz daha sert ve erkeksi bir sesi var, yorumu da arabesk bir toplumdan gelen her insanın seveceği türden. Grubun gitarları ve melodik yapısı son derece özgün, ne hissediyorlarsa onu aktarmışlar gibi duruyor ve gerçekten etkileyici şeylerden bahsediyorum.</p>
<p>Memories Fade sonrası The Good Night albümüne döndüm, hemen albümün açılışındaki Mary in June ile neleri kaçırdığımı yeniden düşündüm. The Liar ve The Bluebird of Happiness şarkılarında epeyce takıldım. Diğer albümleri sadece birer kez dinledim ve mzüik dinlemeye zaman ayıracağım bir anda yeniden dinlenecekler listesine koydum, artık günlerce albüm indirip onca işin arasında dinleyip geçiştirmiyorum. İyi müziklere hakettiği değeri ve zamanı vererek dinlemeli, Victory At Sea de iki albümüyle kendisine bolca bir zaman kazandırdı diyebilirim.</p>
<p>Kapanışı yaparken grubu dinlemeye başlayacaklara birkaç tavsiye vereyim, This Life kişisel listelerimin tepesine oynayacak bir şarkı. Love is Ageless da grubun en iyi işlerinden, The Liar eşlik etmeyi en çok sevdiğim, Mary in June da sanırım en önemli hitleri. Siz de benim gibi The Good Night başlangıcı yapın derim, güç geçtikçe daha çok seveceksiniz, sonra da dağıldıkları için beraber üzülürüz.  </span></p>
<div class="shr-publisher-171"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/victory-at-sea/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amiina</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/amiina/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=amiina</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/amiina/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Dec 2008 13:46:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Amiina]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=138</guid>
		<description><![CDATA[Sólrún, Edda, Hildur ve María isimli dört bayandan oluşan İzlanda&#8217;lı grup. Sigur Ros&#8217;un yaylılarını çalan insanlar olarak tanımıştım kendilerini, 2004 yılında ise kendi müziklerini yapmaya karar verdiler ve AnimaminA isimli bir EP yayınladılar. Albüm öncesinde 2006 yılında yayınladıkları Seoul isimli ikinci EP&#8217;lerinde yapmak istedikleri müzik biraz daha netleşmiş gibiydi ve Kurr adındaki ilk albümlerini 2007&#8242;nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.brooklynvegan.com/img/music/amiina1.jpg" alt="" width="340" height="255" /></p>
<p>Sólrún, Edda, Hildur ve María isimli dört bayandan oluşan İzlanda&#8217;lı grup. Sigur Ros&#8217;un yaylılarını çalan insanlar olarak tanımıştım kendilerini, 2004 yılında ise kendi müziklerini yapmaya karar verdiler ve AnimaminA isimli bir EP yayınladılar. Albüm öncesinde 2006 yılında yayınladıkları Seoul isimli ikinci EP&#8217;lerinde yapmak istedikleri müzik biraz daha netleşmiş gibiydi ve Kurr adındaki ilk albümlerini 2007&#8242;nin Mart ayında piyasaya sürdüler.</p>
<p>Hildur Ársælsdóttir, Edda Rún Ólafsdóttir, Maria Huld Markan Sigfúsdóttir ve Sólrún Sumarliðadóttir Reykjavík&#8217;te müzik okurken tanışmışlar ve beraber müzik yapmaya karar vermişler. Heima&#8217;da da epeyce görünen grup üyeleri son derece sessiz sakin insanlar, aklımdaki İzlanda resminin oluşmasında Sigur Ros ile beraber önemli bir yere sahipler. Müzikleri de Sigur Ros&#8217;un en naif ve kırılgan olduğu zamanlarda araya giren Slowblow gibi.  Bir yaylı dörtlüsü olarak bolca keman, viyola, çello gibi ensturmanlara sahipler ve müziklerinin temelindeki öğe de doğal olarak yaylılar. Ancak parçalarına atmosfer oluşturmakta son derece başarılı elektronik kullanımı var, rahatsız etmeyecek düzeyde ve müziklerini çok iyi tamamlıyor. Gruptaki herkes birden fazla enstruman çalabiliyor ve genelde kimin ne zaman hangi enstrumanı çalacağı belli olmuyor, henüz Türkiye&#8217;ye gelmediler ama konserlerinde bolca yer değiştirdiklerini görebiliyoruz. (Gelseler de izlesek diye de ekliyorum..)</p>
<p>İzlanda bize blogumuzda &#8220;icelandic&#8221; diye bir alan açtıracak kadar müzik dünyasında kendi piyasasını oluşturdu, Amiina da o piyasanın yeni gruplarından birisi. Güzel bir EP ile uyandırdıkları merakı, albüm öncesi denemesi diye nitelendirebileceğimiz ikinci EP&#8217;leri ile arttırdılar ve bu temellerin üzerine inşa ettikleri ilk albümleri Kurr ile de ben dahil birçok kişinin beklentisini boşa çıkarmadılar. Geçtiğimiz yıl en çok dinlediğim albümlerden birisi oldu Kurr, yeni albüm ve Türkiye Konseri beklentisi ile kapatayım yazımı.</p>
<p>Ayrıca çok eğlenceli bir web siteleri var, <a href="http://www.amiina.com/">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<div class="shr-publisher-138"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/amiina/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sara Lov</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/sara-lov/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sara-lov</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/sara-lov/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Nov 2008 09:58:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Devics]]></category>
		<category><![CDATA[Sara Lov]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[Dustin O&#8217;Halloran&#8217;dan sonra Devics&#8217;in diğer yarısı, kusursuz bayan vokali de diyebilirim. Tıpkı Dustin gibi o da İtalya&#8217;da yaşıyor, Los Angeles ise Amerika&#8217;daki adresi, ayrıca New York diye şarkı yapıyor. Solo kariyeri henüz Dustin kadar iyi olmasa da yeni albümü yolda, şimdiye kadar da iki Ep çıkarttı. (Beş şarkılık The Young Eyes henüz sadece dijital ortamda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><img src="http://www.saralov.com/galleryLive/1168071658.jpg" alt="" width="264" height="198" /></p>
<p>Dustin O&#8217;Halloran&#8217;dan sonra Devics&#8217;in diğer yarısı, kusursuz bayan vokali de diyebilirim. Tıpkı Dustin gibi o da İtalya&#8217;da yaşıyor, Los Angeles ise Amerika&#8217;daki adresi, ayrıca New York diye şarkı yapıyor. Solo kariyeri henüz Dustin kadar iyi olmasa da yeni albümü yolda, şimdiye kadar da iki Ep çıkarttı. (Beş şarkılık The Young Eyes henüz sadece dijital ortamda var, Ocak&#8217;ta çıkacak)</p>
<p>Sara Lov&#8217;un diğer vokallerden kolayca ayrılabilecek bir sesi var, öyle çok güçlü ya da ilk dinlediğinizde sizi yere serebilecek kırılganlıkta bir ses değil ama sesinin, söylediği şarkıyı sadece o söyleyebilirmiş hissi veren özel bir yanı var.  Portishead&#8217;in uzun süre sessiz kaldığı yıllarda Beth Gibbons&#8217;ın özleyenler için ilaç gibi gelmişti Devics ve Sara, sadece sesinden aşık olunabilecek kadınlardan birisi olmuştu. Özellikle Red Morning ve Heaven Please parçalarında yaptığı vokalle Devics&#8217;in müzikal anlamda oturduğu yeri tek başına belirtmiştir diyebilirim.</p>
<p>İnternet üzerinde de aktif olan ve Myspace ya da mail ile ulaştığınızda çok kısa sürede yanıtlar veren çok samimi ve sevimli bir insan Sara Lov. Dustin ile birlikte Devics&#8217;in kurucu üyesi olmalarından ötürü &#8220;Dustin mi Sara mı&#8221; diye epeyce geyik malzemesi olurlar ama solo kariyerlerinde yolları epey farklı. Dustin piyanosuna hala sahip çıkan önemli bestecilerden birisi oldu, Sara daha yolun başında ama vokali ile &#8220;Female Vocalists&#8221; etiketinin önemli bir ismi olacağı kesin. Geçtiğimiz günlerde Arcade Fire&#8217;ın My Body is a Cage parçasını coverladı, <a href="http://www.saralov.com">www.saralov.com</a> adresinden ücretsiz olarak indirip dinleyebilir, sonra da bana teşekkür edebilirsiniz.</p>
<div class="shr-publisher-127"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/sara-lov/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dustin O&#8217;Halloran</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/dustin-ohalloran/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=dustin-ohalloran</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/dustin-ohalloran/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Jul 2008 13:34:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Devics]]></category>
		<category><![CDATA[Dustin O'Halloran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=69</guid>
		<description><![CDATA[Dustin O&#8217;Halloran, Devics&#8217;in Sara Lov ile beraber iki kurucu üyesinden birisi. 2004 ve 2006 yıllarında yayınladığı iki piano solo albümü var ve bu sıralar soundtrack konusuna eğilmiş durumda. Hatta internette yer alan bazı röportajlarında bundan sonra film müzikleri yapmaya devam etmek istediğini, müzikal eğiliminin bu yönde olduğunu belirtiyor. Şimdiye kadarki en bilinen soundtrack çalışması ise [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://www.dustinohalloran.com//galleryMisc/1174375266.jpg" alt="" width="320" height="305" /></p>
<p>Dustin O&#8217;Halloran, Devics&#8217;in Sara Lov ile beraber iki kurucu üyesinden birisi. 2004 ve 2006 yıllarında yayınladığı iki piano solo albümü var ve bu sıralar soundtrack konusuna eğilmiş durumda. Hatta internette yer alan bazı röportajlarında bundan sonra film müzikleri yapmaya devam etmek istediğini, müzikal eğiliminin bu yönde olduğunu belirtiyor. Şimdiye kadarki en bilinen soundtrack çalışması ise Sofia Coppola&#8217;nın yönettiği Maria Antonette için yaptığı iki yeni beste ve ilk kaydından Opus # 17..</p>
<p>Piyano konusunda okullu değil de tutkulu olduğundan olsa gerek, enstrumanın üzerine sinmiş olan klasikliği ve o tarihi sesleri günümüze taşıma konusunda son derece başarılı. Yalnız bu başarıyı sağlamasının asıl nedeni o sesleri olduğu gibi taşımak yerine farklı bir boyutta güncelliği yakalayarak vermesi.. Eserlerini dinlerken piyanonun şimdiye kadar yaşadıklarının yanında bundan sonraki kullanımının nereye varacağını da görebiliyorsunuz. Chopin sevdasını her yerde dile getirse de daha tozsuz tuşlara basıyor kendisi..</p>
<p>Tanımlanması gerçekten imkansız, ilk duyduğunuz andan itibaren etkisi altına girdiğiniz bir müzik yapan Dustin O&#8217;Halloran kendi müziğini nasıl tanımlayacağı yönünde gelen bir soruya &#8220;dinleyene bağlı olarak değişse de dürüst diyebilirim&#8221; şeklinde bir cevap veriyor.. Katılmamak elde değil, bu dürüstlük kimimizin içindeki neşeyi ve sevinci ortaya çıkartsa da kimimizin gözlerinden yaşlar döküyor.. Sonuçta yazdığı melodiler hayatımıza eşlik ediyor ve onları dinlerken hiç yabancılık çekmiyoruz..</p>
<p>İtalya&#8217;da bir evde oturan ve piyanosu ile bolca zaman geçiren Dustin aynı zamanda Sara Lov ile kurdukları Devics projesine de devam ediyor.  Çok sık güncellemese de www.dustinohalloran.com adresinde çok güzel bir web sitesine sahip.. Devics ile yaptıklarının yanında tüm solo çalışmalarını da dinlemenizi öneriyor, özellikle de Opus 23&#8242;ü harika klibi eşliğinde izlemeniz gerektiğini belirtiyorum..</p>
<div class="shr-publisher-69"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/dustin-ohalloran/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sleepytime Gorilla Museum</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/sleepytime-gorilla-museum/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sleepytime-gorilla-museum</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/sleepytime-gorilla-museum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2008 06:45:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Grup İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[In Glourious Time]]></category>
		<category><![CDATA[Sleep is Wrong]]></category>
		<category><![CDATA[Sleepytime Gorilla Museum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/blog/?p=20</guid>
		<description><![CDATA[Sleepytime Gorilla Museum’a www.metalstorm.ee de dolaşırken rastlamıştım. Sırayla incelemeleri okurken ismiyle ilgimi çekmişti. zaten o sitede ismi ilgimi çeken bütün grupları sevdim şimdiye kadar nedense (Örnek: Pure Reason Revolution). Albüm incelemesinde grubun rio’nun daha karanlığını ve deneyselini yaptığı, grubun da kendisini &#8220;rock karşıtı rockçılar&#8221; olarak tanımladığı belirtliyordu. Ben de dayanamadım ve son albümleri &#8220;in glorious [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Sleepytime.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-5408" title="Sleepytime" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Sleepytime-300x236.jpg" alt="" width="300" height="236" /></a></p>
<p>Sleepytime Gorilla Museum’a www.metalstorm.ee de dolaşırken rastlamıştım. Sırayla incelemeleri okurken ismiyle ilgimi çekmişti. zaten o sitede ismi ilgimi çeken bütün grupları sevdim şimdiye kadar nedense (Örnek: Pure Reason Revolution). Albüm incelemesinde grubun rio’nun daha karanlığını ve deneyselini yaptığı, grubun da kendisini &#8220;rock karşıtı rockçılar&#8221; olarak tanımladığı belirtliyordu. Ben de dayanamadım ve son albümleri &#8220;in glorious times&#8221; ı edinip dinlemeye başladım. hem sert müzik sevenler için hem de progressive rock severler için alışması ve hazmetmesi oldukça zor bir albüm ama şaşırtıcı derecede yaratıcı ve bağımlılık yapıcı. Bazen sadece sert bir vokalle karşılaşsak da, arkaplandaki müzik yoğunluğunu takip edebilmek için bütün dikkatinizi müziğe odaklandırıp dinlemeniz gerekiyor. Sizin için grubu tanımak adına çok iyi bir tecrübe olacak bu albüm.</p>
<p>Grubun bir diğer özelliği de evlerinde kendi enstrümanlarını üretiyor olmaları. Örneğin; viking kayığı, çocuk piyanosu ve elektrikli pankreas bunlardan bazıları. Albümlerini Türkiye’de bulmak olanaksız, bu yüzden istenildiği takdirde albümlerini edinme konusunda yardım etmeye hazırım.</p>
<p>şurdan grubun bir kaç şarkısını indirebilirsiniz;</p>
<p>http://www.sleepytimegorillamuseum.com/discography.html</p>
<p>sleep is wrong ve 1997’yi mutlaka dinleyiniz.</p>
<div class="shr-publisher-20"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/sleepytime-gorilla-museum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

