<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tramvay Durağı &#187; Müzik</title>
	<atom:link href="http://www.tramvayduragi.com/category/muzik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tramvayduragi.com</link>
	<description>Göğe Bakma Durağı..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 07:14:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Therapy? &#8211; A Brief Crack Of Light</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=therapy-a-brief-crack-of-light</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 19:49:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[therapy?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7615</guid>
		<description><![CDATA[Therapy? dinlerken mutlu olduğum grupların başında gelir isminin aksine. 2012’de hala sert müzik yapan bir grup olmalarına rağmen yeni albümlerini bu kadar bekliyor olmamın da gruba olan sevgimle doğru orantısı bulunmakta. Nurse, Troublegum ve Infernal Love albümlerini deliler gibi dinlediğim dönemler oldu. Bu albümlerin yanına yaklaşacak kalitede olmasa da Shameless ve Never Apologise, Never Explain [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><div>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/therapybrief.jpg"><img class=" wp-image-7616  alignleft" style="border-image: initial; border-width: 3px; border-color: black; border-style: solid; margin: 3px;" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/therapybrief.jpg" alt="" width="215" height="215" /></a></p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Therapy? dinlerken mutlu olduğum grupların başında gelir isminin aksine. 2012’de hala sert müzik yapan bir grup olmalarına rağmen yeni albümlerini bu kadar bekliyor olmamın da gruba olan sevgimle doğru orantısı bulunmakta. Nurse, Troublegum ve Infernal Love albümlerini deliler gibi dinlediğim dönemler oldu. Bu albümlerin yanına yaklaşacak kalitede olmasa da Shameless ve Never Apologise, Never Explain de harika tatlar barındıran, en kötü ihtimalle gaza getiren albümlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Açıkçası 2004’ten sonra yayınlanan Therapy? albümlerinde bariz bir şekilde enerji yoksunluğu gözleniyordu. Beste olarak da başarılı sayılmazlardı. En fazla bir kaç kere dinlediğim albümlerden sonra konser kayıtlarında dinlediğim Living In the Shadow of the Terrible Thing beni heyecanlardırmaya yetmişti. Albümün açılış şarkısı olması oldukça yerinde bi tercih olmuş. Albümden yayınlanan ilk single da olan şarkı sert ve akılda kalıcı melodilere sahip. Grubun akılda kalıcı gitar riffleri yazmayı devam ettirmeleri en çok sevindiren konu oldu.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Albümün en dikkat çekici parçası şüphesiz ki üçüncü sıradakı Marlow. Aslında albümün herkese hitap eden belki de tek parçası. Hipnotize edici bir gitar riffi ve ardından zillerle desteklenen şarkı bir Mono albümünde yer alsaydı yadırgamazdım. Kolay dinlenebilen bir post rock klasiği olmuş. Diğer şarkıları birbirinden çok ayıramıyorum. Therapy? albümü dinlerken şarkı atlamak içime sinmiyor. Bütün şarkılar enerjilerini baştan sonra sürdürüyorlar. Belki son şarkı, Ecclesiastes hariç. Onu da rahatlatıcı bir havası olduğu için affedebiliriz. Bu şarkı bana büyük ölçüde Anathema &#8211; Closer&#8217;ı hatırlattı.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Son zamanlarda Zune’da dinleyecek yeni şeyler için sıkıntı yaşıyordum. Önce The Maccabees sonra da Therapy? imdadıma yetişti. Sanırım bu senenin dinleyeceğim distorşınlı gitar ağırlıklı tek albümü bu olacak. Therapy? severler göz atsın.</p>
</div>
<div class="shr-publisher-7615"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>The Maccabees &#8211; Given To The Wild</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/the-maccabees-given-to-the-wild/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=the-maccabees-given-to-the-wild</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/the-maccabees-given-to-the-wild/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 20:04:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[2012 albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Given To The Wild]]></category>
		<category><![CDATA[Mete Avunduk]]></category>
		<category><![CDATA[The Maccabees]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7555</guid>
		<description><![CDATA[The Maccabees’i bundan 2 sene önce Mete Avunduk’un Aşırı Doz adlı radyo programında duymuştum. Love You Better isimli şarkıları oldukça iyi şeyler düşünmemi sağlamıştı grup hakkında. Daha sonra albümlerini edindim ama içerdikleri güzel şarkılara rağmen albümleri tekrar tekrar dinleme isteğim hiç oluşmadı. Bir şekilde dinleyiciyi kendine ısındıramayan bir müzikleri olduğunu düşünüyordum ama Love You Better, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><div>
<p dir="ltr"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/giventothewild500.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-7557" title="giventothewild500" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/giventothewild500-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>The Maccabees’i bundan 2 sene önce Mete Avunduk’un Aşırı Doz adlı radyo programında duymuştum. Love You Better isimli şarkıları oldukça iyi şeyler düşünmemi sağlamıştı grup hakkında. Daha sonra albümlerini edindim ama içerdikleri güzel şarkılara rağmen albümleri tekrar tekrar dinleme isteğim hiç oluşmadı. Bir şekilde dinleyiciyi kendine ısındıramayan bir müzikleri olduğunu düşünüyordum ama Love You Better, X-ray, Toothpaste Kisses gibi muhteşem şarkılar yapan bir grubun bu yeni albümüne de bir şans vermek istedim.</p>
<p dir="ltr">Maccabees verdiğim bu şansı neyse ki iyi değerlendirdi. Şimdiye kadar beni içine çekebilen, daha doğrusu hadi bakalım bu şarkıdan sonra nasıl bir şey yapmışlar dediğim ilk The Maccabees albümü oldu Given To The Wild. Baştan sonra sıkılmadan dinleyebildim, ve en önemlisi tekrar tekrar dinlemek istedim.</p>
<p dir="ltr">Albüm neye benziyor diyecek olursanız, şimdiye kadar okuduğum albüm incelemelerinde Arcade Fire’ın The Suburbs’ına olan benzerliğinden değinmeyen yoktu. Albüm kesinlikle The Suburbs’dan çok esinlenerek üretilmiş. Açıkçası önceki albümlerine çok katlanamadığım için grubun karakteristiği konusunda pek fikir sahibi değilim. Ama “Love You Better” darmadağınlık ve çiğlik ise bu albümdeki “Heave” de beyefendilik gibi kalıyor.</p>
<p dir="ltr">Şarkı bazında yer yer inanılmaz yukarılara çıkan albümün en büyük handikapı Go ile zirveye çıktıktan sonra en azından güçlü bir sona sahip olmayışı. Unknown ile bitirselerdi çok güzel olabilirdi mesela. Ama albümün sonundaki iki şarkı ihtişamsız bir kapanış yaptırıyor albüme.</p>
<p dir="ltr">Given To The Wild 2012’in benim açımdan güzel bir sürprizi oldu. Çok sevmediğim bir grubun güzel bir albümü. İçerdiği bir kaç vasat&amp;kötü karışımı şarkı nedeniyle enfes bir albüm olmayı kılpayı kaçırıyor.</p>
</div>
<div class="shr-publisher-7555"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/the-maccabees-given-to-the-wild/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Oda Müziği Konserleri / Semplice Quartet</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/oda-muzigi-konserleri-semplice-quartet/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=oda-muzigi-konserleri-semplice-quartet</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/oda-muzigi-konserleri-semplice-quartet/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2012 07:49:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Furkan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Oda Müziği Konserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pera Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Semplice Quartet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7540</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; 26 Ocak Perşembe 2012 Pera Müzesi Oditoryumu Konserler “tam” müze giriş biletiyle izlenebilir. Semplice Quartet, Oda Müziği’nin temel dörtlüsü kabul edilen, iki keman, viyola, viyolonselden oluşan ve yaylı dörtlülerin güzelliğini yansıtan eserlerle 26 Ocak Perşembe akşamı Pera Müzesi Oditoryumu’nda&#8230; Murat Erginol (keman), Yaren Budak (keman), Beste Tıknaz (viyola) ve Burak Ayrancı (Viyolonsel)’dan oluşan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/semplice.jpg"><img class="size-medium wp-image-7541 aligncenter" title="semplice" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/semplice-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a><strong>26 Ocak Perşembe 2012<br />
</strong><br />
<em>Pera Müzesi Oditoryumu</em><br />
<em>Konserler “tam” müze giriş biletiyle izlenebilir.</em></strong></p>
<p><strong>Semplice Quartet, Oda Müziği’nin temel dörtlüsü kabul edilen, iki keman, viyola, viyolonselden oluşan ve yaylı dörtlülerin güzelliğini yansıtan eserlerle 26 Ocak Perşembe akşamı Pera Müzesi Oditoryumu’nda&#8230;</strong></p>
<p>Murat Erginol (keman), Yaren Budak (keman), Beste Tıknaz (viyola) ve Burak Ayrancı (Viyolonsel)’dan oluşan Semplice Quartet, henüz yeni bir grup olmasına rağmen, İstanbul’un önemli mekanlarında konserler verdi. İlköğretim çağındaki çocuklara ve gençlere klasik müzik kültürünün aşılanması amacıyla, birçok okulda eğitim ve tanıtım konserleri veren grubun Ekim 2009’da, TÖSED’in davetlisi olarak gittiği Belçika’da, Brüksel Kraliyet Akademisi’nde verdiği konser, Belçika basınında olumlu eleştirler aldı.</p>
<p><strong>Program</strong><br />
W. A. Mozart<br />
Adagio &amp; Fugue K.V. 546</p>
<p>D. Şhostakovich<br />
&#8220;Altın Çağ&#8221; balesinden Elegie</p>
<p>J. Turina<br />
La Oracion Del Torero</p>
<p>M. Ravel<br />
Fa Majör Yaylı Çalgılar Dörtlüsü</p>
<p><strong>Saat 20:30’da başlayacak Pera Müzesi Oda Müziği Konserleri öncesi</strong><strong> müzikseverler Pera Cafe’de konser mönüsünün keyfini çıkarabilecekler.</strong></p>
<p>Not: <a href="http://www.peramuzesi.org.tr/etkinlikler/haberler_detay.aspx?SectionID=eCV921CIfAwNw3vwp4m9cg%3d%3d&amp;ContentID=t0wouyJaklDOr7bI3U65gQ%3d%3d">Pera Müzesi</a> etkinlik takviminden alıntıdır.</p>
<div class="shr-publisher-7540"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/oda-muzigi-konserleri-semplice-quartet/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nils Petter Molvær!</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/nils-petter-molvaer/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=nils-petter-molvaer</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/nils-petter-molvaer/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Jan 2012 21:46:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fırat Aydın</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV Salon]]></category>
		<category><![CDATA[Nils Petter Molvær]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7482</guid>
		<description><![CDATA[&#8216;Modern&#8217; dediğimiz çok katmanlı, dallı budaklı bir kavram. Benim için müzikal anlamda modern, sade iki kelime ile:  Ólafur Arnalds. O nedenle onu canlı kanlı görmemek, izlememek ya da izleyememek nazarımda gözün gördüğü her açıdan koca bir hataya işaret ettiğinden, kendimi ruhuma affettirebilmek için farklı yollara giriyor, farklı sulara koşuyorum epeydir. Evgeny Grinko bu anlamda önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Nils-Petter-Molvær.jpg"><img class="aligncenter  wp-image-7484" title="Nils Petter Molvær" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Nils-Petter-Molvær-300x225.jpg" alt="" width="300" height="239" /></a></p>
<p>&#8216;Modern&#8217; dediğimiz çok katmanlı, dallı budaklı bir kavram. Benim için müzikal anlamda modern, sade iki kelime ile:  <a href="http://www.tramvayduragi.com/olafur-arnalds-istanbul/">Ólafur Arnalds</a>. O nedenle onu canlı kanlı görmemek, izlememek ya da izleyememek nazarımda gözün gördüğü her açıdan koca bir hataya işaret ettiğinden, kendimi ruhuma affettirebilmek için farklı yollara giriyor, farklı sulara koşuyorum epeydir. Evgeny Grinko bu anlamda önemli bir isim, <a href="http://vimeo.com/17775709">Vals</a>&#8216;i ile önemli faydaları oluyor, Matt Elliott ve Yasushi Yoshida da öyle keza. Bugünlerde umut, sıkıntı, hüzün, huzur hepsi birden buluşup pedallı tek trompetin işaretiyle kulaklarıma doluyor, &#8216;neden yaşıyoruz?&#8217; sorusuna başka sorular katıyorlar.</p>
<p>Evet. Arild Andersen ile Masqualero, Sidsel Endresen ile Chipahua gibi oluşumlarda bulunup 1997 çıkışlı muhteşem &#8216;Khmer&#8217; albümü ile solo müzik kariyerine başlayan, tükettiğimiz 2011&#8242;de de 9 şarkılık yepyeni albümü &#8216;Baboon Moon&#8217; ile ülkemizdeki takipçi sayısını gözle görünür biçimde arttıran  Norveç/Oslo&#8217;lu modern jazz müzisyeni Nils Petter Molvær, 21 Ocak Cumartesi akşamı saat 22:00&#8242;de,  İKSV Salon&#8217;u jazz&#8217;a boyamaya geliyor. Ben ambient, nu jazz ve electronic jazz harmanı, yer yer deneyselliğin sınırlarını zorlayacağını düşündüğüm bir performans ile karşımızda olacağını umuyorum Nils&#8217;in. Jaga Jazzist elemanı Stian Westerhus&#8217;un gitarıyla eşlik edeceği huzurlu, hızlı, soğuk, sıcak, az, fazla, yani tam anlamı ile &#8216;jazz&#8217; bir gece olacak.</p>
<p>Benim gibi &#8216;elektronik&#8217; sözcüğü ile çok dirsek temasında ol(a)mayan niceleri şimdi bu düş gecenin amansız heyecanı ile dolarken, On Stream kafamın içinde seksek oynuyor, Mercury Heart kanıma hücumla nüfuz ediyor. Özellikle Robyn Schulkowsky ile birlikte kaydettikleri &#8217;95 çıkışlı Hastening Westward uykuma bela. Arve Hendriksen kadar karanlık olmasa da, Brian Eno&#8217;dan duygulu; Sparklehorse gibi dövmese de, Max Richter gibi uyumlu.</p>
<p>Metin Üstündağ&#8217;ın alkış tuttuğum deyimiyle, &#8220;caz gelecek yerden kulak esirgenmez&#8221;.</p>
<p>Kısacası, şehir, Nils&#8217;i bekliyor.</p>
<p>~ <a href="http://www.saloniksv.com/tr/etkinlik/46/nils-petter-molvaer">İKSV Salon</a></p>
<div class="shr-publisher-7482"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/nils-petter-molvaer/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2011 Müzik Soframız</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/2011muzik/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=2011muzik</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/2011muzik/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 01 Jan 2012 06:31:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Memo</dc:creator>
				<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[fleet foxes]]></category>
		<category><![CDATA[Helplessness Blues]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7359</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl da her yıl olduğu gibi çok dinledik ve hep paylaşmaya çalıştık. Ne hissettiysek onu yazmaya, ne düşündüysek onu anlatmaya, ne anladıysak onu aktarmaya gayret ettik. Müziğe ve müzisyene olan aşikar saygımız, sizlere –müziğin takipçilerine– olan sonsuz sevgimiz ve yeni şeyler dinlemeye olan bitmez arzumuz bizim hep en kıymetli güdülerimiz oldu, olmaya da devam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Bu yıl da her yıl olduğu gibi çok dinledik ve hep paylaşmaya çalıştık. Ne hissettiysek onu yazmaya, ne düşündüysek onu anlatmaya, ne anladıysak onu aktarmaya gayret ettik. Müziğe ve müzisyene olan aşikar saygımız, sizlere –müziğin takipçilerine– olan sonsuz sevgimiz ve yeni şeyler dinlemeye olan bitmez arzumuz bizim hep en kıymetli güdülerimiz oldu, olmaya da devam edecek. Yeni yıl hepimize en çok sağlık, bol mutluluk, olabildiğince neşe, az biraz hüzün ve hayatta var olan bütün duygulardan azar azar getirsin ki insanlığımızı unutmayalım. Hem her tarz müziği daha çok sevebiliriz böylece.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline">2011 Arşivim:</span></strong><br />
Bu yıl en çok müziği yemek pişirirken dinledim. Farklı türde müzikler, farklı lezzetlere ilham veriyor. Aşağıdaki menüyü de 2011 yılının küçük bir özeti olsun diye hazırladım.</p>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="150"> <a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Helplessness-Blues.jpg"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-7360" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Helplessness-Blues-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></td>
<td valign="top">&nbsp;<br />
<strong>Helplessness Blues</strong><br />
Fleet Foxes</p>
<p>Bu albümü sözlerle anlatamıyorum. Hayat, cesaret, umut, metanet, ölüm, sorgu, heyecan, insan, anlam, kavram; herşey var bu albümde. Korkusuz bir ekibin ortaya çıkardığı dehşet verici bir çalışma. Özgün ve tekrarsız. İlham verici. Bence on yılın en iyisi.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top">
<p align="center"><strong>—– o —-</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="150"> <a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/what-did-you-expect-from-the-vaccines1.jpg"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-7361" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/what-did-you-expect-from-the-vaccines1-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></td>
<td valign="top">&nbsp;<br />
<strong>What Did You Expect From The Vaccines?<br />
</strong>The Vaccines</p>
<p>11 şarkı, 35 dakika, kısa fakat bütün bir album. Indie Rock/Post Punk. Orjinal değil ama samimi. Dertleri stress atmak, keyif vermek, eğlendirmek olmalı. İngiltere’den çıkan yeni bir soluk. Takip etmekte fayda var.<strong></strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top">
<p align="center"><strong>—– o —-</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="150"> <a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/circuital.jpg"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-7362" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/circuital-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></td>
<td valign="top">&nbsp;<br />
<strong>Circuital<br />
</strong>My Morning Jacket</p>
<p>Sabah ceketim, öğlen yeleğim, akşam hırkam gibi şakaları yapın ama hobi olarak. Benim en sevdiğim çağdaş rock grubunun 6. Stüdyo albümü Circuital. Bir “Dondante” bir “Bermuda Highway” yok içerisinde ancak bütün olarak lezzetli bir çalışma. Damak tatlarını seviyorum, bu adamlar ne çalsalar dinlerim.<strong></strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top">
<p align="center"><strong>—– o —-</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="150"> <a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/The_Decemberists_-_The_King_Is_Dead-300x3001.jpg"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-7363" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/The_Decemberists_-_The_King_Is_Dead-300x3001-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></td>
<td valign="top">&nbsp;<br />
<strong>The King Is Dead<br />
</strong>The Decemberists</p>
<p>Colin Meloy benim tanıdığım en istikrarlı, aynı zamanda en yenilikçi adamlardan biri. Müziğini dikey değil yatay olarak geliştiriyor. Demek istediğim, her yeni albümde farklı bir tema, farklı bir tarz. Değişmeyen tek şey değişim. Takdir edilesi. Mızıka, akordiyon, banjo böyle bir yemek için çok uygun baharatlar.<strong></strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top">
<p align="center"><strong>—– o —-</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table width="100%" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top" width="150"> <a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/laura-marling.jpg"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-7364" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/laura-marling-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a></td>
<td valign="top">&nbsp;<br />
<strong>A Creature I Don’t Know</strong><br />
<strong></strong>Laura Marling</p>
<p>Öyle defalarca dinlemedim, özel anlara sakladım, özel kişilerle paylaştım. Bu kıza hayranım. Her seferinde daha iyi, her seferinde daha şaşırtıcı, sevmemek, takip etmemek elde değil. Sadece 21 yaşında olmasına rağmen yaptığı bu albümün yenilikçiliği, olgunluğu ve ustalığı hayret verici. Go Laura go!<strong></strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" valign="top">
<p align="center"><strong>—– o —-</strong></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>21 –</strong> Adele – <em>‘Someone Like You” ve ‘Rolling In The Deep’ senenin en iyi şarkılarından</em><br />
<strong>Suck It and See – </strong>Arctic Monkeys<em></em><br />
<strong>The Rip Tide</strong> – Beirut – <em>Istanbul’a bekliyoruz Zach, lütfen gel artık!</em><br />
<strong>Biophilia – </strong>Bjork – <em>ne kafasında olduğunu çözemiyoruz fakat devam :)</em><br />
<strong>Any Man in America</strong> – Blue October – <em>Hayal kırıklığı</em><br />
<strong>Bon Iver – </strong>Bon Iver<br />
<strong>Showroom of Compassion – </strong>Cake – <em>Bu sefer arayı bu kadar açmayın</em><br />
<strong>Mine Is Yours</strong> – Cold War Kids – <em>Kendinizi tekrar etmeye başladınız</em><br />
<strong>Mylo Xyloto</strong> – Coldplay – <em>Seviyorum sizi ama bu son albümü biraz sindirmem gerekecek</em><br />
<strong>Rome</strong> – Danger Mouse &amp; Daniele Luppi – <em>dediğiniz gibi herkes yalnızdır en sonunda</em><br />
<strong>Kaputt</strong> – Destroyer – <em>güzel hikayelerin var, devam</em><br />
<strong>James Blake – </strong>James Blake<br />
<strong>The Deep Field</strong> – Joan as Police Woman &#8211; <em>çok eğlendik, takipçiniz</em><br />
<strong>Black and White America</strong> – Lenny Kravitz<br />
<strong>Wounded Rhymes – </strong>Lykke Li<br />
<strong>Hurry Up, We’re Draeming – </strong>M83<br />
<strong>All Things Will Unwind</strong> – My Brightest Diamond – <em>tatlı kızsın, biraz neşelensen tam super olacak :)</em><br />
<strong>Tomboy</strong> – Panda Bear<br />
<strong>Lupercalia – </strong>Patrick Wolf<br />
<strong>Let England Shake – </strong>PJ Harvey – <em>Bence ‘overrated’sın ama bakalım</em><br />
<strong>The King of Limbs</strong> – Radiohead – <em>naber Thom?</em><br />
<strong>Dye It Blonde – </strong>Smith Westerns<br />
<strong>Strange Mercy</strong> – St. Vincent<br />
<strong>Screaming Bloody Murder</strong> – Sum 41<em></em><br />
<strong>Bad As Me – </strong>Tom Waits<br />
<strong>Burst Apart – </strong>The Antlers – <em>canlı da çok iyiydiniz, sağlığınıza dikkat edin, çok içmeyin.</em><br />
<strong>Angles</strong> – The Strokes – <em>sevdik beğendik aferim</em><br />
<strong>Whokill – </strong>TunE-YArDs<br />
<strong>Smother – </strong>Wild Beasts<br />
<strong>Skyline</strong> – Yann Tiersen – <em>sen var ya sen, yeter dünyayı turladığın biraz da git evinde otur portakallı ördek pişir :)</em><em></em></p>
<div class="shr-publisher-7359"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/2011muzik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kesmeşeker &#8211; Doğdum Ben Memlekette</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/kesmeseker-dogdum-ben-memlekette/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kesmeseker-dogdum-ben-memlekette</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/kesmeseker-dogdum-ben-memlekette/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 24 Dec 2011 12:51:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[kadıköy]]></category>
		<category><![CDATA[kesmeşeker]]></category>
		<category><![CDATA[rock]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7307</guid>
		<description><![CDATA[Şişli doğumluyum, Sultanahmetliyim, çocukluğumun bir kısmını Bakırköy&#8217;de, gençliğimin tamamını Beylikdüzü&#8217;nde, iş ve eğlence hayatımın çoğunluğunu Beşiktaş, Beyoğlu ekseninde geçirdim. Fenerbahçeli olmak çocuk ve ergenken beni Kadıköy&#8217;e bağlayan yegane şeydi. Bir de annemin halasına yapılan rutin ziyaretler. O ziyaretlerden birinde Rexx sinemasına gitmek, annesiz izlenen ilk film, filmden çıkıp atari salonuna dalmak, özgürlük!. Kadıköy&#8217;ü sevmeye başlamıştım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/dogdumbenmemlekette.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7426" title="dogdumbenmemlekette" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/dogdumbenmemlekette.jpg" alt="" width="400" height="358" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Şişli doğumluyum, Sultanahmetliyim, çocukluğumun bir kısmını Bakırköy&#8217;de, gençliğimin tamamını Beylikdüzü&#8217;nde, iş ve eğlence hayatımın çoğunluğunu Beşiktaş, Beyoğlu ekseninde geçirdim. Fenerbahçeli olmak çocuk ve ergenken beni Kadıköy&#8217;e bağlayan yegane şeydi. Bir de annemin halasına yapılan rutin ziyaretler. O ziyaretlerden birinde Rexx sinemasına gitmek, annesiz izlenen ilk film, filmden çıkıp atari salonuna dalmak, özgürlük!. Kadıköy&#8217;ü sevmeye başlamıştım.</p>
<p style="text-align: justify;">Aklımın yavaş yavaş başıma gelmeye başladığı yaşlarda Kadıköy müziğinin etkisinin de hayatımında büyük yer aldığını hissediyordum. Whisky, Mavisakal, Kesmeşeker, Nekropsi de bu büyüklükte yer alan gruplardı. Kesmeşeker&#8217;in yeri bunlardan biraz daha ayrıydı. En son Kesmeşeker&#8217;i keşfetmiştim. Sözleri farklıydı, müziği basitti. Anlamsız bir şekilde önemliydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Artık kendimi daha fazla Kadıköy&#8217;e ait hissediyorum. Kadıköy&#8217;e daha çok gidiyorum. Ara sokaklarının sakinliğini daha çok seviyorum. O sakinliğin içinden geçerken evlerde neler döndüğünü, neler konuşulduğunu veya Arkaoda&#8217;dan çıkıp Kadıköy&#8217;de bir evde uyanmanın, kahvaltı yapmanın nasıl bir duygu olduğunu çokca merak ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Kesmeşeker&#8217;in 12 yıl sonra yeni bir albümü çıktı. 1997 tarihli İnsulin albümünün kadrosuyla hem de. Albümü sabırsızlıkla bekliyordum, tamamen üstteki sebeplerden dolayı. Beylikdüzü&#8217;nde otururken, Beylikdüzü yalnızlığına eşdeğer bir Metin Kurt yalnızlığı barındıran albümü, nostalji yapıp, 10 sene önce de pil almaya üşendiğim için televizyon kumandasının piliyle çalıştırdığım discmanime takıp dinliyorum. (Piller bitmemeli, parası neyse verelim) Hava tam anlamıyla bok gibi. Hani şu çirkin ince yağmurlar var ya onlardan yağıyor. Gökten çok pis bir açıyla düşerler, doğanın insanoğluna yaptığı bir işkence gibi. Yanaklarınızı acıtır. Albüm ise akıp gidiyor. Bildiğimiz Kesmeşeker, belki biraz daha sert. Sert gibi, ama değil gibi de.</p>
<p style="text-align: justify;">Albüm bittikten sonra dışarı çıkmak istemedim. Çünkü adımımı attığım anda Kadıköy&#8217;de olmadığımı hatırlayacaktım. Bizim burada sokaklar yaz-kış soğuktur, amaç ise gizli bir mutluluk içinde hayatta kalmaktır. Kesmeşeker bana Kadıköy&#8217;ü fazlasıyla hatırlatıyor. En azından albümü dinlediğim sürece kendimi oradaymışım gibi hissediyorum. Aslında, şu anda Kadıköy&#8217;de de olsam yine evimde oturup bu albümü dinlerdim.</p>
<p style="text-align: justify;"> Eminim ki bu albümde çok acayip notalar falan vardır. Geçişler falan değişiktir, bilmemkaçlık vuruşlar vs.. kusura bakmayın, ben albüm incelemesi yazmayı bilmem.</p>
<div class="shr-publisher-7307"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/kesmeseker-dogdum-ben-memlekette/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Markéta Irglová &#8211; Anar</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/marketa-irglova-anar/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=marketa-irglova-anar</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/marketa-irglova-anar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Nov 2011 13:04:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[2012]]></category>
		<category><![CDATA[marketa irglova]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7062</guid>
		<description><![CDATA[Bayram tatillerinden pek hoşlandığım söylenemez. Bir sürü angarya iş, ayda yılda bir görülen akrabaların iyi olduğunu öğrenmek, pek çok dedikoduya kulak kabartmak gibi saçma olaylardır buna sebebiyet veren. Bu seferki tatilden hemen önce Marketa Irglova&#8217;nın ilk solo albümünün çıktığını öğrendim. Albümü dinlemeden önce bir kez de &#8220;Once&#8221; izleyerek hem filme, hem güzel sesine olan özlemimi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: justify;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/marketa-irglova-anar2.jpg"><br />
<img class="size-full wp-image-7063 alignleft" style="margin: 2px; border: black 2px solid;" title="Markéta Irglová - Anar" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/marketa-irglova-anar2.jpg" alt="" width="206" height="206" /></a>Bayram tatillerinden pek hoşlandığım söylenemez. Bir sürü angarya iş, ayda yılda bir görülen akrabaların iyi olduğunu öğrenmek, pek çok dedikoduya kulak kabartmak gibi saçma olaylardır buna sebebiyet veren. Bu seferki tatilden hemen önce Marketa Irglova&#8217;nın ilk solo albümünün çıktığını öğrendim. Albümü dinlemeden önce bir kez de &#8220;Once&#8221; izleyerek hem filme, hem güzel sesine olan özlemimi giderdikten sonra.. Aslında tam olarak sesine doyamadığım için soundtracki ve önceki Swell Season albümlerini epey dinledim. Solo albümüne geçmem biraz zaman aldı. Belki de biraz korkmuştum.</p>
<p style="text-align: justify;"> Marketa&#8217;nın bu ilk solo çalışması New York&#8217;a taşınıp evlendikten sonra kaydedilmiş. Daha önce İrlanda ve Çek Cumhuriyet&#8217;nin naifliğinin bir karışımı olan şarkılarına alışmıştık Glen ve Marketa ikilisinin. Gücünü Marketa&#8217;nın piyanosundan ve sesinden alan ama naifliğini bir ölçüde kaybetmiş bir albüm Anar.</p>
<p style="text-align: justify;"> Marketa&#8217;nın efsanevi sesini kaybetmediği sürece dinlemememiz için bir neden yok gibi görünüyor. Bu albüm de naif bir grubun albümünden çok güçlü bir kadının albümü. Dinlerken ister istemez sıklıkla Tori Amos ile karşılaştırdığım yerler oldu. (Çek bir Tori Amos esprisi yapmamak için kendimi zor tutuyorum)</p>
<p style="text-align: justify;"> Divine Timing, Go Back, We Are Good albümün güçlü şarkıları. Bu arada Amerikalı&#8217;lar albüm kapağındaki narı soğan sanmış. Yana yakıla Anar&#8217;ın kelime anlamını aramışlar. Anar ise bildiğin nar. Bazen iyi ki Amerikalı değilim diye düşünüyorum.</p>
<div class="shr-publisher-7062"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/marketa-irglova-anar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yann Tiersen &#8211; Skyline</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/yann-tiersen-skyline/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=yann-tiersen-skyline</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/yann-tiersen-skyline/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Oct 2011 19:36:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[skyline]]></category>
		<category><![CDATA[Yann Tiersen]]></category>
		<category><![CDATA[yeni albüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7029</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Yann Tiersen&#8217;den Sigur Ros esanslı bir albüm&#8221; Eğer doğan grubunun gazetelerinden birinde haftalık müzik eleştrileri yazan biri olsaydım kesinlikle başlık olarak bunu seçerdim. Yann Tiersen&#8217;in yeni bir albüm yapacağından haberim vardı ama ne zaman yayınlanacağını unutmuştum şu sıralar pek çok şeyi unuttuğum gibi. Last.fm&#8217;in esrarengiz önerilen albümler fonksiyonuna minnetarım hatırlattığı için. Yann Tiersen&#8217;in bir önceki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/skyline.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-7030" style="border-width: 3px; border-color: black; border-style: solid; margin: 3px;" title="skyline" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/skyline.jpg" alt="" width="240" height="240" /></a>&#8220;Yann Tiersen&#8217;den Sigur Ros esanslı bir albüm&#8221; Eğer doğan grubunun gazetelerinden birinde haftalık müzik eleştrileri yazan biri olsaydım kesinlikle başlık olarak bunu seçerdim. Yann Tiersen&#8217;in yeni bir albüm yapacağından haberim vardı ama ne zaman yayınlanacağını unutmuştum şu sıralar pek çok şeyi unuttuğum gibi. Last.fm&#8217;in esrarengiz önerilen albümler fonksiyonuna minnetarım hatırlattığı için.</p>
<p>Yann Tiersen&#8217;in bir önceki albümünü malesef dinleyememiştim. Bazı müzisyenlerin albümleri hadi oturup dinleyeyim diyince dinlenmiyor. Yann Tiersen de o bazı müzisyenlerden biri. Açıkçası hala kendisini Amelie dönemindeki işleri ile hatırlamak ihtiyacı hissediyorsanız, bu albüm size göre değil.</p>
<p>Hafızlardan asla silinemeyecek bir rüyanın içinde hapsolmak istemeyen bir Yann Tiersen benim tercihim. Burak&#8217;ın da daha önce dediği gibi &#8220;Yann Tiersen, akordeon ve piyanosunu evde bıraktığında da pek tabii ki en yakın arkadaşımız olabilir&#8221;. Oluyor da. Albümün türüne pek çok yerde post-rock dendiğini gördüm. Aslında bazı şarkılar gerçekten de Sigur Ros ve Explosions in The Sky ritmlerine kardeş ritmlere sahipler. Bunda da en büyük paylardan birinin Sigur Ros&#8217;un prodüktörü Ken Thomas&#8217;a ait olduğunu düşünüyorum. Kendisi efsanevi albümler Ágætis byrjun ve Takk&#8217;ın da prodüktörlüğünü de üstlenmişti. Uzun lafın kısası, böylesine şahane bir prodüktör ve müzisyenin elinden çıkan bir albümde prodüksiyon yönünden kusur bulmak imkansız.</p>
<p>Distorşınlı (ben bunu hep bu şekilde kullanmayı sevdim =) ) gitarları (ama çok sert değil!), rüya atmosferine katkıda bulunan ilginç ses efektleri, beyaz çarşaflı hortlakları akıllara getiren klavye ezgileriyle Yann Tiersen (ya da sevdiğimiz hitabet şekliyle YannTi) efsanevi bir albüm ortaya koymuş. Dinleyin.</p>
<div class="shr-publisher-7029"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/yann-tiersen-skyline/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Pera Müzesi’nde “Oda Müziği Konserleri” Başlıyor</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/pera-muzesi%e2%80%99nde-%e2%80%9coda-muzigi-konserleri%e2%80%9d-basliyor/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=pera-muzesi%25e2%2580%2599nde-%25e2%2580%259coda-muzigi-konserleri%25e2%2580%259d-basliyor</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/pera-muzesi%e2%80%99nde-%e2%80%9coda-muzigi-konserleri%e2%80%9d-basliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 25 Oct 2011 11:53:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Ametist Klarnet Quintet]]></category>
		<category><![CDATA[Golden Horn Brass Quintet]]></category>
		<category><![CDATA[Oda Müziği Konserleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pera Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Semplice String QUARTET]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7002</guid>
		<description><![CDATA[Ekim – Aralık 2011 Golden Horn Brass Quintet 27 Ekim 2011 Ametist Klarnet Quintet 3 Kasım 2011 Semplice String QUARTET 17 Kasım 2011 Pera Müzesi, Ekim – Aralık 2011 döneminde klasik müziğin özü olarak kabul edilen Oda Müziği Konserleri düzenlemeye başlıyor.  İlki 27 Ekim Perşembe günü gerçekleşecek ve aylık olarak devam edecek konserlerde, genç ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p align="center"><strong><span style="font-family: Arial;"><span><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Golden-Horn-Brass-Quintet.jpg"><img class="size-medium wp-image-7003 aligncenter" title="Golden Horn Brass Quintet" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Golden-Horn-Brass-Quintet-300x224.jpg" alt="" width="300" height="224" /></a>Ekim – Aralık 2011</span></span></strong></p>
<p align="center"><strong></strong> <strong><span style="font-family: Arial;"><span>Golden Horn Brass Quintet</span></span></strong></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Arial;"><span>27 Ekim 2011</span></span></strong></p>
<p align="center"><strong></strong> <strong><span style="font-family: Arial;"><span>Ametist Klarnet Quintet</span></span></strong></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Arial;"><span>3 Kasım 2011</span></span></strong></p>
<p align="center"><strong></strong> <strong><span style="font-family: Arial;"><span>Semplice String QUARTET</span></span></strong></p>
<p align="center"><strong><span style="font-family: Arial;"><span>17 Kasım 2011</span></span></strong></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;"><strong><span>Pera Müzesi</span></strong><span>, <strong>Ekim – Aralık 2011</strong> döneminde klasik müziğin özü olarak kabul edilen <strong>Oda Müziği</strong> <strong>Konserleri </strong>düzenlemeye başlıyor.  İlki <strong>27 Ekim Perşembe</strong> günü gerçekleşecek ve aylık olarak devam edecek konserlerde, genç ve yetenekli solistlerin oluşturduğu oda müziği gruplarına yer veriliyor. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;"><strong><span>Pera Müzesi Oditoryumu’</span></strong><span>nda düzenlecek ve sanat yönetmenliğini Kemal Küçük’ün yaptığı programın ilk konseri <strong>27 Ekim Perşembe </strong>günü<strong> Golden Horn Brass Quintet</strong> ile gerçekleşiyor. Türkiye’nin ilk bakır nefesli beşlisi <strong>Golden Horn Brass</strong> <strong>Quintet</strong> grubu klasik, caz, pop, Anadolu ezgileriyle kendi üsluplarını birleştiriyor. 2004’te Begüm (Gökmen) Azimzade tarafından kurulan grup, 2 trompet, korno, trombon ve tuba enstrümanlarından oluşuyor. Grubun<em> </em>sanatçıları <strong>Golden Horn Brass</strong> <strong>Quintet</strong> koserlerinin yanısıra, Bilkent Senfoni Orkestrası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Orkestrası, Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndaki görevlerine de devam ediyor. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;"><strong><span>Pera Müzesi Oda Müziği Konserleri</span></strong><span> serisinin ikinci konseri <strong>3 Kasım Perşembe</strong> günü <strong>Ametist Klarnet Quintet</strong> ile gerçekleşecek. </span><span>1996 yılında kurulan Ametist klarnet beşlisi, klarnet için yazılmış oda müziği repertuarını tanıtarak çalışmalarına başladı. Özellikle, Türkiye’de klarnet beşlisi için yazılmış orijinal kompozisyonların yetersizliği nedeniyle, kendi repertuarını oluşturmak ve geliştirmek için çalışmalara devam eden Grup,  tanınmış klasik, folk ve caz müziği eserlerinden pek çok sayıda  uyarlama ve düzenlemeleri de  seslendiriyor. </span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;"><span>Kasım ayındaki üçüncü konser ise, <strong>17 Kasım Perşembe</strong> günü <strong>Semplice String Quartet</strong> ile devam edecek. Keman, viyola ve viyolonsel enstrümanlarından oluşan yaylı grup; genç, keyifli ve renkli bir yaylı çalgılar dörtlüsü.</span></span></p>
<p align="justify"><span style="font-family: Arial;"><strong><span>Saat 20:30’da</span></strong><span> başlayacak<strong> Pera Müzesi Oda Müziği Konserleri</strong> öncesi müzikseverler <strong>Pera Cafe</strong>’de konser mönüsünün keyifini çıkarabilecekler. Konserler müze giriş biletiyle izlenebilir. </span></span></p>
<p align="justify">Not: <a href="http://www.peramuzesi.org.tr/default.aspx">Pera Müzesi</a> basın bülteninden alıntıdır.</p>
<p align="justify">
<div class="shr-publisher-7002"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/pera-muzesi%e2%80%99nde-%e2%80%9coda-muzigi-konserleri%e2%80%9d-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>múm İstanbul Konseri</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/19-ekim-2011-mum-konseri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=19-ekim-2011-mum-konseri</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/19-ekim-2011-mum-konseri/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 20 Oct 2011 12:54:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Konser]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Björk]]></category>
		<category><![CDATA[Hildur Ingveldardottir Gudnadottir]]></category>
		<category><![CDATA[Icelandic]]></category>
		<category><![CDATA[Icelandic Music]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[İzlanda]]></category>
		<category><![CDATA[Lost in Hildurness]]></category>
		<category><![CDATA[múm]]></category>
		<category><![CDATA[Örvar Smárason]]></category>
		<category><![CDATA[Salon İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[Sigur Ros]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=6976</guid>
		<description><![CDATA[Salon yeni açıldığında elimize epeyce anket tutuşturmuştu İKSV. O anketlerin sonunda da “hangi sanatçıları sahnede görmek istersiniz?” diye bir soru vardı. Oraya múm cevabını verdiğimiz zamanı dün gibi hatırlıyorum. (Olafur Arnalds&#8216;da yazmıştık, onu da izledik. Fleet Foxes da listemizdeydi!) Dün gece ise bu isteğimizde ne kadar haklı olduğumuzu gördük, harika bir konser izledik. İzlanda müziği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Mum.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-6977" title="Mum" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Mum.jpg" alt="" width="576" height="384" /></a></p>
<p>Salon yeni açıldığında elimize epeyce anket tutuşturmuştu İKSV. O anketlerin sonunda da “hangi sanatçıları sahnede görmek istersiniz?” diye bir soru vardı. Oraya múm cevabını verdiğimiz zamanı dün gibi hatırlıyorum. (<a href="http://www.tramvayduragi.com/olafur-arnalds-istanbul/" target="_blank">Olafur Arnalds</a>&#8216;da yazmıştık, onu da izledik. Fleet Foxes da listemizdeydi!) Dün gece ise bu isteğimizde ne kadar haklı olduğumuzu gördük, harika bir konser izledik.</p>
<p>İzlanda müziği 2000’li yıllara damgasını vurdu. Björk popülerliği ve Sigur Ros&#8217;un deneysel önderliğinde tüm dünya İzlanda’yı bir müzik ülkesi olarak kabul etti ve sevdi. Zaman zaman bu sevgiye anlam veremeyen ve eleştiri telaşına düşenler İzlanda’dan çıkan grupları ve müziklerini “sınırlı” olarak değerlendirseler de bana göre gittikçe kısırlaşan ve tekrara başlayan müzik dünyasına yeni bir soluk getirdiler. Uzun süre de İzlanda grupları müzikseverleri besleyecektir.</p>
<p>múm da o dünyanın en iyi gruplarından birisi. Ülkelerindeki nüfus/müzisyen oranı çok yüksek olduğundan “kimin çellosu kimin grubunda” belli olmuyor. Uzun süredir de múm’a konserlerde Lost in Hildurness adıyla da bildiğimiz çellist <em>Hildur Ingveldardottir Gudnadottir</em> eşlik ediyor. Dün akşam da sahnede çok iyi bir performansı vardı.  Genelde seyirciyle konuşma işini grubun kurucularından birisi olan Örvar Smárason yaptı, albüm kapağına mum resmi koyduklarını ve böyle bir tişört de tasarladıklarını söyledi. Türkçede mum kelimesinin anlamını öğrenince tişörtün çok aptalca gözüktüğünü anlattı!</p>
<p>Daha önce bir DJ set performansı (facia organizasyon!) için geldiklerinde de gitmiştim ama büyük bir hayal kırıklığı olmuştu, geçiciymiş, dün akşam anladım. Elektronik aletlerle arası çok iyi olan grupların konserlerine giderken tedirgin oluyorum. Dün akşam da konsere gitmeden endişeliydim ama sahneyi dolduran yedi kişi ve çaldıkları çeşitli aletler “marifetin büyük kısmı müzisyendedir” cümlesinin altını çizdiler. Bir kez bis yaptılar ve  en sevdiğim múm parçalarından birisi olan Green Grass of Tunnel ile konseri bitirdiler. Özellikle konserin bitişi yıllar önce gittiğim Yeni Melek’teki Mogwai konserini hatırlattı. O ses yıllardır kulağımdaydı, şimdi múm’un yarattığı bu sesi yıllarca taşıyacağım.</p>
<p><strong>Not:</strong>  Zülal Kalkandelen’in Örvar Smárason ile yaptığı çok güzel bir röportaj var. <a href="http://zulalmuzik.blogspot.com/2011/10/izlandadan-deneysel-pop.html" target="_blank">Buradan</a> okuyabilirsiniz, Örvar’ın müziğe bakışı konusunda güzel bilgiler edinebilirsiniz. Fotoğraf Salon İKSV fotoğrafçısı Ali Güler&#8217;e ait. 18 Ekim gecesinden bir kare.</p>
<div class="shr-publisher-6976"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/19-ekim-2011-mum-konseri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

