<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tramvay Durağı &#187; Agresyon Memuru</title>
	<atom:link href="http://www.tramvayduragi.com/category/muzik/agresyon-memuru/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tramvayduragi.com</link>
	<description>Göğe Bakma Durağı..</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 22:27:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Therapy? &#8211; A Brief Crack Of Light</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=therapy-a-brief-crack-of-light</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 19:49:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[therapy?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7615</guid>
		<description><![CDATA[Therapy? dinlerken mutlu olduğum grupların başında gelir isminin aksine. 2012’de hala sert müzik yapan bir grup olmalarına rağmen yeni albümlerini bu kadar bekliyor olmamın da gruba olan sevgimle doğru orantısı bulunmakta. Nurse, Troublegum ve Infernal Love albümlerini deliler gibi dinlediğim dönemler oldu. Bu albümlerin yanına yaklaşacak kalitede olmasa da Shameless ve Never Apologise, Never Explain [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><div>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/therapybrief.jpg"><img class=" wp-image-7616  alignleft" style="border-image: initial; border-width: 3px; border-color: black; border-style: solid; margin: 3px;" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/therapybrief.jpg" alt="" width="215" height="215" /></a></p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Therapy? dinlerken mutlu olduğum grupların başında gelir isminin aksine. 2012’de hala sert müzik yapan bir grup olmalarına rağmen yeni albümlerini bu kadar bekliyor olmamın da gruba olan sevgimle doğru orantısı bulunmakta. Nurse, Troublegum ve Infernal Love albümlerini deliler gibi dinlediğim dönemler oldu. Bu albümlerin yanına yaklaşacak kalitede olmasa da Shameless ve Never Apologise, Never Explain de harika tatlar barındıran, en kötü ihtimalle gaza getiren albümlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Açıkçası 2004’ten sonra yayınlanan Therapy? albümlerinde bariz bir şekilde enerji yoksunluğu gözleniyordu. Beste olarak da başarılı sayılmazlardı. En fazla bir kaç kere dinlediğim albümlerden sonra konser kayıtlarında dinlediğim Living In the Shadow of the Terrible Thing beni heyecanlardırmaya yetmişti. Albümün açılış şarkısı olması oldukça yerinde bi tercih olmuş. Albümden yayınlanan ilk single da olan şarkı sert ve akılda kalıcı melodilere sahip. Grubun akılda kalıcı gitar riffleri yazmayı devam ettirmeleri en çok sevindiren konu oldu.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Albümün en dikkat çekici parçası şüphesiz ki üçüncü sıradakı Marlow. Aslında albümün herkese hitap eden belki de tek parçası. Hipnotize edici bir gitar riffi ve ardından zillerle desteklenen şarkı bir Mono albümünde yer alsaydı yadırgamazdım. Kolay dinlenebilen bir post rock klasiği olmuş. Diğer şarkıları birbirinden çok ayıramıyorum. Therapy? albümü dinlerken şarkı atlamak içime sinmiyor. Bütün şarkılar enerjilerini baştan sonra sürdürüyorlar. Belki son şarkı, Ecclesiastes hariç. Onu da rahatlatıcı bir havası olduğu için affedebiliriz. Bu şarkı bana büyük ölçüde Anathema &#8211; Closer&#8217;ı hatırlattı.</p>
<p style="text-align: justify;" dir="ltr">Son zamanlarda Zune’da dinleyecek yeni şeyler için sıkıntı yaşıyordum. Önce The Maccabees sonra da Therapy? imdadıma yetişti. Sanırım bu senenin dinleyeceğim distorşınlı gitar ağırlıklı tek albümü bu olacak. Therapy? severler göz atsın.</p>
</div>
<div class="shr-publisher-7615"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/therapy-a-brief-crack-of-light/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm Zamanların En TIRT Grupları Bölüm 1</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-bolum-1/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-bolum-1</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-bolum-1/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Sep 2009 19:26:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Coldplay]]></category>
		<category><![CDATA[Creed]]></category>
		<category><![CDATA[Happy Mondays]]></category>
		<category><![CDATA[Matchbox 20]]></category>
		<category><![CDATA[Nickelback]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=698</guid>
		<description><![CDATA[Biliyorum bu yazıda ve bu yazının ilerleyen bölümlerinde çok küfür yiyeceğim. Ama malesef gerçekler böyle. Biz de sevdiğiniz grubun TIRT olarak Tramvay Durağı arşivlerinde yerini almasını istemezdik. (Not: &#8220;abi aslında o grup şöyle iyi, böyle babacan, öyle damardan şeklindeki yorumlar aniden silinecektir&#8221;. Yazıyı destekleyici yorumlara ise dokunulmayacak. ) önce adam gibi grup resmi çekinin sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Biliyorum bu yazıda ve bu yazının ilerleyen bölümlerinde çok küfür yiyeceğim. Ama malesef gerçekler böyle. Biz de sevdiğiniz grubun TIRT olarak Tramvay Durağı arşivlerinde yerini almasını istemezdik. (Not: &#8220;abi aslında o grup şöyle iyi, böyle babacan, öyle damardan şeklindeki yorumlar aniden silinecektir&#8221;. Yazıyı destekleyici yorumlara ise dokunulmayacak. )</p>
<p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Coldplay.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-883" title="Coldplay" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Coldplay-300x245.jpg" alt="" width="300" height="245" /></a>önce adam gibi grup resmi çekinin sonra gelin</p>
<p><strong>Coldplay</strong></p>
<p>Ulan yarım saatten beri öldüremediğim sivrisineği bile sizden daha çok seviyorum. En azından bir yaşam gayesi var hayvanda. O bit kadar hayvan bile kendini sizin kadar tekrar etmiyor. Hep farklı farklı yerlerden ısırıyor. Siz kendinizi tekrarlamanın allahını yaptınız. Hadi bunu geçtim, biraz sonra bu listede adını altın harflerle anacağım U2&#8242;ya bile özendiniz lan bir ara. Ananız babanız yok mu sizin oğlum?</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://justwilliam1959.files.wordpress.com/2009/02/creed-wallpaper-800x600.jpg" alt="" width="320" height="200" />Ayna&#8217;nın sizden ne eksiği vardı da siz milyon dolarlar kazandınız ulan?</p>
<p><strong>Creed</strong></p>
<p>İğrenç bir gitar tonu, birbirinden kolpa gitar riffleri.. Üstüne üstlük milyarda biri olamayacağınız Pearl Jam özentiliğinize ne demeli? Ulan aylarca Alice in Chains ile turladınız Jerry Cantrell &#8220;hayatımda gördüğüm en burnu havada adamlar bunlardı, tek bir merhaba bile demediler&#8221; demiş sizin için. Az bile demiş. 120. sınıf kolej filmi soundtrackçileri sizi..</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://img121.imageshack.us/img121/8640/dallamalar.jpg" alt="" width="410" height="153" />utanıyoruz abi diyip kapıma gelmeyecektiniz</p>
<p><strong>Matchbox 20</strong></p>
<p>Yapmayın evladım, yapmayın oğlum. Beceremiyorsanız yapmayın ya. Zaten o kadar boktan bir grupsunuz ki google adam gibi grup resminiz bile yok. Hep aynı resim. Piyano çalan elemanınız başarılı acilen başka tarzlara yönelip hayatını kurtarmalı. Diğerlerini Allah&#8217;a havale ediyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://64.131.83.194/~isgaysti/wp-content/uploads/2007/04/nickelback.jpg" alt="" width="300" height="200" />hem yeteneksiz hem kolpa hem de tipsiz olup nasıl başarılı olmayı planlıyorsunuz?</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Nickelback</strong></p>
<p style="text-align: left;">Mtv-rock diye bir tarz varsa hah işte onu bu lavuklar çıkardı. Yüzyılın yazılmış en rezil, en sütlaç balladlarını yazdınız. Hala da albüm çıkarınca listelerde 1. sıraya çıkıyorsunuz. Arkanızda kim var oğlum sizin?  Template şarkı yapıp hala para kazanabiliyorsunuz ya ben ona yanıyorum.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://static.nme.com/images/article/84_HappyMondays_L290307.jpg" alt="" width="300" height="184" />Hayır hayır bu, Shaun of the Dead&#8217;in zombi seçmelerinden bir fotoğraf değil!</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Happy Mondays</strong></p>
<p style="text-align: left;">Dinlerken en gerildiğim grup sizsiniz abicim. Mançester&#8217;in yüz karalarısınız. Bu kadar baygın, sünepe bir müzik yapılır arkadaş. Neyin tribini yaşıyorsanız hemen vazgeçin zira insanlıktan çıkmışsınız.</p>
<p style="text-align: left;">
<p style="text-align: left;">devamı yakında..</p>
<div class="shr-publisher-698"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/tum-zamanlarin-en-tirt-gruplari-bolum-1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Myspace ve Last.fm&#8217;e Erişimin Engellenmesi</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/myspace-ve-last-fme-erisimin-engellenmesi/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=myspace-ve-last-fme-erisimin-engellenmesi</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/myspace-ve-last-fme-erisimin-engellenmesi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Sep 2009 08:50:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Mü-Yap]]></category>
		<category><![CDATA[Sansüre Hayır]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=686</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta Türkiye’de bulunan internet kullanıcıları Last.fm ve Myspace sayfalarına erişmek istediklerinde tanıdık bir mesajla karşılaştı. Mesaj pek şaşırtıcı değildi, bilmem kaçıncı mahkeme bilmem kimin uğradığı zarar neticesinde siteleri erişime kapatmıştı. Herkes kahvesini aldı ve DNS ayarlarını düzenleyip kullanıcı sayfasına erişmeye kaldığı yerden devam etti. Yasakları aşmanın türlü yolu zaten biliniyordu, hatta Başbakan da bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/last_fm.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1511" title="last_fm" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/last_fm-300x161.jpg" alt="" width="300" height="161" /></a></p>
<p>Geçtiğimiz hafta Türkiye’de bulunan internet kullanıcıları Last.fm ve Myspace sayfalarına erişmek istediklerinde tanıdık bir mesajla karşılaştı. Mesaj pek şaşırtıcı değildi, bilmem kaçıncı mahkeme bilmem kimin uğradığı zarar neticesinde siteleri erişime kapatmıştı. Herkes kahvesini aldı ve DNS ayarlarını düzenleyip kullanıcı sayfasına erişmeye kaldığı yerden devam etti. Yasakları aşmanın türlü yolu zaten biliniyordu, hatta Başbakan da bu yollardan yasaklı sitelere eriştiğini söyleyip kendince bir “destur” vermişti. Bu yüzden erişim devam etti, yasaklar kaldı. Tıpkı eğitimin ardından baki kalan bazı şeyler gibi.</p>
<p>Bu yasak kararını kimin aldırdığı her zamanki gibi hemen anlaşılamadı. Daha sonra da müzik siteleri olmasından ötürü akıllar “telif hakları” noktasına gitti ve hemen bilinen kapı çalındı: Mü-yap! (Müziğin ve müzisyenin dostu, sevgili kardeşi, müzikten sorumlu devlet bakanı, kültür kalkanı)</p>
<p>Mü-Yap başkanı ve aynı zamanda Ada Müzik’in sahibi Bülent Forta konuyla ilgili açıklamasında tam bir bakan havası takınarak “Youtube da bu ülkeden ekmek yiyor, o zaman açacak şubesini verecek vergisini” diyen devlet bakanımıza gönderme yaparcasına “Ben sanatçımı korumalıyım, Myspace’e kendi şarkısını koyan grupların birçoğunun bile bunu yapmaya yetkisi yok, verecekler telifi” tarzında bir açıklama yapmış.</p>
<p>Maddi konulara girildiğinde belki de kâğıt üzerinde haklı çıkabilir kendisi, ancak savunduğu şeye şöyle bir uzaktan baksa ve insanların kendi yaptıkları müzik üzerinde bile başkası olarak hak iddia etmesinin saçmalığını anlasa eminim çok farklı bir insan olurdu. Bülent Bey’in neyken ne olduğunu kendisini tanımadan eleştirmeyeceğim, ancak farklı bir geçmişe sahip olmadan, önemli bir u dönüşü yapılmasa da sonunda dönüştüğü şey beni rahatsız ediyor.</p>
<p>Türkiye üzerinde söylenecek fazla bir şey yok, aynı tas suyla hamamı da geçtik aynı derede yıkanıyoruz ve evet tüm iddiaların aksine su aynı. Dünün x’leri bugün y olarak aynı denklemlerde farklı bilinmeyeni oynuyorlar, sonuç doğal olarak çözümsüzlük.</p>
<p>Konuyla ilgili bir çözüm önerisi sunarak yazımı sonlandırayım. Mü-Yap’a bağlı olmayan ve bağımsız müzik yapan Myspace kullanıcısı gruplar ya da bireyler, siteyi kapattırarak kendilerini maddi zarara uğrattığı için Sayın Bülent Forta ve temsilcisi olduğu Mü-Yap’a dava açsın. Bu durumda pek sevilen kâğıt üzerinde kimin haklı olacağını daha net görebiliriz.</p>
<div class="shr-publisher-686"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/myspace-ve-last-fme-erisimin-engellenmesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Queensrÿche &#8211; American Soldier</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/queensryche-american-soldier/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=queensryche-american-soldier</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/queensryche-american-soldier/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Mar 2009 14:28:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[Progressive Metal]]></category>
		<category><![CDATA[Queensrÿche]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=264</guid>
		<description><![CDATA[2009&#8242;un ilk ayları sevdiğim gruplar albümlerini ard-arda çıkarmaya başladı. Bunlardan en çok ilgimi çekeni ise hiç şüphesiz en sevdiğim progressive metal topluluğu Queensrÿche&#8217;in American Soldier&#8217;ı oldu. Son dönemlerde yaptığı stüdyo albümleriyle sevenlerini hayal kırıklığına uğratan (2003 çıkışlı Tribe albümünü tenzih ederim) grup yine bir konsept albümle karşımızda. Queensrÿche 1994 yılında yayınladığı Promised Land&#8217;den sonra üst [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: left">2009&#8242;un ilk ayları sevdiğim gruplar albümlerini ard-arda çıkarmaya başladı. Bunlardan en çok ilgimi çekeni ise hiç şüphesiz en sevdiğim progressive metal topluluğu Queensrÿche&#8217;in American Soldier&#8217;ı oldu. Son dönemlerde yaptığı stüdyo albümleriyle sevenlerini hayal kırıklığına uğratan (2003 çıkışlı Tribe albümünü tenzih ederim) grup yine bir konsept albümle karşımızda.</p>
<p>Queensrÿche 1994 yılında yayınladığı Promised Land&#8217;den sonra üst üste vasat albümler yayınldı. Here in The New Frontier&#8217;da basitleşip yer yer memleketleri seattle&#8217;ın grunge akımına doğru kayan müzikleri, grubun beyinlerinden Chris DeGarmo&#8217;nun ayrılışından sonra yayınlanan Q2K ile aynı rotada devam etti. Hem basın hem de hayranlar tarafından grubun en kötü dönemi olarak anılan Promised Land sonrası, Chris DeGarmo&#8217;nun da kayıtlarında bulunduğu Tribe ile bu kötü gidişe bir son veren grup, hem bu albümden aldığı hem de Operation Mindcrime konserlerinin verdiği gazdan olacak belki de kariyerlerindeki en riskli icraatlerinden biri olan Operation Mindcrime 2&#8242;yi yayınlama kararı aldı.</p>
<p>Operation Mindcrime 2 güzel bir albüm olmasına rağmen selefindeki detayları, tiyatral alt yapıyı, orjinaliteyi barındırmamasından dolayı hayranlar tarafından eleştirilere maruz kaldı. Mindcrime at The Moore videosuyla OM2&#8242;nin günahını çıkaran ve canlı çalındığında albümün nasıl bir şahesere dönüştüğünü gösteren grup American Soldier ile askerlerin hikayelerini canlandırıyor. Albümün çıkış fikri ise Geoff Tate&#8217;nin babasının Kore ve Vietnam&#8217;da savaştığı dönemden anlattığı hikayelerden oluşuyor.</p>
<p>Albüme müziksel olarak bakarsak kulağımıza ilk çarpan şey prodüksiyon&#8217;un özeni oluyor. Şarkı geçişleri, efektler, kayıt kalitesi muhteşem. Şarkı listesi çok güzel hazırlanmış. Üst üste insanı sıkan şarkılar yok böylece albümün sürekliliği ve tekrar dinlenirliği artmış. Queensrÿche bu albümle eskilere dönüş yapıp başarılı olma formülünden ziyade son iki albümde denediği modern &#8216;sound&#8217;da ısrar etmesine karşın bu sefer turnayı gözünden vurmuş diyebiliriz. Son albümlerle kıyaslanamayacak derecede çok hit barındıran albümde favorilerim Sliver, At 30,000 feet, The Killer, Home Again ve Remember Me oldu.</p>
<p>Kısacası umduğumu bulduğum, dinlerken keyif aldığım bir yapım American Soldier. <a title="Albümü Dinleyin!" href="http://www.vh1.com/artists/az/queensryche/2397012/album.jhtml" target="_blank">http://www.vh1.com/artists/az/queensryche/2397012/album.jhtml </a>adresinden tamamını dinleyebileceğiniz albümün yeni turneyle beraber yaklaşık 5 senedir ülkemizi ziyaret etmeyen Queensrÿche&#8217;i tekrar ülkemiz semalarında göstermesi dileğiyle bu yazıyı da burda noktalayayım.</p>
<div class="shr-publisher-264"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/queensryche-american-soldier/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>For lies, i sire..</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/for-lies-i-sire/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=for-lies-i-sire</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/for-lies-i-sire/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Feb 2009 14:06:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[for lies i sire]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[my dying bride]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıcakla]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=236</guid>
		<description><![CDATA[My Dying Bride beni hala heyecanlandırabilen ender metal gruplarından biri.  3 sene önce çıkardıkları &#8220;A Line of Deathless Kings&#8221; ten sonra ülkemizde de konser veren grup yeni albümde grubun sevdalıları tarafından hasretle beklenen kemanı tekrar koynuna sokmuş gözüküyor. Albümü dinlemeye başladığınız ilk andan itibaren cenaze havasının çok iyi verildiğini hissediyorsunuz. Bir önceki albümün aksine, &#8220;My [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: left;">My Dying Bride beni hala heyecanlandırabilen ender metal gruplarından biri.  3 sene önce çıkardıkları &#8220;A Line of Deathless Kings&#8221; ten sonra ülkemizde de konser veren grup yeni albümde grubun sevdalıları tarafından hasretle beklenen kemanı tekrar koynuna sokmuş gözüküyor. Albümü dinlemeye başladığınız ilk andan itibaren cenaze havasının çok iyi verildiğini hissediyorsunuz. Bir önceki albümün aksine, &#8220;My body, a funeral&#8221; daha yavaş ilerleyen, daha ağırbaşlı bir albüm.</p>
<p style="text-align: left;">Albüm zaman zaman &#8220;The Angel and The Dark River&#8221; dönemini andırıyor. Özellikle de açılış şarkısı &#8220;My body, a funeral&#8221; ile. Şimdiye kadar yapılmış en etkileyici MDB şarkılarından biri. Aaron&#8217;un gitara fısıldarcasına girişi ve saniyeler sonra grubun en yeni üyesi Katie Stone&#8217;un kemanla ona eşlik edişi muhteşem.</p>
<p style="text-align: left;">Ne yazık ki albümün devamı bu şarkı kadar parlak değil. 34.788%&#8217;den sonra baştan sona mükemmel bir albüm yapmadığını düşündüğüm MDB&#8217;nin bu geleneği sürdürdüğünü görmek beni üzdü. 9 şarkılık albümde dikkatimi çeken  sadece 2-3 şarkı var. Bu diğer şarkıların kötü olduğu anlamına gelmiyor ya da gerçekten çok dinleyince  sevilebilecek bir albüm olabilir ama albümün geneli  ilk dinleyiş sonrası pek bir orjinalliğini görmediğim ve açıkçası dinlerken sıkıldığım bestelerden oluşuyor.</p>
<p style="text-align: left;">Dikkatimi çeken 2. şarkı ise  &#8221;Santuario di sangue.wv&#8221; .Bu şarkının da bir MDB klasiği olacağından kimsenin şüphesi olmasın.  Aaron&#8217;un vokaliyle, arkaplandaki seslerle, kemanın melodosiyle müthiş bir şarkı. Bu şarkıdan sonra gelen &#8220;A chapter in loathing&#8221; de hiç fena olmayan, &#8220;A line of Deathless Kings&#8221; i andıran hızlı bir şarkı.</p>
<p style="text-align: left;">Genel olarak albümün kötü olduğunu söyleyemem. Ama dinlemek için de can atmıyorum. Yukarda bahsettiğim 2 şarkı ise playlistlerimde uzun süre yer alabilecek şarkılar.</p>
<div class="shr-publisher-236"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/for-lies-i-sire/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Blood in The Water: Megadeth&#8217;e tapmak için yeni bir neden daha!</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/blood-in-the-water-megadethe-tapmak-icin-yeni-bir-neden-daha/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=blood-in-the-water-megadethe-tapmak-icin-yeni-bir-neden-daha</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/blood-in-the-water-megadethe-tapmak-icin-yeni-bir-neden-daha/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 Nov 2008 22:19:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[megadeth]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Megadeth konser albumu konusunda geç kalan gruplardan. İlk resmi konser albumun 2001 yılında çıkaran grup, 6 sene sonra efsanevi Arjantin seyircisi karşısında sergilediği pek de efsanevi olmayan bir performansı dvd formatında piysaya surmustu. Blood in The Water: Live in San Diego ise son yıllarda şahsımı Megadeth konusunda en çok heyecanlandıran, iyi ki seviyorum bu adamları dedirten nadide eserlerden biri. Megadeth&#8217;in onderligini yaptığı Gigantour festivali kapsamında, Dave Mustaine&#8217;in memleketi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p style="text-align: center;"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/megadeth.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1515" title="megadeth" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/megadeth-300x201.jpg" alt="" width="300" height="201" /></a></p>
<p>Megadeth konser albumu konusunda geç kalan gruplardan. İlk resmi konser albumun 2001 yılında çıkaran grup, 6 sene sonra efsanevi Arjantin seyircisi karşısında sergilediği pek de efsanevi olmayan bir performansı dvd formatında piysaya surmustu.</p>
<p>Blood in The Water: Live in San Diego ise son yıllarda şahsımı Megadeth konusunda en çok heyecanlandıran, iyi ki seviyorum bu adamları dedirten nadide eserlerden biri. Megadeth&#8217;in onderligini yaptığı Gigantour festivali kapsamında, Dave Mustaine&#8217;in memleketi San Diego&#8217;da kaydedilen videonun bir önemli yanı da Marty Friedman&#8217;dan sonra Megadeth&#8217;e gelmiş en ilgi çekici gitarist Chris Broderick&#8217;i içermesi. Şimdiye kadar Megadeth&#8217;de çalmış muzisyenle içinde hem duruşunu hem de stilini hiç beğenmediğim Glen Drover&#8217;ın ayrılıp yerine Broderick&#8217;in gelmesi bile grubun ruhuna o kadar çok şey katmış ki. Chris Poland ve Marty Friedman&#8217;ın sololarını çalmakla yukumlu (ne yazık ki grup çok nadiren The World Needs A Hero&#8217;dan şarkı çalıyor artık yoksa Al Pitrelli sololarını da çalmakla yukumlu olacaktı) olan Broderick, selefi Drover gibi soloların ırzına geçmeden orjinali gibi çalıyor ve bunu yaparken bir shredder edasında değil gayet ruhlu bir gitarist edasında yapıyor.</p>
<p>Tabi ki butun performansın Broderick&#8217;e endekslemek doğru olmaz. Dave Mustaine belli ki memleketine kıyak geçmiş ve grubu konsere iyi motive etmiş. Bagetlerin arkasındaki Shawn Drover&#8217;a olan sempatim her gecen gun artıyor. Artık gruba ısındı ve bu videoda o kadar iyi anlaşılıyor ki.. Tamam belki bir Nick Menza veya Jimmy deGrasso kadar yetenekli değil ama ikili crossları akıllıca kullanarak şarkıların ustesinden geliyor. James Lomenzo&#8217;ya gelecek olursak ben bu adama bayılıyorum! Tam bir sahne adamı. Grubun en yaşlı elemanı olmasına rağmen sahnenin her yerine hakim, muthis çalıyor ve izleyenleri kendinden geçiriyor.</p>
<p>Teknik olarak videoya bir kusur bulmak imkansız. Miksajıyla Andy Sneap ilgilendiği için muthiş bir muzik ziyafeti sunulmuş olması şaşırtıcı değil. Her ne kadar konserleri canlı izlemeye bayılsam da genel olarak bir dvd aldığımda aç gözluluk yapmayıp baştan sona izlediğim nadirdir. Bu dvdde zorunluktan da olsa playlist kısa tutulmuş ama burnt ice dışında bir tane bile klasikleşmemiş veya klasikleşmeyecek barındırmıyor. Ustune ustluk şarkı geçişleri de muhteşem derecede başarılı.</p>
<p>Ne diyeyim. İzleyin işte.</p>
<p>Konserin şarkı listesi:</p>
<p>Sleepwalker<br />
Wake Up Dead<br />
Take No Prisoners<br />
Skin O&#8217; My Teeth<br />
Washington Is Next!<br />
Kick the Chair<br />
In My Darkest Hour<br />
Hangar 18<br />
Burnt Ice<br />
A Tout Le Monde &#8211; Chris&#8217;s solo<br />
Tornado of Souls<br />
Ashes In Your Mouth<br />
Sweating Bullets<br />
Symphony of Destruction<br />
Trust<br />
Peace Sells &#8211; Ext.<br />
Holy Wars</p>
<div class="shr-publisher-132"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/blood-in-the-water-megadethe-tapmak-icin-yeni-bir-neden-daha/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hor Görülen Albümler 1 : Metal Sahnesi(1)</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/hor-gorulen-albumler-1-metal-sahnesi1/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=hor-gorulen-albumler-1-metal-sahnesi1</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/hor-gorulen-albumler-1-metal-sahnesi1/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Oct 2008 22:27:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[in flames]]></category>
		<category><![CDATA[megadeth]]></category>
		<category><![CDATA[my dying bride]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=102</guid>
		<description><![CDATA[Müzik yapmak zor iş, hele onu insanlara beğendirtmek daha da zor. Bir de yaptığınız müziği &#8220;metalci&#8221; zümreye dinletmeye kalkıştıysanız işin işinden çıkamazsınız. Bu insanlar pek kolay beğenmez, çok çabuk defterden silerler sizi. Bu yazı dizisinin ilk bölümünde metalciler tarafından hor görülmüş, nefret kusulmuş, ardından ana avrat düz gidilmiş bir kaç albümden ve sebeplerinden bahsedeceğim. Aslında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p>Müzik yapmak zor iş, hele onu insanlara beğendirtmek daha da zor. Bir de yaptığınız müziği &#8220;metalci&#8221; zümreye dinletmeye kalkıştıysanız işin işinden çıkamazsınız. Bu insanlar pek kolay beğenmez, çok çabuk defterden silerler sizi. Bu yazı dizisinin ilk bölümünde metalciler tarafından hor görülmüş, nefret kusulmuş, ardından ana avrat düz gidilmiş bir kaç albümden ve sebeplerinden bahsedeceğim.</p>
<p style="text-align: center"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/5/57/InFlames-RerouteToRemain.jpg/200px-InFlames-RerouteToRemain.jpg" alt="" width="200" height="200" /></p>
<p>Aslında bu yazıyı yazmama ilham veren şey, geçtiğimiz günlerde atgözlüklü bir arkadaşımızın dinlediği müzik konusunda yavşak bir şekilde &#8220;ben melo-death&#8221; takılıyorum demesi ve örneklendirirken In Flames&#8217;i zikretmesi oldu. Evet In Flames zamanında deliler gibi olmasa da dinlediğim, playlistimde önemli yer etmiş bir gruptur. Tabi playlistimde yer edişi 2000lerin ortalarında olsa da o tarihten çok daha önce arkadaşın bond çantasından çıkarıp kendi bond çantama transfer ettiğim 1999 tarihli Colony albümü sayesinde grupla tanışmıştım. Embody to Invisible, Colony, Ordinary Story ve Pallar Andres Visa gibi unutulmaz şarkılara sahip olan albümün üstüne Clayman gibi bir efsane yaratırsanız tabi ki ateşle oynar, fan baskısıyla karşı karşıya kalırsınız.  Clayman&#8217;den hemen bir sene sonra piyasaya sürülen Reroute To Remain, ya yerinde sayıp bir kaç ufak değişiklikle fanların aşık olacağı ya da grubu ilerilere taşıyacak köklü değişikliklere sahne olacak bir albüm olacaktı. Grup ikinci yolu tercih ederek büyük bir cesaret sergiledi. Fanlarla anlaşırcasına bütün metal siteleri de albüme tavır aldı. İlginçtir grubun bu albümüne hak ettiği tek değeri metal notları genelde çok kıt olan Allmusic gösterdi. Fanlara göre grup piyasaya oynuyordu. Bir albümün diğerine göre daha rahat dinlebilmesi (daha kafa yormadan mı desem?) , daha optimist şarkı sözleri içermesi piyasalaşma mıdır bilinmez.</p>
<p style="text-align: center"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/b/bf/InFlames-Soundtrack_To_Your_Escape.jpg/200px-InFlames-Soundtrack_To_Your_Escape.jpg" alt="" /></p>
<p>Hatta Reroute To Remain, Soundtrack to Your Espace&#8217;e göre oldukça mütevazi bir deneme sayılırdı. Eski In Flames müziği hala sapasağlam orada duruyordu. Bu albüm bazılarına göre piyasalaşmasaydı, zaten metal dünyasında piyasalaşacaktı. Grup bu albümle epey yeni fan edindi ve en büyük riskleri olan Soundtrack to Your Escape&#8217;i piyasaya sürdü. Bir önceki albümde Hardcore yapmakla suçlanan grup bu sefer de amerika&#8217;nın yeni müzikal gözdesi nu-metal yapmakla suçlanıyordu. Bazı fanlar grubun bu yönde ilermesinin çok normal olduğunu düşünürken bazıları tarlalarında eski in flames&#8217;i aradıklarından bu durumu kabullenemediler. Yine tonla hakaret, tonla kötü söze rağmen en azından Kerrang! ve Metal Hammer albümün değerini bildi. In Flames şu an çok az dinlemem rağmen bu iki cesaret abidesi albümden sonra geriye bakmayıp bildikleri yönde ilerdikleri için takdir ettiğim bir gruptur.</p>
<p style="text-align: center"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/3/3f/34_788_Complete_Album_Cover.jpg" alt="" /></p>
<p>İkinci hadisesimiz de İngiltere&#8217;den. My Dying Bride acı çektirici metal müziğin kalesidir gözümde. İnişli çıkışlı müzikleri, sürükleyici şarkı sözleri, karizmatik isimleriyle her daim, her yaptıkları işle ilgimi çekerler. Turn Loose The Swans, The Angel and The Dark River, Like Gods of The Sun.. Bu albümlerin her birinin birer efsane olmadığını kim iddia edebilir? Açıkçası ben iddia edemem ama açık yüreklilikle grubun en sevdiğim albümünün 34.788 %   &#8230; Complete olduğunu söylerim. Değil metal tarihinin, müzik tarihinin en ilgi çekici, en enterasan, en detaycı, en yorucu, en değişken albümlerinden biridir 34788. Karamsar vokaller, gitarlar minimize edilmesine rağmen belki de grubun en karamsar albümüdür. Elektronik eklemeler ile dinamizm kazanan albüm saykedelik denemelere de sahiptir çokca. &#8220;The Whore, The Cock And The Mother&#8221; ile bangır bangır başlayan albüm, şu an bile kalbimi küt küt attırmakta. Böylesine kışkırtıcı bir müzikal başyapıtın metalci kitlesinin dar görüşlülüğü yüzünden yokmuş gibi varsayılmasını görmek istemezdim doğrusu. Albümü sonuna kadar savunmalarına rağmen bu riske bir daha girememiştir MDB. Çünkü çıta çok çok yüksektedir ve bu çıtayı kendileri aşsalar bile aşamayan milyonlarca insan olacaktır. İlginçtir ben de M.D.B.&#8217;nin buna benzer bir başyapıtı bir daha çıkaramayacağını düşünüyorum. Bu da albümü çok da özel yapıyor. (Heroin Chic ve Acopalypse Woman&#8217;dan bahsetmemek olmaz, bu parantezin başka bir işlevi yoktur)</p>
<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/4/4d/MegadethRisk.jpg" alt="" /></p>
<p>Yazının başından beri hep risklerden bahsettik. Megadeth&#8217;inkinden bahsetmemek olmaz. Şunda çok ısrarcıyım bu albüm değme alternative rock albümünü cebinden çıkarır. Dave Mustaine 1997 yılında aslında ufaktan mainstreame kayacağının sinyallerini vermektedir. Farklı sounduyla Trust grubun listelerde 1 numaraya oturan ilk single&#8217;ı olunca kendisine bir gaz gelir (Halk arasında Marty Friedman gazı da denebilir. Metalden iyice sıkılan MF bu yönde ilerlemesi için Mustaine&#8217;i teşvik eder, iyi de eder) ve Risk kaydedilir. Köklerinden tamamen sıyrılmış, sertliğini ve hızını kaybetmiş bir Megadeth albümü tabi ki camiada hoş karşılanmaz. Nihayet Megadeth de poplaşmıştır bazıları için. Benim içinse çıktıktan 1.5 sene sonra ucuzluk reyonundan kapıp walkmanime yerleşen ve aylarca içinde kalan bir efsaneye dönüşür. Insomnia, Prince of Darkness gibi şizofrenik şarkılarla başlayan albüm (enter the arena ve crush em&#8217;i saymazssak (crush em&#8217;i sevmiyorum, enter the arena&#8217;da onun introsu, yani kanbağı var, aklıma getiriyor)) kim milyoner olmak ister parodisi Breadline ile devam eder, sonra bir şarkılık arıza yine devam eder. Arızanın adı The Doctor is Calling. Şu şarkıyı bir kere canlı çalsalar başka bir şey istemem! Böyle bir girişten sonra I&#8217;ll Be There, Seven, Ecstasy boşluğu doldurur. Pek de güzel doldurur aslında. I&#8217;ll Be There, Arjantinli fanlar için yazılmıştır oralarda bir farklı sevilir, akustik olanı tavsiye edilir. Seven 7 ölümcül günahı iğneler, dalgasını geçer. Ecstasy albümün pek de bilinmeyen ağırtopudur. Hayal dünyasında onu tamamlayan mükemmel bir erkekle yaşayan bir kızı anlatır. Fakat bunun gerçekte bir ihtimali yoktur ve hislerini ondan saklamaya çalışır. Daha sonra ikisi de birbirlerini ecstasynin hayal dünyasında oluşturduğunu anlar. vs vs..  Ne yazık ki Megadeth de bunun gibi bir albüm daha yapmadı. Yapamayacak. Tek isteğim Dave Mustaine&#8217;in solo projesinin bu yönde ilermeseydi, hatta 2001deki grup dağılışında çok da üzgün değildim. Belki gelecekte yine deneysel işleri bulaşır veya onu bulaştırır. Bekleyelim..</p>
<div class="shr-publisher-102"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/hor-gorulen-albumler-1-metal-sahnesi1/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tiamat &#8211; Amanethes</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/tiamat-amanethes/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=tiamat-amanethes</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/tiamat-amanethes/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Jul 2008 10:59:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Anıl Okay</dc:creator>
				<category><![CDATA[Agresyon Memuru]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Albümler]]></category>
		<category><![CDATA[johan edlund]]></category>
		<category><![CDATA[metal]]></category>
		<category><![CDATA[tiamat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=82</guid>
		<description><![CDATA[Aradan 5 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra Tiamat yeni albümü Amanethes ile karşımızda. Johan Edlund&#8217;un Yunanistan&#8217;a taşındıktan sonra çıkardığı ilk albüm olan Amanethes, belki de en ilginç Tiamat albümlerinden biri. Doğu etkilenimlerinin sıkça görülmesi, adının yarı Türkçe yarı Yunanca olması ve pek çok türü birbiriyle karıştırması albümü ilginç kılan etkenlerden bazıları. Tiamat özellikle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p align="center"><img src="http://www.metal-invader.com/db/images/reviews/Tiamat%20-%20Amanethes.jpg" alt="" width="300" height="300" align="center" /></p>
<p align="justify">Aradan 5 yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra Tiamat yeni albümü Amanethes ile karşımızda. Johan Edlund&#8217;un Yunanistan&#8217;a taşındıktan sonra çıkardığı ilk albüm olan Amanethes, belki de en ilginç Tiamat albümlerinden biri. Doğu etkilenimlerinin sıkça görülmesi, adının yarı Türkçe yarı Yunanca olması ve pek çok türü birbiriyle karıştırması albümü ilginç kılan etkenlerden bazıları.<span id="more-82"></span></p>
<p align="justify">Tiamat özellikle son iki albümüyle daldığı niteliksiz gothic metal sularından sıyrılmış. Bu oldukça sevindirici. Deeper Kind of Slumber, The Clouds, Wildhoney gibi albümlerden sonra bir kaç şarkı dışında, yapılmış olsun gibi duran albümlerin yerine, her notasıyla, vokal melodisiyle tek tek uğraşılmış, nakış gibi dikilmiş, mükemmel kaydedilmiş bir albümle karşılaşmak gerçekten çok büyük sürpriz oldu. Grubun ilk dönem death metal eserlerinden, Pink Floyd&#8217;a saygı duruşu niteliğindeki Meliae&#8217;ye kadar uzanan farklı türde ama albümün atmosferini ve bütünlüğünü kesinlikle bozmayan şarkılar, albümün tekrar tekrar dinlenmesine vesile oluyor, her dinlediğinizde bir önceki dinleyişinizden farklı tadlar elde ediyorsunuz.</p>
<p align="justify">Sonuç olarak yılın en iyi metal albümlerinden biri, Gerek içerdiği karanlık atmosfer, gerek Johan Edlund&#8217;un iç yakan daha önce hiç tatmadığımız vokalleriyle Tiamat&#8217;ın eski albümleriyle kapışacak kalitede, klasikleri arasına girecek bir albüm bu. Albüm hakkında tek beğenmediğim şey ise kapağı.</p>
<div class="shr-publisher-82"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/tiamat-amanethes/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

