<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Tramvay Durağı &#187; Edebiyat</title>
	<atom:link href="http://www.tramvayduragi.com/category/edebiyat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.tramvayduragi.com</link>
	<description>Göğe Bakma Durağı..</description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Feb 2012 07:14:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İletişim Yayınları Şubat 2012 kitapları</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/iletisim-yayinlari-subat-2012-kitaplari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iletisim-yayinlari-subat-2012-kitaplari</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/iletisim-yayinlari-subat-2012-kitaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 11:42:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Çıkan Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[André Comte-Sponville]]></category>
		<category><![CDATA[Dennis Dworkin]]></category>
		<category><![CDATA[Dilek Yankaya]]></category>
		<category><![CDATA[Hulki Demirel]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Margaret Ryan]]></category>
		<category><![CDATA[Mercan Yurdakuler Uluengin]]></category>
		<category><![CDATA[Metin Aktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Norbert Rehrmann]]></category>
		<category><![CDATA[Robert J. Allison]]></category>
		<category><![CDATA[Utku Özmakas]]></category>
		<category><![CDATA[Uygur Kocabaşoğlu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7654</guid>
		<description><![CDATA[AMERİKAN DEVRİMİ, Robert J. Allison, Çev. Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, 168 s., 14,50 TL Amerikan Devrimi, İngiliz İmparatorluğu’na karşı “vatandaşlık” hakları temelinde bir isyanla başladı. Devrimin getirdiği tartışmalar, insan hakları konusunda Fransız Devrimi’ni önceleyen güçlü bir etkiye sahipti. Robert J. Allison bu kitabında bir toplumun özgürlük mücadelesini, devrime yön veren fikirler etrafında inceliyor. İsyan, silahlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/amerikandevrimi.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7655" title="amerikandevrimi" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/amerikandevrimi.jpg" alt="" width="287" height="431" /></a></p>
<p><strong>AMERİKAN DEVRİMİ, Robert J. Allison, Çev. Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, 168 s., 14,50 TL</strong></p>
<p>Amerikan Devrimi, İngiliz İmparatorluğu’na karşı “vatandaşlık” hakları temelinde bir isyanla başladı. Devrimin getirdiği tartışmalar, insan hakları konusunda Fransız Devrimi’ni önceleyen güçlü bir etkiye sahipti. Robert J. Allison bu kitabında bir toplumun özgürlük mücadelesini, devrime yön veren fikirler etrafında inceliyor. İsyan, silahlı mücadele, savaşlar ve anlaşmaların ayrıntılı sunumunun yanı sıra Amerikan Devrimi sırasında yaşanan insan hakları, anayasa, özgürlük,  eşitlik, temsiliyet, seçim ve siyasal sistem tartışmalarını da  canlı bir biçimde aktarıyor.</p>
<p>Amerikalılar niçin isyan ettiler? Savaş nasıl başladı?  Fransızlar Amerika’yı niçin ve nasıl destekledi? Amerikan Anayasası’nı biçimlendiren fikirler ve tartışmalar nelerdi?  Eyaletler bu tartışmalar sırasında hangi tutumları aldılar? Amerikan Anayasası nasıl hazırlandı? Bir toplumun ortak iradesi nasıl şekillendi? Amerikan Devrimi: Kısa Bir Tarihçe, dünyayı etkileyen ilk devrimi ve Amerika Birleşik Devletleri’nin kuruluş hikâyesini bu sorular etrafında ele alıyor.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/simonbolivar.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7656" title="simonbolivar" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/simonbolivar.png" alt="" width="298" height="449" /></a></p>
<p><strong>SIMON BOLIVAR, Norbert Rehrmann, Çev. Hulki Demirel, İletişim Yayınları,  280 s., 19,50 TL</strong></p>
<p>Güney Amerika’da üç yüz yıl kadar mutlak egemen olan İspanyol kolonyalizmine karşı giriştiği mücadeleyi zaferle taçlandırmış muzaffer bir general&#8230; Güney Amerika’nın yarısının “kurtarıcısı” ve siyasi mimarı, birkaç ülkenin devlet başkanı… Sayısız siyasi risale, cüretkâr anayasalar, zekice denemeler yazan, parlak bir üsluba sahip, eşsiz bir konuşmacı… Kitaplarla arası her zaman çok iyi olmuş, hem antik çağlarda yaşamış hem de çağdaşı filozofları çok iyi tanıyan, mücadele arkadaşlarının yanına bile yaklaşamadıkları bir entelektüel… Öte yandan diktatörce yöntemleri uygulamaktan kaçınmayan, keyfine düşkün, bitmez tükenmez biçimde şan ve şöhret peşinde koşan, sayısız sevgilinin ve günübirlik ilişkilerin kahramanı olan, nefret edilen bir figür…</p>
<p>İspanyollara karşı verdiği yıllarca süren mücadele sonunda dünyayı değiştiren devasa bir eser yaratan Simon Bolivar, Norbert Rehrmann’ın kaleminde bütün yönleriyle ortaya çıkıyor. Bakıldığı yere göre muhafazakâr, liberal, antiemperyalist, sosyalist, dindar, seçkinci, halkın dostu, kölelik karşıtı, demokrat, otoriter… her türlü forma girebilen bir ikonu yaratan tarihsel, kültürel ve sosyolojik olgulara kapsamlı bir bakış sunuyor.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/kapitalizm.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7657" title="kapitalizm" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/kapitalizm.png" alt="" width="305" height="458" /></a></p>
<p><strong>KAPİTALİZM AHLAKİ MİDİR?, André Comte-Sponville, Çev. Dilek Yankaya,  İletişim Yayınları, 235 s., 18,50 TL</strong></p>
<p>Kapitalizm ahlaki midir? Kapitalizmin insanın insana yapabilecekleri konusunda özgürleştirici bir tarafı olduğu düşünülürse, bu potansiyeli kısıtlayıcı bir işlevi olan ahlakla çeliştiği varsayılır. Öyle midir hakikaten? Marksist bir geçmişi olan Fransız filozof André Comte-Sponville, üniversitelerde düzenlenen konferanslarda yaptığı konuşmaları topladığı bu kitapta, biraz da kışkırtıcı bir üslupla, kapitalizmin ahlaklı bir ekonomik sistem olup olmadığını tartışıyor. Bunu yaparken, amacını da “bireyin görüşünü netleştirmesi, kararlarını vermesi, kısacası bugünün dünyasının dayattığı çeşitli güçlüklere karşı profesyonel, ahlaki ve siyasi sorumluluklarını üstlenmesi gibi konularda yardım etmek,” diye ortaya koyuyor. Tartışma esasına göre, Comte-Sponville derdini anlattıktan sonra, ikinci bölümde soruları alıyor ve bunları tek tek cevaplıyor. Elinizdeki nüshanın, Comte-Sponville’in kitabın ilk baskısına gelen eleştirilere verdiği cevaplarla genişletildiğini de eklemek gerek. Dolayısıyla yazarın mizahi ve kışkırtıcı üslubuyla yer yer provoke ettiği karşı görüşün de sesini duyabildiğimiz, akıcı, düşündürücü ve bilgilendirici bir eser çıkıyor ortaya.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/sinifmucadelelei.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7658" title="sinifmucadelelei" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/sinifmucadelelei.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>SINIF MÜCADELELERİ, Dennis Dworkin, Çev. Utku Özmakas, İletişim Yayınları, 425 s., 25,00 TL</strong><em> </em></p>
<p>Düşünün, sınıf kavramı ne denli çok biçimde kullanılıyor. Bazen sınıf krizinden söz ediliyor, böyle dendiğinde, ekseriyetle Marksizmin tıkandığı, varsayım ve çözüm önerilerinin arkaikleştiği iddia ediliyor. Endüstriyel işçi sınıfının çöküşü, yeni sağın yükselişi ve kaçınılmaz olarak solun krizinden bahsediliyor. Diğer yandan, bu güçlü eğilim ve manipülasyonlara cevap verenler yok değil. Dworkin’in elinizde tuttuğunuz Sınıf Mücadeleleri kitabı bu tür çalışmalardan biri. Elbette sadece düz ve toptancı bir cevap vermiyor, zihin açıcı yorumlarda bulunarak, başarıyla tartışıyor. Sakin, konusuna hâkim, mesafeli bir tutumla daha en başta, sınıf eleştirilerini irdeliyor, rahat bir dille neyi vurguladıklarını anlatıyor. Sınıf ve toplumsalla ilgili yakın dönem tartışmalarının nasıl geliştiğini açıklıyor. Sınıf kavrayışımızı baştan ayağa reddetmektense sınıf dinamiklerine yönelik kavrayışımızı zenginleştirmeye yarayan eleştirileri yeniden ele almayı deniyor. Toplumsal ve kültürel yaklaşımlardan birinde ya da ötekinde ısrar etmektense bir senteze gitmeyi öneriyor.</p>
<p>Bir kavram olarak sorunlu olabilmesine, oluş halinde olduğu itirazlarına, kimi zaman ele geçirilemez gibi görünmesine ve bazen de sınırlarına ulaştığı düşüncesine karşın “sınıf” insanların yaşamlarını istila eden eşitsizliğin ekonomik biçimlerini haritalandırmada başka hiçbir kavramın yapamadığı kadar çok olanak sağlamaktadır.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/hayalet.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7659" title="hayalet" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/hayalet.png" alt="" width="307" height="457" /></a></p>
<p><strong>HARPUT’TAKİ HAYALET, Metin Aktaş,</strong><strong> </strong><strong>İletişim Yayınları, 436 s., 24,50 TL</strong><strong> </strong></p>
<p>Harput’taki Hayalet, Osmanlı’nın askeri olmamak için Harput’ta medreseye giden, burada gayrimüslimlerin, Ermenilerin katline tanık olan Roc adlı bir gencin hayat hikâyesi. Ermeni bir kıza âşık olan Roc, bu aşk için kendini tehlikeye atıp Hamidiye milislerinin komutanını öldürünce,  Dersim’e kaçarak hayatını başka bir isimle ve bambaşka bir biçimde sürdürmek zorunda kalır. Hayatının geri kalanında onu çetin bir  kaçış serüveni ve zorlu savaş yılları beklemektedir. Üstelik uğruna her şeyi göze aldığı sevgilisi Sato’ya kavuşup kavuşamayacağı da meçhuldür.</p>
<p>“Harput’taki Hayalet, salt yaşanmışlıklarla ilgili değil aynı zamanda yakın tarihin iyi bir zemin etüdünün de romana tezahürü gibi. Elbette roman kurgusu içinde.” Şeyhmus Diken</p>
<p>“Bazen yaşanan büyük acılar, dağa-taşa, toprağa-suya ve gökyüzüne siner. Burada çarpıcı bir Harput öyküsü yer alıyor. Bu öyküde bir genç kızın izlerini bulacaksınız, onun dinmek bilmeyen çığlığını ve üstü betonla kapatılan bir minarenin sırrını&#8230;” Ragıp Zarakolu</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/tuhafsokak.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7660" title="tuhafsokak" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/tuhafsokak.png" alt="" width="320" height="477" /></a></p>
<p><strong>ŞAŞI KAPTAN’IN LANETİ / TUHAF SOKAK, Margaret Ryan, Çev. Mercan Yurdakuler Uluengin, İletişim Yayınları, 63  s., 7,50 TL</strong></p>
<p>Tuhaf Sokak&#8217;ta yaşayanlar ne kadar tuhaf olabilir ki?</p>
<p>13 sayısı kimileri için uğursuzluk demektir. 13 numarada, camdan dışarı bakarak dans eden deli bir papağanla kapının önünde oturan tek kulaklı bir kedi vardı. Derken kapının üzerindeki lomboz açıldı ve içeriden bir ses gürledi.</p>
<p>“KİMDİR O? DOST MUDUR DÜŞMAN MI?”</p>
<p>Tuhaf Sokak’ta gazete dağıtıcısı olarak işe başlayan Jonny’nin şaşırtıcı ve kışkırtıcı maceralarıyla  eğlenceye doymaya hazır olun!</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/tuhafsokak2.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7661" title="tuhafsokak2" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/tuhafsokak2.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>BAY TIPP’İN HAZİNESİ / TUHAF SOKAK, Margaret Ryan, Çev. Mercan Yurdakuler Uluengin, İletişim Yayınları, 63  s., 7,50 TL</strong></p>
<p>Tuhaf Sokak&#8217;ta yaşayanlar ne kadar tuhaf olabilir ki?</p>
<p>34,5 numarada neler oluyor? O patlama sesleri ve dumanlar  nereden geliyor? Burada olsa olsa bir  dev oturuyor olmalı. Bahçesinde  bozuk buzdolapları ve bebek arabaları biriktiren pasaklı bir dev!  En tuhafı da, evin sıra sıra  sebze sarkan çatısı&#8230;</p>
<p>BURADA NELER OLUYOR?</p>
<p>Tuhaf Sokak’ta gazete dağıtıcısı olarak işe başlayan Jonny’nin şaşırtıcı ve kışkırtıcı maceralarıyla  eğlenceye doymaya hazır olun!</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-7654"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/iletisim-yayinlari-subat-2012-kitaplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sinematografi İnsan Yüzüdür</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/sinematografi-insan-yuzudur/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=sinematografi-insan-yuzudur</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/sinematografi-insan-yuzudur/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 18 Jan 2012 10:31:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nezaket Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Çıkan Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[Agora Kitaplığı]]></category>
		<category><![CDATA[Ingmar Bergman]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7521</guid>
		<description><![CDATA[Ne yazık ki Türkçe&#8217;de Ingmar Bergman ile ilgili pek fazla kitap yok. Her satırını neredeyse çizerek okuduğum Afa Yayınları tarafından basılan &#8220;Büyülü Fener&#8221; sinemasında önemli bir yer tutan hayatına, iç dünyasına adım atmak için önemli bir kaynaktı. Daha sonra Agora Sinema Kitaplığı, Büyülü Fener&#8217;i yeniden bastı, Nisan Yayınları &#8220;İmgeler&#8221; adlı bir kitap çıkardı. Özel bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/ingmarbergman.jpg"><img class="wp-image-7522 aligncenter" title="ingmarbergman" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/ingmarbergman-197x300.jpg" alt="" width="197" height="300" /></a></p>
<p>Ne yazık ki Türkçe&#8217;de Ingmar Bergman ile ilgili pek fazla kitap yok. Her satırını neredeyse çizerek okuduğum Afa Yayınları tarafından basılan &#8220;Büyülü Fener&#8221; sinemasında önemli bir yer tutan hayatına, iç dünyasına adım atmak için önemli bir kaynaktı. Daha sonra Agora Sinema Kitaplığı, Büyülü Fener&#8217;i yeniden bastı, Nisan Yayınları &#8220;İmgeler&#8221; adlı bir kitap çıkardı. Özel bir çaba gösterildiğinde senaryolarına da ulaşmak mümkün olabiliyor hala. Ama keşke daha fazla şey bulunabilse. Çok sevdiğimiz ve filmlerini yeniden izlemek için fırsat yaratmak adına kendi aramızda Bergman yılı ilan ettiğimiz 2012&#8242;nin başında böyle bir kitabın çıkması hevesimizi arttırıcı oldu. Aşağıdaki bölüm kitabın tanıtım bülteninden..</p>
<p>Daha önce, tiyatro ve sinema hayatını anlattığı &#8220;Büyülü Fener&#8221; kitabıyla bilinen 20. yüzyılın büyük sinema yönetmenlerinden Ingmar Bergman&#8217;ın sinemaya, tek tek filmlerine ve hayata dair görüşlerini anlattığı söyleşilerinden oluşan bir kitap&#8230;</p>
<table width="177" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td>Sinematografi İnsan Yüzüdür</td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://agorakitapligi.com/img/ok3.gif" alt="" /><a href="http://agorakitapligi.com/yazarlar.php?yazar=138">Ingmar Bergman</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="4"></td>
</tr>
<tr>
<td>Türkçesi:</td>
</tr>
<tr>
<td><img src="http://agorakitapligi.com/img/ok3.gif" alt="" /><a href="http://agorakitapligi.com/cevirmenler.php?cevirmen=47">Selim Özgül</a></td>
</tr>
<tr>
<td height="4">Agora Kitaplığı / Sinema Dizisi</td>
</tr>
<tr>
<td>320 sayfa,</td>
</tr>
<tr>
<td>1. Basım, 2012</td>
</tr>
<tr>
<td>ISBN: 9786051031439</td>
</tr>
<tr>
<td>Fiyatı: 22 YTL</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<table width="13" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td width="20"></td>
<td valign="top"></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<div class="shr-publisher-7521"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/sinematografi-insan-yuzudur/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İletişim Yayınları Ocak 2012 Kitapları</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/iletisim-yayinlari-ocak-2012-kitaplari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iletisim-yayinlari-ocak-2012-kitaplari</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/iletisim-yayinlari-ocak-2012-kitaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 12 Jan 2012 07:07:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Çıkan Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[A. Baudart]]></category>
		<category><![CDATA[A. Cheng]]></category>
		<category><![CDATA[A. De Libera]]></category>
		<category><![CDATA[Bahar Siber]]></category>
		<category><![CDATA[C. Cals]]></category>
		<category><![CDATA[Cemil Koçak]]></category>
		<category><![CDATA[Christian Duda]]></category>
		<category><![CDATA[Corcî Zeydân]]></category>
		<category><![CDATA[D. Kambouchner]]></category>
		<category><![CDATA[Emel Akal]]></category>
		<category><![CDATA[F. Farago]]></category>
		<category><![CDATA[F.Chenet]]></category>
		<category><![CDATA[F.Ribes]]></category>
		<category><![CDATA[Helîm Yûsiv]]></category>
		<category><![CDATA[Hemû Werdekokên Wî]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Yerguz]]></category>
		<category><![CDATA[J. Russ]]></category>
		<category><![CDATA[Louis Sachar]]></category>
		<category><![CDATA[Nejdet Gök]]></category>
		<category><![CDATA[Selin M. Bölme]]></category>
		<category><![CDATA[Tuğba Nur Yıldırım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7415</guid>
		<description><![CDATA[İKTİDAR VE DEMOKRATLAR CİLT 2, Cemil Koçak, İletişim Yayınları, 552 s., 32,50 TL Türkiye’de tek-parti rejiminin sona ermesi, genellikle demokrasiye ya da çok-partili hayata geçiş dönemi olarak adlandırılır. Cemil Koçak, “Türkiye’de İki Partili Siyâsî Sistemin Kuruluş Yılları (1945-1950)” adlı kitap dizisinde, yerleşik sayılan tarihsel kabulleri  tartışmaya açıyor ve bu adlandırmayı sorguluyor. Rejimin değişmesi, fakat dönüşememesi, bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/iktidarvedemokratlar.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7416" title="iktidarvedemokratlar" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/iktidarvedemokratlar.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>İKTİDAR VE DEMOKRATLAR CİLT 2, Cemil Koçak, İletişim Yayınları, 552 s., </strong><strong>32,50 TL</strong></p>
<p>Türkiye’de tek-parti rejiminin sona ermesi, genellikle demokrasiye ya da çok-partili hayata geçiş dönemi olarak adlandırılır. Cemil Koçak, “Türkiye’de İki Partili Siyâsî Sistemin Kuruluş Yılları (1945-1950)” adlı kitap dizisinde, yerleşik sayılan tarihsel kabulleri  tartışmaya açıyor ve bu adlandırmayı sorguluyor. Rejimin değişmesi, fakat dönüşememesi, bu sürecin temel özelliğidir. İçinde yaşadığımız siyâsî sistem ve bu sistemin kuruluş sürecinin yol açtığı sorunlar, bu dönemin de ürünüdür. Bu kapsamlı araştırma, üzerinde hayli tartışılan dönemi, bütün boyutlarıyla ve derinlemesine yeniden ele almayı öneriyor. Bunu önerirken yalnızca dış politika gelişmelerini ya da iç siyâsî tartışmaları değil, bunların aynı anda işlediği dinamik bir analizi hesaba katıyor. Belgeler, anılar, dergiler, gazeteler, diplomatik raporlar ile araştırmalar temelindeki tartışmalarla analiz çerçevesini geniş bir ufka yerleştiriyor. Cemil Koçak, Türkiye’de Millî Şef Dönemi (1938-1945) adlı araştırmasının devamı niteliğindeki bu kitap dizisiyle, Türkiye siyâsî tarihinin tartışmalı dönemlerinden birinin en ayrıntılı ve en kapsamlı panoramasını gözler önüne seriyor.</p>
<p>İktidar ve Demokratlar, Demokrat Parti’nin kuruluşunun ardından iktidar ve muhalefet ilişkilerini ele alıyor. Serbest Cumhuriyet Fırkası deneyimi karşılaştırması, DP üyelerinin muhalif geçmişleri, tek-parti iktidarının muhalifler üzerindeki denetim çabaları ve muhalefete siyasi alanda iktidarın biçtiği rol bu ciltte tüm ayrıntılarıyla gözler önüne seriliyor. Amerika ve Sovyetlerle ilişkiler, soğuk savaş döneminin politik silahları ve diplomasinin Türkiye siyaseti üzerindeki etkisi de tartışmanın çerçevesini çiziyor.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/mustafakemal.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7417" title="mustafakemal" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/mustafakemal.png" alt="" width="331" height="497" /></a></p>
<p><strong>MUSTAFA KEMAL, İTTİHAT TERAKKİ VE BOLŞEVİZM, Emel Akal, İletişim Yayınları, 439 s., 25,50 TL</strong></p>
<p>Henüz memlekette İttihat Terakki Teşkilatından maada kökleşmiş bir taazzuv [şekillenme, örgütlenme] tamamlanmamıştı, Müdafaa-i Hukuklar İttihatçılar vasıtasile istenilen istikamete çekilebilirdi.”</p>
<p>Kâzım Karabekir</p>
<p>Emel Akal, Milli Mücadele’nin “sevk ve idaresi”ni gerçekleştiren kadroları ele aldığı bu araştırmasında, sürecin büyük ölçüde İttihatçıların örgütlenmesine dayandığını ortaya koyuyor. Bu örgütlenmenin de büyük ölçüde İttihatçıların ‘komitacı’ tecrübesinden yararlanarak, yukarıdan aşağıya gerçekleştirildiğini gösteriyor.</p>
<p>“Bu örgütlenmelerin üstünde, hatta dışında bir siyasi aktör olan” Mustafa Kemal, “nasıl ve hangi koşullarda bu mücadelenin liderliğine yükseldi?” Kitabın temel sorusu, bu. Akal, Mustafa Kemal’in İttihatçı güç odaklarıyla mücadele içinde liderliğini kurma sürecini ayrıntılı biçimde ele alıyor.</p>
<p>Bolşevizmle flört, kitabın bir başka ağırlık merkezi. Milli Mücadele yönetiminin ve İttihatçıların Bolşevik harekete duydukları sempatinin kâh pragmatik kâh ideolojik boyutlarını görüyoruz. Dönemin Anadolu’sundaki İslami renge boyanmış Bolşevik propagandası, bu olgunun ilginç bir cephesidir.</p>
<p>Milli Mücadele’nin/Kurtuluş Savaşı’nın önderlik yapısı ve politik sosyolojisi üzerine titiz ve iddialı bir inceleme.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/incirlikussu.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7418" title="incirlikussu" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/incirlikussu.png" alt="" width="331" height="497" /></a></p>
<p><strong>İncirlik Üssü, Selin M. Bölme, İletişim Yayınları, 430 s., 25,00 TL</strong><em> </em></p>
<p>İkinci Dünya Savaşı bittiğinde Amerika, hemen tüm dünyada sempatiyle anılıyor; iyiliksever, koruyucu ve kurtarıcı bir imgeyle hatırlanıyordu. Farklı bölge ve ülkelerde, Amerikan askerî üsleri hızla kurulup yaygınlaştı. Amerika, büyük tehlike Sovyetler’e karşı küçük kardeşlerinin yanındaydı. Soğuk Savaş’la birlikte başkalaşan global siyaset dengesi, bu imgeyi aşamalı olarak değiştirdi. Denizaşırı Amerikan üslerinin çoğalması, altmışlı yıllardan itibaren yerel ve milliyetçi tepkiler yaratır oldu. Üslerin başlangıçta belli noktalardaki askerî kuvvetlere lojistik destek vermekten ve kuvvetlerin yeni bölgelere erişiminde yardımcı olmaktan başka bir rolleri olmadığı iddia ediliyordu. Sonraları aynı üslerin, özellikle anlaşmazlık hallerinde ve siyasi tansiyon yükseldiğinde ev sahibi hükümetlere yönelik baskı araçlarına dönüştüğü anlaşıldı. Amerikan üsleri siyasi tartışmaların merkezine taşındı, sol ve milliyetçi politikaların hedeflerine dönüştü. Vakti zamanında Demirel, “Türkiye’de üs yok, tesis var,” açıklamasını yaparken, tam da böylesi bir noktada konuşuyor, kendini savunmak zorunda kalıyordu.</p>
<p>İncirlik Üssü, Türkiye’deki Amerikan karşıtlığının, dış politika tartışmalarının kritik bir veçhesi olmuş ve açıkça ülkedeki Amerikan varlığıyla özdeşleşmiştir. Selin M. Bölme, İncirlik Üssü’nü anlatırken, değişen siyasi dönemleri, Türkiye tarihini ve İkinci  Dünya Savaşı sonrasında ABD’nin inşa ettiği hegemonyayı irdeliyor. Titiz, sabırlı, mesafeli bir tutumla yanı başımızdaki Amerika’yı, Türk-Amerikan ilişkilerini tartışıyor. İddialı, iddiasının hakkını veren değerli bir çalışma.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/moderndunya.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7419" title="moderndunya" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/moderndunya.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>MODERN DÜNYANIN YARATILMASI / FELSEFE TARİHİ / CİLT 2,</strong><strong> A. Baudart, C. Cals,F. Chenet, A. Cheng, F. Farago, D. Kambouchner, A. De Libera, F.Ribes, J. Russ</strong><strong>, Çev. İsmail Yerguz, </strong><strong>İletişim Yayınları, 389 s., 24,00 TL</strong><strong> </strong></p>
<p>Felsefe Tarihi serisi, Modern Dünyanın Yaratılması’yla devam ediyor. Ortaçağ’ın felsefi akımlarından yola çıkan bu cilt, Rönesans’la oluşan yeni dünya imajına, modernitenin yaratıcı düşüncelerine ve bugün genellikle “Klasik Çağ” olarak nitelenen<br />
döneme kadar uzanıyor. Jacqueline Russ yönetimindeki ekip, Batı’da dinin düşünce dünyası üzerindeki etkisinin yerini bilimsel ve felsefi bir devrime bıraktığı siyaset felsefesinin filizlendiği Rönesans’la birlikte modern düşünceye uzanan yolun en önemli duraklarını tanıtıyor.</p>
<p>“Modern dünyanın yaratılması”na sahne olan bu uzun dönemde, Doğu’dan Batı’ya tüm düşünce sistemleri, birbirleriyle ilişki içinde ele alınıyor. Plotinus, Nikolaus von Kues, Albertus Magnus, Roger Bacon, Machiavelli, Montaigne, Descartes, Spinoza, Malebranche, Leibniz, Pascal, Hobbes, Locke gibi bu döneme damga vuran filozoflarla Hıristiyan, Yahudi, İslam, Hint ve Çin düşüncelerinden farklı akımlar ve isimler bir arada inceleniyor.</p>
<p>Farklı alanlardan pek çok uzmanın imzasını taşıyan, yalnızca felsefe değil, edebiyat, tarih ve siyaset bilimi alanlarına da<br />
hitap eden bir kaynak eser.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/cukurlar.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7420" title="cukurlar" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/cukurlar.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>ÇUKURLAR, Louis Sachar, Çev. Tuğba Nur Yıldırım, İletişim Yayınları, 222 s.,    10,00 TL</strong></p>
<p>“Yeşil Göl Kampı’nda göl yoktur. Eskiden burada çok büyük bir göl varmış: Teksas’ın en büyük gölüymüş. Ama bu yüzlerce yıl önceymiş.  Şimdi ise sadece kuru, yavan bir arazi var.”</p>
<p>Stanley Yelnats büyük bir lanetin etkisi altındaydı. Büyük büyük büyükbabası yıllar önce bir Çingene’den domuz çaldığı için lanetlenmişti ve bu lanet nesillerdir Yelnatsların yakasını bırakmıyordu… Bu yüzden Stanley, yine yanlış zamanda yanlış bir yerde bulunmuştu ve işlemediği bir suç için hüküm giymişti. Yargıç, “Ya hapse girersin ya da Yeşil Göl Kampı’na gidersin,” dediğinde hiç düşünmedi… Tabii ki kampa gidecekti, zaten ne zamandır yaz tatilinde kampa gitmek için can atmıyor muydu? Ne var ki erkek çocuklarının “karakterlerini geliştirmeleri” için gönderildiği Yeşil Göl Kampı hiç beklediği gibi bir yer değildi… Görevli eline bir kürek tutuşturmuştu. Stanley’nin de tıpkı diğer çocuklar gibi, uçsuz bucaksız bu çölde, her gün bir buçuk metre derinliğinde ve genişliğinde bir çukur kazması gerekiyordu. Peki kurumuş bir gölün altında gömülü ne olabilirdi ki? Stanley çukur kazdıkça, bu suç ve ceza hikâyesindeki gerçeği ortaya çıkaracaktı.</p>
<p>Filme uyarlanan, yayımlandığı pek çok ülkede çok sayıda ödül alan Çukurlar, şimdiden çocuk klasikleri arasındaki yerini aldı.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/islamuygarliklari.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7421" title="islamuygarliklari" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/islamuygarliklari.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>İSLÂM UYGARLIKLARI TARİHİ CİLT 2, Corcî Zeyd</strong><strong>â</strong><strong>n, Çev. Nejdet Gök, İletişim Yayınları, 848 s.,    43,00 TL</strong></p>
<p>Lübnanlı Ortodoks bir aileden gelen Corcî Zeydân 19. yüzyılın en önemli İslâm tarihi, dil ve kültürü araştırmacılarından biriydi. İngilizce, Latince, Fransızca, Almanca, İbranice ve Süryanice bilen Zeydân, tarihin yanı sıra Arap dili ve edebiyatı konusunda da birçok eser verdi. İslâm tarihinin, ağırlıklı olarak da Osmanlı öncesi dönemin ele alındığı bu ünlü eserinde Corcî Zeydân, İslâm uygarlığı ve Arap halkları konusunda hayli zengin bir kaynak sunuyor. Günümüzde klasik bir İslâm uygarlığı tarihi olarak kabul edilen bu kitap, Batı dillerinin yanında, Farsça ve Urducaya da çevrildi. Orjinali beş cilt olan, Türkçesini iki cilt halinde yayımladığımız İslâm Uygarlıkları Tarihi, Oxford Üniversitesi’nden Türkiye’deki ilahiyat fakültelerine kadar, birçok üniversitede bir asra yakın süredir ders kitabı olarak okutulmaktadır.</p>
<p>Konya Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Doç. Dr. Nejdet Gök’ün günümüz Türkçesine çevirdiği ve dipnotlarla yayına hazırladığı bu eşsiz eser önemli bir başvuru kaynağı.</p>
<p>“Dr. Nejdet Gök tarafından dipnotlar ve bir girişle zenginleştirilerek dilimize kazandırılan bu önemli kitaba Türk okurlarının büyük ihtiyacı olduğu kanaatindeyim. Özellikle Arap dünyasında standart bir kitap olarak kabul edilen bu klasik eserin yayımı, önemli bir kültür hizmeti olmanın yanında, Türk bilim çevresinde büyük bir boşluğu dolduracak, İslâm tarihi ve uygarlığı ile ilgili çalışmalara da bir zenginlik kazandıracaktır.”</p>
<p>Prof. Dr. Halil İnalcık</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/benimbutunordeklerim.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7422" title="benimbutunordeklerim" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/benimbutunordeklerim.png" alt="" width="327" height="311" /></a></p>
<p><strong>Benim Bütün Ördeklerim, Hemû Werdekokên Wî, Türkçe-Kürtçe, Christian Duda, Çev. </strong><strong>Türkçe’ye çeviren. </strong><strong>Bahar Siber, K</strong><strong>ürtçe’ye çeviren. </strong><strong>Helim Yûsiv, İletişim Yayınları, 56 sayfa, 13,00 TL</strong><strong> </strong></p>
<p>Aslında tilki Konrad’ın niyeti anne ördeği yakalamaktı ve az kalsın bunu başarıyordu da. Ama anne ördek, tilkinin geldiğini duyunca yumurtasını geride bırakıp kaçmak zorunda kalmıştı. Konrad yumurtayı dikkatle eve kadar taşıdı. Karnı çok açtı ve yumurtayı sahanda pişirip bir güzel yiyecekti. Ama eve vardığında, önce yumurtanın kabuğu çatladı sonra içinden bir civciv çıktı&#8230; Dostluk, şefkat ve fedakârlık üzerine samimi ve sıcak bir hikâye.</p>
<p>Ji eslê xwe rovî Konrad dixwest werdeka dê bigire û hinek mabû ku serbikefta. Belê gava werdeka dê bihîstibû ku rovî tê, hêka xwe li cih hiştibû û revya bû. Konrad hêk, gelek bi îhtîmam heta malê bir. Zikê wî gelek birçî bû; dixwest hêkê bike hêkerûn û bi îşteheke mezin bixwe. Belê gava geheşt malê qalikê hêkê qelişî û çûçikek jê derket&#8230;</p>
<p>Çîrokek samîmî û germ li ser dostînî û rehm û fedakariyê.</p>
<div class="shr-publisher-7415"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/iletisim-yayinlari-ocak-2012-kitaplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İletişim’den Ocak 2012 Kitapları</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/iletisimden-ocak-2012-kitaplari/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iletisimden-ocak-2012-kitaplari</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/iletisimden-ocak-2012-kitaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 15:17:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Çıkan Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşen Ekmekçi]]></category>
		<category><![CDATA[Erdoğan Özmen]]></category>
		<category><![CDATA[Ergin Altay]]></category>
		<category><![CDATA[H. Bahadır Türk]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[İvan Gonçarov]]></category>
		<category><![CDATA[Oblomov]]></category>
		<category><![CDATA[Sabine Ludwig]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas Hammarberg]]></category>
		<category><![CDATA[Tuvana Gülcan]]></category>
		<category><![CDATA[Vladimir Nabokov]]></category>
		<category><![CDATA[Yiğit Yavuz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7378</guid>
		<description><![CDATA[OBLOMOV, İvan Gonçarov, Çev. Ergin Altay, İletişim Yayınları, 585 s., 25,00 TL İvan Aleksandroviç Gonçarov, Oblomov’u otuz iki-otuz üç yaşlarında, orta boylu, hoş görünümlü, koyu gri gözlü ama yüz hatlarında herhangi bir fikir, herhangi bir yoğunluk görünmeyen, odacığında oturan silik bir kahraman olarak yarattığında, aslında roman tarihinin en ünlü kişilerinden birine can veriyordu. 19. yüzyıl başlarında, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/oblomov.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7379" title="oblomov" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/oblomov.png" alt="" width="348" height="518" /></a></p>
<p><strong>OBLOMOV, İvan Gonçarov, Çev. Ergin Altay, İletişim Yayınları, 585 s., 25,00 TL</strong></p>
<p>İvan Aleksandroviç Gonçarov, Oblomov’u otuz iki-otuz üç yaşlarında, orta boylu, hoş görünümlü, koyu gri gözlü ama yüz hatlarında herhangi bir fikir, herhangi bir yoğunluk görünmeyen, odacığında oturan silik bir kahraman olarak yarattığında, aslında roman tarihinin en ünlü kişilerinden birine can veriyordu. 19. yüzyıl başlarında, çalışkan modern insan idealinden önce, Rusya’nın köle sahibi kırsal soylu sınıfı tarafından aylaklık hâlâ makul ve değerli bir amaç olarak görülürken Oblomov vardı. Miskin, dikkatsiz, meraksız, düş kurma ve oyalanmaya düşkün Oblomov&#8230; Yine de ona hayran olmamak imkânsız. Hayatın hep dışında ve uzağında kalan Oblomov, okurların gözünden asla kaçmayacak, gitgide insana dair belli bir durumu tanımlamanın adı haline gelecek, hatta Lenin, Bolşevik devriminden sonra “hâlâ içimizde yaşayan Oblomovlar”dan yakınacaktı&#8230; Oblomov sadece sosyal satir değil, aynı zamanda 19. yüzyıl Rus toplumunun keskin bir eleştirisidir. Klasik olmayı fazlasıyla hak etmiş, dünyanın pek çok diline yeni bir kavram kazandırmış İvan Gonçarov’un bu başyapıtını Ergin Altay’ın özgün çevirisiyle sunuyoruz. Gonçarov’un Oblomov’u “lüzumsuz adam”ın en dehşetli örneklerinden biridir.</p>
<p>MURAT BELGE</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/gogol.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7380" title="gogol" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/gogol.png" alt="" width="336" height="503" /></a></p>
<p><strong>NİKOLAY GOGOL, Vladimir Nabokov, Çev. Yiğit Yavuz, İletişim Yayınları,  159s., 14,80 TL</strong></p>
<p>Dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük dehalarından biri olarak kabul edilen Gogol, yalnızca Rus edebiyatının kaderini değiştirmedi, aynı zamanda pek çok yazara da ilham kaynağı oldu. Gogol, bir mizah yazarı olarak ünlendi, “gerçekçi” olmakla yaftalandı ama aslında hiç anlaşılmadı. Nabokov, bu zihin açıcı çalışmasında Palto, Burun, Müfettiş,Ölü Canlar gibi ünlü, ama aslında okundukça keşfedilen Gogol yapıtlarını inceliyor. Gogol’ü nasıl anlayabileceğimizi gösteriyor. Edebiyatın ne olduğunu ve ne olmadığını bu metinlerden yola çıkarak kendi alaycı, zeki üslubuyla sorguluyor, sorgulatıyor. “Puşkin’in nesri üç boyutludur; Gogol’ünki ise en azından dört boyutludur. Çağdaşı olan, Öklid’i yerle bir edip, Einstein’ın sonradan geliştireceği kuramların çoğunu bir asır erken keşfeden matematikçi Lobaçevski’yle kıyaslanabilir. Gogol’ün Palto’da sergilediği sanat, paralel doğruların kesişmekle de kalmayıp, solucan gibi kıvrılabileceklerine, karmakarışık hale gelebileceklerine işaret eder; … kendi kendimizle vardığımız fizik ötesi uzlaşımların da var olmadığı Gogol’ün dünyasında, bütün bunlar gayet tabii şekilde olup biter.”</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/insanhaklari.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7381" title="insanhaklari" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/insanhaklari.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>AVRUPA’DA İNSAN HAKLARI, Thomas Hammarberg, Çev. Ayşen Ekmekci,  İletişim Yayınları, 301 s., 19,50 TL</strong></p>
<p>Günümüzde insan hakları, hiçbir zaman olmadığı kadar kabul görüyor ve özellikle Avrupa’nın siyasi retoriğinde şiddetle destekleniyor; ancak somut gerçeklikte, Avrupa da dahil, her yerde ihlal ediliyor. Üzerinde mutabakata varılmış olan standartların istikrarlı bir biçimde uygulanmamasının yanında, yürütmede de aksaklıklar yaşanıyor. Cezaevlerinin aşırı kalabalık olduğu Avrupa ülkelerinin birçoğunda hukukun üstünlüğü ilkesi çiğneniyor ve ekonomik krizlerden en olumsuz etkilenenler, en kırılgan kesimler oluyor. Avrupa’da İnsan Hakları, bu gerçekliği ele alan bir çalışma.  Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg, ziyaretleri sırasında gözlemlediği yabancı düşmanlığını, homofobiyi, Romanları mağdur eden ayrımcılığı, çocuk istismarını, kadınlara yönelik şiddeti ve engelli insanları hedef alan haksızlıkları anlatıyor; Avrupa’da halen mevcut olan eksiklikleri tanımlarken bunlara somut çareler öneriyor.</p>
<p>İnsan haklarının hiçbir şekilde hayal ürünü olmadığını savunan Hammarberg, insan hakları açısından ve barışçı, dürüst, adil bir toplum için şart olan değerleri ve normları ortaya koyuyor, insan haklarının gerçekliğe dönüşmesinin ise bir siyasi irade meselesi olduğunu vurguluyor.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/ruyadauyanmak.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7382" title="ruyadauyanmak" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/ruyadauyanmak.png" alt="" width="345" height="517" /></a></p>
<p><strong>RÜYADA UYANMAK, Erdoğan Özmen, İletişim Yayınları, 175 s., 14,50 TL</strong></p>
<p>“Ne metafizik ya da mistik bir varlık alanıdır bilinçdışı ne de ‘hayvani bir doğa’yı çağrıştıran içgüdüsel mahiyettedir. ‘Bir dil gibi yapılanmıştır’ çünkü. Dahası, hem bilinçdışı hem dil aynı kökene sahiptir. Karşılıklı bir bağımlılık içinde birbirlerini baştan varsayarlar. (&#8230;) Öznenin bastırdığı şeydir bilinçdışı; ancak sürekli olarak rüyalarda, semptomlarda, dil sürçmelerinde ve başarısız eylemlerde kendini açığa vurur, ‘dile getirir’. Tüm bu görüngüler dilin yapısına sahiptir. Onlar aracılığıyla konuşur bilinçdışı. ‘Bilinçdışının söylemi’nden söz etmemize izin veren kurucu unsurlardır bunlar.”</p>
<p>Rüyada Uyanmak, tam da rüya çalışmasına has bir yaratıcılıkla, insanın en özgür ve en yaratıcı olduğu andaki haline, bilinçdışının kabuğu ile sarılmış rüya haline odaklanıyor. Eyleyiciliğin, insanı bu eyleyicilik için zorlayan “imkânlar”ın üzerinde düşünmeye çağırıyor. Dili, bilinçdışını, rüyayı ve insan olma halimizi yapıcı bir asli özne olarak gözden geçirmeyi tartışıyor.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/cobanvekral.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7383" title="cobanvekral" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/cobanvekral.png" alt="" width="347" height="517" /></a></p>
<p><strong>ÇOBAN VE KRAL, H. Bahadır Türk,</strong><strong> </strong><strong>İletişim Yayınları, 262 s., 18,50 TL</strong></p>
<p>“Eğer hükümdarlar olmasaydı insanlar birbirlerini yerlerdi! Tıpkı çoban olmayınca sürünün yırtıcı hayvanlar tarafından yenilmesi gibi.”</p>
<p>Ebû Mansur es-Seâlibi, Âdabu’l-Mulûk</p>
<p>Köklü tecrübelerden hareketle egemenlere öğüt ve akıl veren siyasetnameler, Ortaçağ’da Doğu ve İslam siyasal geleneğine ayna tutan metinlerdir. “İdeal bir hükümdar nasıl olmalı?” sorusuna cevap getirirken, aslında tümüyle bir iktidar anlayışının çerçevesini çizerler. Çoban-Hükümdar idealini oluştururken, sürü gibi güdülmesi gerektiğini düşündükleri ahaliye dair bir imge de kurarlar.</p>
<p>H. Bahadır Türk, Batılı örneklerle ortak noktalarına da dikkat çekerek, işte bu imgelerin analizini yapıyor. Siyasetnamelerin eril dilini, insan doğası anlayışını ve siyaset algısını tasvir ediyor.  Bunun yanında siyasal olana dair bir dizi tema inceleniyor kitapta: Hükümdarın “gölgeleri” olan bürokratlar, “istişare”ye verilen anlam, dost-düşman mefhumlarının kurgulanması, savaşın anlamı…</p>
<p>Yönetenlerin yönetilenleri görme biçimini çırılçıplak ortaya koyan siyasetnamelere zengin bir bakış… İktidarın zihniyet yapısındaki devamlılıklara dair irkiltici bir kitap…</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/tatilinsongunu.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7384" title="tatilinsongunu" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/tatilinsongunu.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>TATİLİN SON GÜNÜ, Sabine Ludwig, Çev. Tuvana Gülcan, İletişim Yayınları, 198 s., 10,00 TL</strong></p>
<p>Çalar saatim saat altı buçuğu gösteriyor. Şimdi yeniden uykuya dalmaya değmez. Okul çantam hazır, babam dün karnemi imzaladı, dolayısıyla biraz daha yatakta kalıp keyif yaparken olağan pazartesi sabahı seslerini bekleyebilirim. Yavaş yavaş kaygılanmaya başlıyorum. Bugün herkes uyuya mı kaldı nedir?</p>
<p>Tatilin son günü gelip çatmıştı! 11 yaşındaki Freddy, koca yaz tatilinin göz açıp kapayıncaya kadar geçip gidivermesi karşısında şaşkındı. Önünde onu bekleyen can sıkıcı işler vardı: Ertesi gün için okul çantasını hazırlayacak, anne babasına karnesini imzalatacak, yatmadan önce banyo yapacaktı. Gece yatağına yattığında, kalbinin en derinlerinden bir dilek tuttu. “Ne olur, yarın Pazartesi olmasın,” dedi kendi kendine. Ertesi sabah uyandığında bu imkansız gibi görünen dileği gerçek olmuştu. Freddy  yeni bir pazar sabahına uyanmıştı.</p>
<div class="shr-publisher-7378"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/iletisimden-ocak-2012-kitaplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kafka Film Günleri</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/kafka-film-gunleri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=kafka-film-gunleri</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/kafka-film-gunleri/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Dec 2011 06:55:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nezaket Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Sinema]]></category>
		<category><![CDATA[Kafka Film Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan Artı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7333</guid>
		<description><![CDATA[Mekan Artı, Ocak ayında Franz Kafka&#8217;nın üç romanının film uyarlamalarına yer veriyor! 2 Ocak 2012 20:30 DÖNÜŞÜM (Prevrashchenie) Yönetmen: Valeri Fokin Oyuncular: Yevgeny Mironov, Igor Kvasha, Tatyana Lavrova http://www.imdb.com/title/tt0328279/ 9 Ocak 2012 ŞATO (Das Schloss) Yönetmen: Michael Haneke Oyuncular: Ulrich Mühe, Susanne Lothar, Nikolaus Paryla http://www.imdb.com/title/tt0120075/ 16 Ocak 2012 DAVA (The Trial) Yönetmen: David Hugh [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/kafka.jpg"><img class="size-full wp-image-7334 aligncenter" title="kafka" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/kafka.jpg" alt="" width="180" height="255" /></a></p>
<p>Mekan Artı, Ocak ayında Franz Kafka&#8217;nın üç romanının film uyarlamalarına yer veriyor!</p>
<p><strong>2 Ocak 2012 20:30</strong></p>
<p><strong>DÖNÜŞÜM (Prevrashchenie)</strong><br />
Yönetmen: Valeri Fokin<br />
Oyuncular: Yevgeny Mironov, Igor Kvasha, Tatyana Lavrova<br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt0328279/" rel="nofollow nofollow" target="_blank">http://www.imdb.com/title/<wbr>tt0328279/</wbr></a></p>
<p><strong>9 Ocak 2012</strong></p>
<p><strong>ŞATO (Das Schloss)</strong><br />
Yönetmen: Michael Haneke<br />
Oyuncular: Ulrich Mühe, Susanne Lothar, Nikolaus Paryla<br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt0120075/" rel="nofollow nofollow" target="_blank">http://www.imdb.com/title/<wbr>tt0120075/</wbr></a></p>
<p><strong>16 Ocak 2012</strong></p>
<p><strong>DAVA (The Trial)</strong><br />
Yönetmen: David Hugh Jones<br />
Oyuncular: Kyle MacLachlan, Anthony Hopkins, Jason Robards<br />
<a href="http://www.imdb.com/title/tt0108388/" rel="nofollow nofollow" target="_blank">http://www.imdb.com/title/<wbr>tt0108388/</wbr></a></p>
<p>BİLET FİYATLARI:<br />
5 tl</p>
<p><a href="http://mekanarti.com/"><strong>Mekan Artı</strong></a></p>
<p><strong>Telefon: (+90) 212 224 57 56</strong></p>
<p><strong>E-posta: iletisim@mekanarti.com</strong></p>
<p><strong>Adres: Üftade Sokak No:31 Harbiye İstanbul</strong></p>
<div class="shr-publisher-7333"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/kafka-film-gunleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Deli Kadın Hikâyeleri</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/deli-kadin-hikayeleri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=deli-kadin-hikayeleri</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/deli-kadin-hikayeleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 25 Dec 2011 19:49:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seda Sualp</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap İnceleme]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü]]></category>
		<category><![CDATA[Yeniler]]></category>
		<category><![CDATA[Deli Kadın Hikayeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Söğüt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7313</guid>
		<description><![CDATA[Size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım. Sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten şeylerden ibaret, Doğurmaya mahkum, Çocuklarını kaybetmekle mühürlü, Yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım. İçlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların Delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden bakacağım. O pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım. diyerek başlıyor ve “delirerek ölenlere” ithaf [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><em><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/deli-kadin-hikayeleri.jpg"><img class="size-full wp-image-7314 aligncenter" title="deli-kadin-hikayeleri" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/deli-kadin-hikayeleri.jpg" alt="" width="270" height="419" /></a></em></p>
<p style="text-align: left;"><em>Size kadınlıkla lanetlenmiş bir varoluş hezeyanı anlatacağım.</em></p>
<p><em>Sizi saçlarının ve ayaklarının ucu arasında olup biten şeylerden ibaret,</em></p>
<p><em>Doğurmaya mahkum,</em></p>
<p><em>Çocuklarını kaybetmekle mühürlü,</em></p>
<p><em>Yalnız, yapayalnız bir kalabalıkta dolaştıracağım.</em></p>
<p><em>İçlerine açılan kapıların arkasına saklanmış kadınların</em></p>
<p><em>Delirerek bedenlerinden dışarı açtıkları pencerelerden bakacağım.</em></p>
<p><em>O pencerelerden tekrar ve tekrar ve tekrar kendimi aşağı atacağım. </em></p>
<p><em></em>diyerek başlıyor ve<em> “delirerek ölenlere” </em>ithaf ediyor<em> </em>kitabını Mine Söğüt. Delirmeyi, delirerek ölmeyi idrak edebilmek, anlayabilmek çok yakın tanıklıklar olmadan ya da insan kendini deliliğin sınırında hissetmeden pek mümkün değilmiş gibi geliyor. Hele de söz konusu “kadın” olunca… Ancak yazar, bir çok öyküsünde insanın geldiği kaotik noktayı, onu buraya getiren duygu durumlarıyla beraber hissetmemize, algılamamıza olanak tanıyor. Kadınlığa dair, cinsiyete dair uçurumların kenarlarında gezdiriyor okuyucusunu.</p>
<p>Kitap 21 öyküden oluşuyor ve 21 inde de ağır bir yalnızlık kol geziyor. Ana karakterler hep kadın da olsa, bazı öykülerde yer alan erkek ve çocuklar da çok yalnız. Tacizi, tecavüzü, ensesti, ağır kayıpları, tanıklıkları, kadının saçı ve ayak ucu arasında gerçekleşen acı veren, deliliğe götüren ve intiharın eşiğine getiren durumları öykülerde çoğunlukla sona saklayarak, kendine has bir dille anlatıyor yazar.</p>
<p>Travmatik olan bu durumları, yazarın da sürpriz olsun diye öykü sonlarında açıklığa kavuşturduğunu sanmıyorum. Kitabı edindiğinizde, önce ismi dikkate alıp, daha okumaya başlamadan Bahadır Baruter imzalı resimlere şöyle bir göz gezdirirseniz, az sonra okuyacaklarınız hakkında hafif bir karın ağrısı hissetmeye başlayabilirsiniz. Belli ki hassasiyetlerinize bir yerden de olsa temas edecek. Özellikle resimler gerçekten etkileyici, birçok duygunuza sesleniyor.</p>
<p>Öykülerin tamamına yakınında çokça yer alan kelime ya da kelime öbeği yinelemeleri, bazen insana çarpıyor ve yerinde kullanılmışlığı hissettirip, işaret edilen anlamı kuvvetlendiriyor ama bazen de gereksiz ve hoyratça öykülere savrulmuş gibi geliyor. Bu elbette ki bir tercih ama ben bu tercihten çok hoşlanmadığımı itiraf etmeliyim. Okunan şeyin duygusu okuyucuya yeterince geçiyorsa, anlamın daha daha kuvvetlenmesi kaygısına çok da gerek olmadığını düşünüyorum.</p>
<p>Şayet bu yineleme, bu tekrar hali “deliliğe” bir atıfsa; çoğu öykünün içeriği ve ifade biçimi yinelemelere gerek kalmadan derdini anlatıyor zaten.</p>
<p>21 öykünün 21 inin de çok iyi olduğunu söyleyemeyeceğim ama yalnızca bir ya da birkaç öykünün bile içinizde bir yerlere çarpması, aklınızı meşgul etmesi, heyecanlandırması ihtimali için karıştırılması, bakılması ve okunmasını tavsiye edeceğim bir kitap “Deli Kadın Hikayeleri”.</p>
<p>Kitabın tanıtım videosunu aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=qs8DTm1v3XY">http://www.youtube.com/watch?v=qs8DTm1v3XY</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-7313"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/deli-kadin-hikayeleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edip Cansever&#8217;in Şiiri</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/edip-canseverin-siiri/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=edip-canseverin-siiri</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/edip-canseverin-siiri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 10:16:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nezaket Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Akbank Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Ergülen]]></category>
		<category><![CDATA[Merih Akoğul]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7282</guid>
		<description><![CDATA[27 ARALIK 19:00 Hazırlayan ve sunan: Merih Akoğul Konuk: Haydar Ergülen Fotoğrafçı ve yazar Merih Akoğul, Aralık ayı söyleşisinde, Türkiye&#8217;nin tanınmış şair ve yazarlarından Haydar Ergülen&#8217;i konuk ediyor. İkili, bu programda gerek yazım stili, gerekse seçtiği konuları başarıyla şiire dönüştürmesiyle önemli bir örnek oluşturan, Türk şiirinin ustalarından Edip Cansever&#8217;i ele alacaklar. 1986 yılında 58 yaşında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><div></div>
<div><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/edip_cansever.jpg"><img class="size-full wp-image-7283 aligncenter" title="edip_cansever" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/edip_cansever.jpg" alt="" width="450" height="252" /></a></div>
<div></div>
<div>27 ARALIK 19:00</div>
<p>Hazırlayan ve sunan: Merih Akoğul<br />
Konuk: Haydar Ergülen</p>
<p>Fotoğrafçı ve yazar Merih Akoğul, Aralık ayı söyleşisinde, Türkiye&#8217;nin tanınmış şair ve yazarlarından Haydar Ergülen&#8217;i konuk ediyor.</p>
<p>İkili, bu programda gerek yazım stili, gerekse seçtiği konuları başarıyla şiire dönüştürmesiyle önemli bir örnek oluşturan, Türk şiirinin ustalarından Edip Cansever&#8217;i ele alacaklar.</p>
<p>1986 yılında 58 yaşında aramızdan ayrılan Edip Cansever, şiirlerinde yarattığı atmosfer ve oluşturduğu farklı kişiliklerle; sıkıntıyı ve tek başına olma duygusunu, sessiz bir destansılık üzerinden başarıyla okuyucularına iletebilmiştir.</p>
<p>Etkinlik ücretsizdir.</p>
<p>Not: <a href="http://www.akbanksanat.com/etkinlik-takvimi/?tarih=20111227&amp;hafta=1&amp;etkinlik-detay=10667&amp;etkinlik=Edip+Cansever%27in+%DEiiri">www.akbanksanat.com</a>&#8216;dan alıntıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="shr-publisher-7282"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/edip-canseverin-siiri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Edebi-Ha-yat / Edebiyat ve Delilik</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/edebi-ha-yat-edebiyat-ve-delilik/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=edebi-ha-yat-edebiyat-ve-delilik</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/edebi-ha-yat-edebiyat-ve-delilik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Dec 2011 10:06:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nezaket Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Söyleşi]]></category>
		<category><![CDATA[Edebi-Ha-yat]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat ve Delilik]]></category>
		<category><![CDATA[Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7278</guid>
		<description><![CDATA[19 Aralık 2011 Pazartesi  Söyleşi Yer: Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi, saat: 18.30 Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’ın edebiyat etkinlikleri yeni bir söyleşi dizisiyle devam ediyor. “Edebi-Ha-yat” başlıklı söyleşilerde, edebiyatçı ve araştırmacı yazarlar, içinde yaşadığımız, Hayat adındaki “anlatı”yı oluşturan maddi kültürü, olguları ve ruh hallerini konuşuyor ve edebiyatın hayatla olan kan bağını inceliyorlar. “Edebi-Ha-yat” [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><div id="etkinlikdetaytop">
<div><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/edebihayat.jpg"><img class="size-full wp-image-7279 aligncenter" title="edebihayat" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/edebihayat.jpg" alt="" width="186" height="256" /></a>19 Aralık 2011 Pazartesi  Söyleşi</div>
</div>
<p><strong>Yer:</strong> Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi, saat: 18.30</p>
<p><a href="http://www.ykykultur.com.tr/etkinlik/?id=384">Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık</a>’ın edebiyat etkinlikleri yeni bir söyleşi dizisiyle devam ediyor.</p>
<p>“Edebi-Ha-yat”<strong> </strong>başlıklı söyleşilerde, edebiyatçı ve araştırmacı yazarlar, içinde yaşadığımız, Hayat adındaki “anlatı”yı oluşturan maddi kültürü, olguları ve ruh hallerini konuşuyor ve edebiyatın hayatla olan kan bağını inceliyorlar.</p>
<p>“Edebi-Ha-yat” dizisinin bu ayki konusu <em>Edebiyat ve Delilik</em>. Son öykü kitabı <em>Deli Kadın Hikâyeleri</em>’yle bu coğrafyada yaşayan ruhların karanlık öykülerini anlatan Mine Söğüt ve <em>Taş Uykusu</em> romanıyla deliliğin fantastik hallerini bize hatırlatan Aslı Tohumcu’nun katılacağı <em>Edebiyat ve Delilik</em>, sizi katlanma ile kırılma, sınır ile sinir çizgileri arasında kök salan deliliğin yazınsal hallerine değinen, kasvetli ve kesif bir edebiyat sohbetine davet ediyor.</p>
<p>Not: Etkinlik haberinden alıntıdır.</p>
<div class="shr-publisher-7278"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/edebi-ha-yat-edebiyat-ve-delilik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İletişim’den Aralık 2011 Kitapları</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/iletisimden-aralik-2011/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=iletisimden-aralik-2011</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/iletisimden-aralik-2011/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Dec 2011 18:28:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Burak Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Çıkan Kitaplar]]></category>
		<category><![CDATA[A. Baudart]]></category>
		<category><![CDATA[C. Jambet]]></category>
		<category><![CDATA[Craig Buck]]></category>
		<category><![CDATA[EMEĞİN TEVEKKÜLÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Eva Illouz]]></category>
		<category><![CDATA[F. Farago]]></category>
		<category><![CDATA[F. Jullien]]></category>
		<category><![CDATA[F.Chenet]]></category>
		<category><![CDATA[FELSEFE TARİHİ CİLT 1]]></category>
		<category><![CDATA[Gosta Eping-Andersen]]></category>
		<category><![CDATA[Graham Greene]]></category>
		<category><![CDATA[İktisatta Yeni Yaklaşımlar]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[J. Russ]]></category>
		<category><![CDATA[J.-P. Dumont]]></category>
		<category><![CDATA[Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[KURUCU DÜŞÜNCELER]]></category>
		<category><![CDATA[MESELENİN KALBİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mîna Urgan]]></category>
		<category><![CDATA[P. Hadot]]></category>
		<category><![CDATA[SOĞUK YAKINLIKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Susan Forward]]></category>
		<category><![CDATA[TAMAMLANMAMIŞ DEVRİM]]></category>
		<category><![CDATA[Werner Holzwarth-Wolf Elbruch]]></category>
		<category><![CDATA[Xiltê Biçûk ê ku Dixwest Bizanibe ka kê bi ser Serê wi de Kiriye]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Durak]]></category>
		<category><![CDATA[ZOR BİR AİLEDE BÜYÜMEK]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7246</guid>
		<description><![CDATA[MESELENİN KALBİ, Graham Greene, Çev. Mîna Urgan, İletişim Yayınları, 319 s., 18,50 TL İngiliz edebiyatının çağdaş yazarlarından Graham Greene’in başyapıt niteliğindeki eseri Meselenin Kalbi, savaş yılları sırasında bir sömürgede geçer. Romanın başkahramanı Scobie, savaş mağlubu Batı Afrika’da görev yapmakta olan dürüst bir komiser ve dindar bir Katoliktir. Scobie çok mutsuz olan karısını uzun bir seyahate [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/GrahamGreene.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7247" title="GrahamGreene" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/GrahamGreene.jpg" alt="" width="256" height="385" /></a></p>
<p><strong>MESELENİN KALBİ, Graham Greene, Çev. Mîna Urgan, İletişim Yayınları, 319 s., 18,50 TL</strong></p>
<p>İngiliz edebiyatının çağdaş yazarlarından Graham Greene’in başyapıt niteliğindeki eseri Meselenin Kalbi, savaş yılları sırasında bir sömürgede geçer. Romanın başkahramanı Scobie, savaş mağlubu Batı Afrika’da görev yapmakta olan dürüst bir komiser ve dindar bir Katoliktir. Scobie çok mutsuz olan karısını uzun bir seyahate göndermek için dürüstlüğünden ödün vererek borç almak zorunda kalır. Aldığı borç ve yaşadığı yasak aşkın ağırlığı altında ezilen, inançlarıyla yaşadıkları arasında sıkışan Scobie, bu çözümsüz sorunlarla baş etmeye çalışırken bir yıkılışa doğru sürüklenir. “Scobie, kendi yarattığını sevecek kadar insanca duyguları olan bir Tanrı’ya inanabilirdi ancak.” Romanın kahramanına ilişkin bu sözler, Katolikliği benimsemiş olan Graham Greene’in sancısını da özetlemektedir. Batı Afrika’nın her daim yağmurlu ve puslu havasını eşsiz bir resim gibi çizen yazarın bu büyük anlatısını Mîna Urgan’ın çevirisiyle sunuyoruz. “Graham Greene’in kitaplarını ilginç kılan ve onların yıllar sonra da okunmasını sağlayacak olan, onun parlak hünerinin ve üstün sanatçılığının yanı sıra metinlerindeki ilahi tehlikenin niteliğidir.” ANTHONY BURGESS “Graham Greene kendi türünde benzersiz bir yazardı. Bilinçlilik ve endişenin yirminci yüzyıldaki son vakanüvisi olarak hatırlanacak ve okunacaktır.” WILLIAM GOLDING</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/EvaIllouz.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7248" title="EvaIllouz" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/EvaIllouz.jpg" alt="" width="252" height="383" /></a></p>
<p><strong>SOĞUK YAKINLIKLAR,Eva Illouz, Çev. Özge Çağlar Aksoy, İletişim Yayınları, 168 s.,14,50 TL</strong></p>
<p>Hepimiz farkındayız, sayısız imge ve mesajın bombardımanı altındayız. Öyle ki, yarın, geriye dönüp baktığımızda bugünleri naif bir iyimserlikle de hatırlayabiliriz. Nasıl direniyoruz ya da sürükleniyoruz? Internet, televizyon, sosyal medya, endişeli modernlik, rasyonel ahmaklık, duygusuzluk, kaba menfaatçilik, fantezi ve paranoya ile içiçe yaşıyoruz. Eva Illouz, eleştirel kuramı kullanarak ve ondan ayrılarak yakın dönemin zihniyetini tartışıyor. Psikolojik ve politik mutluluk içeren kendini gerçekleştirme kavramının nasıl biçim değiştirdiğini irdeliyor. Adorno’yu izleyerek, benliğin metalaştırılması sürecinde farklı kurumların yakın ilişkisine dikkat çekiyor: psikolojik ikna, kişisel gelişim edebiyatı, nasihat endüstrisi, devlet, ilaç şirketleri ve internet teknolojisi modern psikolojik özbenliğin temelini biçimlendirme konusunda iç içe geçmişlerdir iddiasında bulunuyor. Duyguları sermayeye bağlayan kendi içinde çelişkili mantığı mercek altına almaya çalışıyor.</p>
<p>Sosyal mesafe ortak özelliklerin yokluğundan değil, bu özelliklerin soyut doğasından kaynaklanır. Uzaklık, insanların ortak hiçbir şeyi olmadığında değil, ortak noktaları fazla olduğunda ortaya çıkar. Diğer bir deyişle uzaklık, insanların artık günümüzde ortak ve son derece standartlaşmış bir dil paylaşmalarından kaynaklanır. İlginç ve ölçülü bir bugün eleştirisi&#8230; Eleştirel kurama taze bir katkı…</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/YasinDurak.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7249" title="YasinDurak" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/YasinDurak.jpg" alt="" width="258" height="386" /></a></p>
<p><strong>EMEĞİN TEVEKKÜLÜ, Yasin Durak, İletişim Yayınları, 144 s., 14,00 TL</strong></p>
<p>“Hepsi Allah’tandır… işvereni zenginlikle sınıyor işte. Onun sınavı o, benim sınavım bu, fakirlik…”</p>
<p>“Valla ben sendikalara hiç bulaşmadım. On sene öncesinde filan vardı ortalıkta… Eskiden başka bir firmada çalışırken bazı sendika isimleri duyduydum o zamanlar. İşte sağı solu rahat bırakmıyorlardı, elemanları sıkıştırıyorlardı, işte ‘gelin sendikamıza üye olun, şöyle olun, böyle olun, patron işçi’ filan diye söylüyorlardı, biz pek sıcak bakmayız böyle şeylere.”</p>
<p>Dindarlık, işçilerin ve patronların üretim sürecine bakışlarını ve karşılıklı konumlanmalarını nasıl etkiliyor? Dinsel sosyalleşme, emek sürecinde tahakküm ilişkilerine ve politik hegemonyaya elverişli bir zemin oluşturuyor mu? Yasin Durak’ın Konya Organize Sanayi Sitesi’ndeki işçi-işveren ilişkileri örneğinde yaptığı araştırma, bu temel sorular etrafında bir tartışma örüyor. Dindar muhafazakârlık ekseninde sağlanan “ütopik uzlaşmayı” ve enformel ilişki ağları sistemini gözler önüne seriyor.</p>
<p>Bunun yanı sıra Durak, kültürel hegemonyanın meşruiyet çerçevesi içinde kalmakla beraber, işçilerin rıza ve tevekkül yerine açık veya gizli direniş mekanizmaları geliştirdiği anlara da dikkat çekiyor. Sınıf mücadelesinin “saklı” bir sahnesine dair ipuçları veriyor bize. Canlı gözlemlerle Türkiye’de işçi sınıfı kültürünün puslu kalmış bir kesitini sunan, çarpıcı bir çalışma.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Tamamlanmamis.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7250" title="Tamamlanmamis" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Tamamlanmamis.jpg" alt="" width="254" height="379" /></a></p>
<p><strong>TAMAMLANMAMIŞ DEVRİM, Gosta Eping-Andersen, Çev. Selin Çağatay, İletişim Yayınları, 256 s., 18,50 TL</strong></p>
<p>Son onyıllarda yaşanan değişim ve dönüşümler, “sanayicilik mantığı”nın gerileyip hizmet sektörünün genişlemesi, küreselleşme, neoliberal iktisat politikaları toplumsal hayatı her bakımdan ama özellikle kültürel ve ekonomik yönden derinden etkiliyor. Geçimini erkeğin sağladığı aileler gittikçe azalıyor, zamanında “atipik” olarak kabul edilen, kadının da aile ekonomisine katkıda bulunduğu ailelerin sayısı hızla artıyor. Gøsta Esping-Andersen, Tamamlanmamış Devrim’de bütün bu altüst oluşlar içinde kadınların değişen konumları, kadınların rollerindeki sessiz devrim üzerine düşünüyor.</p>
<p>Sosyal eşitsizlikler ve yeni eşitsizlik biçimleri, sosyal refah devletinin aile politikalarındaki dönüşüm, eşlerin çocuk bakımı ve ev işi konularındaki tavırları, doğurganlık oranlarındaki düşüş, kadın istihdamındaki durum, nesiller arasındaki farklılıklar, yoksulluk gibi birçok konuyu günümüz dünyasında kadınların rolü çerçevesinde ele alan Tamamlanmamış Devrim yaşanan sorunlara farklı toplumların nasıl yanıtlar verdiklerini ortaya koyuyor.</p>
<p>İstikrarlı, yeni bir toplumsal cinsiyet eşitliği dengesi için refah devletinin tetikleyiciliği ön plana çıkaran Esping-Andersen, daha da gelişeceğini düşündüğü kadın devrimi açısından kilit bir sorunun cevabını arıyor: “Refah devleti kadınların bu yeni rollerine nasıl uyarlanmalıdır?” Gerek toplumsal eşitsizliklerle gerek refah devleti analizleriyle ilgilenenler için çok önemli bir kitap.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/KucukKostebek.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-7251" title="KucukKostebek" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/KucukKostebek.jpg" alt="" width="347" height="246" /></a></p>
<p><strong>Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikayesi, Xiltê Biçûk ê ku Dixwest Bizanibe ka kê bi ser Serê wi de Kiriye, Werner Holzwarth-Wolf Elbruch, Türkçe’ye Çeviren. Bahar Siber, Kürtçe’ye Çeviren. Helim Yusiv, İletişim Yayınları, 24 s., 13,00 TL</strong></p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Zorbiraile.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7252" title="Zorbiraile" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/Zorbiraile.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>ZOR BİR AİLEDE BÜYÜMEK, Susan Forward, Craig Buck, Çev. Ahu Terzi, İletişim Yayınları, 327 s., 22,50 TL</strong></p>
<p>Her birimiz küçükken anne-babalarımızın içimize ektiği zihinsel ve duygusal tohumlarla büyüyoruz. Kimi ailelerde bu tohumlar sevgi, saygı ve bağımsızlık kaynağı olurken, ne yazık ki birçok ailede tohumların arasında korku, yaptırım ve suçluluk duyguları da bulunuyor. Bu tohumlar biz büyüdükçe filizleniyor ve yetişkinlik hayatımızda duygularımızı, davranışlarımızı, dolayısıyla başkalarıyla kurduğumuz ilişkileri etkiliyor. Kitap, küçükken anne-babaları tarafından fiziksel, duygusal ya da cinsel tacize maruz bırakılan, korku ve suçluluk duygularıyla büyütülen ya da bakımları sağlanmayan yetişkinlere, hayatlarını yeniden kazanmanın kapılarını aralıyor. Çocukken anne veya babanızdan korkar mıydınız? Anne veya babanıza karşı öfkenizi ifade etmekten çekinir misiniz? Anne veya babanızla fikir ayrılığında olmak sizi endişelendirir mi? Anne-babanız size hâlâ çocuk muamelesi yapıyorlar mı? Birine çok yakın olduğunuzda canınızı yakacağını veya sizi terk edeceğini düşünür müsünüz? Bu ve benzeri sorulara olumlu yanıt veren yetişkinler, kitapta anlatılan vakalar sayesinde onlara acı veren duygularıyla yüzleşecek ve önerilen çözüm yollarıyla hayatlarını bu duyguların olumsuz etkisinden arındırıp hasar gören özsaygı ve özgüvenlerini yeniden kazanacaklar.</p>
<p>Dünyaca ünlü bir terapist olan Susan Forward’ın Craig Buck ile birlikte yıllar süren deneyimlerine dayanarak hazırladığı Zor Bir Ailede Büyümek, günlük hayatları, anne-babalarının geçmiştesergiledikleri yıkıcı davranışların etkisinde, hatta kontrolü altında olan yetişkin çocuklara yardım etmeyi amaçlıyor.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/iktisat.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7253" title="iktisat" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/iktisat.png" alt="" width="335" height="499" /></a></p>
<p><strong>İktisatta Yeni Yaklaşımlar, Der. Ercan Eren-Metin Sarfati, İletişim Yayınları, 286 s., 19,50 TL</strong></p>
<p>Ekonomi politik pek çok düşünürle değişim geçirmiş, başkalaşarak yeni ve zihin açıcı açılımlara sahip olmuştur. Smith, Mill veya Marx hemen sayılabilecek öncü isimler. Görünenin ardındakini açığa çıkarmak, yeni sorular sormak ve anlamaya  ilişkin kılavuzlar oluşturmak hususunda çığır açıcı isimlerden biri de kuşkusuz Walras. Kuramsal yaklaşımları irdelemek, mevcut birikimi özgün bir yöntemle farklı bir merhaleye taşımak, iktisat biliminin her zaman temel amaçlarından biri oldu. İktisatta Yeni Yaklaşımlar bu sürecin gelişimini ve analizini yapıyor. İktisat teorisinin temel</p>
<p>çıkarım ve varsayımlarında neyin değiştiğini anlamaya çalışıyor. Çeşitli sorular sorarak tartışıyor: İktisadın yarını açıklama iddiası ne kadar sahiciydi ya da bu iddiayı bugün koruyabiliyor mu? Bilimsel olmamakla itham edilen klasik ekonomi politik, “yeni iktisat” için hâlâ bilim dışı mıdır? Ortodoks iktisada yönelik heterodoks yaklaşımlar ne denli başarılı oldular? İktisadın nasıl değiştiğini sorgulayan, yeni yaklaşımları değerlendiren ufuk açıcı bir başvuru kitabı&#8230;</p>
<p>Ercan Eren, Metin Arslan, Sevinç Orhan, Mine Kara, Metin Sarfati, Hüseyin Özel, Ragıp Ege, Alp Yücel Kaya, Çınla Akdere kitaba katkıda bulunan iktisatçılar.</p>
<p><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/felsefe.png"><img class="aligncenter size-full wp-image-7254" title="felsefe" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/felsefe.png" alt="" width="331" height="499" /></a></p>
<p><strong>FELSEFE TARİHİ CİLT 1, KURUCU DÜŞÜNCELER,</strong> <strong>A. Baudart, F.Chenet, J.-P. Dumont, F. Farago, P. Hadot, C. Jambet, F. Jullien, J. Russ, Çeviren. İsmail Yerguz, </strong><strong>İletişim Yayınları, 288 s., 19,50 TL</strong></p>
<p>Felsefe Tarihi serisinin birinci cildi olan Kurucu Düşünceler, kültürün ve düşüncenin belli başlı kurucu uğraklarının doğuşunu betimlemeyi, bu uğrakların kaynaklarına gitmeyi amaçlıyor. Felsefe tarihi alanında pek çok başarılı çalışmaya imza atan Jacqueline Russ yönetimindeki uzman bir ekip tarafından özgün bir yöntemle hazırlanmış olan kitapta, felsefe tarihinin Yunan düşüncesine indirgendiği klasik bakış açısı terk ediliyor ve Doğu düşüncesinin temelleri de gün ışığına çıkartılıyor. Fikir alanında Yunan geleneği kadar Kitab-ı Mukaddes’in bildirisini, Hıristiyanlığın temellerini, Çin düşüncesini, Budacılığı ve İslam felsefesini kapsayan bu çalışma, insanlığın düşünsel mirasını oluşturan kültürel biçimler bakımından zenginliği ve farklılığıyla göze çarpan bir sentez sunuyor. Kurucu Düşünceler, felsefe alanında çalışan veya felsefeye meraklı kişiler ve öğrenciler için olduğu kadar evrensel kültür meselesiyle ilgilenen herkes için faydalı bir başlangıç ve malzeme oluşturuyor. Felsefi düşünceye dair geniş bir bakış açısı sunan ve önceki birikimleri geniş bir çerçeve içinde yeniden değerlendirme imkânı yaratan temel bir eser&#8230;</p>
<div class="shr-publisher-7246"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/iletisimden-aralik-2011/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“NE GÜZEL SUÇLUYUZ BİZ HEPİMİZ!”</title>
		<link>http://www.tramvayduragi.com/%e2%80%9cne-guzel-sucluyuz-biz-hepimiz%e2%80%9d/?utm_source=rss&#038;utm_medium=rss&#038;utm_campaign=%25e2%2580%259cne-guzel-sucluyuz-biz-hepimiz%25e2%2580%259d</link>
		<comments>http://www.tramvayduragi.com/%e2%80%9cne-guzel-sucluyuz-biz-hepimiz%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 07 Dec 2011 10:44:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nezaket Kartal</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Sempozyum]]></category>
		<category><![CDATA[MSGSÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümünün 35. Yılında Sevgi Soysal Sempozyumu]]></category>
		<category><![CDATA[Sevgi Soysal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.tramvayduragi.com/?p=7226</guid>
		<description><![CDATA[Ölümünün 35. Yılında Sevgi Soysal Sempozyumu Düzenleyen: MSGSÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü &#160; Yer: Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu &#8211; Fındıklı İletişim Yayınları ve Amargi’nin Katkılarıyla Sunucular: Arzuhan Birvar Tevfik Çakır 28.12. 2011 10.00 Açılış Konuşması Prof. Dr. Meral Özbek (Rektör yardımcısı) Seval Şahin Funda Soysal Ara -10.30-10.50 I. Oturum Oturum Başkanı: Banu Öztürk 11.00- [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<!-- Start Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetTop Automatic --><h6 data-ft="{&quot;type&quot;:1}"><a href="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/sevgisoysal.jpg"><img class="size-full wp-image-7228 aligncenter" title="sevgisoysal" src="http://www.tramvayduragi.com/blog/wp-content/uploads/sevgisoysal.jpg" alt="" width="326" height="426" /></a></h6>
<h6 data-ft="{&quot;type&quot;:1}"><strong><span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;">Ölümünün 35. Yılında Sevgi Soysal Sempozyumu</span></strong></h6>
<h6 data-ft="{&quot;type&quot;:1}"><span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px; font-weight: normal;">Düzenleyen: MSGSÜ Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü</span></h6>
<p>&nbsp;</p>
<p>Yer: Sedad Hakkı Eldem Oditoryumu &#8211; Fındıklı</p>
<p>İletişim Yayınları ve Amargi’nin Katkılarıyla</p>
<p>Sunucular: Arzuhan Birvar</p>
<p>Tevfik Çakır</p>
<p>28.12. 2011</p>
<p>10.00 Açılış Konuşması</p>
<p>Prof. Dr. Meral Özbek (Rektör yardımcısı)</p>
<p>Seval Şahin</p>
<p>Funda Soysal</p>
<p>Ara -10.30-10.50</p>
<p><strong>I. Oturum</strong></p>
<p>Oturum Başkanı: Banu Öztürk</p>
<p>11.00- 11.20 Senem Timuroğlu- &#8220;Sevgi Soysal&#8217;ın Yapıtlarında Edebî Tanıklık”</p>
<p>11.20-11.40 Sibel Işık- “Sevgi Soysal’ın Eserlerinde Suçluluk Duygusu”</p>
<p>11.40-12.10 Zeki Coşkun- “Sevgi Soysal’da Resim ve Görsellik”</p>
<p>12.10-12.25 Soru-Cevap</p>
<p>12.25-13.30 Öğle Yemeği</p>
<p><strong>II. Oturum</strong></p>
<p>Oturum Başkanı: Doğan Hızlan</p>
<p>13.30- 13.50 Oya Baydar- “Sevgi’yi Sevgi Yapan O Küçük Şeyler”</p>
<p>13.50- 14.10 Selim ileri- “Sevgi Soysal ile Anılar”</p>
<p>14.10-14.30 Latife Tekin- “Hoşgeldin Ölüm Üzerine”</p>
<p>14.30- 14.50 Buket Uzuner- “Bir Edebî İlham Kaynağı Olarak Sevgi Soysal”</p>
<p>14.50-15.05- Soru- Cevap</p>
<p>15.05- 15.30 Ara</p>
<p><strong>III. Oturum</strong></p>
<p>Oturum Başkanı: Abdullah Uçman</p>
<p>15.30-15.50 Sema Kaygusuz- “Tante Rosa’da Teslim Edilen Sersemlik”</p>
<p>15.50- 16.10 Hatice Meryem- &#8220;Bütün Kadınca Bilmeyişlerin Ortak Adı: Ayşe Teyze&#8221;</p>
<p>16.10- 16.30 Sırma Köksal- “Cellat Fuchs Nasıl Halka Karıştı?”</p>
<p>16.30- 16.50 İpek Şahbenderoğlu-“Adamlar, Kadınlar ve Duvarlar”: ‘Eril Kent’in Tepelerinde Tutkulu Perçem</p>
<p>16.50- 17.05 Soru- Cevap</p>
<p><strong>29. 12. 2011</strong></p>
<p><strong>I. Oturum</strong></p>
<p>Oturum Başkanı: Necmiye Alpay</p>
<p>10.30- 10.50 Semih Gümüş- “Şafak’ın Roman Sanatımızdaki Yeri”</p>
<p>10.50-11.10 Süha Oğuzertem- “Şafak ve Sosyoloji”</p>
<p>11.10-11.30 Ömer Türkeş-“ Edebiyatımızda 68 Kuşağı ve Sevgi Soysal”</p>
<p>11.30-11.50 Soru-Cevap</p>
<p>12.00-13.30 Öğle Yemeği</p>
<p><strong>II. Oturum</strong></p>
<p>Oturum Başkanı: Handan İnci</p>
<p>13.30-13.50 Ayşe Gül Altınay- &#8220;Bir Antimilitarist Feminist Manifesto Olarak Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu&#8221;</p>
<p>13.50-14.10 Çimen Günay- &#8220;Post-Feminizm ve Sevgi Soysal: Kadın Gözünden Erkeklikler”</p>
<p>14.10- 14. 30 İpek Çalışlar- “Örgütsüz İsyankar Yıldırım Bölge Kadınlar Koğuşu&#8217;nda”</p>
<p>14.30- 14.45 Soru-Cevap</p>
<p>14.45- 15.10 Ara</p>
<p><strong>III. Oturum</strong></p>
<p>Oturum Başkanı: Meltem Ahıska</p>
<p>15.10-15.30 Murat Belge- “Sevgi Soysal Üzerine”</p>
<p>15.30-15.50 Feryal Saygılıgil- “Yürümek”</p>
<p>15.50-16.10 Fatih Altuğ- “Sevgi Soysal&#8217;da Yeniden Başlama Deneyimi”</p>
<p>16.10-16.30 Soru-Cevap</p>
<p>16.30-16.45 Ara</p>
<p>16.45- 17.05 Yasemin Öztürk- Işıl Özgentürk ile Sevgi Soysal ve Seni Seviyorum Rosa filmi üzerine söyleşi</p>
<p>17.05- 18.30 Seni Seviyorum Rosa filminin gösterimi</p>
<p>18.30- 19.00- Soru- Cevap</p>
<div class="shr-publisher-7226"></div><!-- Start Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic --><!-- End Shareaholic LikeButtonSetBottom Automatic -->]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.tramvayduragi.com/%e2%80%9cne-guzel-sucluyuz-biz-hepimiz%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

