Cake – Showroom of Compassion

Cake’in, 20 yıllık kariyerlerinde sadece 6 albüm üretip sürekli başarılı olmaları, miktardan daha fazla kaliteye önem verdiklerinin somut kanıtı. İnsanda “Cake ne yapsa dinlerim hocu” duygusunu yaratıyor. Ben herşeye rağmen şüpheyle yaklaştım bu albüme ve yılın ilk ciddi albümlerinden biri olan “Showroom of Compassion”’ı yine iyice dinleyip sindirdikten sonra düşüncelerimi sizlerle paylaşıyorum.

Dönüşleri muhteşem oldu !

Başarılı günlerinden sonra böyle uzun aralar vererek (7 sene), yıllar sonra tekrar albüm çıkarmaya yeltenen gruplar her zaman  risk almış olurlar. Çünkü kitleler sabırsızdır, beklentiler yüksektir ve pek tabiki yeni ve eski çalışmaları karşılaştırılacaktır..   Cake özelinde bakarsak, başarılarını “The Distance” ve “Never There” gibi listeleri domine etmiş şarkılara ek olarak 5 istikrarlı albümle yarattıkları o kendilerine has müzik tarzına borçlular. Ama itiraf etmeliyim ki, “Showroom of Compassion” 2011 Ocak ayında bütün şüphelerimi bertaraf ederek, “The King Is Dead” ile birlikte mp3 çalarımın playlistini zaptettiler.

Cake’in yaptığı tarz kolay kabul edilebilecek bir müzik değil aslında. Radyoda rastgele dinleyeceğiniz Cake’i, “bu ne yani? bütün enstrümanları üst üste bindirerek, üzerine de yarı rap yarı rock, esrarengiz şarkı sözleri okuyarak ilgimizi mi çekmeye çalışıyorlar?” diye değerlendirebilirsiniz. Akabinde, albümü edinip “dur ben bi daha kulak vereyim, o anda tam konsantre olamamıştım”dan, “vuhuu, ne kadar harika müzik yapıyor bu insanlar” a kadar yolunuz var, benden söylemesi.

Showroom of Compassion “sıradışıötesiçokmuhteşem” gibi birşey değil de, çok dinlenecek çok neşeli bir albüm olmuş. Arabada, duşta ya da yemek pişirirken dinleyince insanı kıpırdatıyor, enerji veriyor. Dinledikçe güzelleşiyor. Federal Funding’le başlayan upbeat’in getirdiği neşe Mustache Man’de zirve yapıp sizi Teenage Pregnancy adını verdikleri gizemli enstrümental kompozisyonla esrarengiz bir hal alıyor. Anti-janr besteyle düştüğünüz garip ruh halinden, has bir Cake işi “Sick of You” ile çıkıyorsunuz. Bundan sonra gelen 3 şarkıda ata müzikleri country’e selan çaktıktan sonra Cake, Italian Guy ile keman önderliğinde, gitar, trompet, saksafon ve bir tane daha üflemeli çalgıyla bezedikleri zengin bir final yapıyor.

Albüm hakkında ilginç bir bilgi ise kayıtların yapıldığı grubun Sacranento’daki stüdyosunun tamamen güneş enerjisiyle çalışıyor olması. Bu da Cake grubu üyeleri John McCrea, Vince DiFiore, Xan McCurdy, Gabe Nelson ve Paulo Baldi’nin şekerliklerinin bir diğer kanıtı. Bu kadar neşeli müzik yapan insanların, tarzlarının aksi bir kişiliğe sahip olabileceğini düşünemiyorum.  Daha önce birkaç kez geldikleri ülkemizde de verebilecekleri bir yaz/sonbahar konseri için sabırsızlıkla davet beklediklerinden de eminim. :)

İyi dinlemeler.

Author: Memo

Share This Post On

2 Comments

  1. Albümü ben de çok beğendim. Dinlerken rahatlatan bir albüm. Özellikle teenage pregnancy, sick of you, long time ve got the move’u beğendim.

  2. One Love Festival 10 kapsamında Suede, Editors ve Nneka ile birlikte İstanbul seyircileriyle buluşacaklarmış. Ne güzel haber ama 24+ yaş yasağı var.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir