Bursa’da Zaman

Bu aralar edebiyat dünyamızda yine bir Tanpınar havası esiyor. Tanpınar Festivali ve festival kapsamında yapılan Uluslararası Ahmet Hamdi Tanpınar Sempozyumu ile tepe noktasına ulaşan Tanpınar ilgisi şimdi yavaş yavaş okurlar üzerinde etkisini hissettiriyor. Bu kadar Tanpınar dinleyip, okuyunca temiz bir okuma yapma zamanımın geldiğini düşündüm. Doğan Hızlan’la Edebiyat Buluşmaları sayesinde dinlediğim Prof. Dr. Abdullah Uçman’ın da önerisiyle Beş Şehir ile bu okumalara başladım. Burada da ufak çapta bir alıntı serisi yapacağım, ilk alıntım Bursa’da Zaman bölümünden.

“Yavaş yavaş dinlendikçe manzara ve etrafını dolduran şeyler benden uzaklaşıyor. Küçük şadırvanda suyun hareketine uyarak gidip gelen taze gül ve dört yanımı birdenbire alan su sesleriyle başbaşa kalıyorum. Hissediyorum ki bu su sesi, şehrin üstünde görülmeyen başka bir şehir yapıyor. Çok daha seyyal, çok hayalî, bununla beraber gördüğümüz şeyler kadar mevcut mimarîsi her tarafı kaplamış. Eleğimsağma renklerinde bütün hayatı, daha temiz, daha berrak tekrarlıyor. Belki asıl zaman, mutlak mânasında zaman odur ve ben şimdi onun mücerret âleminde yaşıyorum.

Şimdi iyice anlıyorum ki demin etrafımda dolaşan ve uçuşlarının fantazisine hayran olduğum güvercinler aslında bu şeffaf âleme ait, ondan bizim dünyamıza açılmış rüyalardan başka bir şey değildir. Bu âlemde her şey var. Geçmiş günlerimiz, hasretlerimiz, ıstıraplarımız, sevinçlerimiz, ümitlerimiz, hepsi orada kendi hususiyetlerini yapan renklerle mevcut.

Önümde biraz evvel hayran olduğum manzara, insana bir kaçış veya kurtuluş arzusunu veren uzak köyler, Yeşil’in kapısında nöbet bekleyen taze serviler, küçük gösterişsiz kabirlerinde uyuyan ölüler, hâfızamda her birinin ayrı saati, mevsimi olan bütün o isimler, kendi çocukluğunu ve geçmiş günlerim, Hüdavendigâr Camii’nde tekrar bulacağımı bildiğim ve küçük muhacır arabasının aynasında beyhude yere aradığım o tebessüm ve onu ömrünün ve neşesinin baharlarından, her an yeni bir ilhamla toplayan kadın, hepsi orada bu su seslerinin ördüğü âlemde el-ele, yan-yana, tıpkı hayalimde yaşadıkları gibi yaşıyorlar.

Şimdi Bursa’da asıl zamanın yanıbaşında, bizim için ondan daha başka ve daha derin olarak mevcut olan ikinci zamanı yapan şeyin ne olduğunu öğrenmiş gibiyim. Bu ses ve onun etrafı kucaklayan, her dokunduğu şeyin özünü bir ebediyette tekrarlayan akisleri, bu mevsimlerin ve düşüncelerin ezelî aynası, zamanın üç çizgisini birden veren tılsımlı bir aynadır. Sanatın aynası da bunda başka bir şey değildir.”

Author: Burak Kartal

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir