Bu Kez Yekta Kopan Konuktu!


Salon İKSV’deki Edebiyat Buluşmaları’nda Doğan Hızlan’ın konuğu bu kez Yekta Kopan’dı. Son dönemde “Bir De Baktım Yoksun” öykü kitabı ile aldığı Haldun Taner ve Yunus Nadi Öykü ödülleri Yekta Kopan’ın yeniden bir edebiyatçı olarak hatırlanmasına neden oldu. (Bu söylediğim tabii ki televizyon izleyicisi için, kendi okuru onu elbet edebiyatçı olarak görür) Televizyonda tanınmış bir yüz olmanın yazarlar açısından ciddi bir dezavantajı var ancak Yekta Kopan bu durumu avantaja çevirmeyi başarmış olan şanslı azınlıktan.

Doğan Hızlan ile aralarında önemli bir kuşak farkı var. Dün akşam da üzerinde durulduğu gibi Doğan Bey “50 kuşağı”nın önemli isimlerinden birisi, Yekta Kopan ise 68 doğumlu ve ilk kitabını 2000 yılında yayımlayan, henüz “çok yeni” diyebileceğimiz bir yazar. Sanata farklı yönlerden de bakmayı başarmış iki insan olunca aradaki kuşak farkının bir etkisi kalmadı, gayet eğlenceli bir sohbet oldu.

Televizyon dünyası hepimizin bildiği gibi boyalı bir dünya. Her programın zamanı belli, her sunucu makyajlı ve hiç çirkin insan yok! Reklam verenlerin isteğine göre alınan konuklar, uzatılıp kısaltılan program süreleri derken güvenilmez bir ortamda, samimiyetten uzak bir hayat sürüp gidiyor. Bu hayatın içinden bir insanın yazar olabilmesi bana hep garip geldi, aslında hala da geliyor ama dün akşam okurunun karşısında son derece heyecanlanan Yekta Kopan’ın –öncelikle- yazar olduğuna artık inanabiliyorum. Okurla buluşmak yazar için tehlikeli ve ürkütücü bir deneyimdir. Kendinle hesaplaşırken metnine sakladıklarını dikkatli ve iyi bir okur fark ettiğinde aranızdaki köprüler yıkılmış demektir. Bir gün imza gününde okurunun boynuna sarılmış ağlayan yazar görürsem şaşırmayacağım, aslında bu durum yıllardır da beklediğim bir şey. Yekta Kopan’ı daha iyi tanıma fırsatı bulmak açısındna önemli bir akşamdı. Ayrıca Salon’dan “Bir De Baktım Yoksun” ile çıktım, yakında onu da yazarım.

Doğan Hızlan’la Edebiyat Buluşmaları keyifli geçmeye devam ediyor. Seçtiği konuklar kadar Doğan Bey’i de dinlemek büyük keyif. Yarım yüzyıllık sanat dönemimizde birçok insan tanıyan ve tanıdığı insanlarla yaşadıklarını aktarırken gülümseten, çok güzel bir insan Doğan Hızlan. Salon İKSV’ye de Doğan Bey’e konuklarını ağırlaması için böyle güzel bir ortam sundukları için teşekkür ediyorum.

Bir de ufak not: 18 Aralık Cumartesi günü saat 16:30’da Yekta Kopan’ın Can Yayınlarında imza günü var. Kendisine imzalaması için Tarık Akan kitabı götürürseniz heyecanlanacaktır! Ayrıca Akın’dan yorum bekliyorum!

Author: Burak Kartal

Share This Post On

2 Comments

  1. Seninle aynı nedenden daha önce Yekta Kopan okumadım. Televizyon ve edebiyat benim de yan yana koyamadığım şeyler, ama seni yazar kimliğine ikna ettiği için önyargımı bir yana bırakıp okuyacağım Yekta Kopan’ı :)

  2. Yekta Kopan’ı seslendirme sanatçısı olarak tanırdım. Yazarlığını bir iki yıl öncesine kadar bilmiyordum. Edebiyatçı tarafıyla henüz tanışma fırsatım olmadı ama “seslendirme” deyince aklıma gelen ilk isimlerden birisidir. Jim Carrey karakterleri, Marty McFly, Sid, Pippin ve daha birçoğunda sesini duyunca beni mutlu eden bir ses sanatçısı Yekta Kopan. Ama twitter’da takip etmeye başlayınca işler değişti biraz. O 140 karakterlik kutucuğu sürekli reklam panosu olarak kullanmasına çok gerildim. İnsan, kendi ürettiği şey konusunda daha mütevazı olmalıymış gibi geliyor bana. Bir yazısına üç kere link vermesi falan sinir bozucu geliyordu bana. Neyse ki son dönemde eskisi kadar yapmıyor böyle şeyleri. Bir de dün akşam Gece Gündüz’ü izledim uzun bir aradan sonra. Bir sempatik halleri var. Seviyorum lan aslında :) Kitaplarına da başlayayım bir ara. Aslında merak etmiyordum ama çok gözümüze soktular abi :)

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir