Brett Anderson Konseri (15 Ekim Cumartesi)

Brett Anderson’ın solo yaptığı işleri bilmem etmem ama İstanbul’a geleceğini öğrenir öğrenmez gidip dinlemek istedim. Canlı müzik dinlemeyeli epey olmuştu. Biraz soruşturayım, konsere de yandaş bulurum belki diye düşündüm ancak duyduklarım karşısında hayrete düştüm. Daha adam gelmeden dedikodusu gelmiş. Yok Suede’den sonra yumuşamış, yok romantik olmuş, balladlar yazmış, biseksüel olduğunu açıklamış falan feşmekan; anladım ki kimse bu adamın müziğiyle ilgilenmiyor, Salon’a yalnız gittim. Pek farkında değilim ama kalabalık gibiydi. Sanırım kitlenin bir kısmı yabancı uyrukluydu (buna ikna olacak kadar Almanca ve İngilizce duydum). Geri kalanın da çoğu Suede’nin Brett’ini dinlemeye gelmişler galiba, çünkü yazdaki Suede konserini kaçırmaktan yakınan farklı insan gruplarına kulak misafiri oldum. Bilmem ne kadar farkındaydılar ama bu gece sahnede Suede’yle ilişkili bir ses kablosu bile yoktu.

İtiraf etmeliyim ki hiçbir şarkısını önceden dinlemediğim bir konserden bu kadar keyif alabileceğimi kendim de bilmiyordum; lakin şaşırmıyorum. 60larda doğmuş, 90lı yılları en tepelerde geçirmiş, adıyla anıldığı grubu dağıldıktan sonra müziğini yeni bir seviyeye taşımak isteyen bir İngiliz müzikal açıdan nasıl bir hayal kırıklığına uğratabilir ki sizi?

Tipik bir İngiliz dörtlüsünden, tipik bir rock konseriydi; güçlü bir vokal, enerjik bir gitarist, antipatik bir bassçı ve artist bir davulcu :)  Grup dediğime bakmayın siz, performans baştan sonra bir Brett Anderson şovdu. Gitarist, Bassçı ve davulcu hiç öne çıkmadılar ama işlerini mükemmel yaptılar. Brett ise kendine has figürleri ve enerjisiyle, en önemlisi de sesiyle konseri taşıdı. Bazı şarkılara orgla eşlik etmesi ise çeşitlilikti. Brett Anderson tam bir sahne adamı. Seyirciye karşı soğuk ve aldırışsız tavırlarına rağmen, çok karizmatik görünüyor. Konserin sonlarına doğru ön tarafa yaklaşıp seyirciye kendini kedi gibi okşatmasınaysa yapacak bir yorumum yok :)

Salon’un kış konserlerini özlemiştim. Keyifli bir gece oldu, iyi ki gittim.

Ali Güler'in objektifinden

 

Author: Memo

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir