Bazı Yalnızlıklar Üzerine


Tanrı’nın bile masumiyetini kaybetmeden bakamayacağı kalpler vardır. Hüzün yaratılış öncesinde başlamıştır: Yaradan, dünyaya daha fazla nüfuz etmiş olsa, dengesini bozardı. Bir de ölmek var diye düşünen kişi, bazı yalnızlıkları yaşamamıştır; bazı uçurumlarda idrak edilen ölümün kaçınılmazlığını da

Cehenneme kendi içinde yer bulmak, biz modernlere nasip olmuştur: Onun eski çehresini muhafaza etmiş olsak, iki bin yıllık tehditlerle desteklenen korku bizi taşa çevirirdi. Bağlamı öznel olarak değiştirilmemiş tek bir dehşet yoktur artık: Selâmeti ve kaçamak yolunu psikoloji‘de buluruz.Vaktiyle bu dünyanın şeytanın bir esnemesinden çıkmış olduğu kabul edilmişti; bugünse duyuların hatası, zihnin önyargısı, duygunun zaafıdır sadece. Azize Hildegarde’ın Hüküm, ya da Azize Tereza’nın cehennem anlayışına ne gibi bir muamele yapacağımızı biliriz: Yücelik –tıpkı yükselme gibi, dehşetteki yücelik de– bütün zihinsel hastalık kitaplarında sınıflandırılmıştır. Dertlerimizi bilmemize rağmen hayâller görmekten hiç muaf değilizdir, ama artık bunlara inanmayız. Esrarın kimyasına kapılmış olan bizler, gözyaşlarımıza kadar her şeyi izah ederiz. Oysa şu izah edilmez: Eğer ruh o kadar az şeyse, yalnızlık duygumuz nereden gelmektedir? Hangi mekanı işgal etmektedir? Ve nasıl bir hamlede, yitip giden muazzam gerçekliğin yerini almaktadır?

Fransızca’dan Çeviren: Haldun Bayrı
Metis, Üçüncü Basım, Syf. 127

Yukarıdaki alıntı, annemin dış kapağına bakıp yemek kitabı sandığı bir kitaptan, Emil Michel Cioran’ın Çürümenin Kitabı isimli eserindendi. Kendisini bir filozof aleyhtarı olarak tanımlayan Cioran’ın umutsuzluğundan, karamsarlığından bir kupleydi sadece.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

1 Comment

  1. bu kitabı okumayı cok isterim ,umarım bulabiliri..yüregine saglık

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir