Babylon Soundgarden Ardından

Vallaha ruhumuz bunalmış dört duvar arasında konser izleye-dinleye. Sezonun ilk açık hava festivali Babylon’u açık havaya taşıyan Pozitif tarafından gerçekleştirildi. Babylon Soundgarden, Parkorman’ı tekrar görmek istediğimiz şekle soktu.

Yine her zamanki Beylikdüzülü üşengeçliği ile Parkorman’a olması gerekenden bir saat geç giriş yaptım. Bu da 123 konserinin son bulduğu anlamına geliyordu. Bu sırada tabi insanlar acıkmış. İçeri girer girmez kesif kebap-mangal kokusunu ciğerlerimizin en dip köşelerine çektikten sonra şöyle bir ortalığı kolaçan ettim. Ortalık Masstival’den farksızdı. 3-4 bin civarı insanın bile gelmeyeceğini düşündüm festivale 10 bin kişi gelmişti. Bunu organizatörler de beklemiyor olmalı ki toplam 4 yemek çadırı ile insanları doyurabileceklerini düşünmüşler. Dışarıda köfte ekmek almayıp üstüne hırs yapıp o sırada bir saat bekleyip yemek almaya çalıştığım için de kendimi uzun bir süre affetmeyebilirim. Aslında festivalin pek çok eksiği vardı ama grupların saatinde sahneye çıktığı bir ortamda bütün eksikleri es geçiyorum.


Büyük Ev Ablukada konserini merakle bekliyordum. İlk ortaya çıktıklarındaki popülerlik açıkçası sinirimi bozmuştu. Pek ısınmamıştım kendilerine, daha doğrusu soğumaya şartlamıştım bir yerde. Taa ki omcelik’le beraber mayami çalmalarını duyana kadar. Ardından lilililerle uzun süre dilime dolandı. Tayyar Ahmet, Olanla Olunmaz, En Çirkini Güzellerin derken ben baya sevdim grubu. Büyük Ev Ablukada her saniyesinde zevk aldığım bir konser performansı koydu ortaya. Grubun sahnedeki duruşu, insanlarla iletişimi mükemmel. Sadece iyi hissetmek için bile BEA konserine gidilebileceğine de karar getirdim. Konserin son şarkısı Tayyar Ahmet’in Sayılı Günleri’nden sonra şarkıya ekledikleri sözlerimi geri alamam ve yaşattıkları rock kafası da efsaneydi.

Caravan Palace için bekleyiş sürerken girdim yemek kuyruğuna. Konserin tümünü yemek kuyruğunda geçirdim. Dinlediğim kadarıyla gruba kanımın kaynadığı söylenemez. He dinleyenler sevenler beğenmiş. Öyle diyorlar. Ben o sırada patatesli gözleme çakması tostum için sıradaydım. Bilemeyeceğim. Hatta gözlemeleri elime alır almaz Oi Va Voi sahneye çıktı.

Konserden önce içimde Oi Va Voi konserinin bayık geçeceği endişesi vardı. Grup daha önce yüzlerce kez ülkemize gelmiş olsa da gitmemiştim. Gidememiş de değilim hani, gitmemiştim. “Ne gideceğim ya” tavrında bir tercihle hem de. Bu konserde vokalleri üstlenen Bridgette Amofah’ın hem sesi, hem fiziği, hem sahne performansı efsaneydi. Uzun süredir bir kadın vokalist izlememiştim. (Soley’i ayrı tutuyorum, o bambaşka!) Grup genellikle Laughter Than Tears’dan şarkılar çaldılar. Hatta bu albüm tamamen de çalınmış olabilir. Refugee ve Yesterday’s Mistakes’in konser versiyonları orjinallerinden çok daha güzeller. Keşke bis de yapsalardı. Çok kısa geldi, yetmedi.

Parov Stelar ve türevlerinin şarkıları ya benim öküzlüğümden ya da bilemediğim başka bir sebepten ötürü sanki hep aynıymış gibi geliyor bana. Bu konserde de öyle oldu. 4. şarkıdan sonra sıkıldım. Tabi bunda Beylikdüzü’ne olan toplu taşımanın 12’de bittiği gerçeği de eklenince grubu performansları devam ederken arkamda bırakıp düştüm yollara.

Büyük Ev Ablukada ve Oi Va Voi bana istediklerimi verdi, bu yaz öncesi festivaliyle de açık hava’yı selamladık. Parkorman’a yeniden merhaba dedik. Şimdi sırada Mono Festival var. Işınla bizi Scotty!

Author: Anıl Okay

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir