Av Mevsimi

Dikkat: İzlemeden Okuma! Bu yazı, filmin sürpriz sayılabilecek gelişmelerini de içermektedir.

Yavuz Turgul’un yeni filmi Av Mevsimi, ilk fragmanı yayınlandığı andan itibaren çok konuşulacak bir film olacağını belli etmişti. Farklı bir fragmandı bu, daha önce sinemamızda oyuncuların görünmediği bir fragman izlememiştik. Hem sonra görünmeseler de biliyorduk; oyuncuları Şener Şen ve Cem Yılmaz’dı. Av Mevsimi en sonunda 3 Aralık’ta gösterime girdi.

Film -elimde olmadan yapacağım karşılaştırmayla Ejder Kapanı’nda olduğu gibi- üç kişilik bir ekibin hikâyesi. Biri tecrübeli, biri deli, biri stajyer üç polisten oluşan cinayet masası ekibi ormanda bulunan kesik bir elin gizini araştırır. Kısa sürede belli olur, el, Pamuk adlı genç bir kıza aittir. Sürekli kendisini anlatan sesini duyduğumuz bu kıza neler olduğunu merak ederiz. Önce sevgilisi Asit Ömer’den, sonra 16 yaşındaki Pamuk’un yaşını büyüterek onunla evlenen ünlü iş adamı Battal Çolakzade’den şüphelenilir. Bütün bunlar olurken Deli İdris’in eski karısı Asiye’ye duyduğu, onu daha da delirten aşkı, tecrübeli polis Ferman’ın hasta karısıyla ilişkisi, stajyer polis Hasan’ın sürekli telefonla arayıp duran kız arkadaşına olan hisleri karakterlerimizin hikâyelerini oluştururlar. Ancak adım adım cinayeti çözmeye doğru yaklaşan ekibimiz izleyiciden daha yavaştır.

Filmin görüntü yönetimi ve oyunculukları o kadar iyi ki hikâyenin önüne geçiyor bu. Ferman rolünde Şener Şen başarılı, ama Deli İdris rolünde Cem Yılmaz gerçekten çok iyi bir performans sergiliyor. Yalnız çok ilginçtir, İdris hem komik hem de karanlık bir karakter olmasına, hatta zaman zaman karanlık hali daha ağır basmasına rağmen izleyici Cem Yılmaz’ın her söylediğine ve yaptığına gülmek zorundaymış gibi izliyor filmi. (Son zamanlarda o kadar korkunç sahnelerde gülen izleyicilerle karşılaştım ki sanırım ancak Türkiye sinema izleyicisi ile ilgili bir takım sosyolojik, psikolojik araştırmalar sonunda anlayabileceğiz bu kahkahaların nedenlerini.) Bunun dışında küçük rollerde bile iyi oyuncularla karşılaşıyoruz, barmen rolünde Bartu Küçükçağlayan, Asiye’nin sevgilisi rolünde Engin Hepileri göründükleri kısacık anları dolduruyorlar. Ama bir polisiye filmin en önemli unsuru, düğümün nasıl çözüldüğü, çözülürken akılda kalan soruların olup olmadığıysa, o kısımlarda filmin pek başarılı olduğu söylenemez. İzleyici olarak filmin kahramanlarından daha zeki olduğum polisiyeleri “ben” pek sevemiyorum, ya şaşırmayı seviyorum ya da -Hitchcock’un bazı filmlerinde yaptığı gibi- filmin başında bütün olayı tamamen gördükten sonra kahramanların nasıl çözeceğini merak ederek filmi izlemeyi. Ama filmin sonlarına doğru ima yoluyla göstermek bana pek başarılı bir polisiye film yöntemi gibi gelmiyor. Üstelik böyle bir tercih de, bana kalırsa filmin tek sorunu değil, akılda çok fazla soru kalıyor ve bu haliyle de bir tatminsizlik oluşturuyor. Ve bir de izleyiciyi aptal yerine koymayıp bazı şeyler daha az tekrar edilseymiş keşke (örneğin bin kere duyduğumuz “başka açıdan bak” gibi).

Yine de Ejder Kapanı gibi bir fiyaskodan sonra polisiye sinemamız en azından eli yüzü düzgün bir filmle buluşmuş oldu. Her şey bir yana İdris’in “Hayde” şarkısını söylediği sahne için bile izlenmeli.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

3 Comments

  1. Ejder Kapanı gibi, Av Mevsimi de bana biraz fiyasko gibi göründü. Şener Şen’in dışında ismini zikretmediğiniz Çetin Tekindor’un hatırına izlenebilir bir film olarak aklımda kalacak Av Mevsimi.. Düşünsenize filmden sonra Cem Yılmaz’ın şarkı söylediği sahne dışında bir şey yoktu konuşmaya değer..

  2. Çetin Tekindor bir türlü sevemediğim bir oyuncu, bu nedenle hiç bahsetmemeyi daha uygun buldum. Haklısınız akılda pek fazla şey kalmıyor, ama yine de “Ejder Kapanı” ile karşılaştırınca en azından oyunculuk ve görüntü yönetmenliği nedeniyle daha iyi bir film “Av Mevsimi”. Ya da o filmdeki kadar bariz senaryo yanlışlarına sahip değil.

  3. Baştan söyleyeyim, filmi izlemediyseniz bu yorumu okumayınız (:

    Film polisiye olarak hayal kırıklığı ama dram olarak bakılırsa güzel bir film. Ancak 2 saatten uzun sürmesine rağmen süre sıkıntısı çekmiş gibi. Konusu ise çok yavan, polisiye dizilerin yanında çok silik kalıyor. “Bir el yüzünden neler geldi başımıza” gibi bir cümle sarf ediyor İdris karakteri. Ama hayatlarını çok da etkilediğini hissetmiyoruz film boyunca. Özellikle İdris karakteri karısını vurma noktasına gelmiş durumdayken, kesik elin kime ait olduğunu düşündüğünü pek hissetmedim.

    İdris demişken filmin yıldızı İdris karakterini canlandıran Cem Yılmaz olmuş. Bir kaç ufak detay dışında rolün hakkını vermiş. Çetin Tekindor konusuna katılıyorum, ben de oyunculuğunu beğenmiyorum, bu filmde de beğenmedim. Beni şaşırtan Şener Şen oldu, kötü oynamış diyemem(yemez:)) ama sanırım sorun karakterde; Turgul’ un yarattığı “Avcı” karakteri kafasında canlandırdığı gibi olmadı sanırım. Hatta “Seven” filminde Morgan Freeman’ın canlandırdığı karakterin kötü bir taklidi gibi. Okan Yalabık ve Melisa Sözen yan rollerde başarılıydılar. Özellikle elinin ceset kokması mevzu çok kör göze parmak kıvamında olsa da hoşuma gitti.

    Ama Cem Yılmaz’ ın “Hayde” şarkısını söylediği sahne muhteşem, her gün dinliyorum (:

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir