Atmen

Kıyısından köşesinden aile kavramı geçen bir konuyla ilgili liste yapacak olsam kafadan girecek filmlerden birisi Atmen. Aslında yapacağım herhangi bir kişisel listede ilk beş içinde rahatlıkla yer alabilir. Sorunlu Gençlerle İlgili Filmler. Aileyle İlgili Filmler. Kefaretle İlgili Filmler… Geçtiğimiz İstanbul Film Festivali’nde izleyebildiğim az sayıdaki film içinde Le Tableau ile birlikte en beğendiğim film oldu Atmen. Söz etmeye niyetim yoktu aslında. Çok acıttı çünkü. Susarsam, görmezden gelirsem bir süre sonra belki gider umuduyla bekledim durdum ama olmadı. Şimdi kafamın içinde zaman aşımına uğramaya başlamasından önce söz etmek istiyorum. Böylece belki ben de Roman’ın vicdanı gibi semaya doğru yükselirim.

Roman henüz bebekken yetiştirme yurduna verilmiştir ve çocuk yaşta işlediği bir suçtan dolayı ıslahevindedir. Mahkemesi devam ediyordur. Ona rehberlik eden bir görevlinin yardımıyla iş arıyor, bulduğu işten de kısa süre sonra ayrılıyordur. Bir gün cenaze levazımatçısı ilanı görür ve başvurur. Kabul edilir. Kendi yaşıtlarında ve soyadı kendisininkiyle aynı olan bir cesetle karşılaşır. Bu olaydan sonra annesine ulaşmaya karar verir. Neden terk edildiğini bilmek istiyordur.

Nefes almanın Roman için önemli bir yeri var. Bunun neden kaynaklandığını bilmiyoruz. Belki o da bilmiyor, içgüdüsel bir şey zannediyor bunu. O sebebini anladığında, biz de taşları yerine oturttuğumuzda sıfırdan yüze beş saniyede falan çıkıp uzaklaşmak istiyoruz.

Atmen’i aktörlükten gelen, hatta Oscar kazanmış olan Die Falscher’de de oynayan Karl Markovics yönetmiş. Thomas Schubert yer aldığı ilk projede almış götürmüş filmi. Klişe söylemlere bağlamışken filmin gücünü yalınlığından aldığına da değineyim bari. Tepenin Ardı, Yalnız Gezegen, Oslo 31 Ağustos falan derken pek sözünün edildiğini duymadım Atmen’in. Google’a sorunca da Türkçe sayfalarda pek bir şey bulamadım. Biraz da vicdani yükümlülükten iki kelam edeyim istedim. Zaman içinde daha değerli hale gelebilecek türden ufak bir başyapıt Atmen. İzlerken ağırlaştığımı hissettiren bir film oldu. Koltuğa gömülür gibi oldum. O yaştaki birisinin sırtına çok fazla yüklenilmişti. İçerde olmasına neden olan şey konusunda hak verebileceğimiz birisi belki ama o yine de kefaretini ödemenin peşinde. O mesleği bunun için seçiyor ve kuş uçup gidebilsin diye kapıyı ardına kadar açıyor.

Author: Akin Cetin

Share This Post On

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

* Copy This Password *

* Type Or Paste Password Here *

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>