Aşk Tesadüfleri Sever

Yazarımız Burak ile yaptığımız bir liste var bugünlerde. Notos’un soruşturmasından esinlenerek “Sinemanın başına gelen en kötü şeyler”i listeliyoruz. Sanırım listede tartışmasız yerini alacak bir şey var, o da tesadüflerin ağırlıkta oldukları aşk hikâyeleri. İyileri yapıldı, kötüleri yapıldı, ancak bence artık tükendi, daha fazlası lütfen yapılmasın. Aşk Tesadüfleri Sever de adı üzerinde böyle bir aşk filmi.

Cem Yılmaz filmlerinin yönetmeni olarak tanıdığımız Ömer Faruk Sorak’ın, Nuran Evren Sit’in senaryosundan çektiği filmde Özgür (Mehmet Günsür) ve Deniz (Belçim Bilgin) doğduklarından itibaren hayatları birbirinin içine geçmiş iki insandır. Aynı zamanda doğmuşlar, -birbirlerinin doğumlarında bile etkileri olmuş- yan yana fotoğrafları çekilmiştir. Çocukluk aşkı olmuşlar, ancak araya hayat girmiş birbirlerini unutmuşlardır. Özgür’ün fotoğrafçı olması ve sergisinde Deniz’in çocukluk fotoğrafını kullanması yollarının yeniden birleşmesine neden olur. Bu andan itibaren çocukluğa dönüşler, hatırlamalar ve hatırlatmalar başlar. Aslında aynı yollarda yürüyüp aynı otobüslere bindiklerini, aynı parklara, kafelere gittiklerini görürüz. Hayatları daha önce çok kesişmiştir de farkında değillerdir. Hayatın onlara hazırladığı daha büyük bir tesadüfle de sonlanır hikâyeleri.

Tesadüflerin başrolü oynadığı aşk hikâyeleri daha önce çok anlatıldı. Diğer filmlere benzemesine de bir şey demeyelim bu yüzden. Ama esinlenme ve göndermeyi aşan o diğer tesadüflü aşk filmlerinden bariz çalıntı sahnelere de bir şey diyelim haliyle. Bazı sahnelerin aynısını çekmek sinema izleyicisine biraz ayıp olmuyor mu? Neyse yine de geçelim bunu, filmin o kadar çok sorunu var ki bu yine en hafifi kalıyor. Issız Adam ya da son dönemde yapılmış diğer benzer aşk merkezli filmlerde olduğu gibi yahu tüm kadın karakterler neden bu kadar birbirine benziyor? Yapmacık gülümsemeler, sahte tavırlar. Neden bizim filmlerimizde mesleği oyuncu olan bir karakter gerçekten oyuncu olamıyor, bunun üzerine yapıştırılmış bir etiket olduğu ve taşımasının gerekmediği bu kadar hissediliyor. Kataloglardan fırlamış gibi duran evlerde yaşıyorlar ve yakın kız arkadaşlarına içlerini döküyorlar da biz onları anlarsak öyle anlayabiliyoruz biraz. Bu arada kızlar içini döküyorlar ama -Issız Adam ve bu filmde de gördüğümüz gibi- erkekler ketumlar, hiç konuşmuyorlar. Hadi diyelim bunlar bu filmi de aşan romantik- komedi türü filmlerin sorunu. Bu nedenle karakterlerin sahiciliğini de bir yana bırakalım. Peki geçmişin, çocukluk dönemlerinin o müsamere dönem çalışmasına ne denmeli? Kadınların perukları, evlerin dekorasyonu Çağan Irmak’a çok şey borçlu, anlaşılan bu noktada da sahicilik değil nostaljik bir iç geçirme istiyor film izleyicisinden. Ama ne yazık ki çocukluğu seksenlerde geçen birine bile bir his geçiremiyor. Ayrıca galiba sinema ve televizyonda Ankara gittikçe popüler oluyor, nedenini anlamış değilim. Ama bu filmdeki Ankara görüntüleri de İstanbul’dan Ankara’ya gitmiş birinin görebileceği şeyler kadar. Kuğulu Park’ta film çekmeyi akıl etmek için Ankaralı olmaya gerek yok sanırım. (Bizim Büyük Çaresizliğimiz bu anlamda da merak uyandırıyor, umarım Barış Bıçakçı’nın bizdeki Ankara algısını bozmamıştır Seyfi Teoman.) Bir de tekrar rica ediyorum, -Kavşak filminden sonra da rica etmek zorunda kalmıştım- Bülent Ortaçgil şarkılarından uzak durun. “Eylül Akşamı” zaten bu filmin şarkıya dökülmüş formu sayılabilir. O şarkıyı böyle harika bir buluşmuş gibi bu filmde kullanmanın ne anlamı var. Zaten film anlattı, bir de şarkıyla altını çizmek de ne oluyor?

Filmin sonuna ise hiçbir şey diyemeyeceğim. Acaba böyle bir senaryoyu daha ne kadar zorlayabiliriz diye düşünmüşler. Zorlayabilecekleri kadar da zorlamışlar, ama ben bir ara filmin bile dayanamayıp yırtılacağını sandım.

Yazı biraz dağınık mı oldu? Siz bir de filmi görün.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

3 Comments

  1. Henüz seyretmediğim, fakat çevremdeki bir çok kişi tarafından harika, süper çok iyi diye yorumlanan bu filmi Sevgili Nezaket yorumlayınca aydınlanma yaşıyor insan :) Çok seyreden çok eleştirebiliyor gerçekten. Doğrusu da bu değil mi? Teşekkürler.

  2. son zamanlarda izlediğim en güzel filmlerden biriydi. kurgu ve görüntü yönetimi açısından çok başarılıydı. dönemi yansıtma konusundaki eleştirilerinize katılmıyorum. kullandıkları objeler ve görüntü eskitmesi çok başarılı ve yerinde olmuş. mekan ve objeler çok yerinde. konu sıradan olsa da, filmin bu konuyu yansıtış şekli ve uslubunu ben çok tuttum.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir