..and it’s fading!

Jason Molina

“Yırtık bir zarf büyütüyor odamı
Anılarımı karıştırıyorum
Gitme vakti.

Valizimi unutmuşum.”

Philippe Soupault, Alev

Yol sürüyor.

Yedi yıl önce âşık olduğumun şarkısı. Gitmediğim konser. Taksilerde unuttuğum kitaplar. Şıngırdayan anahtarlık gibi odada uzun bir müddet susmak. Anılar kaligramlara benzer, anılar radikalleştirir, anılar döver. Yatağım düzayak ve bakıyor. Yara, hep sağalır mı? Bedbin ve mutsuz ve dumanın yarattığı mutlak güvenlik çemberi içerisinde, cümleleri tamamlayamamak. Kahve yapmak. Katkısız kahve içmek. Her şeyin sıvılaşması. Sıvı büyük bir ihtiyaç. Neden? Taziyeler. Ölüm getiren yeni yılı reddetmek. Gerçeği ve haberleri ve geceyi düşünmemek.

Markdan sonra, yine böyle, sersem ve hırçın. Levazımatçı gibi.

Rilke şöyle demiş: “Geliyorsunuz, hazır bir hayat buluyorsunuz, onu giyinmeniz kalıyor. Gitmek mi istiyorsunuz ya da gitmek zorunda mısınız, siz hiç zahmet etmeyin: Voilà votre mort, monsieur.” Okuyup unutmak. Bir müddet daha odaklanamayıp sigaraları öpüştürmek.

Gülmeye çalışıp beceremeyince, şimdi sözün lâl olduğu yerde, rüzgârın da etkisiyle, inanmaya çalışmak. Çünkü insan ikna olur, ikrah da hayatın bir gerçeği. Bu yük çok fazla. Zaman zihne ‘zaten’leri kodlamaya devam ederken, kötü felsede de bir kaçış yolu olabilir hem. Organsız beden gibi.

Bunların hepsini birkaç kez daha yapmak.

İyi adamın saati gelmiş. Jason Molina ölmüş.
Donmuş bir ağaç gibi.

I have to be going
Okay.

Şimdi çok üzgünüm.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir