Anayurt Oteli

Yusuf Atılgan’ın aynı adlı romanından uyarlanan 1986 yapımı Ömer Kavur filmi.

Öncelikle kitaba ve filme olan hayranlığımı belirtmek istiyorum. Ömer Kavur’un filmlerini art arda kendisiyle ilgili bir belgesel* hazırlama aşamasındayken izlediğimde şaşırmış ve sarsılmıştım. Türk sinemasının en iyi yönetmenlerinden biriyle karşı karşıya kalmanın şaşkınlığı geç kalmış olmanın üzüntüsüne karışmıştı. Kendisiyle tanıştıktan sonra ise o filmleri ancak böyle sakin, mütevazı ve titiz bir insan çekebilirdi diye düşündüm, onu az da olsa tanıdığım için kendimi şanslı saydım.

Anayurt Oteli, Akrebin Yolculuğu, Gizli Yüz, Türk Sinema tarihinin en iyi filmleri arasında her zaman yer alacak filmlerden, özellikle Anayurt Oteli bir romandan yapılabilecek en iyi uyarlama.. Kitabın ruhunu korumak bir yana, sanki kitaba yeni sayfalar eklemiş Ömer Kavur, karakteri ve romanı zenginleştirmiş.

Kitabın ve filmin konusu kısaca; Zebercet babasından kalan Anayurt Oteli adlı bir oteli işleten sorunlu bir karakterdir. Otelde kısa bir süre sonra kalıp geri döneceğini söyleyerek ayrılan gizemli bir kadına tutulur. Bundan sonra otelde zaman bir türlü ilerlemez Zebercet için, artık sadece o kadını bekler, temizletmeyip aynen koruduğu kadının odasında zaman geçirir ve onu beklerken gittikçe karanlığa sürüklenir. Müşteriler, az da olsa gidip gelen aynı yüzler, ilerlemeyen zaman, hiç gelmeyeceği halde beklenen kadın, psikolojik sorunlarını iyice su yüzüne çıkarır. Oteli kapatıp kendisine yardım eden bir kadınla birlikte yalnız kalır. Ara sıra dışarı çıkar, ama bu çıkışlar onun yabancılığını daha fazla arttırır.

Ömer Kavur gerçek bir yönetmenlik başarısı sergilemiş bu filmde, senaryo aşamasında Yusuf Atılgan ile olan konuşmaları belli ki Zebercet’i çok iyi anlayıp yorumlamasına yardımcı olmuş. Her filminde mekanları çok iyi kullanmasıyla bilinen yönetmen bu filmde de oteli çok iyi kullanmış -belki gençliğinde otellerde çalışmış olmasının da bir katkısı olmuştur bunda. Oteli nerdeyse Zebercet’in zihni haline getirmiş, görüntü yönetmeni Orhan Oğuz’un da yardımıyla kasvetli bir otel, gerçekle hayaller arasında gidip gelen bir karakter için en uygun görsel dili yaratmış, otelin karanlığı ve dışarının aydınlığı arasında güçlü bir tezatlık kurmuş. Dışarıdaki her bir bölümü Zebercet’in yabancılığını, yalnızlığını vurgulayan sahneler olarak tasarlamış. Ve Zebercet’i sinema tarihimizin en huzursuz, tekinsiz karakterlerinden biri haline getirmiş. Macit Koper de kapkaranlık rolünün içinde bir an bile kaybolmamış.

Tartışmasız Anayurt Oteli Türk Sinema tarihinin en iyilerinden biri, uyarlamalarla dolu tarihinin ise en iyi uyarlaması. Bunda dönemin zor şartları altında en iyisini yapmaya çalışan ekibin büyük payı var. Ömer Kavur’un oyuncu seçiminde bile Yusuf Atılgan’a danışacak kadar özenli çalışmasının, Orhan Oğuz’un ağaçlara aynalar yerleştirip yaptığı yaratıcı ışığın, karakterleri iyi anlayıp yorumlayan oyuncuların, aynı otelde kalıp özveriyle çalışan ekibin…

Keşke daha fazla film çekebilseydi Ömer Kavur, ama kendisinin de söylediği nedenlerle bu ülkede fazla film çekemedi;

“Bir ülke ki sinemasına hiçbir maddi destekte bulunmuyor, bir ülke ki televizyonları sinemaya sıcak bakmıyor, bir ülke ki filminize sponsor bulmak için imkansıza yakın bir güçlük içinde yırtınıyorsunuz. O zaman nasıl film yapacaksınız?”*

*Ömer Kavur: Benim Arayışım Sinema (Belgesel), Yönetmen: Şaban Özinal

nezaket@tramvayduragi.com

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

1 Comment

  1. Filmin karanlık, şiirsel ve kasvetli havası izlerken de izledikten sonra da sizde etki bırakabiliyor. Eşi benzeri olamayacağına inandığım final sahnesinde Macit Koper resmen döktürüyor.
    Filmin çekildiği otelin Manisa ya da Nazilli’de olduğunu söyleniyor ama Yusuf Atılgan’ın Refik Durbaş ile yaptığı söyleşide adı geçen yer kesinlikle Manisa. Belki sadece çekimler Nazilli’de yapılmıştır, bilmiyorum.

    Anayurt Oteli’ni apayrı bir yere koyuyor ve kendime bile göstermiyorum.

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir