Alma

Pixar çalışanı, pek çok animasyonda emeği geçmiş İspanyol sanatçı Rodrigo Blaas’ın yazıp yönettiği, Fransız animatör Bolhem Bouchiba’nın elinden çıkmış bol ödüllü ve  sinir bozucu bir ‘kısa’ Alma.

Fikir muhakkak güzel; ruh ile, ruh çalma ile, ruhu yitirme ve kandırılma ile özetlenecek kadar da basit değil. Üstelik uzun versiyonu için Dreamworks hemen Blaas ile temasa geçmiş ve kendisini Guillermo Del Toro ile buluşturmuş. Ben yine de doğrudan söyleyeyim: Bana bu filmi sevdiremezsiniz arkadaşım. Hoşlanmadım, ikinci kez izleyemem, uzun uzadıya izlemem, daha da gelmem.

Filme adını veren küçük kız, karlı kaplı sokaklarda gezinirken bir oyuncak bebek dükkanına girer.

Sinir bozucu olan da tam olarak bu, gerginlik orada başlıyor. Çık işte oradan. Yüzünü döktürme.

Beş yaşımda Chucky benim iblisimdi. Dolaptan, yatağın altından, lunaparktan fırlardı. Ekranı kana bulaması şöyle dursun, bir bebe olarak erişebildiğim, dolanabildiğim her köşeden fırlaması ile gecelerimi zehir ederdi. Çocukluğun yapılandığı alanlara müdahale edebilen, eli kolu ‘ilkel’imize uzanabilen; kısıtlı hareket kabiliyetimiz ve dar hareket alanımız içerisinde “Böö!” ya da “Merhaba küçük!” diye beliren her şeyden korkabiliriz sanırım. İşte,  ‘pediophobia‘ da bundan besleniyor. Bu oyuncak bebeklerden korkma durumuna Freud’un yaptığı “canlı varlıkların cansız temsilinden duyulan ürküntü” yorumu da içimizi pek ferahlatmıyor, hatta Žižek’in Looking Awry’deki  “Bir Türlü Ölmeyen Ceset” pasajı da pek faydalı olmuyor.

Elm Sokağı’nda ip atlayan küçük kızlardan korkmakla devam eden tırsma halinin bir çeşidi de ‘automatonophobia‘ olarak biliniyor ve az önce sözünü ettiğim durumun da bir bence bir gömlek üstü.

Saw ve Dead Silence ile yakın dönem korku sinemasında ilmek ilmek işlenmiş vantrilok kuklasından, robot gibi hareket eden oyuncaklardan ve bir kişinin birebir yapılmış mumyasından korkma olayı benim aklıma Madame Tussauds ve Georges Franju’nun ’60 yapımı (dvd’sinde ’59 diye yazsa da) Les Yeux Sans Visage‘ı (özellikle de enfes afişlerini) getirdi.

O müzede de gezemem. Korkmak için para veririm ama gerilmek için hayır. Beni korkut, beni böyle germe. Beni çocuklarla germe. Ciddiyeti unutuyorum, kontrolü kaybediyorum. Aleme güldürme, boynuma bükme.

İyi seyirler ve bana katlandığınız için teşekkürler.

Author: Fırat Aydın

Share This Post On

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir