Alice in Wonderland

Gösterimdeyken orijinal dilde kopya sorunu yüzünden izleyememiştim, bugünlere kadar kaldı Tim Burton’ın Alice in Wonderland’ını izlemek, ama keşke izlemeseymişim. Yönetmenin elinde ne kitap ne de Alice tanıyabileceğimiz bir halde çünkü.

Tim Burton, Alice’i alıp istemediği bir evliliğin eşiğindeki genç bir kıza dönüştürüyor. Herkes kendisine bakarken böyle önemli bir soruya cevap vermekten kaçıyor ve tavşanın peşinden gidip delikten düşüyor Alice. Tim Burton’ın olay örgüsü ve karakterleri kitaba göre farklı. Hadi bunlara bir şey demeyelim, bir kitabı istediği gibi yorumlama hakkı vardır yönetmenin; ancak kitabın özünden bambaşka bir şey ortaya atmaya, bir anlamda kitabı karalamaya hakkı yoktur. Oysa o, tam da böyle bir şey yapıyor. Hollywood’a özgü klişe bir kendini bulma ve kahramanlık hikâyesine dönüştürüyor Alice in Wonderland’i. Alice neredeyse film boyunca “ben gerçek Alice değilim” diyerek dolaşıyor. Ben de aynı şeyi yönetmen için düşündüm, sanki “ben gerçek Tim Burton değilim” diyordu filmin her sahnesi, her planıyla.

Eğer bu filmi başkası çekseydi, Johnny Depp ve Helena Bonham Carter da yer almasaydı filmde, sanırım herkes yerden yere vururdu. Ama yönetmen tam olarak çevresindeki bu dokunulmazlıktan, kendisini sevenlerin, onun yaptığı her şeyi sahiplenmesinden güç alıyor. Oysaki kim olursa olsun henüz delikten çıkarken Alice’e Çin ile ticaret yapmayı düşündürüyorsa ben ona düşman kesilirim. Alice gibi bir karakter üzerinden “düş gücünüzü paraya çevirin” mesajı verebilecek son isim olurdu herhalde bildiğimiz Tim Burton. Ama sanırım, “ben öyle yaptım, artık Alice gibi bir kahramanı tanınmayacak hale getirsem de kazanıyorum” diyor bu filmiyle. Hiç yakışmamış böyle bir film Tim Burton’a, kendi hayal gücüne de çok büyük haksızlık etmiş.

Author: Nezaket Kartal

Share This Post On

1 Comment

  1. Filmin henüz ortalarında saçma sapan bir noktaya gideceğini tahmin edebildim ama açıkçası bu kadarını da beklemiyordum. Belki de daha önce sinema sektörünü bir pazar olarak gördüğü ve bu duruma uygun oynadığı söylenen Tim Burton’ın “tamamen duygusal” deme şekliydi bu film. Yazık, harcanan emeğe, Lewis Carroll’a ve en büyük yazık Tim Burton’a. Ayrıca sadece arkadaşı J.Depp oynuyor diye filmin eksenini kaydırıp Mad Hatter üzerine döndürmesi de orijinal bir buluş, çok yaratıcı, tebrikler, şak şak!

Submit a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir